Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Türkiyenin şehirleri

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 34 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Murataltug
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
17-11-2017, Saat:07:13 AM
ŞEHİRLER TARİHİ


.

Türkiyenin şehirleri
Kaynak adanadan.biz


Adana Arkeoloji Müzesi: Tarih boyu defalarca taşınmış olup, şehrin merkezi Reşatbey’de ziyarete açıktır. Çukurova bölgesindeki arkeolojik eserler sergilenir.

Adana Merkez Park: Sabancı Merkez Camii ile birlikte nehrin kenarında yer alan devasa alan botanik bir nefes alanıdır çim alanda,ağaçlar ve doğa huzuru Avrupai merkez kent park kültürünün önemli bir örneğidir.

Tarihi Kazancılar Çarşısı: Büyük Saat’in yanında yer alan tarihi çarşı, geleneksel Anadolu kapalıçarşı örneklerinin eskilerinden biridir. Bakırcıların ve kazancıların çarşısı olsa da günümüzde gündelik ihtiyaçlara yönelik her türlü dükkan bulunur.

Büyük Saat: 32 metre uzunluğu ile Türkiye’nin en büyük saat kulesidir. 1881’de inşasına başlanıp 1 yılda hizmete açılmıştır.modernleşmenin sembolüdür. Dolmabahçe Saat Kulesi’nden 5 metre daha uzundur. Şehrin çarşı bölümünde yer alır.

Adana Çarşı Hamamı: Büyük saatin karşısındaki hamamın önü dükkanlarla kapatılmıştır. Yine Ramazanoğulları döneminden kalan haman 1529’dan beri açıktır. Şuanda da yarım gün kadınlara, yarım gün erkeklere hizmet veren özel işletmedir.

Adana Etnografya Müzesi: Çukurova ve Toros yerlileri sayabileceğimiz yörüklere yönelik tarihi eşyaları barındıran müze 1983’te açılmış, Kuruköprü Mahallesi’ndedir. Bizi içindekilerden ziyade inşa edilmiş kilise binası etkiler. Giriş ücretsizdir.

Misis Mozaik Müzesi: Adana Arkeoloji Müzesi’ne hizmet veren, meraklısına yönelik içerik bulunduran, Antik Misis döneminden kalma mozaiklerin sergilendiği bir müzedir.  

Çoban Dede parkı ve Çoban Dede Türbesi: Şehrin tarihinde yer edinmiş Karslı köyü önde gelenlerinden Çoban Dede’nin türbesi nedeniyle gündüz ibadete, nehir manzarasıyla da  akşamcılara hizmet veren bu bölge Seyhan Nehri’nin kıyısında bir tepededir…

Hasan Ağa Camii: Adana’daki tek Osmanlı mimarisi eseri camidir. 1558 yılında çivi kullanmadan yapılmış olması özelliğiyle turistik değeri vardır. Sade, alçak katlı, tek şerefeli bir minareye sahiptir.


Eski Baraj ve Regülatör Köprü: Adana yeme içme birçok basit lezzeti keşfedebileceğiniz baraj gölü kıyısı ve eski bagaj, Seyhan regülatör köprüsü kıyı şeridi ile gezinmek için birebir. Sokak tezgahlarından bici bici, şalgam suyu v.s. için iyi bir noktadır.

Adana Atatürk Evi Müzesi: 1923’te Ata’nın kenti ziyaretinde konuk olduğu ev, doğumunun yüzüncü yılında müze olarak açılmıştır. 19.yy tipik Adana evlerinin önemli bir örneği olan binada çeşitli odalar ziyarete açıktır. Yüreğir ilçesi Seyhan Caddesi’nde. Kültür Bakanlığı’na bağlıdır

Dilberler Sekisi Yeni Adana Projelerinde Seyhan Nehrinde kıyısınd yapılmış sekidir. Yürüyüş ve bisiklet yoluyla göl ve nehir manzaralı kafe ile hizmet verir. Dinlence, spor ve mesire alanıdır.

Anavarza Kalesi ve Antik Kenti:Merkezden 70 km.  mesafede Kozan ilçesinin Ceyhan ilçe sınırında antik dönemden kalan Anavarza Kenti’nde  günümüzde  ayakta değildir. Klikya’nın önemli eserinden hamam, kilise, devasa sur ve sütunlu yol şuan yaşıyor olmakla birlikte, kentin zirvesindeki kale oldukça sağlam bir şekilde ayaktadır.

