Tasavvuf ehlinin farkı birçok noktada ortaya çıkar. İmanı içlerine tam olarak sindirememiş kişiler bir ucundan dine yönelirlerken, tasavvuf yolunu izleyenler Kuran'ı hayatlarının her anında kendilerine vazgeçilmez bir rehber edinirler. Tasavvuf ehli, Allah'a olan inançlarında ve sadakatlerinde güzel bir kararlılık gösterirler. Bunun altında yatan asıl sebep, onların "kesin bir bilgiyle" iman ediyor olmalarıdır. "Kesin bir bilgiyle iman etmek", kişinin Allah'ın ve ahiretin varlığına aklı, kalbi ve vicdanıyla kesin olarak kanaat getirmiş olmasıdır. Kuran'daki "ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar" (Bakara Suresi, 4) ayetiyle de, iman edenlerin bu özelliği vurgulanır.
Tasavvuf ehlinin farklılığı vicdanın tam kapasitede kullanılmasıyla kendini belli eder. "Vicdan" her zaman Allah'ın emirleri doğrultusunda hareket eden ve kişiyi sürekli doğru olana davet eden bir sestir. Her durumda vicdanının sesini dinler. Bu da onun daima Kuran'a en uygun ve Allah'ın en hoşnut olacağı ahlak ve tavırları ortaya koymasını sağlar.
Karşısına çıkan alternatifler arasından en doğrusunu, Allah'ın en çok beğeneceğini umduğu tavrı seçer. Hiçbir zaman için daha azına razı olmaz. En iyi tavrı uygularken önüne çıkan zorluklar karşısında yılmaz. Nefsinin istek ve tutkularına yenik düşerek en doğru olandan ve en güzelden taviz vermez.
Tasavvuf ehlinin Allah korkusu son derece şiddetlidir, fakat bu cahiliyenin yaşadığı batıl korkular gibi sıkıntılı bir korku değildir. Bu korku, mümini kendisini yaratan ve yaşatan Allah'a bağlayan, temelinde derin bir saygı ve içli bir sevgiye dayalı olan bir korkudur. İnsana hayat veren, şevk, heyecan ve azim veren bir korkudur.
Allah korkuları gibi Allah'a olan sevgileri de çok güçlüdür. Kendilerini yoktan var edenin, sayısız nimetleri hizmetlerine verenin, onları her an gözetip kollayan ve koruyanın Allah olduğunu bilirler. Allah'ın dışında yaratılmış olan tüm varlıkların ancak O'nun izniyle hayat bulduklarına ve yine O'nun dilemesiyle bir gün mutlaka yok olacaklarına, baki kalacak olanın Allah olduğuna iman ederler. Bu gerçeği kavradıkları için tüm sevgilerini kendilerini yaratan ve tek sahipleri olan Allah'a yöneltirler.
Tasavvuf yoluna tabi olanlar "...Biz sizi şerle de hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz" (Enbiya Suresi, 35) ayetinde ki sırrı kavramışlardır. Lehlerine veya aleyhlerine gibi gözüken her olayın, aslında Allah'a olan imanlarının sınanması için özel olarak yaratılmış olduğunu unutmazlar. Karşılaştıkları olaylar her ne olursa olsun, Allah'a olan teslimiyetlerinde ve tevekküllerinde bir eksilme görülmez. Başlarına gelen ve olumsuzmuş gibi görünen pek çok olayın aslında ahiretleri için son derece hayırlı sonuçlar oluşturabileceğini bilirler.