You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

TAKLİT HASTALIĞI.!

TAKLİT HASTALIĞI.!

Forumcu
TAKLİT HASTALIĞI.!
TAKLİT HASTALIĞI
Muhammed b Abdulazim el-Mekki el-Hanefi er-Rumi el-Mervezi şöyle der: Allah Teala hiç kimseye Hanifi Şafii Maliki veya Hanbeli olmayı emretmemiştir Allah’u Telanın vacip kıldığı:Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e Tabi olmaktır.Mervezi el-Kavlu’s Sedid Fi Badi Mesaili’l İctihadi ve’t-Taklit.s.700

Sünnet Temel fıkıh da onun üzerine yükselen binadır Temeli olmayan binalar yıkılmaya mahkumdur Üzerine bina olmayan temel serap ve hayaldir İttiba etmemiz farz olan Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’(dir) sahih bir hadisi bize ulaşır da imamımızın görüşüne uymadığı için onu terk edersek bizden daha zalim kim olabilir Kıyamet gününde geçerli bir mazeretimiz olabilirmi.Dehlevi el-İnsaf.s.102

Ebu Sa’id anlatıyor:Veki’nin yanındaydık Veki re’y ehlinden bir adama Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kurbanlık koyunun sağ tarafına vurarak kestiği halde Ebu Hanife bu kesimi haram görmüştür.?Diye sordu Adam:İbrahim en’Nehai’de aynı görüşteydi dedi.Veki fena halde kızdı ve sana Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in uygulamasını naklettiğim halde sen Nehai şöyle yaptı böyle yaptı diyorsun Bu inattan vazgeçmeyenin cezası hapistir dedi.Dehlevi Huccetullah.I.431

İbn Hazm şöyle der: Tevhit nübüvvet kader iman ceza imamet ahkam ve ibadetlerde taklide gitmek haramdır Allah Teala bu konuda alim ümmi köle bekar çoban diye bir ayırım yapmamıştır Hepsi için haramdır Kim Taklit ederse isyan etmiştir Mukallit yapmış olduğu taklit günahından derhal tövbe etmelidir.İbn Hazm el-İhkam fi Edilleti’l-Ahkam II/288

Taklid, Arapca k-l-d harflerinden türeyen bir kelimedir. Sözlükte “kılıç kuşanmak, suyu havuzda ya da bir kapta toplamak, bir şeyi başka bir şeyin üzerine bükmek, hayvanın boynuna yular takmak veya kadının boynuna kolye takmak” gibi anlamları vardır. İsfehani, el-Mufredat, “kalede” mad., s. 682; Zemahseri, Esasu'l-Belaga, s. 678; İbn Manzur Lisanu’l-Arab, “kalede” mad., c. XII, s.172-173; Sevkani, el-Kavlu’l-Mufid fi Edilleti’l-İctihad ve’t-Taklid, (tah. Ebu Musab Muhammed Said el-Bedri), Kahire 1991, s. 101. Hayvanın boynuna takılan gerdanlık, özelde onun kurbanlık olduğuna alamet olarak kabul edilmiştir muhtelif manalarının ortak noktası; aklın hapsedilmesi ve durgunlaştırılması, başkalarına ait inanç ve düşüncelerin bir zihne akıtılıp toplanması ve sorgulanmadan peşinden gidilmesidir. Sevkani, İrsadu'l-Fuhul, Beyrut, trs; s. 265;

Taklid kelimesinin kavramsal anlamı, “başkalarına ait söz ve fiillerin doğruluk ya da gercekliklerini düşünüp sorgulamadan ve herhangi bir dayanak aramadan hayvanın boynuna yular takılıp da peşinden götürüldüğü gibi peşinden gitmek ve onları olduğu gibi kabul etmektir.Dini anlamda ise, Allah’ın ve Hz. Peygamber’in dışında birisine tabi olmaktır. Bu ister sahabe, ister tabiun isterse herhangi bir mezhep olsun fark etmez. Maverdi, el-Havi'l-Kebir huve Şerhu Muhtasari'l-Muzeni, (tah. Ali Muhammed Muavvez- Adil Ahmed Abdulmevcud), Beyrut 1994, c. I, s. 15; Şevkani, İrsadu'l-fuhul, s. 265.

Bir başka tarife göre taklid “bir görüşü, neye dayandığını bilmeksizin kabul etmektir. Cuveyni, Ebu’l-Meali, Kitabu’l-İctihad, (tah. Abdulhamid Ali Ebu Zuneyd), Beyrut 1987, s. 95.Taklid, ilim adamlarının üzerinde ihtilaf ettiği cesitli konularda onların görüşlerinden birisine iman etmektir. İbn Hazm, el-İhkam, c. II, s. 793; En-Nubzetu’l-Kafiye fi Usuli Ahkami’d-Din, (Tah. Ebu Mus’ab Muhammed Said el-Bedri), Kahire 1991, s. 86.

Ebu Muhammed İzzeddin b. Abdisselam (v. 660/1262), taklidin toplumda taassuba neden oluşunu şöyle ifade etmektedir: “Öteden beri müslumanlar, meselelerini bir mezhep kaydı ve kaygısı olmaksızın, alimlere sorarlardı. Ve bu şekilde davranan hiç kimse kınanmazdı. Mezhepler ve mukallidler ortaya cıkıncaya kadar bu böyle devam etti. Dinde taklid ortaya çıkınca ardından taassup da oluştu. Bu mutaassıp mukallidler, görüşleri Kitap ve Sünnet’e uzak olsa bile, mezhep imamına tabi olmakta ve sanki bir peygambermiş gibi onu taklid etmektedirler. Oysa bu durum, haktan ayrılmanın ve doğruluktan uzaklığın bir göstergesidir. İzzeddin, Ebu Muhammed, Kavaidu'l-Ahkam fi Masalihi'l-Enam (I-II), Beyrut trs., c. II, s. 135-136.

Debusi şöyle der: “Sayet taklid ehliysen beni taklid et. Ben de akılcıyım. Eğer beni taklid edersen taklidi reddetmis, aklı yuceltmis olursun. Eğer beni taklid etmeyi reddedersen taklidin kendisini de reddetmis olursun. Ayrıca sen, imamını taklid ederken, ya onun hak yolda olduğundan ya da batıl olduğundan dolayı taklid ediyorsun. Üçüncü ihtimal ise onun hakkında bilgi sahibi değilsin. Eğer ikinci ve ücüncü sebepten dolayı taklid ediyorsan seninle munazara edilmez. Çünku taklid ettiği şey hakkında bilgi edinemeyecek durumda olan ya da batıl olduğunu bile bile bir yola giren insanın aklı yok demektir. Aklı olmayanın da dini yoktur. Sayet hak olduğu icin taklid ediyorum dersen, taklid ettiğin seyin tutarlı oluşunu delillendirecek bir kanıtın olmadan bunu da ispatlayamazsın. Zaten ispatlama gücün varsa mukallid sayılmazsın. Debusi, Ebu Zeyd, Takvimu’l-Edille, (tah. Halil Muhyiddin Meys), Beyrut 2001, s.389-390.Bütun bunlardan dolayı mukallid tembellikten dolayı başkasının yoluna köru körüne girdiği icin tedaviye ihtiyacı vardır. Onunla tartışmak dahi gereksizdir. Esasen yetkinlik vasfı olan akletme ve tefekkuru terk eden kimse, adeta hayvanlaşmıştır. Debusi. s. 390. Allah azze ve Celle şöyle buyuruyor:Yeryüzünde insanların coğunluğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Çünku onlar sadece inandıkları şeye tabi oluyorlar. En’am, 6/116. O halde hak, sayısal çoklukla tespit edilebilecek bir olgu değildir.

Sahabeden Adiyy b. Hatim’in (v. 68/687) naklettiğine göre; o bir gün Hz. Peygamber’in yanına geldi.Resulullah, “Allah'ı bırakıp bilginlerini, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilaha kulluk etmeleri emrolundu ayetini okudu. O da ‘biz onlara ibadet etmiyorduk’ dediğinde onlar size helalı haram, haramı helal kılmıyorlar mıydı? diye sordu. O da, evet, dedi. Hz. Peygamber, “iste bu onlara kulluktur”, dedi. Satıbi, el-İ’tisam, c. I, s. 542;

İbn Hazm, bu ayetten hareketle şunu söyler: “Peygamber, Allah ve peygamberleri haricinde hüküm koyanlara olduğu gibi uymayı “onlara kulluk” olarak adlandırdı. Bu bağlamda, yanılabilir olan fetva makamını taklid eden, haramı helal, helalı haram olarak kabul etmiş olabilir. Bu durumdaki kimse ayette bahsedilen kimselerin durumuna düşmüş olmaktadır. Bu anlamda da mukallid, büyük bir sorumluluk altındadır. İbn Hazm, el-İhkam, c. II, s. 848.

Allah’ın mucizeyle desteklemediği, hakkında ayet indirmediği ve hatadan masum kılmadığı insanları taklid etmek ve bu konuda ısrarcı olmak dalalettir. Taklid edilen kim olursa olsun sonuc değismeyecektir. İmam Safi’nin talebesi Muzeninin (v. 264/877) “el-Muhtasar” adlı eserinin başlangıcında şöyle demektedir:“Bu kitabı İmam Şafii’nin ilminden süzdüm. Böylece onun ilmini isteyenlerin istifadesine verdim. Bununla beraber, İmam Şafii gerek kendisinin gerekse başka fakihlerin taklid edilmelerini yasaklamıştır ki; herkes kendi dinini kendisi düşünsün ve ihtiyatlı yaşamayı öğrensin. Muzeni, Muhtasaru’l-Muzeni, (haz. Muhammed Abdulkadir Sahin), Beyrut 1998, s. 7. İbn Hazm rahımullah şöyle der: “Allah, sizi -mukellef olma sebebiniz olan- akıldan mı men etti?” Halbuki Allah şöyle buyurur: “Onlar Kur’an’ı dusünmuyorlar mı? Yoksa kalpleri mi kilitli?” Muhammed, 47/24. “ey iman edenler! Siz kendinize bakın Maide, 5/105. “herkesin kazanacağı yalnızca kendisine aittir En’am, 6/164 “Allah her şahsı ancak gücünün yettiği ölcüde mükellef kılar. Bakara, 2/286.

Eğer gücünüz yetmeseydi Allah sizi Kur’an’ın ayetlerini anlamak ve onları düşünmekle sorumlu tutar mıydı? Eğer idrakiniz Peygamberi anlamaya yeterli olmasaydı; ne ona anlatmayı emrederdi ne de size itaati emrederdi. Ayrıca, nasıl oluyor da Allahın kelamını anlamada yetersiz kalan aklınız, Ebu Hanife’nin, Şafii’nin ve Malik’in sözlerini anlayabiliyor Dinde aklı yetmediği için taklid ile memur olan ümmet taklid için hangi müftüyü hangi sebepten tercih edecek ve bu konuda akıl yürütmeden bunu nasıl yapacaktır. İbn Hazm, el-İhkam, c. II, s. 848. s. 823.

Avamın taklidine cevaz verenlere ayrıca şu soruyu sormak gerekir: Avam kimi taklid etmelidir? “Memleketin en bilgili alimini” derlerse, şöyle deriz: Eğer ülkede iki farklı görüşe sahip alim varsa –ki coğu zaman bu böyledir- ne yaparız? Onlardan dilediğimizin görüşünü mü alırız? Şüphesiz bu yeni bir din edinme gibi olur. Birinin helal dediği bir meseleye diğerinin haram demesi, iki ayrı din anlayışının varlığı değil midir? Endülüs’tekilerin Malik’i, Yemenlilerin Şafii’yi, Horasanlıların Ebu Hanife’yi taklid ettiklerini dikkate alırsak, -söz konusu imamların farklı anlayışlarından hareketle- her memleketin ayrı dini olmuş olur. Bu, dinde tutarsızlık anlamına gelir. Halbuki bu Allah’ın muradına aykırıdır. O bunu şöyle ifade etmiştir: “Hala Kur’an hakkında gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda tutarsızlıklar olurdu.” Nisa, 4/82.

İbn Hazm şöyle der: “Sizin taklid ettiğiniz imamla başkalarının taklid ettiği imam arasındaki fark nedir? İbn Hazm, el-Muhalla, c.I, s. 18, 65.

Ya da “sizinle taklid ettiğiniz kimse arasındaki fark nedir?İbn Hazm, el-İhkam, c. II, s. 838.

Eğer, aradaki farkın bilgi ve fazilet olduğu söylerseniz; her iki konuda da Hz. Peygamberden daha üstün olan kimse yoktur, deriz. Öte yandan, imanda ve amelde, kimin daha faziletli olduğuna dair bir kestirmede bulunmak mümkün değilken, mukallid, taklid ettiği kimsenin en faziletli kimse olduğunu nereden bilecektir? Ayrıca, Kuranın nuzulune ve Peygamberin hükümlerine bizzat sahid olmus olan Ebu Bekir, Aise, Ali, Omer, Muaz ve İbn Mesud’un; Sufyan-ı Sevri, Evzai, Malik, Ebu Hanife, Ebu Yusuf, Safii, vd. sahabeden daha alim ve daha faziletli olduğu her mumin tarafından tereddutsuz bilinen bir husustur. Oyleyse onlar varken neden mezhep imamlarını taklid ettin? “Onlardan sonra bunlar geldiği icin”, derse, “bunlardan sonrakileri nicin taklid etmiyorsun? Eğer “onlardan sonra olma” bir faziletse taklid ettiklerinden sonra gelenlerin de faziletli olması gerekir. Onları neden taklid etmiyorsun?” İbn Hazm, el-İhkam, c. II, s. 839.

Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yolda saptırdılar, derler. Ahzab, 33/67.

Taklid, kendi başına kötü bir tutum olduğu icin, Müslüman, Hıristiyan ve Yahudiler icin farklılık arz etmez Her ne kadar onların inancı batıl, Muslumanların ki hak da olsa, delile dayanmayan ve Allah ve Peygamber’in haricinde başka birisini taklid eden kimse aynı konumdadır. “Onlara: Allah'ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar, "Hayır! Biz atalarımızın yolundan gideriz" dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler. Bakara, 2/270. Bu anlamda diğer ayetler bkz. Maide, 5/104; Araf, 7/28, 170, 173; Yunus, 10/78; Enbiya, 21/53; Lokman, 31/21; Zuhruf, 43/22-23; Suara, 26/74.

İbn Teymiyye şöyle der: “Çoğu sadece kendi imamının ekolunu bilir. O, en iyi ihtimalle kendisine miras kalan bilgiye sahiptir. Dolayısıyla nass ve icma tarafından acıkca kesinlestirilmis olan meselelerle, o ekolun kendine has ozellikleri ve ictihad usulleri arasında ayrım yapmaz. Boyle bir alim, sadece eski kitapları (anlamaksızın) tasıyan bir merkep gibidir. İbn Teymiye, el-İstikame, (tah. Muhammed Resad Salim), Riyad 1983, c. I, s. 50.

