![[Resim: 5801e628667488867acef82db0324918.jpg]](http://2.bp.blogspot.com/-92vJkQXRv6g/T8vv3kS_DMI/AAAAAAAAAEE/16fl6-cl1dE/s320/5801e628667488867acef82db0324918.jpg)
Gözlerini meşe ağacının yapraklarında gezdirirken alnındaki teri mendiline silen Kâtip Dayı bu sıcakta rüzgarın yokluğundan, bir tek hareket eden yaprak göremedi. Sonraki servi ağacına da göz gezdirdiği anda önünden geçmekte olduğu evin açık penceresinden gelen sesle birlikte irkildi. Bir kadın avazının çıktığı kadar bağırıyordu.
-Oğlum gel buraya çabuk.
Çocuk cılız bir sesle
-Ya istemiyom anne yaa.
-Hemen şimdi diyom çabuk gel bakiim.
Kâtip Dayı tekrar gözlerini yoluna çevirdi, önüne bakmasa insanların sıcaktan kavrulan hayvanlar için kapı önlerine koydukları su dolu çanağı devirebilirdi. Bir sekme ile kendini çanaktan kurtardı. Bu arada ayakkabılarına takılan gözleri sağ ayakkabısının burnundaki sökülen dikişleri gördü. Sonra aniden durup iki ayağını yan yana getirip ikisine birden baktı. “Bunlara bide boya gerek” diye içinden geçirdi.
Kâtip Dayı 75 yaşında, alnında sadece birkaç satır kırışıklık ve oval bir secde izi, favorilerinde aklaşmaya direnemeyen birkaç tel saçından başka beyazı olmayan, çenesinin her iki tarafı da birazca fazla aklaşmış ama gür sakallar ile çevriliydi. Bir piyade tüfeğinin dipçiğine hedef olmuş olan elmacık kemiğindeki tarihi yaradan kalan göreni sebebini meraklandıracak bir izi. 1.80 cm kadar uzunca boyu sapasağlam basan ayakları ve bacaklarıyla, iri zeytin gözlü yaşlanmış fakat yılların ihtiyarlatamadığı dimdik beli, geniş omuzları ile günümüz delikanlılarının hayret eden bakışlarına alışık, uzaktan bakıldığında 25 yaşlarında bir delikanlı zannedilecek kadar dinçti mahallelinin Kâtip Dayısı.
Kâtip Dayı ceketinin sol iç cebine koyduğu mektubu eliyle kontrol etti. İçine biraz da para koyduğu bir sayfalık mektup yerinde duruyordu. Mektubu can dostu Kel Ferhat’ın oğlu Mesut’a yazmıştı. Kel Ferhat, oğlu Mesut’u ona emanet etmişti can kuşu uçmadan bir vakit önce.
Kâtip Dayı aniden durdu ve geri döndü. Topal Hayri’nin evinin önünden köşeyi dönerek yönünü kabristana çevirdi. Yolunu biraz uzatacaktı ama can dostu Kel Ferhat için bir Fatiha okumak geldi içinden, önce Fatiha’sını okuyup daha sonra postanenin yolunu tutacaktı.
Kel Ferhat, bir mermi ile şehadete kavuşmuştu, çok arzuladığı o şehadet bir mermi ile gelmişti. Şimdi ardında hem yetim hem de öksüz bir evlat bırakmıştı. Kel Ferhat son nefesini verirken yirmi yaşındaki Mesut’un duvardaki fotoğrafını göstererek Kâtip Dayı’ya “ona iyi bak emi” diyebilmişti.