Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Ülkeler tarihi

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 37 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Murataltug
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
20-11-2017, Saat:08:45 AM
KERKÜK ŞEHRİNİN TARİHÇESİ

Kerkük’te ilk yerleşim izlerine M.Ö.2000 yıllarında rastlanılır. Kerkük Arafada yapılan kazılarda M.Ö. 2600 yıllarına ait silahlar, bakır eşyalar ve toprak kaplar bulunmuştur.Kerkük’ün en eski yerleşim mekanı Kerkük Kalesidir. Kale şehrin adeta çekirdeğini oluşturmuştur. Kalenin yapılışı M.Ö. 3000 yıllarına uzanır. Hz.Ömer zamanında İslam ordularının meşhur Kaadisiyye Meydan muharebesinde Sasanileri M.S.636 yılında yenmesinden sonra, Kerkük Müslüman şehri olmaya başlar. Şehir, 750 yılında Abbasi Devletinin kurulması ile İslam devletinin sınırlarına dahil olur.

1055 yılında Tuğrul Bey, komutasında Oğuz ordusu Irak’a girer. Büveyhi’lere son verilerek hükümdar Melik Rahim’i tutuklanır Halifelik Abbasilere bırakılır ancak askeri hakimiyet Tuğrul Beyin uhdesinde kalır.Sultan Mahmut Tapar komutasında Kerkük 63 yıl Büyük Selçukluların hakimiyetinde kalır. Irak Selçuklularının hakimiyetinde ise 12 yıl kalır.

1130 yılında Arslantaş oğlu Kıpçak, Kerkük ve Şehrizor bölgesinde üstünlük sağlar ve tek egemen güç haline gelir.bölge Vilayet’ül Kıpçakiyye olarak anılır. Arslantaş, Türkmenler tarafından çok sevildiği için,Kerkük’te varlıklarını güçlendirir 1139 yılında Musul Atabeyi İmadeddin Zengi, Kerkük dahil bütün bölgeyi ele geçirir.

Timur’un Irak seferi sırasında Kerkük Kalesine uğrar kalenin sorumluluğunu adamlarından Emir Ali’ye verir. Kale 18 yıl sonra Karakoyunluların eline geçer. Baranlılar olarak da bilinen Karakoyunluların kurucusu Bayram Hoca’dır; Oğuz Türkü’dür. Yani Türkmendir.

1470 yılında Kerkük Şehrine Akkoyunlular hakim olurlar. 1508 yılında Akkoyunlular Safavi devletinin kurucusu Şah İsmail tarafından kaldırılıncaya kadar Kerkük, Akkoyunluların hakimiyetinde kalmıştır. Safavi devletinin egemenliğine giren Kerkük, Yavuz Sultan Selim komutasında Çaldıran Savaşında Osmanlı Devletinin nüfuz alanına girmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat ve Kerkük ziyaretinde Bayat boyundan Kerküklü Türk şairi Fuzuli, Bağdat Kasidesini padişaha sunar. Kerkük Kalesine yeniçeriler ocaklılar, tımarlılar ve zeametler yerleştirilir. 

1549 yılında Kerkük Beylik ve 1578 yılında Beylerbeyi olur.Osmanlı kayıtlarında ‘ GÖKYURT ’ olarak geçmeye başlar. Osmanlının bu ismi Kerkük şehrine verme düşüncesi, şehrin halis bir Türk şehri olduğunun kanıtıdır.Kerkük 172 yıl Osmanlının idaresinde kalmıştır. Şehirde, günümüze kadar gelen bir çok Osmanlı eserleri bu dönemde yapılmıştır.

Kerkük’ün simgesi haline gelen Kerkük Kalesi, en eski tarihi eserlerini surlar içerisinde saklamaktadır. Kerkük Kalesi 1997 yılında Saddam yönetimi tarafından yerle bir edilmiştir.
Yıktılar kalamızı
Sürdüler balamızı
Daha can boğazdayken 
Çektiler salamızı
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
20-11-2017, Saat:08:46 AM
KERKÜK’ÜN KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİ
KERKÜK ŞEHRİNİN TARİHÇESİ

Kerkük’te ilk yerleşim izlerine M.Ö.2000 yıllarında rastlanılır. Kerkük Arafada yapılan kazılarda M.Ö. 2600 yıllarına ait silahlar, bakır eşyalar ve toprak kaplar bulunmuştur.Kerkük’ün en eski yerleşim mekanı Kerkük Kalesidir. Kale şehrin adeta çekirdeğini oluşturmuştur. Kalenin yapılışı M.Ö. 3000 yıllarına uzanır. Hz.Ömer zamanında İslam ordularının meşhur Kaadisiyye Meydan muharebesinde Sasanileri M.S.636 yılında yenmesinden sonra, Kerkük Müslüman şehri olmaya başlar. Şehir, 750 yılında Abbasi Devletinin kurulması ile İslam devletinin sınırlarına dahil olur.