Misis Antik Kenti: Ceyhan Nehri kıyısında tarihi İpek Yolu’nun parçası olarak kalan bölge on beşten fazla medeniyete ev sahipliği yapmıştır mozaik taban döşemeleri,surları su kemerleri taş köprü yaşatabildiğimiz kalıntılar ülkemizin topraklarını beslemektedir Adana şehir dışında görülecek yerler listesinin başında yer alır.

Şahmeran Kalesi: (Yılankale) (Yılanlıkale): Adana il sınırları içinde şehir merkezinden  uzaktadır.tarih boyu İpek Yoluna bekçilik yapmış olan bu eser, ziyaretçilerine tarihi bir yolculuk sunuyor. 12. yy’dan kalan yapının adı Yılankale olmakla beraber biz Adanalılar Şahmeran deriz niyeyse.

Şar Antik Kenti:Tufanbeyli İlçesi’nin kuzeyinde Kayseri sınırına yakın alanda Hitit, Roma ve Bizans eserleri yer alır. ayakta kalabilmiş eserlerin çoğu Roma dönemine aittir.

Ayaş Antik Kenti: Adana’nın  Akdeniz şehri olduğunun ve denize kıyısının olduğunu gösterircesine kıyı ilçemiz Yumurtalık’ta yer alan şirin liman kasabası ve tarihi kalıntıların yerleşimi. MÖ 4’ün sonlarında  Büyük İskender’in, Pers İmparatoru Dara’yı yenmesinin ardından yerleşen Makedon komutanlar tarafından inşa edilmiş bir liman kenttir.

Varda Köprüsü: Karaisalı ilçesinde yer alan muazzam demir yolu köprüsü 99 metre yüksekliğinde 200 metre uzunluğundadır, 1912’de Almanlar tarafından inşa edilmiştir.İlçe, konuklarına Kapıkaya Kanyonu’nun doğal güzelliklerini de vadeder.

Feke Kalesi: Feke ilçesindeki tarihi kale İpek Yolu’nun  korucusudur. 12. yüzyıldan kalma kalenin kendi kadar, manzarası etkileyicidir.bahçesi ve havuzu günümüze kadar yaşamayı başarmıştır. Feke Adana’ya 125 km. kadar mesafededir.

Adana'da  iklim değişiklik göstermektedir. Ovalık alanın iklimi Akdeniz iklimidir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Dağlık alanlarda kara iklimi hakimdir ve kışın yağışlar kar şeklindedir. 

1950’den sonra yoğun bir gelişme gösteren adana yerleşim tarihi  Neolitik Çağ’a inmektedir. Kent ilk devirlerden itibaren Anadolu’yu Gülek Boğazı ile Tarsus’a bağlayan yol üzerinde olduğundan önemlidir.bölge Assur, Pers ve Büyük İskender’in egemenliğine girmiştir. İskenderden sonra Romalı Konsül Pompeius tarafından ele geçirilmiştir.


1867’de kurulan Adana vilayetinin merkezi olan Adana, I. Dünya Savaşı’nın ardından Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Fransızlar 5 Ocak 1922’de Adana İtilafnamesi hükümleri uyarınca kenti boşaltmışlardır. 


Anavarza, 408 yılında antik Kilikia eyaletinin baş kenti olmuştur. Şehrin Kalesi, Roma ve İslami izler taşımaktadır. Ören yerinde surlar, zafer takkı, kale, sütunlar ve mozaikli iki havuz görülmeye değer niteliktedir. Günümüzde açık hava müzesi olarak faaliyet göstermektedir. 

Şar (Şar Köy) Toros Dağları üzerinde Adana’ya 210 km. uzaklıktaki Tufanbeyli ilçesinin 20 km. kuzeydoğusundaki Şar Köyü’nde yer almaktadır.Hitit döneminde “Komana” adıyla bilinen önemli bir merkezdir. Roma açık hava tiyatrosu, Bizans kilisesi ve mermer bloklardan inşa edilmiş 6 m. boyundaki "Ala Kapı" görülmeye değer eserlerdendir. 

Misis antik kenti, Ceyhan Nehri kenarında,İpek Yolu üzerinde kurulmuş, Adana’dan sonra gelen ikinci bir geçit durumundadır. Misis tarihi, antik kentin üzerinde bulunduğu Neolitik Çağ’a tarihlenen höyük ile başlar. Misis’i Truva kahramanlarından Mopsos’un kurmuş olduğu söylenmektedir.

Misis Hitit, Assur, Makedonya ve Seleukosların eline geçmiş, Roma ve Bizans devirlerinde önemli bir merkez olmuştur.Abbasiler döneminde yeniden imar edilmiştir. 1517 yılında Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine girmiş olan Misis’te ayakta kalmış eserler mozaik taban döşemeleri, dokuz gözlü taş köprü,surlar, sukemerleri Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan Havraniye Kervansarayı ve tek kubbeli mescittir. 

