You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Tasavvufta Rabıta Şirki

Tasavvufta Rabıta Şirki

General
RE: Tasavvufta Rabıta Şirki
Şehid(inşalllah) Seyyid Kutub ; Fizıla'il Kur'an

Al-i İmran 200- Ey müminler, sabırlı olunuz, sabır yarışında düşmanlarınızı geride bırakınız, sürekli savaşa hazırlıklı olunuz ve ALLAH'tan korkunuz ki, kurtuluşa eresiniz.

Bu iman edenlere yönelik yüce bir çağrıdır. Kendilerine bu ağır yükü yükleyen, davet ve sorumluluk için eğiten, yerde onurlandırdığı gibi gökte de onurlandıran kaynağa bağlayan sıfatlarıyla yapılan bir çağrı...
Ey müminler...
Sabretmeleri, sabırda yarışmaları, hazırlıklı olmaları ve ALLAH'tan korkmaları için, onlara çağrı yapılmaktadır.
Surenin akışı, sabır ve takvayı bolca işlemektedir. Bazan ayrı ayrı bazan da birlikte zikretmektedir. Aynı şekilde surenin akışı, dayanmaya, cihad etmeye, hileleri bertaraf etmeye, yenilgi ve kargaşa çığırtkanlıklarına kulak vermemeye yönelik çağrılan da içermektedir. Bu yüzden sure, sabretmeye, sabırda yarışmaya, hazırlıklı olmaya ve ALLAH'tan korkmaya çağırmakla son bulmaktadır. Bu da surenin bütünlüğüne uygun bir sonuç olmaktadır.
Bu davada sabır, yol azığıdır. Çünkü yol uzun ve meşakkatlidir. Cezalar ve dikenlerle kuşatılmıştır. Kan, ceset, işkence, imtihanla doludur. Birçok şeye karşı sabretmek gereklidir. Nefsin şehvet ve arzularına, eğilim ve kibirlerine, zaaf ve eksikliklerine, acelecilik ve bıkkınlığına karşı sabır... İnsanların şehvetlerine, eksikliklerine, zaaf ve bilgisizliklerine, kötü düşüncelerine, bozuk tabiatlarına, bencilliklerine, kibirliliklerine, kaypaklıklarına ve sonuç için aceleci olmalarına karşı sabır... Batılın saldırganlığına, tabutların küstahlığına, kötülüğün kabarıklığına, şehvetin yaygınlığına, gurur ve tekebbürün azgınlığına karşı sabır... Öte yandan yardımcıların azlığına, destekçilerin zayıflığına, yolun uzunluğuna, zorluk ve sıkıntı anında şeytanın vesveselerine karşı sabır... Bütün bunlara karşı cihadın sürekliliğine ve nefislerde meydana getirdiği, acı, kin, öfke ve sıkıntı gibi çeşitli tepkilere... Kimi zaman hayırda güven zayıflığına, kimi zaman insan fıtratındaki ümit eksikliğine, kimi zaman da usanç, sıkıntı, karamsarlık ve ümitsizliğe karşı sabır... Bütün bunlardan sonra da, güç, zafer ve galibiyet anında nefsi zapt etmeye, kibirlenmeden, intikam almaya yeltenmeden, bir hak olan kısası haksızlığa dönüştürmeden, bolluğu tevazu ve şükürle karşılamaya, bollukta da darlıkta da ALLAH'a bağlı kalma, O'nun çizdiği kaderine teslim olma,, güven bağlılık ve huşû içinde her işi O'na havale etme hususunda sabır...

Bütün bunlara ve bu uzun yolun yolcusunun yol boyunca karşılaşacağı ve kelimelerin yetersiz kaldığı daha nicesine karşı sabır. Çünkü kelimeler bu zorlukların gerçek anlamlarım aktaramazlar. Yolun meşakkatlerini çeken, heyecan, tecrübe ve acılarını tadan kavrayabilir bunu ancak.
İman edenler bu hakiki anlamın birçok yönünü tatmışlardır. Bu çağrının tadını da en iyi onlar bilir. Yüce ALLAH'ın uygulamalarını ve istediği sabrın anlamını çok iyi bilirler.

Musabere -sabırda yarışma- Sabır kelimesinin kökünün mufaele -işdeş- kipidir. Bütün bu duygularını sabırda yarışması, müminlerin sabrını kırmaya çalışan düşmanların sabırda yarışması... Evet onların ve bunların sabırda yarışması, sürüp giden cihadda müminlerin sabrını tüketemez, aksine onları düşmanlarından daha sabırlı ve daha güçlü kılar. Kalplerin gizliliklerindeki düşmanlarından -şeytan- ve insanların en kötüsü olan düşmanlarından olsun o, fark etmez. Sanki bu bir yarıştır. Düşmanlarıyla kendileri arasında... Sabra karşı sabır, savunmaya karşı savunma, çalışmaya karşı çalışma, ısrara karşı ısrara çağırıyor sanki. Yarışmanın gayesi de düşmanlarından daha dirençli, daha sabırlı olmalarıdır. Batıl ısrar ediyorsa, sabredip yoluna devam ediyorsa, hakk, daha ısrarlı ve yolunu sürdürmede daha sabırlı olmaya layıktır.

Murabata -hazarlıklı olma cihad için mevzilere yerleşmek, düşmanın saldırısına açık noktalarda direnmek. Müslüman kitle, dava yükünü omuzlamaya ve onu insanlara sunmaya çağrıldığı andan itibaren, bir an bile gafil olmamış, uyuşukluk göstermemiş ve hiçbir zaman düşmanları onları korkutamamıştır. Kıyamete kadar cihada hazırlanmaktan vazgeçmediği sürece hiçbir zaman veya mekandaki düşmanları da asla onları korkutamaz.
Bu dava insanları, pratik bir hayat metoduyla yüzyüze getirmektedir. Mallarına, hayat ve yaşayışlarına hükmettiği gibi vicdanlarına da hükmeden bir metod... İyi, adil ve dosdoğru bir metod... Ancak kötülük; iyi, adil ve dosdoğru metoddan rahatsız olur. Batıl; iyiliği, adaleti ve doğruluğu sevmez.
Tuğyan; adalete, eşitliğe ve şerefliliğe teslim olmaz. Bu yüzden kötülük, batıl ve azgınlığın taraftarları bu davaya karşı çıkmaya başlıyorlar... Sömürü ve çıkarlarından vazgeçmek istemeyen sömürgeci ve çıkarcılar, tuğyan ve büyüklük taslamaktan geçemeyen tağut ve müstekbirler ile başıboşluk ve şehvetlerden ayrılmak istemeyen ahmak beyinsizler bu hak davaya savaş açıyorlar.
İşte bütün bunlara karşı cihad etmek kaçınılmazdır. Sabretmek ve sabırda yarışmak zorunludur.
Hazırlıklı ve tetikte olmak gereklidir. Ta ki müslüman ümmet, her yerde ve her soyda süren düşmanlarından gafil olmasın...

İşte bu davanın tâbiatı, işte davanın yolu... Kuşkusuz bu dava haksızlık yapmak istemez. Ancak, yeryüzüne köklü metodunun ve sağlam düzeninin yerleşmesini ister. Her zaman bu metod ve düzenden hoşlanmayanları, yoluna güç ve hile ile dikilenleri, başına türlü dolaplar açmak için fırsat kollayanları, kendisine karşı elleriyle, kalpleriyle ve dilleriyle savaşanları bulacaktır kuşkusuz. Bütün yükümlülükleriyle birlikte savaşı kabullenmekten başka seçeneği yoktur. Sürekli hazırlık ve tetikte olması, bir an bile gafil olup uyumaması gereklidir.

Takva... Takva, bütün bunlara eşlik eder... Çünkü o, vicdanda uyarıcı bir bekçi fonksiyonunu icra ederek onu gafil olmaktan, zaaftan, haksızlık yapmaktan, şurada veya burada yoldan çıkmaktan korumaktadır.
Yolun meşakkatlerine katlanan ve çeşitli durum ve onlarda baş gösteren, sürekli çelişen, çoğalan ve kaynayan tepkileri tedavi etmek durumunda olanlardan başkası bu uyarıcı bekçiye olan ihtiyacı kavrayamaz.
Bu, birçok duygulu sahneyi içeren surenin son melodisidir. Sure bütün bunların ve genelde davanın gerektirdiği yükümlülüklerin toplamından meydana gelmektedir. Bu yüzden yüce ALLAH, bu uzun yarışın sonucunu ve bu yarıştaki başarıyı ona bağlamaktadır.
...kurtuluşa eresiniz.
Ve kuşkusuz yüce ALLAH en doğrusunu söyler