1055 yılında Tuğrul Bey, komutasında Oğuz ordusu Irak’a girer. Büveyhi’lere son verilerek hükümdar Melik Rahim’i tutuklanır Halifelik Abbasilere bırakılır ancak askeri hakimiyet Tuğrul Beyin uhdesinde kalır.Sultan Mahmut Tapar komutasında Kerkük 63 yıl Büyük Selçukluların hakimiyetinde kalır. Irak Selçuklularının hakimiyetinde ise 12 yıl kalır.

1130 yılında Arslantaş oğlu Kıpçak, Kerkük ve Şehrizor bölgesinde üstünlük sağlar ve tek egemen güç haline gelir.bölge Vilayet’ül Kıpçakiyye olarak anılır. Arslantaş, Türkmenler tarafından çok sevildiği için,Kerkük’te varlıklarını güçlendirir 1139 yılında Musul Atabeyi İmadeddin Zengi, Kerkük dahil bütün bölgeyi ele geçirir.

Timur’un Irak seferi sırasında Kerkük Kalesine uğrar kalenin sorumluluğunu adamlarından Emir Ali’ye verir. Kale 18 yıl sonra Karakoyunluların eline geçer. Baranlılar olarak da bilinen Karakoyunluların kurucusu Bayram Hoca’dır; Oğuz Türkü’dür. Yani Türkmendir.

1470 yılında Kerkük Şehrine Akkoyunlular hakim olurlar. 1508 yılında Akkoyunlular Safavi devletinin kurucusu Şah İsmail tarafından kaldırılıncaya kadar Kerkük, Akkoyunluların hakimiyetinde kalmıştır. Safavi devletinin egemenliğine giren Kerkük, Yavuz Sultan Selim komutasında Çaldıran Savaşında Osmanlı Devletinin nüfuz alanına girmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat ve Kerkük ziyaretinde Bayat boyundan Kerküklü Türk şairi Fuzuli, Bağdat Kasidesini padişaha sunar. Kerkük Kalesine yeniçeriler ocaklılar, tımarlılar ve zeametler yerleştirilir. 

1549 yılında Kerkük Beylik ve 1578 yılında Beylerbeyi olur.Osmanlı kayıtlarında ‘ GÖKYURT ’ olarak geçmeye başlar. Osmanlının bu ismi Kerkük şehrine verme düşüncesi, şehrin halis bir Türk şehri olduğunun kanıtıdır.Kerkük 172 yıl Osmanlının idaresinde kalmıştır. Şehirde, günümüze kadar gelen bir çok Osmanlı eserleri bu dönemde yapılmıştır.

Kerkük’ün simgesi haline gelen Kerkük Kalesi, en eski tarihi eserlerini surlar içerisinde saklamaktadır. Kerkük Kalesi 1997 yılında Saddam yönetimi tarafından yerle bir edilmiştir.
Yıktılar kalamızı
Sürdüler balamızı
Daha can boğazdayken 
Çektiler salamızı
Kerküklü şairlerden biriside Kadimdir.1731 yılında Tebrize giderek önce müderris sonra da kadı olmuştur..1762 yılında Bursa’da vefat etmiştir.
Mehmet Nevruzi dir. 1795 yılında Kerkük’de vefat etmiştir.Kerküklü Bedri ise 1743 -1821 yılları arasında Kerkük’te yaşamıştır.1807-1882 yılları arasında yaşayan Kerküklü şair Nur Ali Baba Kerkük’te doğup Sivas’da vefat etmiştir. 