Magarsos Ören Yeri: 
Adana’nın sahil ilçesi Karataş’ta Dört Direkli mevkiindedir. Antik Kilikia’nın dini merkezi olan Magarsos, tapınaklarıyla tanınmış, Büyük İskender’in dua ettiği Athena Tapınağı ile ün kazanmıştır. Deniz boyunca uzanan şehir surları, tiyatro,kilise ve hamam kalıntıları ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. 

Ayas (Aigaiai - Yumurtalık) Ören Yeri Ayas (Aigaiai) antik kenti Helenistik devirde tapınağı ile ünlü idi. Roma döneminde gelişimini devam ettiren Ayas, Ortaçağ’da doğunun Akdeniz’e açılan en önemli liman kentlerinden biri olmuştur. 

Ceneviz ve Venedikli tüccarlar Aigaiai Limanı’nda koloniler kurmuşlardır.seyyah Marco Polo Çin seyahatinde bu limandan karaya çıkmış seyahatini tamamladıktan sonra limandan gemiye binip Venedik’e dönmüştür. Ayas ve Atlas kaleleri, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılan gözetleme kulesi, Osmanlı ve Roma hamamları kentin tarihi zenginliğini artırmaktadır. 

Akören Ören Yeri: 
Toroslar üzerindeki Aladağ ilçesinin beldesi olan Akören yeni tespit edilmişdir.iki mahalleden oluşan ören yerinde ayakta kalmış dört adet kilise, yapı kalıntıları caddeler saptanmıştır. Kazılardan Roma devrinden beri yayla olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. 

Ceyhan-Sirkeli Ören Yeri: 
Eski Misis-Ceyhan karayolu üzerinde yer alan Sirkeli köyünde Ceyhan Nehri kenarında bir kaya kütlesinin üzerinde bulunmaktadır. Hitit İmparatoru Muvattali Ramses ile yaptığı ünlü Kadeş Savaşı’nda buraya uğramış Hititler tarafından bu yerin kutsallığına inanılmıştır. Muvattali kabartması en eski Hitit kabartmasıdır

Eski Adana evleri,Tepebağ Höyüğü'nün üzerinde ve eteklerindedir. Adana şehrinin yüzlerce yıllık kültürü burada saklıdır. Tepebağ Evleri'nin çoğu 18. yüzyılda yapılmıştır. 

Yılan Kale: Misis ile Ceyhan arasında, ovaya hâkim bir tepe üzerindedir. İç Anadolu’dan gelip Gülek Boğazı yoluyla Adana, Misis, Payas ve Antakya’dan geçen tarihi istila ve kervan yolunun üzerinde bulunan kale, dağ kaleleri zincirinin ilk halkasıdır.



Akça (Ağca) Mescit: 
Adana’nın en eski Türk yapısı olan Akça Mescit Türkmen Beyi Ağca tarafından yaptırılmıştır. Kapısı ve mihrabı göz alıcı taş mermerlerle  kaplıdır. 



Çarşı Hamamı:
Ramazanoğlu Piri Bey tarafından 1529 yılında yaptırılmıştır. Soğukluk, sıcaklık bölümü ve halvet odalarıyla klasik Osmanlı hamam mimarisinin tipik örneklerindendir. Giriş kapısındaki taş işçiliği ilginçtir. 

Kurtkulağı Kervansarayı, Ceyhan’ın 12 km. güneydoğusunda Kurtkulağı beldesindedir. 17. yüzyıl sonunda Hüseyin Paşa tarafından Halep kervan yolu üzerinde yaptırılmıştır. Büyük kesme taşlarla yapılmıştır.kalın ayaklar kemerlerle örtülü odalar sivri kemerli iki pencere ile aydınlanmaktadır. Kervansarayın yanında ilginç bir mimarisi olan tarihi cami bulunmaktadır. 

Bedesten: Eski Belediye Caddesi üzerindedir. Ramazanoğlu Halil Bey ve oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından 16. yüzyılda yaptırılmıştır. “Kapalı Çarşı” olarak bilinmektedir. Adana’nın en canlı ticaret merkezi olmuştur. Halen bu önemi sürmektedir.



Saha Akdeniz kıyılarında yer alan 17 deniz kaplumbağasının yuvalama alanlarından birisidir. Akdeniz'de yok olma tehlikesi bulunan Mydaskaplumbağası için son sığınma alanlarıdır. 

