çaresizliğime akan gözyaşlarıma karışıyor ;
sessiz çığlıklarım …
Zihnimde saklı kalan cümlelerin içime battıkça
gözlerim
yarınsız bir dünü taşıyor günceme …
Sesimizin birbirine yabancılaşan tonlarında
kaybediyoruz ’’ biz ’’ i …
Sonra
kente küskün cümlelerde buluyoruz birden kendimizi ;
noktalarca susturulsa da vuslatımız …
Seni benden alan
hayatımdan çalan bütün şehirleri terk ediyorum ;
ardımda hiçbir iz bırakmadan …
Otogarlarındaki kent gözlü insanlara satıyorum
içimdeki yıkımları …
Kimilerine göre faili meçhul bir cinayet oluyor
intihar sonrası sakat kalmış cümleleri
çıkarıp ceplerimden geceye asışım …
Oysa katil benim ;
kimseler bilmiyor …
Ayaklarının altına serip yüreğimi
kaç kişiyi ipten almıştım ;
intiharına yürürken …
Şimdiyse
kendi zehriyle ölümü seçen bir akrebin
çaresizliği var kanatlarımda …
Ölüm
insanın içini soğutan bir korkudur elbette
Ama sen
ölümün ensene bulaşan gerçekliğine sığındın ;
içinde hayat gibi bir okyanus taşırken …
Biliyorum
sana boyun eğdiren korkusu değil ölümün ;
onu yendiğinde
dudaklarıma mühürlediğin sözlerin
öznesiz kalma ihtimali senin asıl korkun …
Günler geçiyor haftalar ; sonra aylar …
Ve ben
yavaş yavaş unutmaya başlıyorum sesini
bana terk ettiğin bu şizofrenik anlarda
'’ yoksa ‘’ diyecek gibi oluyorum ;
ama yutuyorum bütün harfleri
dudaklarıma değdirmeden …
Çünkü
‘’ yoksa ‘’ diyecek olursam ben
uzak bir şehirde sen ölmüş olacaksın
biliyorum …
Oysa
iki kalp bir beden değil mi ki bu sevdanın adı
ve birbirimize sunduğumuz nefeslerle can buluşumuz
ölüm odalarında ;
gerçek değil mi ?…
Zihnimle girdiğim bütün iç savaşlarda
bir nefes daha ölüyorum ;
Seni bir gün daha yaşatabilmek için …
Sonumu ceplerimde taşıyorum artık
yazdığım intihar senaryoları yenik bir savaşçıyı bekliyor
siluetini karanlığa uyutan bir kız bölüyor
gece yarısı uykularımı …
Dipsiz kuyulardan adımı çağırıyor sanki
bense ;
lal sessizliğinde çığlıklar biriktiriyorum dudaklarımda
sesimi duyuramıyorum …
Her uykuya dalışlarımın derinliğinde
hep aynı yüz hep aynı ses ;
siluetini karanlığa uyutan kız …
Geceleri uyuyamıyorum artık
gündüzlerini nefes almadan tükettiğim bu kentin gecelerinde
kalbimdeki sonsuz dehlizlere bastırdığım
kanlı umudumun satır aralarında
kendimi bulmaya çalışıyorum …
Yazabiliyorum en azından ;
cümlelerim tehdit altında olsa da …
Sonu belli olmayan bir aşk senaryosunun
devrik cümlelerinden kopup gelen bir ’’ kahraman ’’ gibi
hissediyorum kendimi …
Kim bilir
belki de esas kızın yarın olduğunda
hayata gülen gözlerle bakabilmesi içindir
kaçamak nefes alışlarım bir firari gibi …
Bilmiyorum …
- son -
'' ... oyun sona erdi ...''


