1968 yılında bir şehrin köylerinden birinde bir köylü mide rahatsızlığından dolayı şehire doktora geliyor. Şehrin ünlü dâhiliye mütehassısına (İç hastalıkları doktoru) gidiyor.
Bir takım tahlil ve filmler çekildikten sonra doktor midenin rahatsızlığına göre bir reçete düzenler. “Bu ilaçları al, bir kullandıktan sonra tekrar kontrole gel!” diyerek hastayı yollar.
Hasta bir ay sonra doktorun dediği tarihte kapıyı çalar.
İçeri girer girmez doktorun ellerine yapışır öpmek ister. Doktor zorla hatırladığı hastasının bu minnettarlığına pek anlam veremez ve sorar.
“Nasıl, ilaçlar iyi geldi mi?” der.
Hasta, minnettar ve mahcup bir edayla;
” Sağ olun beyim, sayenizde turp gibi oldum!” der.
Doktor, hastanın bu kadar kısa sürede iyileşmesine şaşırır, ileri derecede peptik ülserin bir ayda nasıl iyileştiğini görmek için tekrar filme bakar.
Filmde; yaranın hala var olduğunu fakat aktif halden pasif duruma geldiğini görür. Gözlerine inanamaz. İki büklüm gelen adam biraz da kilo almış sağlığına kavuşmuştu. Merak eder.
” Verdiğim ilaçlarla birlikte başka ne aldın?” diye sorunca adamdan aldığı cevap doktoru hem kahkaha attırmış, hem de hayretler içerisinde bırakmış.
” Beyim!” demiş “Ne hapı, ilacı?... “Verdiğin reçeteyi hanım bir sürahi suya koydu, her gün sabah öğlen akşam suyu içtim. Gördüğün gibi Allah’ıma şükür iyileştim. Allah sizden razı olsun!”
Şuna kesinlikle inanın! Bütün sorunların çözümü samimiyetle inanmakta yatar. Seni yaratan Allah, seni aciz ve çaresiz kalmanı da hesap ederek yaratmış. Yeter ki samimiyetle inan, inancını kuvvetlendir.
Yazan : Bilal Civelek