You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ümmetin Seni Bekliyor Efendim…

Ümmetin Seni Bekliyor Efendim…

" HACI "
Ümmetin Seni Bekliyor Efendim…

Sevgili peygamberimiz nice güzel müjdelerle böyle bir Nisan ayında gelmişti. Diyoruz ki: “Efendim ne olur gene gel, ümmetin seni bekliyor. Sensizliğin açlığını nelerle kapatmaya çalıştık ama olmadı. Olmuyor efendim. Sana muhtacız, Seni çok özledik Efendim


Aziz kardeşlerim, can dostlarım. İşte bir bahar daha rüzgârlarıyla yüreklerimize serin serin esmeye başladı. Her gelen Nisan bir kez daha bizlere toparlanın, hazırlanın âlemlerin efendisi geliyor, Resûl-i Zîşân kâinata teşrif edecek demektedir. Gerek ülkemizde, gerekse islâm âleminde tatlı bir telaş ve koşuşturmaca olanca hızıyla görülmektedir. Sohbetler, mevlid-i şerifler, salâtü selamlar, konferanslar, paneller ve daha neler neler tertip edilmektedir. Bu manzara gerçekten ihtiyar dünyamızın, içimizi karartan, sızlatan ümmetin iniltileri arasında adeta bir nefes alma dilimi gibi geliyor hepimize. Bir şeyler yapamadığımız kardeşlerimizin acıları karşısındaki mahcubiyetimizin, yada mesuliyetinin gereğini yerine getirmeyen bizlerin, yeniden Resûlüllah’ın doğum yıldönümü vesilesiyle hem şuurlanmamıza, hem de ümitle Efendimizden o garipler için şefaat istememize vesile oluyor.
Her yıl Nisan ayının 20’si geldiğinde, 1989’dan beri Diyanet İşleri Başkanlığının başlattığı kutlu doğum programları yapılmaktadır. Zira hesaplamalara göre Sevgili Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) miladi olarak 20 Nisan 571 de, bir Pazartesi günü dünya ya gelmiştir. Ne gariptir doğumu hicri olarak 12 Rebî-ül Evvel pazartesi, vefatı da yine 12 Rebî-ül Evvel pazartesi günüdür. Hicrî olarak 63 yıllık tertemiz bir hayatın ardından bizleri yetim bırakarak göçüp gitmiştir. Ama ısrarla bizlere vefatından önce son tavsiyeleri “Size iki şey bırakıyorum onlara sımsıkı sarıldığınız müddetçe yolunuzu şaşırtmazsınız, sapıtmazsınız. Onlar Allah’ın kitabı Kur’an ve benim sünnetimdir.” buyurarak; azmış, kudurmuş dünyada yetim kalmamamız için yol göstermiştir.
Aslında insanlık, içinde yaşadığı kokuşmuşlukla son peygamberi, Hz. İsa (Aleyhisselam)’ın müjdesi olan Hz. Ahmed (Aleyhisselam)’ı bekliyordu. Ama canı yandığı, her yeri sancılandığı halde, hastalığının farkına varamayan biri gibi çaresizlik içinde Cenâb-ı Hak’kın son peygamberini göndermesini bekliyordu.
Abdülmuttâlib’in evlilik çağına gelmiş genç ve yakışıklı delikanlı oğlu Abdullah’ı, bilhassa yüzünde parlayan nûr-u Muhammed sebebiyle Mekke’li genç kızlar zaman zaman rahatsız ediyorlardı. Efendimiz’in babası Hz. Abdullah ise edepli ve utangaç halini bozmuyor, babasından da 24 yaşına geldiği halde beni evlendirin diye talepte bulunmuyordu. İşte bu sıralar babası Mekke’nin reisi Abdulmuttalib oğluna “seni evlendireyim mi?” diye sordu. O da “siz bilirsiniz babacığım” dedi. Bundan sonra Mekke de çok sevdiği oğlu Abdullah’a evlendirmek için kız bakan Abdulmuttalib’e birkaç isim den sonra Vehb’in kızı Âmine’nin çok terbiyeli, güzel huylu ve simalı olduğu, “oğlun Abdullah’a ancak bu kız denk olur.” bâbında tavsiyeler üzerine harekete geçtiler. Hz. Âmine validemiz daha 19 yaşlarındaydı. Gerek ahlâkı, gerek iffeti, gerekse güzelliğiyle eşsiz biriydi. Hani ilk görüşte gönüle düşen sevgi, sıcaklık derler ya işte öyle bir aşkla Âmine validemiz; Hz. Abdullah’ın kalbine düştü. Abdülmuttâlib, önceki gelin adaylarına karşı soğuk duran oğlunun Âmine’yi beğenmesiyle evlilik hazırlıkları ve düğün yaptı, derken kainâtın beklediği son peygamber babasının alnından, annesinin yüzünde belirdi.
