O halde ‘Ç’ harfinin sesini ‘duyan’ bir şair’den, Süleyman Çobanoğlu’ndan bütün harfleri içimizden tek tek düşünerek dinliyoruz;
‘Ç’ harfi Türkçeye özgü bir harftir. Enerji ve tazelik yüklüdür. Çalap, çocuk, çağ, çağla ve çeşme gibi kelimelerin hepsi bir tazelik hissi verir insana. Mesela Türkçe’de ‘çağ’ dediğimiz zaman öyle kapanan bir çağ olarak anlamayız bunu. Çağ girdiğimiz bir şeydir, böyle bir vurgusu vardır bu kelimenin, açılan bir şeydir çağ.
‘Çocuk’ kelimesi de ona keza, ‘çok’ ve ‘çatal’ kelimeleri de öyle, yemekteki çatal değil tabi bahsettiğim, ‘çatal yürek’teki çatal. Bazı harfler böyle hisler uyandırır insanda. Rahmetli Attila İlhan’ın ‘Ç Koçaklaması’ vardır, yine rahmetli Behçet Necatigil’in ‘Ç’ harfini (çok çiğ çağ) adeta köpürttüğü bir ‘Kilim’ şiiri vardır. Türkçe bir Ç uygarlığıdır.
Ç biraz savaşçı bir harf aslında, Türkler gibi. Biraz teklifsiz. Savaşçı ama son tahlilde barışçıl. Sarı Saltuk gibi bir harf, ‘bunlar da Allah’ın kulu, gelin bakalım’ diyebilen bir harftir yani. Türkçe’deki Ç meselesi önemlidir.
g.adıgüzel