Müslümanlığın sıfatı bizde, ancak ALLAH’tan başka ilah yoktur , MUHAMMED(s) O’nun kulu ve elçisidir , sözüne şahitlik etmekle birlikte, uluhiyette ALLAH’ı birlemek ve kanun koyma hakkının ALLAH’a ait olduğunu benimsemek ve İslamın bize MUHAMMED(s) vasıtasıyla ulaştığını ve onu gerçekleştirmek için çaba sarfetmeyle olur. Bu sebeple İslam nizamını gerçekleştirmek zorundayız. İslam nizamıdır ki; şerefli insanları ortaya çıkarır,onlara gerçek özgürlüğü verir, onları kula kulluk yapmaktan kurtarır. İslam nizamıdır ki; İnsanları ALLAH ve Rasulune itaat ederek kayıtsız şartsız tam bir özgürlük verir. Tek ilah olan ALLAH’a kulluk ederek onu insanlığa köle olmaktan azad edip bağımsızlığa kavuşturur. Böyle bir sistem, başka hiçbir sistemde yoktur. Allh insanların hayatlarını düzenleyebilmesi için tek bir nizam belirlemiştir. İnsanlar için tek bir ilah ve efendi kabul etmiştir. Bu sistam bazı insanların bazıları üzerinde hüküm koyma hakkını, bazılarının bazıları üzerinde efendi damgasını taşımasını yasak eder.
ALLAH(swt) Hristiyanları anlatırken:
“ Onlar ALLAH’ın dışında hahamlarını, rahiplerini ve Meryem’in oğlu İsa’yı Rabb edindiler. Oysa ancak bir olan ALLAH’a ibadet etmekle emronulmuşlardı. ALLAH’tan başka ilah yoktur. O, ortak koştukları şeyden yücedir” (Tevbe-31)
Onlar hahamlarına, rahiplerine secde ederek ibadet etmiyorlardı. Hayatlarını düzenleyebilmek için hüküm verme hakkını onlara tanıyor ve böylece müşrik oluyorlardı. Bu ayetin tefsirinde Tefsir Alimi Suddi der ki; “ Onlar ALLAH’ın kitabını arkalarına atarak bazı adamların sözlerine uydular. Bunun için oysa ALLAH-u Teala Oysa onlara yalnız bir olan ALLAH’a kulluk etmeleri emredilmişti” buyurmuştur. Yani bir olan ALLAH bir şeyi helal ettiğinde helal, haram ettiğinde haram kabul edecek ve bu şekilde koyduğu yasalara uyulacak ve hüküm uygulanacaktı. Bu din insanları, insanlara köle olmaktan kurtarır, işte bu yüzden bu dini gerçekleştirmek zorundayız. ALLAH’ın nizamı insani arzuların gereğiortaya çıkan sakatlıklardan, insanın menfaatine düşkünlüğünden uzaktır.
Beşeri sistemler insanın kendi istek ve arzularında kanunu koyan kişinin menfaatini gözetmede uzak değildir. Ama insan hayatına hükmeden ALLAH’ın sistemi olunca böyle sapkınlıklar olmaz ve mükemmel bir adalet nizamı gerçekleşir.
“Ey iman edenler! Adil şahitler olarak ALLAH için hakkı ayakta tutun, bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adaletli olun. O, takvaya daha yakındır. ALLAH’tan korkun. Şüphesiz ALLAH yapmakta olduklarınızdan haberdardır.”(Maide-8)
İslam açıkça görüldüğü gibi arzulardan, kabilecilikten,akrabalık gayretinden etkilenmeyen mükemmel bir adalet sistemidir. Bu ilahi sistemi gerçekleştirmek zorundayız. Çünkü yalnız o , insanların kusurundan, bilgisizliğinden ve zaafından doğan hatalardan uzaktır. İnsanlar için neyin doğru olduğunu, doğru yola nasıl ulaşılacağını bilen ALLAH’tır.
Beşerler hüküm koyma hakkına sahip değildirler. Çünkü insanlar çeşitli etkenlere, arzulara, zaaflara esirdir. İşte bu yüzden hüküm koyma hakkına sahip değildirler. İşte bu yüzden ALLAH buyuruyor: “Eğer Hakk onların arzularına uyacak olsaydı, gökler ve yer bozulurdu.” (Mü’minun-71)
Beşeri sistemler, uzun süre yaşaması mümkün olmayan derme-çatma düzenlerdir. Yürülükte olduğu zaman insan için kötülük kaynağı olur. Taki insan fıtratı onu sona erdirip kusursuz ve sağlam asla dönünceye kadar.
“ALLAH’ın yolundan başka bir yol(din) mi arıyorlar? Üstelik göklerde ve yerde olan her şey ona ister istemez boyun eğmişlerken, sonunda O’na dönürüleceklerken”(Al-i İmran-83)