Adana baraj gölünde sörf yapılmaktadır. Yaylalarda trekking atlı doğa sporu güzergahları mevcuttur. Bisiklet için güzergahlar vardır. Seyhan ve Ceyhan nehirleri olta balıkçılığı için uygun mekanlardır. 

Av potansiyeli yüksek olan adana ilinde Torosların yamaçlarında yaban keçisi, ala geyik ve karaca av hayvanı üretme sahaları kurulmuştur. Akarsularda bol miktarda alabalık yaşamaktadır. 

Rafting için çok elverişli ırmaklarından biri olan Göksu, Adana il merkezine 121 km. mesafede olan Feke ilçesindedir. 

Adanada Geleneksel motiflerle yapılan el sanatları çok gelişmiştir. Keçecilik, koşumculuk, at arabacılığı, demircilik ve bakırcılık, yemenicilik, mermercilik, kilimcilik, hasır ve boyra örücülüğü ilin önemli el sanatları arasında yer alır. 
 
Adana yöresinin zengin bir mutfağı bulunmaktadır. Mutfağın zengin olmasının nedeni çeşitli kültürlerin etkisinde kalmasıdır. yemeklerinin en büyük özelliği un, bulgur, et ve çeşitli baharatların kullanılmasıdır. süt, yoğurt, peynir ve çökelek de bol miktarda kullanılmaktadır.

Adana kebabı çok ünlüdür. Bunun yanında bol yeşillik, ezme, salata yenir ve mevsimine göre ayran veya yöreye özgü şalgam suyu içilir.

hamur çorbası, yüzük çorbası, düğün çorbası, ıspanak başı, kabak çintmesi,ekşili topalak, sarmısaklı köfte, içli köfte, sakatat dolması Adana kebabı, çingene kebabı, şalgam meyan kökü karakuş tatlısı, taş kadayıfı ve halka tatlısı Adana mutfağının özgün yemeklerindendir. 
 

Adana Kent Merkezindeki  Arkeoloji Müzesini, Etnografya Müzesini, Atatürk Evini gezmeden,Merkezde Ulu Cami, Sabancı Merkez Cami, Bebekli Kilise, Taş köprü ve Tepebağ Eski Adana evlerini görmeden,Merkez dışındaki Anavarza, Şar ve Misis ören yerleri Akyatan ve Ağyatan Kuş Cennetlerini görmeden, Adana Kebabı yemeden, Şalgam suyu ve Aşlama içmeden, Eski çarşıları gezmeden, Karatepe kilimlerinden almadan,Altın Koza Festivalini izlemeden Adana'dan ayrılmak olmaz...
 
Adana’da her Pazar başka yerde benzerine rastlayamayacağınız bir çarşı kurulur. Adı Kazancılar Çarşısı Çiğerciler veya Kebapçılar Çarşısı olarak bilinen çarşının müdavimleri arasında,sıradan bir insandan,kent yöneticisine, ufak bir çocuktan, yaşlı bir hanımefendiye kadar yayılan çeşitlilikte insanlar bulunur.

 Adanalılar Kazancılar Çarşısı Çiğerciler veya Kebapçılar Çarşısı olarak bilinen çarşıda Öğle sonuna kadar kebap yer, içki içer, eğlenirler… Kafasına rakı bardağını yerleştirerek akrobatik danslar yapanları mı ararsınız, Adana’nın sıcakkanlılığını ele verecek kadar yüksek sesle yapılan şakalaşmaları mı?
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
25-11-2017, Saat:10:38 AM
Talha uğurluel gezi yazıları topkapı sarayı


Topkapı Sarayında Bab ı Hümayun’un önüne gelmiştik.Sarayın girişinde 3.Ahmet Çeşmesi’ni konuştuk. Osmanlı’da tarihi kitabelerin son satırına harfler ile rakam düşürülürdü buna tarih düşürme denilirdi. 3. Ahmet çeşmeyi yaptırdığında (miladi 1729) dönemin hicri tarihini düşürmek ister ve “Besmele ile iç suyu Han Ahmet’e eyle duası” yazar

topkapı sarayının Bab-ı Hümayunda Kuranı Kerim’ Hicr suresinin 45. ve 48. ayetleri yazılıdır
Ayette şöyle deniyor:“Şeytana uymaktan korkan cennetlerde ve pınar başlarındadırlar, esenlikle  dost ve kardeş olarak otururlar. Orada zahmet ve meşakkat dokunmaz. Oradan hiç çıkarılmazlar.”Osmanlılar, sarayın cennetten köşe oluşunu özdeşleştirmişlerdir

Topkapı sarayında cennet ayetleri var Topkapı Sarayını birileri kaos ortamı gibi gösterir oysaki bu düşüncelerimizin  saray girişinde darma dağın olur Yani burada cennet ayetleriyle hadise o kadar güzel saraya padişahlar kalplerinden kin ve nefreti çıkarmış olarak girer. Padişah, Sadrazam, Şehülislam bakanlar yani erkanı saraya girerken kin ve nefreti dışarıda bırakıyorlar ve devleti bu muhteşem ahlakla ve adaletle yönetiyorlar.


