Belki damlaya damlaya göl olur diye; Akıl ışığını yakacak; Kalb Gözünü açacak, Kısa ama Öz sözlerle Aklı,
Rabbimizi tefekkür etmeye yönlendiren cümleler..
"Her seyi maddede arayanlarin akillari gözlerindedir; göz ise maneviyata kördür..."
" Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş’i dahi o halketmiştir."...
Çünki herbir göz Güneş ile; Güneş ise Kainat ile irtibat halindedir.. Bu irtibatı bilmeyen, Ne gözü bilir; Ne güneşi.. Güneşi emirber bir nefer gibi gezdiren kim ise; Gözü ve gördüğü herşeyi yaratan da ancak O olabilir...
" Pirenin midesini tanzim eden, Manzume-i Şemsiyeyi de o tanzim etmiştir."..
Her bir midenin ihtiyacı olan gıdayı bilen bir Rezzak-ı Kerim olmalı ki; kesretle ve hikmetle o gıdaları bizlere ikram etsin..
Hemde ihtiyacımız olduğu şekilde taksim etsin.. Hemde o cansız besinlerle bize hayat versin ve hayatımızı idame ettirsin..
Eğer bir tek lokmanın vucudumuza girdikten sonraki taksimatını bizler kendi irade ve aklımız ile yapmaya kalksaydık;
Herhalde bir ömürde bir lokmayı ancak işleyebilrdik.. Oysa bir tek nefes bir anda 100 milyarlarca hücreye gider,
vazifesini kusursuzca yapar ve çıkar...
"Çamın gayet bir küçük tohumunda koca çam ağacının fihristesini ve mukadderatını yazan kalem,
elbette semavatı yıldızlarla yazan kalem olabilir.."
Küçük bir arının kafasına kainat bahçesindeki çiçekleri tanıyıp bal yapma sanatını ilham eden ve
o balı da insanlara şifa olarak ikram eden kim ise; hayatı veren de O dur..