Tasavvuf yâr olup bâr olmamaktır,
Gül-i güzâr olup hâr olmamaktır.
Bâr, yük demek… Bâr-ı girân , ağır yük demek… Bârgir , yük taşıyan demek… Beygir olmuş zamanla ; yük taşıyan at demek…
Tasavvuf dost olmaktır ama, kimseye yük olmamaktır. Bilakis herkese iyilik yapmaktır. Gül-i gülzâr olup, gül bahçesinin gülü olup, hâr olmamaktır, diken olmamaktır.
Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni.
“Her şey O’dur ” ve aynı zamanda “Hiç bir şey O” değil.
eğer yalnızca “Herşey O” diye düşünürseniz bu panteizme çıkar,
yok eğer “hiçbir şey O değil” diye düşünürseniz bu da klasik dini anlayışların (kelam vb.) yorum biçimdir ki Tanrı’yı alıp insanın çok ama çok uzağında düşünmek ve dahi anlamamak demek.
bunların ikisini bir araya getirirseniz, yani hem “herşey O’dur ” hem de “hiçbirşey O değildir” birlikte düşünebilir ve anlarsanız o zaman tasavvufi bir anlayış geliştirmiş olursunuz.
(tabii şu gerçeği unutmadan ; “herşeyin O” oluşu “hiç birşeyin O” olmayışında daha baskındır,
hani rahmetinin gazabını geçmesi var ya işte bunun gibi)
Bu da tasavvufun diyalektiğidir. Zaten tasavvuf özü gereği zıt olanları birleştiren bir anlayıştır ve bu yolda Musa ile Firavun aynı kadehten şarap içerler.
Çünkü AŞK birleştirici bir gerçekliktir ve tasavvuf AŞK’a giden yolun adıdır veya başka bir ifade ile AŞK’ın dinidir.
Eflatun da delirir, İbn Sina da,
Aşk bir şıkırdattı mı aklın zincirlerini. (Rumi)
![[Resim: 95a6d50c50d4bf61ddcb348d6c664a58-d56f0yg.jpg]](http://th09.deviantart.net/fs70/PRE/f/2012/188/9/5/95a6d50c50d4bf61ddcb348d6c664a58-d56f0yg.jpg)