Topkapı sarayındaki cennet hadislerinin yazılı olduğu ayet 1478 yılında Fatih hanın hattatı Ali Bin Sofi tarafından yazılmış. O yıllardaki incelik alimleri derinden etkiliyor ve içeriye böyle haleti ruhuye ile giriyoruz.Babu Selam’dan da geçerek saraya geliyoruz. sergilenen arabalar, Osmanlı’nın her sene Kabe için özel hazırlattıkları Kabe örtüsünü taşıdıkları sürre alayının arabaları.

Mekke’den gelen Seyitler topkapı sarayındaki sürre arabalarını ilgi ile izliyorlar. Saray mutfağının bir mutfak olmadığını Enderun talebelerinin, ilk yıllarında burada çalıştığı ve hizmet almadan önce hizmet etmeyi öğrendiğini konuşuyoruz.
Seyid Ömer söz alıyor ve Efendimiz’in de çocukluk yıllarında Mekke’de çobanlık yaptığını hatırlatıyor.

Topkapı sarayını ziyarete gelen seyyitleri en çok etkileyen Adalet Kulesi. Dünyanın bir dönem buradan yönetildi osmanlılar Adalete inanıp  adaleti dağıttıkları kuleye Kasr-ı Adl, Adalet Kasrı, Kulesi adını verecek ve bu kuleyi, sarayın en yüksek yapısı olarak inşa edeceklerdi.

Topkapı sarayındaki adalet kulesinin kapısına osmanlılar şu hadisi yazdırmışlardı. Efendimiz  şöyle diyordu Bir saatlik adalet seksen yıllık ibadetten hayırlıdır.”Topkapı Sarayı’nın en önemli kapısının önünde ise. Osmanlılar, Efendimiz’e çok düşkün idiler sefere çıkmazdan önce burada toplanır Peygamber Efendimiz’in mübarek sancağını dikerek selamlar ve yolculuklarına öyle çıkarlardı.

Sanki saray, lisanı hali ile Osmanlıların, Peygamber ve O’nun getirdiklerine olan bağlılığını  anlatmaya başlamıştı.Çevredeki her ayet yada hadis ile başı dönen İslam alimlerini başka sürprizler bekliyordu.
Bab-u Saade’nin üçüncü avlusu Arz Odasına çıkar. Yani Kubbe Altındaki kararların Padişaha arz edildiği yer. Padişah  kararları sükunetle dinleyecek kabul edecek yada reddecektir karar Divanı Hümayun tarafından incelenecektir Babu Saade’nin kapısının üzerindeki kitabede ise şu hadisi şerif yazıyordu:”Hikmetin başı Allah korkusudur.”
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
25-11-2017, Saat:10:44 AM
Talha uğurluel
Osmanlı Kadınefendi Mimarisi
Onları Romanlardan Değil Kendi Eserlerinden Tanıyın !!!

Fırsat bulduğumda kitapcılara giderim.En sevdiğim kitap türü ise tarihi içerikli olanlardır. İlmi, araştırma, gezi ve tarihi romanlar. tarihi roman türüne temkinli yaklaşıyo-rum. birkaç yıldır ülkemizde Osmanlı Kadınefendilerini konu alan tarihi roman furyası ile tarihin nasıl bu kadar acımasızca karalanabileceğini ve masum insanlara nasıl bu kadar kolay iftira atılabileceğini görmüş bulunmaktayım.

Safiye Sultan ile başlayan; Hürrem Masalı, Nurbanu, Hatice Sultan ve Kiraze ile devam eden karalamada, Osmanlı Kadınefendileri çıkarcı, maddeci, makam ve mevki düşkünü, gösterilmeleri doğrusu beni çok şaşırttı kitapları kaleme alanların tarihci olmamaları bir yana, Dünyayı yöneten saray mensuplarına ithaf ettikleri akıl almaz hafifliklerde gerçeklerle bağdaşmıyordu.

romanlarda bu kadınefendilere yakıştırılanlar, Harem Sisteminde kurallara bağlı disiplinli bir müessesede sergilenmesi mümkün olmayan şeylerdi. Valide Sultan idaresindeki haremde padişah bile gönlünce hareket etme özgürlüğüne sahip değildi.Osmanlı kadınlarına atılan iftiralar çarpıtmalarda kadınlar sosyal hayatta söz hakkı olmayan ikinci sınıf bir varlıktı.