Nitekim Allah,Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:“bilmediğin bir seyin ardına düşme. İsra, 17/36. Öyleyse taklid bilgiye dayalı bir tutum ya da bilgi olarak kabul edilebilecek bir sey değildir. Buna karsın vahye tabi olmak, ilahi bilgiye talip olmak ve onun ardından gitmektir. “De ki, Rabbim acık ya da gizli tum kötülükleri, yasaklanmıs seyleri ve haksızca saldırıları; hakkında hicbir delil indirmediği bir seyi Allah’a ortak kosmayı ve O’nun hakkında bilmediğiniz seyler soylemenizi kesinlikle haram kılmıstır. A’raf, 7/33. O halde, bir adamı dusunceyi, mezhebi vs. otoriteyi taklid etmek, sahih olmayan yoldan edinilen bilgiye guvenmek demektir ki, bu da zikredilen ayetlere muhalefettir.
İbn Kayyım rahımullah Taklitçiler hakkında şöyle der: “Siz yarın Allah’ın huzurunda kulların cinayetleri, nikahları, malları ve cezalarıyla ilgili mesellerde taklide dayanarak verdiğiniz hukumlerden ve Allah’ın dininde bu helaldir, bu haramdır diye verdiğiniz fetvalardan dolayı sorguya cekileceğinizi biliyorsunuz. Allah “bu fetvaları neye gore verdiniz” diye sorarsa, nasıl cevap vereceksiniz? Kiminiz, “İmam Muhammed, “Kitabu’l- Asl” adlı eserinde İmam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf’un goruslerini rivayet etmistir. Biz de o kitaptaki goruslere gore fetva verdik” diyecek, kiminiz de pesinden gittiği diğer imamların eserlerine zikredecek. Boylece Allah ve Resulunden tabaka tabaka asağı indiğinizi itiraf edeceksiniz. Ne var ki dinin kaynakları bellidir. Allah’ın huzurunda bunlardan baskası delil olarak kabul edilmeyecektir. İbn Kayyım, İ’lamu’l-Muvakkiin, s. 188

Taklidden men eden biz değiliz. Allah’ın mukallidleri zemmetmesi, Kitap ve Sunnet’in hakim kılınmasını emretmesi, hükmün yalnız kendisine ait olduğunu haber vermesi, dinde Allah ve Resulu’nden baskasına ittibayı yasaklaması Kitab’a sımsıkı sarılmayı emretmesi, baska bir varlığın helal ve haram kılacak sekilde Rabb edinilmesini yasaklaması,Resulune gonderdiklerini tanımayanları hayvandan asağı bir dereceye indirmesi, anlasmazlık cıkınca yalnız elcisini hakem kılıp, onun verdiği hukme, gonul hosluğu ile kabullenmedikce mumin olamayacağımıza yemin etmesi ve hukmune mutlak bağlılık istemesi, Kitap ve Sunnet’e davet edilen kimsenin ne sebeple olursa olsun bu davetten yuz cevirmesi durumunda bir musibete duseceğini bildirmesi ve Resulu’nun lisanıyla bir hukum verilince, buna herkesin uymasının zorunlu olduğunu beyan etmesi Allah’ın taklidi men ettiğine delalet etmektedir.

Her biriniz kendi mesruiyetinizi savunursunuz O halde sizin taklid ettiğiniz kisiyi diğer kimselerin taklid ettiği kimselerden buna daha layık yapan sey nedir? Hangi ayet ve hadistir? Ummet, bu taklid ve taassuptan dolayı şu ayete muhatap olmadı mı? “… İşlerini aralarında parca parca edip cesitli kitaplara ayrıldılar. Her grup, kendi yanında bulunanla mutlu olmaktadır Herkes taklid ettiğine davet ediyor ve kendisi gibi olmayanları otekilestiriyor. Ümmetin arasını acan ve gruplaşmaların ortaya çıkmasına sebep olan, işte bu taklid ruhu ve asabiyetidir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: TAKLİT HASTALIĞI.!
şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır haberiniz olsun gülücük
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: TAKLİT HASTALIĞI.!
You can not out run me I m VAYNE!



Ben müslümanım ,
İslam mükemmel , ama ben değilim.
Eğer ben hata yaparsam beni suçla.
Dinimi değil.


Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.