Vesîle’nin cem‘îsi (çoğulu), “veseyel” ve “vesâyil” olarak gelir. Tevessül de, vesîle edinerek ma’nen tutunmak, sarılmak demektir ki, meselâ, “Peygamber Efendimizin (s.a.v.), rûhâniyetine tevessül” gibi.
Tevessülü inkar eden vehhabilere reddiye – Tevessül’ün Meşruiyetinin Delilleri
Her müslüman bilmelidir ki ; Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in kabrini ziyaret etmek Kitap,sünnet ve İcma-i ümmet ile sabittir.
Kur’an-ı Kerim’e göre bunun delili ; “Eğer gerçekten onlar (günah işleyerek) nefislerine zulmettikleri zaman (senin huzurunda tevbe etmek üzere sağlığında veya vefatından sonra) sana gelseler ve Allah’tan (af ve) mağfiret dileseler,o Rasul de kendileri için bapışlanma talebinde bulunsa,elbette Allah’ı (tevbelerini çokça kabul eden bir) Tevvab ve (lütfuyla kendilerine çok acıyan bir) Rahim olarak bulurlar.” (Nisa Suresi : 64) ayet-i kerimesidir.
Bu ayet-i kerime Müslümanların,Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in huzuruna gelmeleri ve Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in de ümmetinin mağfiretini istemesi için yanına gelerek af dilemelerini teşvik eder ve bu,ölümü ile de son bulmaz.
Müslümanların Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)e gelerek mağfiret edilmeleri için dehalet etmeleri (aman dilemeleri) onun da bağışlanmaları için Allah-u Teala’ya yönelmesi Müslümanların viddanlarının Allah-u Teala’ya bağlı olmasına delalet eder.
Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in bütün müminler hakkında istiğfar etmesi ; “Sen hem kendi günahın için,hem de inanan erkeklrle inanan kadınlar için bağışlanma talebinde bulun !” (Muhammed Suresi : 19) ayetiyle sabittir.
Yukarıdaki ayet-i kerime Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken nazil olmuş ise de Peygamberlik vasfının hayatta iken ve ölümünden sonra da devam edeceği gerekçesiyle,İslam alimleri,Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in mezarını ziyarete gelenlerin kabrinin başında bu ayet-i kerimeyi okumasını,orada Allah-u Teala’ya istiğfarda bulunmasını müstehap kabul etmişler ve hatta : “Bu fiil yapılması sünnet olan ziyaret adabındandır.” demişlerdir.
Dört mezhebin alimleri de kitaplarında bunun haccın menasiklerinden olduğunu kaydetmişlerdir.Yine böylece Nisa Suresi ‘nin 64.ayet-i kerimesi,Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in ziyaretine gelenlerin yakından ve uzak yerlerden olması arasında bir fark olmadığına delalet eder.
Şüphe yok ki kendisinde az da olsa ilim zevki olan bir kimse Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’i ziyarete gelen kimsenin Allah ve Rasulü için hicret etmiş olduğu hükmüne varır.Gelecek hadis-i şeriflerin delaletinden anlaşılacağı gibi Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’i vefatından sonra ziyaret etmek,hayatta iken ziyaret etmek gibidir.
DELİL OLARAK HADİS-İ ŞERİFLER
“Kim benim kabrimi ziyaret ederse ona şefaatim vacip olur.” (Darekutni,no : 194,2/278,ALi-elMütteki,Kzunu’l Ummal,15/651,no : 42583 ; Süyuti,Cami’u'l-ehadis,no : 22304,20/348;Beyhaki,Şu’abu’l-iman,no : 4159,3/490)
“Kim beni ölümümden sonra ziyaret ederse,sanki beni hayatta iken ziyaret etmiştir.” (Beyhaki,Şu’abu’l-iman,No:4151,3/488)
Kim beni Midine’de ziyaret ederse,ona şefaatçi ve onun hakkında şahit olurum.Kim iki harem (mekke ile Medine)den birinde ölürse Allah onu kıyamet günü korkusuz olanlardan haşredecektir.” (Ebu Davud-et-Tayalesi,no:12,13)
Daha bir çok hadis-i şerif var.Fakat biz bunların hepsini buraya yazmayı lüzumlu görmüyoruz.
Bütün hadis-i şerifler Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hayatında ve ölümünden sonra da her erkek ve kadının ziyaret etmesini tekid eder mahiyettedir.
Diğer peygamberlerin,salih kimselerin ve şehitlerin kabrini ziyaret etmek de böyledir.
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..