Hz. Abdullah’ın daha önceleri sık sık önünü kesen Mekke’li kızlardan en ısrarcı olanın artık çok ilgisiz oluşu bir gün dikkatini çekti ve cesaretini toplayarak sordu. “Önceden devamlı yolumun önüne çıkıyordun artık hiç görmezden geliyorsun bunun sebebi nedir?” dedi O kız henüz Abdullah’ın evlendiğini bilmiyordu. Kız dedi ki “bilmiyorum ama önceden senin yüzüne baktığımda beni sana çeken bir nur vardı, şimdi onu göremiyorum. Artık benim gözümde sende diğer insanlar gibi görünüyorsun. Sen evlendin mi yoksa dedi?” Hz. Abdullah “Evet Âmine bint-i Vehb ile evlendim” dedi. O Mekke’li kızın gördüğü o zamana kadar Abdullah’ın alnındaki Resûlüllah’ın nûruydu. Hz Âmine, Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi Vesellem)’e hamile kalınca o nur Hz. Abdullah’tan Âmine’nin alnına geçmişti.
Ne var ki Resûlüllah’ın çileli hayat yolculuğu daha anne karnında başlayacak, doğumuna iki ay kala babası ticaret için gittiği Şam dönüş yolunda Medine’de vefat edecek. Burada dikkatimizi çeken bir husus da Medine sanki Resûlüllah’a “Bak Ey Muhammed (Sallallâhü Aleyhi Vesellem) babanı aldım, anneni de alacağım kucağıma. Bir gün sende bana geleceksin.”der gibiydi. Zira annesi Âmine validemiz de Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi Vesellem) altı yaşındayken babasının kabrini ziyarete gelişlerinin ardından Medine’ye üç konak mesafede Ebva köyünde vefat etmişti. Aziz dostlar nice güzel müjdelerle Sevgili Peygamber Efendimiz böyle bir güzel Nisan ayında gelmişti. Bizler de diyoruz ki: Efendim ne olur gene gel, ümmetin seni bekliyor. Sana muhtacız efendim. Dünya bizi maskaraya çevirdi. Bir görsen, senin ashâbının adını taşıyan ümmetin ne kuyulara atıldı. Sünnetlerinle gel efendim. Seni çok özledik, ama özlediğimizin bile farkında değiliz. Sensizliğin açlığını nelerle kapatmaya çalıştık. Olmadı, olmuyor efendim. Seni bize peygamber olarak gönderen Rabbimize nihayetsiz hamd-ü senâlar olsun. Zâtı âlinize, cümle peygamber kardeşlerine, ehl-i beytine, ashâbına ve ehl-i îmâna salât-ü selâm olsun…

Ömer DÖNGELOĞLU


Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: Ümmetin Seni Bekliyor Efendim…
Sevgili peygamberimiz nice güzel müjdelerle böyle bir Nisan ayında gelmişti. Diyoruz ki: “Efendim ne olur gene gel, ümmetin seni bekliyor. Sensizliğin açlığını nelerle kapatmaya çalıştık ama olmadı. Olmuyor efendim. Sana muhtacız, Seni çok özledik Efendim
[Resim: allahmuhammedduais5.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Ümmetin Seni Bekliyor Efendim…
İnşallah s.a.v. in şefaatine nail olan müminlerden olmayı Allah bizlerede nasip eder. kutlu doğum haftasında yapılan bütün ibadetleri Rabbim kabul etsin İnşallah
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.