Osmanlı kadınını anlatan eserleri kaleme alanlar hayallerindeki çirkin sahneleri kağıda geçiriyorlardı Onlar olanı değil, olmayanı  yazıyorlardı. piyasada çok satınca arkası geldi. Üzücü olan ise, okuyanların  anlatılanları gerçek vakalar olarak kabul edip öyle değerlendirmeleriydi. Peki işin aslı neydi? Osmanlı Kadını  nasıldı eli kolu bağlı, iradesini kullanamayan bir konumda mıydı?
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#4
25-11-2017, Saat:10:45 AM
Talha uğurluel
Osmanlı Kadınefendi Mimarisi
Onları Romanlardan Değil Kendi Eserlerinden Tanıyın !!!

Belki adlarını defalarca duyduk, belki önünden yüzlerce kez geçtik. Onlar, Osmanlı Kadını sosyal hayatın tam ortasında olduklarını, arzu ettiği taktirde neleri yapabileceklerini Osmanlı Devlet anlayışında kadına verilen değeri gösteren en güzel semboller. Onlar Osmanlı Kadın Yapıları.

yanlış romanların yazarları, eserlerinde sadece İstanbul a baksalardı, yazdıklarının tezatlığını göreceklerdi.gayri ahlaki olarak  gösterdikleri Osmanlı Kadınları, en büyük hayır kurumları ve camileri inşa ettirmiş, para ve makam düşkünü karalamalara karşı dev külliyelerle toplumun hayatına hayat olmuş, cahil ve evinden çıkamaz iftiralarına karşı da en büyük okulları inşa ederek cevap vermişlerdi.

Kendisini sadece evinin değil halkının anası olarak gören Osmanlı Kadınefendileri, toplumun ihtiyacını karşılamakta kendilerini vazifeli saymış  elindekileri harcamakta tereddüt göstermemişlerdir.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#5
25-11-2017, Saat:10:45 AM
Talha uğurluel
Osmanlı Kadınefendi Mimarisi
Onları Romanlardan Değil Kendi Eserlerinden Tanıyın !!!

toplumun ihtiyaçlarına cevap veren en önemli yapı külliyelerdir Osmanlı Kadınları tarih boyunca birçok külliye inşa ettirmişdir.onlardan biri Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultandır. gençlik yıllarında Üsküdar iskelesinin karşısına, Mimar Sinan’a, içinde medrese ve imareti olan bir külliye inşa ettirmiştir.

Bugün mihrimah sultan külliyesi medrese dispanser, imaret kütüphane olarak kullanılmaktadır. Mihrimah Sultan Külliye içindeki camiyi karanlık onun hoşnutsuzluğunu unutmayan Sinan, Mihrimah Sultan’ın Edirnekapı’da yaptıracağı ikinci külliyenin camisini  hiçbir camide yapmadığı kadar aydınlık olarak inşa etmiştir.

Üsküdardaki Yeni Valide Cami denilen dev yapılar topluluğunu 3.Ahmet’in annesi Emetullah Gülnuş Sultan yaptırmıştır. mübarek kadın, Osmanlı kadınına gösterilen değeri anlatırcasına, yaptırdığı külliyenin yola bakan kıyısında üstü açık bir türbede, o çok sevdiği beyaz güllerin arasında yatmaktadır.

Bazılarının yerden yere vurduğu, Peygamber Aşığı Kösem Sultan’ın Üsküdar sırtlarındaki Çinili Camisi, medrese, hamam ve İstanbul’daki en büyük kervansaray tipli iş merkezi Çinili Camiye gelmişken yanındaki dev Atikvalide Külliyesini 2.Selim’in karısı Nurbanu Valide Sultan, Mimar Sinandan istemiş Koca Sinan’da Üsküdar’ın sivri tepesine mimarlık harikası yapıyı; mektep, medrese, darüşşifa, darülkurra, imaret, kervansaray, hamam ve camisiyle birlikte inşa etmiştir.

