You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Tarikat ve Tasavvuf

Acemi Üye
RE: Tarikat ve Tasavvuf
ilk öncelik ALLAH C.C. cümlemizden razı olsun s.a abilerim aranıza yeni katıldım Zâhirinde ve bâtınında edep hali üzere bulunmadan kim Hak yoluna girebilir? Nasıl yürüyüp mesafe alabilir? İslâm bütünüyle edep dinidir. Allah\'a, insanlara, bütün mevcudata karşı edep. Tasavvuf yolunun başlıca hedefi de, hakiki kulluk edebine erişmektir. Bu da belli usul ve erkâna riayetle mümkündür
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: Tarikat ve Tasavvuf
MÜRŞİDDEN MAKSAT

Mürşide gitmekten maksat, Allah rızasına ulaşmak, kötülükten kaçmak, hasta kalbe ilaç, garip gönle gerçek bir dost aramak, kısaca manevi bir hicret yapmaktır.

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz:

"Fitneler etrafı sardığı bir zamanda ibadete yönelen kimse, sanki bana hicret etmiş gibidir."12 buyuruyor.

Bir mürşide giden kimse, fitneden kaçıp hak yolundaki cemaate koşmakta, isyandan kaçıp takvaya sarılmaktadır. Bu, Allah ve Resûlü için yapılmış bir hicret çeşididir. Bu hicretin sonu Allah rızasıdır.

Kâmil mürşid yeryüzünde en şerefli, en kıymetli, en gerekli ve en zor işi üstlenmiştir. O aynı zamanda en büyük bir emaneti taşımaktadır. Çünkü kâmil mürşid Hz Peygamber'in (s.a.v) varisi olarak takva imamlığını ve insanları terbiye işini yürütmektedir.

Mürşide gitmenin en önemli hedefi, bu iman ve irfan kervanına katılıp imanımızı muhafaza etmektir.

Büyük veli İmam Kuşeyri (k.s), mürşidin gerekliliği hakkında şöyle diyor:

"Hakkı arayan kimse, bulunduğu yerde kendisini irşat edecek bir kimse bulamadığı zaman, irşatla görevli zamanının mürşidine gitmeli, onun bulunduğu yere hicret etmeli; yanında kalmalı, terbiye olup kendisine izin verilene kadar kapsından ayrılmamalıdır."13

Takva yolunda imam olan bir arifi sevmek ve desteklemek imanın bir parçasıdır. Şu hadis-i şerifteki müjdeye bakınız:

"Kim Allah yolundaki bir imamı desteklemek ve yüceltmek için yanına giderse, o kimse Allah'ın himayesinde olur; bu uğurda göreceği her sıkıntının sevabını Allah verir." 14

Allah için Çıkılan Yolun Sonu Cennettir

Bir Allah dostunu ziyaret etmenin ilk faydası, Allah için sevginin ve ziyaretin sevabına ulaşmaktır. Allah için sevilen bir Müslüman kardeşi ziyaret etmenin hediyesi ilahi muhabbet ve Cennettir. Resûlullah (s.a.v) Efendimiz bu konuda şu müjdeleri vermiştir

"Size Cennet ehli olanlarınızı haber vereyim mi? Bir şehrin (memleketin) öbür ucunda bulunan din kardeşini Allah rızası için ziyaret eden kimse Cennetliktir." 15

"Allahu Teala buyurur ki: Benim için birbirini sevenleri, birbirini arayıp soranları birbirini ziyaret edenleri, birbirine ikramda bulunanları, bir araya gelip meclis kuranları muhakkak ben de severim." 16

"Kim bir hastayı ziyaret ederse veya Allah için sevdiği bir kardeşini ziyarete giderse, görevli bir melek yoluna çıkıp: Güzel bir iş ettin, bu yürüyüşün hoş oldu, Cennette kendine bir ev hazırladın, sana müjde olsun! diye seslenir."17

Allah için sevginin ve ziyaretin bundan başka bir hediyesi olmasa bile, bu kadarı insana yetmez mi? Allah'ın bir kulunu sevmesinden, ondan razı olup cennet ve cemalini seyretme nimetini vermesinden daha güzel ne vardır?

Hele bu ziyaret edilen kimse, hâlkın irşadı ile görevli bir Allah dostu olursa, ziyaretin fazilet ve bereketi daha fazla olur.