Hicri Dede, Kerkük Türkmen edebiyatının dönüm noktasıdır. 1880 de Kerkük de doğmuş 20. yüzyılın Kerkük’te yetişmiş en önemli şairidir.Hicri Dede 1952 yılında hakkın rahmetine kavuşmuştur.
Kerkük kültürü sadece şairleri ile ölçülmez.Kerkük Türklerinin bir başka kültür zenginliği ise, Hoyratları ve Manileridir. Hoyratlar ve manilerde hüzün ve sitem hakimdir. Bu duyguların nedeni esaret altında yaşamış olmalarıdır

Kerkük’lüyem siz bilin
Keserem düşman dilin
Neft tökib yandırsalar
Terk etmem Türkman dilin

Perdeleri örtük,
Lambaları sönük,
Sırtında yıllar yük,
Hatıraları kırık dökük,
Bir yer olacak orada,
Adı, Kerkük…”
Arif Nihat Asya
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
20-11-2017, Saat:08:47 AM
Dünyanın en tehlikeli 4. ülkesine yolculuk
Seda Şennik Ateş ırak gezi notları

Kerbela’ya geldiğimizde kendimi yaşadığım yıldan yüzyıllar öncesine gönderilmiş gibi hissettim.''
Çölün bittiği noktada 3 katlı sarı toprak binaların, düzensiz sokakların ve caddelerin üzerinde Necef Havaalanı'na indi uçağımız Ramazan ayıydı. Ağustos’un en sıcak günleriydi sahabenin türbelerini ziyaret etmenin heyecanı ve 47 derecede buharlaşan oksijeni solumaya çalışarak bekledik valizlerimizi.Iraklı yetkililer, Hz. Ali’nin kabir örtüsünden kesilerek hazırlanmış küçük örtüler hediye ettiler ilk hatıra fotoğrafı çekildi.bu kadarı bile ilginç bir hafta geçirmenin eşiğinde olduğumu hissettirmeye yetti.

Irak dendiğinde zihnimde ilk görüntü Körfez savaşında Irak semalarına düşen bombaları hafızlarımızdan silinmeyen Ebu Gureyb işkenceleri... Irak, köklü kültürü ve Endülüsteki İslam tarihinin en önemli eserlerini barındıran kütüphaneleri aklımıza gelemiyor maalesef.

Necef havaalanından merakla izledim şehri, sanki dün çekilmiş askerler henüz sokağa çıkmaya başlıyor insanlar, ürkek adımlarla etraflarına bakarak… Adım başı kontrol noktası, adım başı asker… Altyapı Necef için çok yabancı bir kavram, şehir tam elektrik kablosu yığını, gökyüzünü görmek imkansız. Teller, birbirine geçen kablolar, onları tutan ipler vs. Necef’in gökyüzü mavi değil, siyah!

Türbe ziyareti kültürleri bizlerden farklı
Otelimiz Hz. Ali'nin türbesinin bulunduğu bölgedeydi. defalarca bombalanan türbede çok ciddi güvenlik var. Türbenin 50 metre ötesinden başlıyor yüksek beton duvarlar, tel örgüler tanklar, buna rağmen kendinizi güvende hissetmeyin zira Irak, Uluslararası Risk Yönetime göre dünyanın en tehlikeli ülkeleri arasında 4. sırada.

İlk ziyaret noktamız Hz. Ali’nin türbesi Hz. Ali’nin Necef’e 170 km uzaklıktaki Kufe de öldürüldüğü tahmin ediliyor. Cenazenin nereye gömüldüğü saklı tutulan peygamber yoldaşının bugünki ziyaretgahı 12 imamların 4.sü İmam Zeynel Abidin tarafından bulunmuş.

Dünyanın en tehlikeli 4. ülkesine yolculuk
Seda Şennik Ateş ırak gezi notları
Hz ali Türbesinin inşa tarihi bilinmiyor. Türbenin kapısındaki bağrışmalar ve ağlamalar sizi ürkütmesin Şii toplumunda yadırganacak bir görüntü değil. Türbe kültürleri bizlerden farklı... Türbenin parmaklıklarına kafalarını vuranları, kendilerini türbe demirlerine bağlayanları oturup dövünenleri uzun uzun seyrettim Bu “elim” manzara, “ilmin anahtarı, bilginin efendisi” iltifat ve sıfatlarına fazlasıyla layık olan Hz. Ali’ye yapılan muamele, maalesef inanış algımı zorladı.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#4
20-11-2017, Saat:08:48 AM
Seda Şennik Ateş ırak gezi notları
Yaşayan kent: Vadi-üs Selam