Kavsara Mustafa Baba Camisi. Kavsara Mustafa tarafından yapılan ve 100 yıl sonra yıkılan camiyi Sultan Abdülmecid’in annesi Bezmi Alem Valide Sultan yeniden inşa ettirdi Osmanlı kadınları sadece eser inşa ettirmedi yapılanları da korudu

O güzelim boğazın üzerinden Eminönü’ne geçelim. Eminönü iskelesinde bizi tüm haşmeti ile Yeni Cami karşılayacaktır. Bu büyük yapı tam bir Osmanlı kadın mimari eseridir. Caminin inşaatını, 3.Murat’ın hanımı Safiye Sultan başlatmış ömrü vefa etmemiş, inşaatı 4.Mehmet’in annesi Turhan Sultan tamamlamıştır.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#6
25-11-2017, Saat:10:46 AM
Talha uğurluel
Osmanlı Kadınefendi Mimarisi
Onları Romanlardan Değil Kendi Eserlerinden Tanıyın !!!

Ne yazık ki, 3 ciltlik Safiye Sultan romanını yazanlar, kadın efendiyi, hayır için yaptırdığı Mısır Çarşısında türlü melanetler işliyor göstermekten çekinmemişlerdir. Halbuki Kahire’de yaptırmış olduğu hayır eserlerinden Yeni Cami ve Külliyesine kadar tüm yapılar, onların karalamalarına en güzel cevabı vermektedirler.

Sultan Ahmet Kadırga Sırtlarında Mimar Sinan’a ait şirin bir külliye Bu yapının şahsında Osmanlı kadınlarının sadece kendileri için değil, eşleri için de hayır kurumları inşa ettiklerini görmekteyiz. 2.Selim’in kızı İsmihan Sultan çok sevdiği kocası Sokulu Mehmet Paşa’nın vefatıyla  külliyeyi onun adına inşa ettirmiş, mabedi farklı kılmak için, camiye Hacer-ül Esved taşının parçalarından koydurmuştur.

kadırga parkında İstanbul Surları içinde ayakta kalan tek namazgahı görüyoruz. Altında kare planlı çeşmesi ile üst kata çıkılan namazgah 1.Abdülhamid’in kızı Esma Sultan’a ait.yapının ışığında, namazgah inşa eden padişah kızına ait çarpıtmaları hatırlıyor iftiranın bu kadarına pes demekten kendimizi alamıyoruz.

Gülhanede bir kadın mimarisiyle karşılaşıyoruz. 3.Ahmet’in kızı Zeynep Sultan Camisi ve caminin arkasında İlkokul olarak kullanılan mektebi. ne yazık ki yol yapım çalışmaları sırasında kaldırılan türbes bir daha inşa edilmedi Zeynep Sultan’ın naşı, caminin bodrumunda yeni türbesinin inşa edileceği günü beklemektedir.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#7
25-11-2017, Saat:10:46 AM
Talha uğurluel
Osmanlı Kadınefendi Mimarisi
Onları Romanlardan Değil Kendi Eserlerinden Tanıyın !!!

Ayasofya ve Sultanahmet Camisi arasında müze olarak kullanılan bu yer İstanbul’un en büyük hamamı Mimar Sinan’a yaptırılan Hürrem Sultan Hamamıdır. Sultan Süleyman’ın hanımı Hürrem Sultan’ın, burayı kendi imkanları ile inşa ederken nasıl sıkıntılar çektiğini, Irakeyn Seferinde Kanuni’ye yazdığı mektuplardan öğreniyoruz.

Çemberlitaş’ta anıtın hemen yanında bulunan ve İstanbul’da yabancıların en çok rağbet ettikleri yerlerden biri olan Çemberlitaş Hamamı da bir başka valide sultan’ın, 2.Selim’in karısı Nurbanu Sultan’ın vakfiyesidir.

Eminönü Karaköy arasını bağlayan meşhur Galata Köprüsü, bizlere bir Osmanlı Hanımefendisini hatırlatıyor.köprünün olmadığı dönemlerde insanların katlandıkları sıkıntıyı gören Sultan Abdülmecid’in annesi Bezmi Alem Valide Sultan, buraya ahşap bir köprü yaptırıyor. İnsanlığa hizmet maksadıyla yaptırıldığından köprüye “Hayratiye” adı veriliyor.

Unkapanı Köprüsünün Azapkapı ayağındaki İstanbul’un en muhteşem çeşmesini 1.Mahmut’un annesi Saliha Sultan yaptırmıştır Yıllar önce fakir bir kız olan Saliha Sultan, testisiyle su doldurmaya gider. testi kırılır. Küçük kız Testinin kırıldığına değil su dolduramayacak kadar beceriksiz olduğuna”ağlamaktadır.saraylı bir hanım zeki kıza ağlamamasını söyleyerek saraya aldırır. Harem’de yetişen Saliha Sultan 2.Mustafa’nın eşi olacak ve muhteşem çeşmeyi yaptıracaktır.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#8
25-11-2017, Saat:10:47 AM
Talha uğurluel
Osmanlı Kadınefendi Mimarisi
Onları Romanlardan Değil Kendi Eserlerinden Tanıyın !!!