Allah dostu deyince, hemen keşif ve keramet aranmamalıdır. Kâmil mürşidin en büyüt alameti Kur'an ve sünnet ahlakı üzere yaşamasıdır. Havada uçmak, suda yürümek, ateşi yutmak, bir anda dünyanın öbür ucuna gidip gelmek gibi şeyler, veli olmak için şart ve lazım değildir. Allah'ın izniyle bunlar mümkün şeylerdir, fakat bu tür şeyler velide bulunmadığı zaman, o bir noksanlık değildir. Velide ilahi aşk ve edep lazımdır. Buna kısaca istikamet denir.

Bir kimse bu yolun büyüklerinin elinden tutup irşat halkalarına girince, Sadat-ı Kiram'ın himmet ve tasarrufları altına girmiş olur. Bu himmet ve bereket onun kalbinde ilahi muhabbet meydana getirir.

Bunun bir sonucu olarak o kimsede günahlardan şiddetle kaçınma duygusu ve ibadetleri tatlılıkla yapma arzusu oluşur. Bu büyüklerin meclisine katılan insanın ruhu sevinir, kalbi rahatlar, gönlü huzurla dolar. İnsan Rabbül alemine kulluk yapmanın sevincini yaşar. İşte bu, Yüce Sadatların elinden tutmanın bereketiyle Allahu Teala'nın kuluna ikram ettiği bir hâldir. Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimize varis olan bu Allah dostlarının eli, Resûlullah (s.a.v) Efendimizin elini temsil etmektedir. Onlara tutunan kimse hiç kopmayan nurlu bir halkaya tutunmuş olmaktadır.

Bunu ilk beğenen sen ol.
Yeni Üye
RE: Tarikat ve Tasavvuf
ZÜmer Suresi 3.Ayet
3. Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.  
(Araplar, putları vasıtasiyle Allah'a yaklaşacaklarına inanıyorlardı. İslâm dini Allah'tan başka hiçbir şeye kulluk edilemeyeceğini, onların bu tutumlarının Allah'a ortak koşmak olduğunu bildirdi ve bunu kesinlikle yasakladı.)
3. İyi biliniz ki, halis din yalnız Allah'a mahsustur. Ve o kimseler ki, ondan başkasını dost edindiler, onlara ibadet etmeyiz, ancak bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ederiz derler şüphe yok ki, Allah, onların kendisinde ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm verecektir. Muhakak ki, Allah, yalancı, nankörlüğe düşkün olan kimseyi hidayete erdirmez.
3. İyi bil ki Allahındır ancak halîs din, onun berisinden bir takım veliylere tutunanlar da şöyle demektedirler: biz onlara ıbadet etmiyoruz, ancak bizi Allaha yakın yaklaştırsınlar diye, şübhe yok ki Allah onların aralarında ihtilâf edip durdukları şeyde hükmünü verecek, her halde yalancı, nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz
Arkadaşlar mealler sırasıyla Diyanetin, Ömer Nasuhi Bilmenin Ve Elmalı Hamdi Yazır'ındır.
Meallerde ibadet etmek denmektedir.Halis bir tarik ehli herşeyin Allah'ın elinde olduğunu bilir ve ona göre amelini yapar. Rabıta konusunda şüphelerin olması elbette doğaldır çünkü Laiklik adı altında maneviyatı temizlenip zahiri bırakılan dinimizde olup bize aktarılmayan bir şeydir bu. Bu konuyla ilgli bir çok hadise bulunmaktadır lafı fazla uzatmazsak ; rabıtada mürşidin nuru düşünülmez düşünülürse elbette şirk olur... Allah'ın nuru düşünülür. Ve hakikaten yol alan biri herşeyde Allah ı görür tarikatlerin amacıda budur...
Bunu ilk beğenen sen ol.
~Laedri~
RE: Tarikat ve Tasavvuf
Tarikat ve tasavvuf aynı bir yaş ceviz gibi sadece tarikata takılıp kalırsa insan cevizin acı yeri ile kalır önemli olan kabuğu kırıp aşkla şevkle ikisini bir yaşayıp öze inmek
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Tarikat ve Tasavvuf
Özellikle Kuzey Afrika tarikatları misal Şazeliyye tarikatı on numara beş yıldız bir tarikat gibi geliyor bana. Hoş bu tarz yazmak ne kadar doğru bilemedim ama bana en yakın geleni o gibi. Lakin deruni araştırmamın derinine inmiş değilim gerçi henüz. Bir de şu anda Güney Afrika Cape Town'da Şazeliyye tarikatı kollarından Darkaviyye Abdülkadir Es Sufi ( Ian Dallas) süper mesela. Gariplerin Kitabı'nı okuyanlar bilir...

Mesela bu sene Cerrahi tarikatına bağlı olan Şems baba ile (Shems Freindlander ) ve yine Rufai tarikatına bağlı Muhyiddin Şekur ile tanıştım ( ki tam bir Şekur fanatiğiyim) muazzam insanlar cidden lakin ne bilim. Belki de Şems babanın nasihatı gibi "hal seni çağırır "ı beklemek mi düştü heybeye bilemiyorum. Kafa darma duman açıkcası...

Neyse yazarken dertlendim burada keseyim.)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: Tarikat ve Tasavvuf
eskiden tarikatların putperest olduğuna inanırdım. Sonra tarikata girdim ve 10 yıl kaldım. Tarikatsız olmaz dedim. Daha sonra okuyup araştırdığım zaman tarikat felsefesinin kökenini bulduktan sonra tarikatlar şirk yuvasıdır diye düşünmeye başladım. Biraz daha derine inince bu düşüncemden döndüm. Şimdi çok farklı bakıyorum.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: Tarikat ve Tasavvuf
İnsanın islami bilgileri az ve yeni öğrendiğinde hocaların söylediğini doğru kabullenir. Bu yüzden tasavvufta imdat istemek şirk kabul edilmelidir. Uzak durulur v.s. Am atarikata girip ders aldığın zaman bazı ruhsal değişiklikleri yaşıyorsun. Evet İslamın içinde olmadığını düşündüğün bazı uygulamalarla karşılaşıyorsun. Ama Şeyhlerin mütevazilikleri ve gördüğün arkadaşlık yardımseverlik hakka hukuka riayet seni vazgeçiriyor. Sonra başka dinler araştırıp öğrendikçe her dinin içinde tasavvuf olduğunu görüyorsun. Hristiyanlığın içindeki gonosizm. Yahudiliğin içindeki kabbalizm. Eski dinlerden bazılarının mistik kolları, Hatta bazı dinler bizatihi tasavvufun kendisi olarak kabul edilir. Hindu dini mesela bizim tasavvuf ile neredeyse aynı lugatı kullanır. Hindular bizim tarikat şeyhlerini kendi şeyhleri olarak kabul eder. Mezarlarını ziyaret ederler. Bunları görünce tasavvufun islama nereden girdiğini anlamış oluyoruz. Bu halde islam müşrikliğe karşı çıktığına göre tasavvuf ve her türlüsü şirktir uzak durmak gerekir. İslam yalın bir dindir ve Allah'tan başka hiçbir şeyden istimdat umulmaz. Ama kafa karıştırıcı şeyler var tasavvuf büyükleri yunuslar mevalanalar yeni tarikat şeyhleri, bakıyorsunuz hepsi nur yüzlü temiz simalı hep barıştan güzellikten yana olan insanlar bu insanlar nasıl oluyorda müşrik sayılır. Bu kişiler cehennemlik olmamalı. Ayrıca mistik bilgileri çok olanlardan bir şeyler öğrenip bazı meseleleri gözlerinle gördüğün zaman farklı düşünmeye başlıyorsun. Bu yüzden biraz daha araştırınca islam dini özellikle mistik bilgi yoğunluklu dinlere göre fast food din sayıldığı görülmektedir. Çok basitçe Allah'a inan ibadetlerini yap cennettesin. Halbuki mistik bilgiye açık kişiler için bunlar yetersiz ruhsal doygunluğa ihtiyaç duyan insanlar çok fazla. En son şuna kanaat getirdim. Allah her yaşayan devirdeki insanlara göre farklı bir din göndermiş, eskiden az sayıda insan varken çoğuda ilahi bilgiye vakıf olduğu zamanlardaki din daha çok mistik bilgilerle dolu insan ruhunun evrimine katkı sağlayan zikirler ve çeşitli yollarla ruhu geliştirirken insan sayısı arttıkça ve kötü insanlar çoğaldıkça insanların yaşamları için en gerekli ve uygun din daha dünyevi olan ama uhrevi yönü de olan basit yaşanan , hükümleri çok ayrıntılı olmayan modern ticari hayata uygun dinler gönderilmiştir. İslam dini bu açıdan dünyaya bu kadar bağlı olan insan çoğunluğu için en yaşanabilir dindir. Ama tasavvufa aç insanlar için İslamın içine sokulan tasavvufu doğru anlarsa bence islamdan çıkmazlar. Tasavvuf daha çok bilim dalı gibidir. Ruhu yüceltme bilimidir. İslam dini ile alakası olmasa da fizik gibi kimya gibi bir bilim dalıdır. Bu bilim dalının profesörleri de şeyhlerdir.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.