Hz ali Türbesinin arkasında uzayıp giden irili ufaklı yüzlerce kubbenin bulunduğu, dev bir alan... “dünyanın en büyük tarihi mezarlığı Vadi-üs Selam içeriden Arapça ilahiler yankılanmaya başlamıştı gündüz saatlerinde burası dev bir film platosunu andırıyordu,Türkçeye “barış vadisi” olarak çevrilen mezarlıkta Hz. Adem’den Hz. Nuh’a sayısız peygamber ve sahabenin gömülü olduğuna inanılıyor. Bu nedenle insanlar Necefte gömülmek istiyor.Türkiye, Hindistan ve Afrika’dan İslam âlimlerinin barış vadisindeki âlim mezarları, diğerlerinden yeşil boyalı yüksek kubbeleri ile ayrılıyor. mezarların içinde ölenlere ait dev fotoğraflar var. Bu görüntü ile ölümü hayata iliştirmeye çalışıyorlar Acıya böyle göğüs geriyor demek ki her gün yeni bir felakete uyanan toprağın insanları...

tahrip olmuş mezarların üzerindeki sayısız kurşun izlerini görebilirsiniz.izler Amerika’nın Irak’ı işgalinden kalma... Amerikan askerleri en çok kaybı mezarlığın tünel ve dehlizlerinde vermiş.
Camiler, tarihi yapılar ve çarşılardan ayakta olanlar var Yol boyu siyah çarşafların asılı olduğu evleri izledim. araçlarda siyah bez dalgalanıyordu. Kerbela'ya yürüyen kadınlar erkekler siyah çarşaflara dolanmıştı. Bu toprakların bitmeyen yası, nasırlaştırmış yüzlerindeki ifadeyle insanlar Osmanlıda şehrirde yapılan mezarlıklar şehir dışına çıkarılarak hayattan uzaklaştırılmış insanlar ölümle kol kola geziyor Mezarlıkları da şehirlerinin tam Kaybettiklerini anlatmıyorlar.kimseyi suçlamıyorlar teslimiyetleri duyarsızlığa dönüşmımüş
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#5
20-11-2017, Saat:08:49 AM
Seda Şennik Ateş ırak gezi notları
BAĞDAT

Bağdat, Irak’ın başkenti, Ortadoğu’nun Kahire ve Tahran’dan sonra en büyük 3. şehri... Dicle’nin ikiye böldüğü şehir, yüzyıllarca İslam dünyasının ilim, kültür, siyaset ve ticaret merkeziydi. İlk büyük felaketini Moğol istilası ile yaşayan Bağdat, yüzlerce saldırıya ve kuşatmaya maruz kalmış. Savaşlar ve işgaller Bağdatı yerle bir etmiş

bağdatta camiler, tarihi yapılardan ayakta olanlar var. Toprak yapılar çoğunlukta, Irak’ın kentlerine nazaran az beton duvarlar var. Yüksek duvarların arkasında yaşıyor Iraklılar. Her gün yeni bir bombalı saldırı ile içice hayatlarını sürdürmenin çözümlerini arayarak inşa edilmiş yaşamları....Heykeller yıkılıyor, yerine yenileri dikiliyor

Dev Saddam heykelinin devrildiği Firdevsi meydanında 90 yıldır heykeller yıkılıyor, yenileri dikiliyor. Irak devriminden önce Kral II. Faysal'ın, devrimin ardından yönetimi ele geçiren Irak Cumhuriyeti'nin ilk Başbakanı General Kasım’ın, ardından ise generali deviren Saddam’ın heykeli vardı burada.

firdevsi meydanında Saddam’ın heykeli yıkıldığından beri meydanda heykel yok. Irak’ın kimlerin elinde olduğu belirsiz heykeli yıkan Kasım El Caburi, “Beş yıl boyunca o heykeli devirmeyi diledim. Ama sonrası hayal kırıklığı oldu. O zamanlar sadece diktatörümüz vardı, şimdi yüzlercesi var. Hiçbir şey iyiye gitmedi.” diyor. Ortadoğu’da Arap baharı ile başlayan kimin elinin kimin cebinde olduğunu kestiremediğimiz günlerde muhalefet edeceğim derken sapla samanı karıştıranlara ibret verici bir röportaj.

Dicle’nin kıyısındaki bağdat şehirinde Dicle’nin sularındaki balıklardan yemeden gitmek olmaz Dev beton bir havuzun etrafında dikilen çubuklara geçiriliyor balıklar ve ortada yanan ateşin harında hafif hafif pişiyor. Balık sevmeyen biri olarak söylüyorum, oldukça lezzetliydi.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#6
20-11-2017, Saat:08:50 AM
Seda Şennik Ateş ırak gezi notları
BABİL

Babil Antik kenti sayısız saldırıya uğramış
Ortadoğu şehirlerinde IŞİD militanlarının balyozlarla yıktığı eserleri anımsıyorum. Ortadoğuda her dönem yüzlerce örgüt var. Saddam, sarayını antik kenti tepeden gören yere inşa ettirmiş, devrildiğinde saray ve antik kent yağmalanmış. Antik dünyanın 7 harikasından biri olan Babil’in asma bahçelerinden eser yok.

babil kentinde Yağmalanan eserler dünyanın müzelerine taşınmış. Babil antik kentinin %10’u toprak üzerine çıkarılabilmiş.kentin içinde 100’e yakın tapınak bulunuyor tapınakların gün yüzüne çıkarılabilmesi için çalışmalar sürüyor. Batı dünyası, yağmalamacı ruhundan dolayı kaçırılan eserleri geri vermeye yanaşmıyor
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#7
20-11-2017, Saat:08:50 AM
Seda Şennik Ateş ırak gezi notları
Matem yaşam şekli olmuş Kerbela'da

Kerbela’da kendimi yaşadığım yüzyıllar öncesine gönderilmiş gibi hissettim. peygamber torunlarının öldürüldüğü topraklarda felaket dün yaşanmışçasına taze... Gülen bir esnaf, ziyaretçi takılmadı gözüme. Matem olmuş. Hayatları Saddam döneminde Şiilere yasaklanan Kerbelaya hasret ile dolan Şiiler, yılın her ayı, özellikle de 10 Muharrem’e denk gelen dönemlerde akın ediyor.

kerbelada Mescitler 24 saat açık. uzun geniş bir caddede sıralanıyor türbeler.Celal Abbas türbesi ve Hz. Zeynep’in halka seslendiği mescidin önünden geçerek,Hz. Hüseyin’in türbesine ulaştık. Her adımda yükseliyor çığlıklar.

kerbelada Gümüş ve altından renkli kesme taşlarla bezeli içiçe geçen odaları var hz hüseyin türbesinin. Irak mimarisinde kesme cam işçiliğinin en güzel örneğiydi türbe... Ziyaret için gelen gruplar, peygamber torununu yüksek sesle selamlıyor. kapısının önünde mersiyeler okuyarak sine dövüyorlar. Huzura ise herkes ayrı ayrı giriyor.

Hz hüseyin Türbesinin ayakucunda Kerbala’nın en küçük şehidi, Hz. Ali’nin oğlu Ali Asgar’ın türbesi var. kalbim eziliyor.o günden bu yana Ortadoğu’ya dair hiç umudum yok! kerbelada Celal Abbas türbesinin hemen karşısındak Arapça bir mezar taşına ilişti gözüm.Şiilere uyup ilk çığlığımı patlattım: “Fuzuli’nin mekanı” yazıyordu. Hz. Ali’nin türbedarı Fuzuli’nin mezarı Kerbela’da ansızın karşıma çıkması heyecanlandırdı. Sanki ilk ben bulmuştum mezarını. Mezar taşının bulunduğu yeri tekrar tekrar okudum. Kerbela’da yüzümü güldüren tek andı. Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedür
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#8
20-11-2017, Saat:08:51 AM
İLBER ORTAYLI yazıları

Şah İsmail’in topraklarında Erdebil ve Tebriz’de herkes Yavuz Selim ve Şah kavgasının lüzumsuz ve tahripkâr olduğunu tekrarlar. Birisi Türk şiirinin en arı dilli şairi Şah İsmail, öbürü Fars şiirinin üstadı Yavuz Selim’in savaşı medeniyet mücadelesi değildir. Peki bu kavga ne içindi? Şah İsmail’in anayurdunda bunu düşünmemek olmaz.
İran-Azerbaycan vilayetinde, Tebriz ve Erdebil’de öğrenim turu yaptık. İrana İlk defa 1986 da geçmiştim geleneksel bir hayat vardı; şehirler mütevazıydı, kırlarda ekonomik yetmezlik görülüyordu. 

İran’ın şimali Tebriz kendi dünyasının merkeziydi Erdebil, Tebriz Urmiye halkı zarif bir geleneği devam ettiriyordu, şehrin münevverleri Fars ve Türk edebiyatının üstadı, tarihi mimariyi iyi tanıyan, bilgili kimselerdi. SAFEVİLİĞİN MERKEZİ ERDEBİL
Kıyılardan Elbruz Dağları’nı aşarak Erdebil’e iniyoruz. İran’ın en ormanlık bölgesi burası. Erdebil verimli bir plato üzerindedir Ahalisi Türkçe konuşur.Burası Safeviliğin doğduğu yerdir. 

15 ve 16’ncı yüzyıllardaki Safeviler iranda önemlidir Şeyh Cebrail’in soyundan gelen Şeyh Safiyüddin ve oğlu Şeyh Haydar, Erdebil’i Şeyh Safi’ye bağlı Safeviler tarikatının merkezi yaptı getirdi. Akkoyunlularca desteklendi.Safeviler sadece tarikatın gücüyle değil hanedan akrabalığından yararlandılar. Şah İsmail tarikatı devam ettirmektense Şii Caferiliği, İran devletinin resmi inanç biçimi olarak açıkladı.

Erdebil ve Tebriz’de tarihçiler ve aydınlar, Yavuz Selim ve Şah kavgasının lüzumsuz ve tahripkâr olduğunu tekrarlar.tarihin birisi Türk şiirinin en arı dilli şairi Şah İsmail (Hatai), öbürü Fars şiirinin üstadı Yavuz Selim’in savaşı medeniyet mücadelesi değil nüfuz ve iktisadi problemdir.  İran açısından mesele İpek yollarını kim kontrol edecek, Akdeniz e nasıl çıkılacak sorusuydu Yavuz Selim içinse Suriye-Filistin kadar önemli olan Mısır’a hâkim olmaktı konu.

KENDİ DÜNYASININ MERKEZİ
Bizim Babıâli dediğimize Safeviler Âlikapı der. Onların başkenti İsfahan hiçbir İslam şehriyle karşılaştırılmayacak kadar Rönesans İtalya’sının rüzgârlarını taşıyan bir mimariye sahiptir.kuru bir taklit değil, bir Doğu-Batı sentezidir.

Geçmişin kavgalarını bugünün görüşüyle değerlendirmeye kalkmak fikir ve tarihçilik yönünden çadır komedisdir.Karlofça antlaşmasında İran’ın Mukaddes Liga devletlerine taraftar olması Türklükle açıklanamaz. İran’ın kendi başına bekası mühimdir. Bugün İran, o coğrafyanın Türkleri için önemli bir varlıktır, kendilerini kurucu olarak görürler
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#9
20-11-2017, Saat:09:08 AM
IRAK TARİHİ

Kral Faysalın başa geçmesiyle beraber yaşanan en önemli gelişme Sati el Hüsri'nin Irakta kurduğu Arap birliğine yönelik eğitim sistemidir özellikle Şii grupların tepkisini toplamıştır. Kral Faysal güçlü ve bağımsız bir Irak kurabilmenin yolunun güçlü bir ordudan geçtiğini biliyordu. ordunun oluşması için çalışsa da Iraklı Kürtler ve Şiilerin olumsuz tavrıyla karşılaşmış Her iki topluluk da Sünni Araplara asker olarak hizmet etmeyi reddetmişlerdir.

İlerleyen yıllarda Sünnilerle Şiiler arasında entegrasyon yaşanmış karşılıklı evlilikler ve ticaret ilişkileri olmuştur. 1928 gelindiğinde 88 kişilik Irak parlamentosunda 26 Şii üye vardr. 1930 yılında Irak bağımsız bir devlet olma yolunda İngiltere ile 25 yıllık bir anlaşma imzalarken, 1932 yılında Irak Milletler Cemiyetine bağımsız bir devlet olarak katıldı. 1933 de Kral Faruk'un ölümü ile ülkede dinsel ve etnik çatışmalar arttı.

1935'te İtalyanların Habeşistan'ı işgali Ortadoğuda güvenlik endişesine sebep olmuştur. İtalyanların kuzey Afrika'daki hakimiyeti Yemenle yaptığı anlaşmayla Kızıl Denizi kontrol eder hale gelmesiyle ortadoğuda Sadabat paktı kuruldu.
İkinci Dünya savaşı yıllarında hakim güçler mücadelesi Irakta da olmuştur. Almanlar yaptıkları darbe ile kendilerine yakın bir yönetim başa getirseler de, ikinci darbede İngilizler tekrar hakimiyeti kurmuşlardır.

İkinci Dünya savaşında Türkiye sınırlarına gelen Almanlar Türkiye'yi geçerek Irak'taki yandaşlarına yandım etmek ve,İngiliz hakimiyetini kırmak istiyorlardı Fakat daha sonra Alman ordularının Rusya'ya dönmesi, Türkiye'nin işgali ve Irak'a ulaşma planlarından vazgeçmesine sebep oldu. İngilizler Irak'ı da Almanya'ya karşı savaşa girmeye teşvik etse de Irak yönetimi Türkiye'yi örnek alarak aynı politikaları izlemiş ve savaşa girmemiştir.

1936 yılında Kürt kökenli Albay Bekir Sıtkı liderliğinde bir darbe gerçekleşti. 1941'de Mayıs harekatı olarak bilinen ikinci bir darbe oldu.1945 yılında Arap ülkeleri bir araya gelerek, bir Arap Birliği örgütü kurdular. Arap Birliği Arap ülkeleri arasında milliyetçilik duygularının artmasına sebep oldu.Irak, Suriye, Ürdün ve Lübnan tek ülke olarak birleşme düşüncesi ortaya atıldı.

Arapların birleşme düşüncesini İngiltere destekliyordu.İngilizler, Suriye ve Lübnan'daki Fransız hakimiyetini kaldırarak bölgeleri kendi hakimiyetine almayı amaçlıyordu Mısır birleşmeye karşıydı Onun endişesi ise Arap dünyasının en büyük ülkesi olma özelliğini yitirecek olması idi. Ortadoğu'da İngiliz etkisinin zayıflaması, İsrailin kurulması, Mısır muhalefeti gibi nedenlerle arap birliği fikri hayata geçirilemedi.

İsrail'in kurulması ile Arap Türkiye ilişkileri yeni bir döneme girdi. ABD'nin etkisi ile Türkiye'nin İsrail devletini tanıması Arap ülkelerinde tepki ile karşılandı. Türkiye bu tepkileri azaltmak ve yeni müttefikler bulabilmek için Irak'la yakınlaşmaya çalıştı ve ABD ve İngiltere'nin aktif katılımlarıyla Bağdat Paktı imzalandı.İkinci Dünya savaşı ile Dünya güç dengeleri değişti İngiltere hakimiyetini yitirirken ortaya çıkan boşluğu ABD ve Sovyetler doldurdu Irak Sovyetler Birliğinin yanında yer aldı.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#10
20-11-2017, Saat:09:14 AM
MUSUL VE KERKÜK SORUNU

Musul ve kerkük anlaşmasına göre, Musul Irak’a terk ediliyor ve Musul petrollerinden Türkiye’ye %10 hisse 25 sene müddetle veriliyordu. 
anlaşmanin en büyük zaafı Irak Türkleri hakkinda hiçbir hukuki teminatin getirilmemiş olmasiydi.
Uzun yıllar üzerinde hassasiyetle durulan mesele %10 petrol hissesi gibi kağıt üzerinde kalan gayri ciddi bir taviz karşılığında İngilizlerin istediği gibi sonuçlandırılmış oldu.

Türkiye’nin içinde bulunduğu zorluklar, musul sorununun istenilen şekilde sonuçlanmasına imkan vermemişti. Türk Genelkurmayı Musul’un işgali için gizli bir plan hazırlamıştı.Kemal Paşa Cafer Tayyar Paşa’yı Diyarbakır’a kolordu kumandanı olarak gönderirken, Musul’u işgal edeceğimizi, bunun için kendisinden işaret beklemesini söylemişti. Ancak çıkan iç isyan ve karışıklıklar içinde Türkiye bu yolu göze alamadı.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi