gözlerin gözlerime değince
ihale almış gibi olurdum, ağlardım
beni köpek yerine koymazdın, bilirdim
şerefsize yakın bir sevdiğin vardı, duyardım
vücut geliştirmeden çıkmayan bir oğlan, kas yığını
brütüsün biriydi zikrimce
ne vakit boya sandığımın yanından geçse
ayakkabını boyim mi abi
der ve ağlardım
ne vakit otobüste yer bulsam
hamile taklidi yapardım
gazi koltuklarında intihalciler otururdu
şoförler biletsiz binerdi
akbil Allah belanı versin derdim
selpaktan önce doğmuş adamları aşağılardın
endoplazmik retikulümünü bile severdin
twitterda beni takip et diye
ismimi Aysel diye değiştirirdim, ağlardım
kışlar bir ansiklopedi gibi uzardı
madam marcel bir eli Vita’da, bir eli undaydı
kabataştan taksime giden fenikülerle çıkılırdı
sen kalkıp otostop çekerdin
öğrenci, fakir ve aşağılık gibi giderdin
sabaha kadar ışıkları yanardı o evin
şerefsize yakın biriydi zikrimce
güldü mü İsrail’e benzerdi
hele sana İphone 4 aldığı gün
ayakkabıları 2 TL’ye değil 3 TL’ye
boyamaya başlamıştım, ağlardım.
bülent parlak