Şehid Seyyid Kutub , Fi Zılal-il Kur'an : 2. c. s: 298-299-300
dünya yayınevi



Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetu’t-Tefasir

Al-i İmran 200. Ey îman edenler! Sabredin; sebat gösterin; Sınır boylarında nöbet tutun ve Allah'tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.

200. Ey mu'minler! itaat zorluğuna ve başınıza gelen sıkıntılara sabredin. Savaşın şiddetine sabrederek Allah düşmanlarına galip gelin, Savaşa ve mücadeleye hazır bir vaziyette sınır boylarınızı bekleyin. Allah'tan kokun ve O'nun emrine muhalefet etmeyin ki, dünya ve âhiret saadetini kazanasınız.




el-Vahidî en-Neysâbûrî, Esbâbu'n-Nuzûl

Al-i İmran 200. Ey iman edenler sabredin ve sabırda yarışın, ribat yapm, ALLAH 'tan .zkvâ üzere olun. Umulur ki felaha erersiniz.



Davud ibn Salih rivayet edip der ki:
Ebu Seleme ibn Abdurrahman: Ey ardeşimin oğlu, biliyor musun Ey iman edenler sabredin ve sabırda yarışın, rıbat yapın. âyeti hangi konu hakkında nazil olmuştur? dedi. Ben: Hayır, ilmiyorum. dedim.
Dedi ki: Ey kardeşim oğlu, Hz. Peygamber (s.a.) zamanında nöbet bekliyecek hudut gedikleri yoktu ki oralarda nöbet beklensin. Fakat o (ribât emri) bir namazın arkasından onu takip eden namazı beklemektir.
el-Vahidî en-Neysâbûrî, Esbâbu'n-Nuzûl, s. 99.

Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nuzul, Çağrı Yayınları: 1/195-196.


Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri

Al-i İmran 200- Ey İnananlar! Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihâda hazır bulunun; ALLAH'a karşı gelmekten sakının ki, başarıya erişenlesiniz

Ey iman edenler! Dinin getirdiği yükümlülüklere, başınıza gelen musibetlere, karşılaştığınız sıkıntılara sabredin. Kâfirlerle sabır yarışına girin ve bu yarışta onları geride bırakın. Böylece savaşın sıkıntı ve zorluklarına daha çok tahammül edersiniz. Öneminden ötürü burada özellikle sabır yarışından söz edilmiştir. Sınır boylarında özellikle atlı süvariler olarak ve her çağa göre kâfirlerin gücüyle orantılı araçlarla nöbet tutun.
ALLAH'a karşı gelmekten sakının, O'ndan korkun, O'na karşı tedbirli olun, gizli ve açık her yerde O'nu her an yanıbaşımızdaymiş gibi hissedin ki, kurtuluşa eresiniz. Şüphesiz kendini bu şekilde feda ederek gayret gösteren kimse kurtuluşu ümid etmelidir.

Sabretmek, kâfirlerle sabır yarışına girmek, düşmanları mağlup etmek, dünya ve ahiret kurtuluşudur. Bu da hak ve adaleti ayakta tutmak, ALLAH'ın kelimesini yüceltmek amacıyla olur, ALLAH hepimizin İyilik ve kurtuluşa ermesine yardımcı olsun.


Bu, AI-i İmrân suresi idi. Burada inançları konusunda ehl-î Kitap'la, özellikle Hıristiyanlarla tartışarak sağlam bîr islâm akidesini oluşturmaktan başka bir şey gördün mü?
Yine burada savaşta ve barışta müslüman bireyi ve müslüman toplumu oluşturmaktan başka bir şey gördün mü?
Doğrusu ALLAH bilir ya, bu surede bunlardan başka bir şey anlatılmadı.

Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 1/384-386
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Tasavvufta Rabıta Şirki
tamamı alıntıdır,yazan abimizden Allah razı olsun ecrini versin.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.