Alev Alatlı (Yazar): Aydın olmak, tarih yapma selahiyeti vermiyor. Okumuş yazmış olmak, tarih yapmak görevine atanmak demek değil. Kimse kimseden böyle bir görev de talep etmiyor. Siz bakmayın, tarihi siyasiler de şekillendirmiyor. 1 Kasım seçimleri gibi, 'tarihi' olduğunu düşünmeye yatkın olduğumuz olaylar, açık denizlerden kopan dev dalgalar gibidirl, kumsala vardıklarında hiç olmamışlar gibi dağılırlar. Tarihi, mühendisler değil, duyular şekillendirir. Aydınların trajedisi, beyinlerinin ürünlerine duydukları mutlak güvendir. Zaman makinesine binmiş gibi, içine doğdukları dünyaya, gezegenin geleceğinden geldiklerine inanır, öngördükleriyle 'felâketleri' durdurmaya çabalarlar. Oysa halkın hamisi olmak, kimsenin haddi değil. Yanlış anlamayın, 'aydın' olmanın kötü bir yanı yoktur. Kitlelerin iyiliğini dert edinmenin de kötü bir yanı yoktur. Cumhuriyet aydınları da kötü insanlar değillerdi. Kocaman 'Kuvvacı yürekleri' vardı. Hepimiz gibi, onlar da içine doğdukları dönemin hakim doğrularıyla yoğruldular. "İnsan zekasının aslı Yunandadır" inancıyla büyümüşlerdi, milletin kurtuluşunu 'yeni Yunanilik'de ararlarken, ehl-i sünnetten uzaklaşabileceklerini kestiremediler. Hasılı, içine doğduğumuz dünyaya direnebilir ama tarih yapamayız. Doğal gelişme karşısında mütevekkil ve sakin duruş, şedid eylemlere kalkışmaktan daha az etkin olmak demek değil. "Türkiye akılla anlaşılamaz. Hesaba kitaba da gelmez. Türkiye'ye sadece iman edilir." Aydınlara düşen, aklı, ahlakı, edep ve adabı korumak ve kollamaktır.
Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
TÜRKİYE AKILLA ANLAŞILMAZ
TÜRKİYE AKILLA ANLAŞILMAZ
Alev Alatlı (Yazar): Aydın olmak, tarih yapma selahiyeti vermiyor. Okumuş yazmış olmak, tarih yapmak görevine atanmak demek değil. Kimse kimseden böyle bir görev de talep etmiyor. Siz bakmayın, tarihi siyasiler de şekillendirmiyor. 1 Kasım seçimleri gibi, 'tarihi' olduğunu düşünmeye yatkın olduğumuz olaylar, açık denizlerden kopan dev dalgalar gibidirl, kumsala vardıklarında hiç olmamışlar gibi dağılırlar. Tarihi, mühendisler değil, duyular şekillendirir. Aydınların trajedisi, beyinlerinin ürünlerine duydukları mutlak güvendir. Zaman makinesine binmiş gibi, içine doğdukları dünyaya, gezegenin geleceğinden geldiklerine inanır, öngördükleriyle 'felâketleri' durdurmaya çabalarlar. Oysa halkın hamisi olmak, kimsenin haddi değil. Yanlış anlamayın, 'aydın' olmanın kötü bir yanı yoktur. Kitlelerin iyiliğini dert edinmenin de kötü bir yanı yoktur. Cumhuriyet aydınları da kötü insanlar değillerdi. Kocaman 'Kuvvacı yürekleri' vardı. Hepimiz gibi, onlar da içine doğdukları dönemin hakim doğrularıyla yoğruldular. "İnsan zekasının aslı Yunandadır" inancıyla büyümüşlerdi, milletin kurtuluşunu 'yeni Yunanilik'de ararlarken, ehl-i sünnetten uzaklaşabileceklerini kestiremediler. Hasılı, içine doğduğumuz dünyaya direnebilir ama tarih yapamayız. Doğal gelişme karşısında mütevekkil ve sakin duruş, şedid eylemlere kalkışmaktan daha az etkin olmak demek değil. "Türkiye akılla anlaşılamaz. Hesaba kitaba da gelmez. Türkiye'ye sadece iman edilir." Aydınlara düşen, aklı, ahlakı, edep ve adabı korumak ve kollamaktır.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi