![[Resim: in_the_last_second_by_aznav.jpg]](http://files.myopera.com/yuzdeyuzpamuk/blog/in_the_last_second_by_aznav.jpg)
"İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasının elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o “şey” olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak.*” diyor sevdiğim adam.
Bilirdim ağzımdan dökülecek her kelimeye muhtaç olduğunu. Sustum nedendir bilmem. İki dudağımı kilit eyledim dilime. Halbuki biz onunla çok zamanlar geçirmiştik, o zamanlar çok konuşurdum ben hep anlatırdım, öyle bir anlatırdım ki birisi birisini kendinden daha iyi tanıyabilecek olsa şayet, o kişi benim hayatımda o olurdu.
Sonra ne oldu bilmem bittik biz, öldük birbirimizde, yaşarken öldürmek birini içinizde, en zorudur. Kendi iç sesimi bir an bile tereddüt etmeden yanında dillendirdiğim o kişi öldü.
Onu içimde, kendi silahıyla ben öldürdüm.
Bu cinayetin katili de maktulu de bendim. Ben onu öldürürken aslında ondaki beni de yitirdim.
O da benim onun katili olduğumu bilirdi, insan anlar bunu gözlerden. Ama o sanırım ölümünden de katilinden de memnundu, insan sever bazen celladını bu nasıl olur bilmem. Onunla gözgöze gelip bir kaç kelime söylemem için gözlerimden bir an olsun kaçırmıyordu gözlerini.
Ama sustum, konuşmak istemediğimden değil, ağzımda bir avuç dolusu taş olduğu için.
Halbuki unuttum, yasaktı, taşları yemek, yasak.
Sahip olduğum her şeyi hesapsızca tüketirim ben, bütün güzellikleri, nimetleri. Severek tüketirim her şeyi artık mutlu olamam onunla kalırsam, onunla olursam.
Bu da öyle bir şeydi belki de, sahip olduğum her şeyi, bütün bir cömertlik içinde sunarken ona, hiç düşünmedim onların bana birer taş olarak döneceğini, ve zamanla kalbimi de taşa çevireceğini. Bütün kalbimi açarken, taşlaşmasın diye verdiğim nimetlerimi, karşımdaki almayı bilemedikten sonra değişmez taşların ağzımdaki ağrısı, sızısı.
Evet insanın diyor şair, sahip olduğundan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir, eğer karşısındaki bundan istifade edemiyorsa.
Mal mülk değil diyor şair, tevazu, merhamet için de bu böyledir. İnsanın üzerinde eskiyen bir deriye dönüşür oysa masumiyet, vakti geldiğinde, onu söküp atmazsa eğer ayağına takılır götürmez seni bir adım daha öteye, yemelik taşa dönüşür yük olur insana bunca sahiplik.
Sahip olduğumuz bütün güzellikler ancak karşındakine faydalı olduğu kadar ehlileşiyor avuçlarımızda, yoksa kelama da muhabbete de engel oluyor, ağzımızı açamıyoruz bir avuç dolusu taşla. Susup gitmek düşüyor derin bir kursak sızısıyla...
İsmet ÖZEL