tarihi vak’alar bizlere Osmanlı toplum yapısında kadının yerini, saraya en alt tabakadan girip yükselebileceklerini, harem’in bir kadın okulu olduğunu anlatmaktadır.Osmanlı Kadın yapıları denilince akla ilk gelen Şifahanelerdir.toplumun annesi olan müşvik padişah anaları, halkın sağlığı için dev hastaneler vücuda getirmişlerdir.
bir şehir genişliğinde olan Gureba Hastanesini Sultan 2.Mahmud’un hanımı Bezmi Alem Valide Sultan, halkının garipleri için yaptırmıştır Gureba’yı. hiçbir hastadan kesinlikle ücret alınmamasını emretmiştir.İstanbul’un ünlü hastanesi Haseki Kanuni’nin eşi Haseki Hürrem Sultan’ın yaptırdığı dev külliyenin parçası olan bu şifahane Haseki semtinde insanlara sağlık dağıtmayı sürdürmektedir.

Anadolu yakasının meşhur hastanesi Zeynep Kamil Mısır’a çalışmaya giden  orada katiplik yapan Kamil Bey, Kavalalı ailesinden Zeynep Sultan’a aşık olur. Evlenirler evlenmesine ama Osmanlı ile zıtlaşan çiftler ayırılırlar Uzun bir ayrılıktan sonra İstanbul’da bir araya gelerek İstanbul’u hayır eserleri ile donatırlar Zeynep Hanım ve Kamil Bey’in yaptırdıkları Zeynep Kamil Hastanesinde çiftler birbirlerine olan derin muhabbetini anlatırcasına hastane bahcesinde beraber yatmaktadırlar.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#9
25-11-2017, Saat:10:47 AM
Talha uğurluel
Osmanlı Kadınefendi Mimarisi
Onları Romanlardan Değil Kendi Eserlerinden Tanıyın !!!

Osmanlı Kadınefendileri eğitime ve öğretime önem verdiler hareme gelen bayanlar müzik  konuşma, el becerisi, aşı yapma birçok konuda ders alır, en az bir yabancı dil konuşurdu. Bu eğitimli hanımefendiler,eğitimi önemsediklerini göstermek amacıyla okullar yaptırmayı  ihmal etmemişlerdir.

Eyüp’te 3.Selim’in kızı Şah Sultan’ın yaptırdığı Külliye içindeki mektep, Cağaloğlu’nda Bezmi Alem Sultan’ın yaptırdığı İstanbul Kız Lisesi, Aksaray’da Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevnihal Valide Sultan’ın inşa ettirdiği Pertevnihal Lisesi Osmanlı Kadınlarının inşa ettirdikleri okullardan sadece birkaç tanesidir.

İstanbul’da saraylı hanımların gündelikci kalfaların yaptırdıkları okullara rastlamak mümkündür. Divanyolundaki Cevri Kalfa İlköğretim en güzel örneklerden biridir.
İnsanlığın ihtiyacı olan cami, okul, çeşme, hamam, hastane vb. hayır eserlerini yapan valide sultanlar,karın tokluğu ile de yakından ilgilenmiş, ülkeye aşhaneler kurmuşlardır.

Eyüp’te 3.Mustafa’nın hanımı Mihrişah Sultan tarafından kurulan imaret, inşasından 300 yıl geçmesine rağmen her gün yemek dağıtmaktadır.bugün sadece İstanbul’da, küçücük bir turda gözümüze takılan kadın yapılarının sadece bir kısmını anlatmaya çalıştık. Bu kadarı bile Osmanlı Devletinde ve haremde kadının yeri ve mübarek kadın efendiler hakkında bilgi vermektedir.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#10
25-11-2017, Saat:10:47 AM
Talha uğurluel
Osmanlı Kadınefendi Mimarisi
Onları Romanlardan Değil Kendi Eserlerinden Tanıyın !!!

Bir büyük zatın; yanına gelen gençlerin muallimlerinin Allah’ı anlatmadığından şikayeti üzerine, “Sizin okuduğunuz her fen kendi lisan-ı mahsusiyle mütemadiyen Allah’tan bahsetmektedir. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.” demesi gibi, bizlerde  insanlarımız tarafından tarihi hakikat gibi görülen geçmişe çamur atmaktan başka vazifesi olmayan romanlar yerine tarihe kulak vermenizi istiyoruz. Göreceksiniz o koca koca taşlar neler neler anlatacaklardır.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi