You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

TAĞUTİ REJİMLERİN OKULLARINA ÇOCUK GÖNDERMEK!

TAĞUTİ REJİMLERİN OKULLARINA ÇOCUK GÖNDERMEK!

Acemi Üye
TAĞUTİ REJİMLERİN OKULLARINA ÇOCUK GÖNDERMEK!
TAĞUTİ REJİMLERİN OKULLARINA ÇOCUK GÖNDERMEK

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed (Sallallâhu aleyhi ve sellem)’in âlinin, ashabının ve yolundan gidenlerin üzerine olsun..

Şüphesiz ki gelecek bugünün küçükleri üzerine kurulacaktır. Bugün yetişen nesiller yarının dünyasında büyük söz sahibi olacaklardır. Bu yüzden bugünün küçüklerinin eğitim ve terbiyesi kesinlikle gereksiz, boş işlerden değildir. Bilakis bu görev Allah Subhanehu ve Teala’nın üzerimize vacip kıldığı kesin bir yükümlülüktür.

Aydınlık bir geleceğe sahip olmanın en temel esası çocuklarımızı nebevi bir metodla eğitip yetiştirebilmektir. Ancak ne gariptir ki bugün müslüman olduğunu iddia eden insanlar bu görevi tamamen ihmal etmişler, çocuklarını kendi kültürlerinden, kendi dinlerinden fersah fersah uzak bir eğitim metodu üzere bina edilmiş kurumlara teslim etmişlerdir. Allah’ın indirdiği esasları en iyi şekilde idrak ederek, bunu hayatlarının temel mihveri edinen gençlerin yetiştirilmesi için mutlak surette tağutların eğitim kurumlarını bütünüyle terk etmek gerekmektedir.

Tağutun okullarında her türlü şirk ve küfür amellerini işleyerek, şeytanın emelleri doğrultusunda yetişen bir çocuk işlediği fiillerden sorumlu mudur ? Bu çocuğun velayetine sahip babasının çocuğunu küfür okullarına teslim etmesinin hükmü nedir ? Böyle bir baba yapmış olduğu fiili sebebiyle kafir olur mu ? Küfür okullarına çocukları teslim etmenin küfür olmadığını, böyle bir babanın da kafir olmayacağını söyleyen bir kimsenin hükmü nedir ?

Rabbimiz kullarını çocukları ve malları konusunda sınayacağını eğer Allah’ın rızasını gözeterek mallarımızı ve çocuklarımızı Allah’ın razı olacağı yola yöneltirsek bizlere büyük mükafatın verileceğini, aksi halde en büyük kayıp ve en büyük pişmanlık sebebi olacağını bizlere bildiriyor.

Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur ; “Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan konusudur.) Allah yanında ise büyük bir mükafat vardır.” (Enfâl Suresi / 28. Ayet)

Allah’a isyanın öğretildiği, İslam dini yerine bâtıl dinlerin genç beyinlere aşılandığı tağuti rejimlerin sözde eğitim kurumlarına çocukları teslim etmek şu ayete apaçık muhalefet etmektir.

Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur ; “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır. ” (Tahrim Suresi 6. Ayet)

İbn Kesir (Rahimehullah)bu ayetin tefsirinde şu bilgileri aktarmıştır ; “Süfyan Sevri rivayet etmiştir ; Hz. Ali (Radıyallahu anh Allah-u Teala’nın ‘ kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ‘ kavlinde : Onları terbiye edin ve öğretin demiştir.” (Tefsir’ül Kur-an’il Azim / c.9 s.489)

İmam Kurtubi (Rahimehullah) ise bu ayetin tefsirinde şu bilgileri aktarmıştır ; “Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas’tan şöyle dediğini rivayet etmektedir ; Siz kendinizi koruyunuz, aile halkınıza da zikri ve dua etmelerini emrediniz ; ta ki Allah sizin vasıtanızla onları da korusun.” (El Camiu li Ahkami’l Kur-an / c.17 s.479)

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir çok hadisinde çocuklarımızla ilgili bize tavsiyelerde bulunmuş, babaların çocukları üzerindeki sorumluluğunun Allah katındaki önemini anlatmıştır. Nitekim İbn Ömer’den rivayet edilen bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur ;

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden mesulsünüz. İmam çobandır ve sürüsünden mesuldür. Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden mesuldür. Kadın, kocasının evinde çobandır, o da sürüsünden mesuldür. Hizmetçi, efendisinin malından sorumludur ve sürüsünden mesuldür.“

Ma’kil bin Yesar (Radıyallahu anh)’ın rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur ; “Allah herhangi bir kulunun idaresi altına bir halk verir, o da bu halkı nasihatle kuşatmaz ise cennetin kokusunu dahi
alamaz.“ (Buhari, Kitabu’l Ahkam)

Kim çocuğunu ihmal eder, ona faydalı olmaz, onu terk ederse ; ona en büyük kötülüğü yapmış olur. Çocukların büyük çoğunluğunun ifsada uğramaları, velilerinin ihmalleri yüzündendir. Onlara gereken ihtimamı göstermemeleri, dinin farzlarını ve sünnetlerini öğretmemeleri ; çocukların ifsada uğramalarının, daha küçük yaşlarda telef olmalarının en büyük sebebidir.


Şimdi ise Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)’in öğretim ve eğitim metoduna göz atalım. Allah Rasulü’nün eğitim metodu üzere yetişen sahabeler, imanlarının ve cihadlarının faziletiyle tevhid bayrağını yüceltmişlerdir. İşte size Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)’in eğitim metodundan bazı örnekler ;

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) yedi yaşına gelen çocuklara namazın öğretilmesini, on yaşına geldiklerinde ise namaz kılmaları konusunda zorlamamızı tavsiye ediyor. Amr bin Âs anlatıyor : “ Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki ; «Çocuklarınıza, onlar yedi yaşında iken namazı emredin. On yaşında olunca namaz(daki ihmalleri) sebebiyle onları dövün, yataklarını da ayırın» ” (Ebu Davud, Salât: 25)

Çocukları kucağında taşıyarak mescide getirmesi, onları hemen yanı başında oturtması. Abdullah bin Şeddad babasından şöyle rivayet etmiştir ; “Rasulullah bir yatsı namazı vaktinde, sırtında Hasan veya Hüseyin olduğu halde bize geldi. Öne geçti, onları yere bıraktı ve namaz için tekbir aldı.“

Minberde hutbe verirken onları kucağına alması. Minberde hutbe verirken onları kucağına alması. Buhari’nin rivayet ettiği bir hadiste Hz. Ebu Bekir (Radıyallahu anh)şöyle demiştir ; “Ben Rasulullah’ı minberde ve yanında Hasan olduğu halde hutbe verirken dinledim. ”

Kız erkek ayrımı gözetmemesi, Umame binti Zeynep omzunda olduğu halde namaz kılması. Ebu Katâde anlatıyor ; “Rasulullah, kızı Zeyneb'in kızı olan torunu Umâme'yi omuzunda taşıdığı halde halka namaz kıldırırdı. Secdeye varınca çocuğu (yana) bırakır, kıyâm için doğrulunca tekrar omzuna alırdı.”( Buhari, Salât: 106, Edeb: 18; Müslim, Mesâcid: 41)

Biz bu satırlarda Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)’in gelecek nesillere vermiş olduğu önemin sadece küçük bir kısmını belirttik. Burada hepsini zikretmemiz mümkün değildir. İşte Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)’in çocuk eğitiminde göstermiş olduğu bu titizlik, eşsiz sahabe neslinin oluşmasının en önemli faktörüdür. Eğer günümüz çocukları bebekliklerinden itibaren Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)’in öğütleri doğrultusunda eğitilseler nasıl olur acaba ?

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ; “İlim talep etmek her müslüman erkek ve kadına farzdır” ; “bu ilim dindir, dininizi kimden aldığınıza dikkat ediniz.” (Sahih-i Müslim) diyerek ilimden kastın ne olduğunu ve kimlerden bu ilmi talep edebileceğimizi net bir şekilde göstermiştir. Bırakın mürted ve bel’amlardan ders almayı bundan daha hafifini bile Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) kıyamet alametlerinden saymıştır.

“ Kıyamet alametlerinden biri de küçüklerden ilim tahsil olunmasıdır. ” Küçüklerden maksat bid’atçılar, inançları ve itikatları Ehl-i Sünnete uygun olmayan kimselerdir.” (Kutubi Sitte c.1 s.312)

Çocuklarımızın tağuti sistemlerin sözde eğitim kurumlarından, mürted ve sapkın öğretmenlerinden kötü arkadaşlarından, karma eğitim fitnelerinden etkilenmemeleri mümkün değildir. Bu öyle bir etkidir ki çocukların onlar gibi olmalarına sebep oluyor. Yaşamlarında, isteklerinde ve amaçlarında onların metodlarını, yaşam tarzlarını benimsiyorlar. Çocukların nefislerine kominizm, laiklik, kavmiyetçilik gibi beşeri kaynaklı cahiliyenin pislik tohumlarını ekiyorlar. Şimdi de velilerin minicik beyinleri ellerinden tutarak nasıl bir küfür ve şirk yuvasına götürüyor bir bakalım.


Milli Eğitimin Temel Amacı

Madde 2. Türk milli eğitiminin genel amacı, Türk milletinin bütün fertlerini ; Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasa’da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı,Türk milletinin millî, ahlâki, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, insan haklarına ve anayasa’nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek.

Madde 10. Eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk inkılâp ve ilkeleri ve anayasa’da ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır. Millî ahlâk ve millî kültürün bozulup yozlaşmadan kendimize has şekli ile evrensel kültür içinde korunup geliştirilmesine ve öğretilmesine önem verilir.

Madde 11. Güçlü ve istikrarlı, hür ve demokratik bir toplum düzeninin gerçekleşmesi ve devamı için yurttaşların sahip olmaları gereken demokrasi bilincinin, yurt yönetimine ait bilgi, anlayış ve davranışlarla sorumluluk duygusunun ve manevî değerlere saygının, her türlü eğitim çalışmalarında öğrencilere kazandırılıp geliştirilmesine çalışılır. Ancak, eğitim kurumlarında anayasa’da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine aykırı siyasî ve ideolojik telkinler yapılmasına ve bu nitelikteki günlük siyasî olay ve tartışmalara karışılmasına hiçbir şekilde meydan verilmez.

Madde 12. Türk millî eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilkokul ve ortaokullar ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.

Madde 15. Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır.

Madde 43. İlkokulun Eğitim ve Öğretim İlkeleri ; Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretiminin Genel Amacı, İlköğretim ve Ortaöğretimde öğrenciye, Türk milli eğitim politikası doğrultusunda, Genel Amaçlarına, İlkelerine ve Atatürk’ün Laiklik ilkesine uygun Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi ile, ilgili yeterli temel bilgi kazandırmak. Böylece Atatürkçülüğün, insan sevgisinin pekiştirilmesini sağlamak, faziletli insan yetiştirmektir.


Okullarda İşlenen Bazı Küfür Fiiller

1- Okullarda, Tağut olan t.c. kurucu ve yöneticilerinin sevilmeye ve övülmeye layık olduklarını, yaptıkları zulüm, küfür, şirk eylemlerini kahramanlık ve büyük bir meziyet olarak anlatılması, bu tağutların sevgisinin çocuklara aşırı derecede enjekte edilmesi,

2- Ömrü boyunca İslam’a düşmanlık eden ve müslümanları katleden, islam düşmanlarının bu mücadelelerinin övülmesi. Şapka kanununu çıkartan, şeriatı kaldırıp cumhuriyeti ilan eden ve İskilipli atıf hoca vb. İslamiyeti yaşamak isteyen binlerce İslam alimini şehit edenlerin bu ders kitaplarında övülmesi gibi,

3- İslamın temel rüknü olan Hilafet makamının kötü ve çağdışı gösterilmesi, Allah’ın hükümleri olan şeriatın vahşet, insanlık dışı korkunç gösterilmesi,

4- Atatürk’ün devrimlerine karşı çıkan İslam ulemasının ve müslümanların bozguncu, hain, ajan ve isyankâr olarak tanıtılması. Şeyh Said ve arkadaşları gibi,

5- İslam’i olan kılık kıyafeti, sakalı, çarşafı gerici, kötü,öcü ve çağdışı olarak tanıttırmaları açıklığı, soyunmayı, tesettürsüzlüğü övüp çocukları buna yönlendirmeleri,

6- Kur-an’ın doğru dediği şeyleri yanlış, yanlış dediği şeyleri doğru göstermeleri,

7- Darvin, Aristo, Sokrates, Mevlana, Yunus Emre, Ziya Gökalp vb. küfür, şirk, hurafe ve bidat içeren düşünce ve düşünürleri öğrencilere güzel gösterip ölçü alınması gerektiğini söylemekteler,

8- Sevgi ve düşmanlığın İslam’a göre olmayıp devlet, vatan, ırk gibi kavramlar üzerine bina edilmesi,

9- İslam düşmanı olan tağutların ve ideolojilerinin sevilip saygı ve bağlılık içerisinde bulunulması gerektiği, İslam yerine demokrasi ve laiklik dininin benimsetilmesi,

10- Cahili ve küfür olan resmi bayramları 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim ve 10 Kasım gibi İslam’ın kaldırıldığı ve Yüce Allah’ın hayat sisteminden uzaklaştırdığı bayramları öğrencilere kutlattırmaları,

11- 10 Kasım Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde, Atatürk’ü sevdiklerini ve onun izinden gittiklerini ıspatlamak amacıyla öğrencilere saygı duruşu yaptırmaları,

12- Her hafta başı ve sonu, küfür üzerine kurulmuş olan bu devletin varlığını ve sevgisini pekiştirmek için istiklal marşının okutulması ve bu devleti sembol eden bayrağı göklere çekip ona saygı duymayı sağlamaları,

13- Her sabah sınıflara girerken küfür içeren andı okutmaları ; “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım, ilkem küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir, Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene!”

14- Coğrafya derslerin de anlatılan dünyanın yaratılışı Allah’sızlığı çocuklara aşılamak için dünyanın kendiliğinden olduğu, bulutların tabiat kuralları gereği gezdiği, yağmurların tabiat kuralları gereği indiği, depremlerin fay tanrıları tarafından yaptırıldığı, dünyanın kendi etrafında kendi kendine döndüğü, havada kendiliğinden durduğu, galaxi ve evrenin kendiliğinden oluştuğu ve daha bir sürü tabiat ve yaratılış olaylarında t.c.’nin okullarda okuttuğu kitaplarda Allah lafzını bir kere bile geçtiğini göremezsin,

15- İnsanlığın kendiliğinden olduğunu, ilk insanın Hz. Adem’in olduğu ve Allahın yarattığını hiçbir tarih kitabında göremezsin. İlk insanların cahil, vahşi, hiçbir şey bilmeyen, canavardan farkı olmayan birer yaratık olduğunu hatta bazı kitaplarında maymun ve sonradan insana dönüştüğünü görürsün.

Bunların dışında da okullarda işlenen birçok şirk ve küfür eylemleri bulunmaktadır. Hepsini tek tek buraya aktarmamız çok uzun olacağı için bu kadarıyla yetindik. Çocukları okula göndermek bi zatihi şirk ve küfür değildir. Bilakis orda ki işlenen eylemlere göre değerlendirilir. Okullarda işlenen şirk ve küfürlere göre babaya hüküm verilir. Eğer bir çocuk küfür ve şirk işlerse çocuk müşrik veya kafir olamayacağı için onun velisi müşrik ya da kafir olur. Giriş kısmında belirtmiş olduğumuz soruların cevabı ise şöyledir ;

İslam’da çocuğun işlemiş olduklarından sorumlu tutulabilmesi için buluğ çağı dediğimiz doğru ile yanlışı, iyi ve kötüyü ayırt edebilme seviyesine gelmiş olmasıdır. Bu sınırıda kimileri on iki kimileri ise on beş yaş olarak tanımlamışlardır.

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur ; “Üç kişi muâheze olunmaz! Uyanmadıkça uyuyan, bulûğa ermedikçe çocuk, akıllanmadığı süre içerisinde deli.“

Küfre rızanın her halükarda küfür olduğu ve rızanın amelle sabit olacağı, sözlü bir beyana ihtiyaç olmayacağı görüşü Kur-an ve Sünnet’te açıkça görülmektedir. Zira Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur ; “Allah size indirdiği kitapta onun ayetlerinin inkar edildiğini ya da alaya alındığını işittiğinizde başka bir konuya geçmedikleri sürece onlarla bir arada oturmamanızı, yoksa sizin de onlar gibi olacağınızı bildirdi. Hiç kuşkusuz Allah münafıklar ile kafirleri cehennemde bir araya getirecektir.“ (Nisâ Suresi / 140. Ayet)

İmam Kurtubi (Rahimehullah) bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir ; “İşte bu buyrukda, münkeri açığa vurdukları takdirde masiyet işleyenlerden uzak durmanın vücubuna delalet vardır. Çünkü, onlardan uzak durmayan bir kimse, onların fiilerine razı olmuş olur. Küfre rıza ise küfürdür.“ (El Camiu li Ahkam / c.5 s.525)

Ebu Davud’dan (Rahimehullah) rivayete göre: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)şöyle buyurmuştur ; “Kim müşriklerle düşer kalkar ve onlarla oturursa, o da onlar gibidir.“ (Tefsir'ül Kur-an'il Azim / c.3 s.69)

Buna göre çocukları küfür okullarına teslim etme ameli, çocuğun küfrüne rıza göstermek olup babanın ameli de bu rızanın bir göstergesi durumundadır. Dolayısıyla küfre rıza küfürdür kaidesi gereği çocuğun velisi küfre girmiş İslam milletinden çıkmıştır.

Müslümanlar tarafından küfrü açıkça belli olan kişileri tekfir etmemekte küfürdür. Çünkü ; Allah Teala Kafirun Suresi 1. ayette, “De ki : Ey kafirler!“ buyurarak kafirleri tekfir ettiği gibi bizlere de Allah'a iman etmeyenlere takınacağımız tavrı göstermiştir.

“İbrahim ve beraberinde olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani bir zaman onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka ibadet ettiklerinizden uzağız. Sizi reddettik. Yalnız Allah’a iman etmenize kadar bizimle sizin aranızda ebedi bir düşmanlık ve kin ortaya çıkmıştır.” (Mumtehine Suresi / 4. Ayet)

Burada da bizler için takdim edilen bir peygamberin, tekfiri hak eden kavmine karşı takınmış olduğu tavrı ile karşı karşıyayız. Hem o hem de yanında ki müminler hak ettikleri için onları tekfir etmiş ve bu tavır bize “çok güzel bir örnek” olarak sunulmuştur. Küfrü kesin olan kimseleri tekfir etmek imanın bir gereğidir. Küfründe iki akıl sahibi insanın dahi ihtilaf etmeyeceği kimseleri tekfir etmede duraksayanlar henüz imanın kendilerinden ne istediğini anlayamamış kimselerdir. İman her hak sahibine hak ettiği hükmü vermeyi gerektirmektedir. Sonuç olarak, tağuti sistemlerin sözde eğitim kurumlarına çocuğunu gönderip küfrüne rıza gösteren velinin küfründen şüphe etmek, onu tekfir etmemek küfürdür.

Çocuk öğretiminin eğitiminin kafirlerden alınmayacağına dair Osmanlı’nın son şeyhul islamı olan Mustafa Sabri Efendi şöyle diyor ; “Bir baba namazını kılar, orucunu tutar, Müslümanlık hakkında olumsuz birşey işitmeye tahammül edemez, dini yolunda canını esirgemez. Fakat hamur gibi yumuşak ve değişime kabil çocuğunu Avrupaya eğitime gönderip, okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkmasına önem vermez. Bu durum aklın alamayacağı bir zıtlıktır. Hayatıma yemin ederim ki, evladını küfür ve inkar yollarına sevk eden bu babanın namazının ve diğer ibadetlerinin kendisine katiyyen faydası olmaz. “ (Hilyet-i Muazzama s. 376)

Son olarak şunları diyebiliriz ki, artık bizlerin, İslami hareket yöntemi gereğince, eğitim ve yetiştirme döneminde içinde yaşadığımız, kendisine yaslandığımız, cahiliyenin bütün etkilerinden soyutlanmamız ve arınmamız zorunludur. O ilk dönem insanlarının beslendiği kaynağa, hiçbir şeyin karışmadığı, hiçbir şüphenin bulunmadığı kaynağa dönmek zorundayız. Daha sonra yaşam felsefemizi, değerlerimizi, ahlakımızı, yönetime, politika ve ekonomiye ait yöntemleri özetle hayatın bütün dinamiklerini oradan almamız gerekmektedir. Eğer metodumuz Allah Rasulü’nün metodu olursa müslümanların evinde bu toplumları değiştirecek, ümmete fayda sağlayacak nesiller yetişecektir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: TAĞUTİ REJİMLERİN OKULLARINA ÇOCUK GÖNDERMEK!
her okulda şartlar farklılık arz edebiliyor, müslümanlar kendi alternatif eğitimlerini üretmeliler. fakat dediğim gibi farklılıklar olduğu için günümüzde küfür sisteminin okullarına gidenleri direk küfürle itham etmek aşırılıktır bence.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: TAĞUTİ REJİMLERİN OKULLARINA ÇOCUK GÖNDERMEK!
Bugün içerisindeki küfürlerin sayısının saymak ile bitirilemeyeceği bu küfür müesseselerinde çocuklarını koruduklarını iddia edenlerin veyahutta korunduğunu iddia edenlerin bu iddalarını ispat etmeleri gerekir. İsbat eden tekfirimizden kurtulur. Ancak bizi kandırmaya çalışanlar ise kendi nefislerini kandırırlar ve Allahda bunu bilirde o munafıkların haberi olmaz..

Tağutu reddedenn ve gücü yettiğinde eli ile onu inkar edeceğinden bahsedip insanın kendi çocuğunu o tağutların ellerine teslim etmesi veya kendisi içinde bulunması akıl işi değildir.

Dünyanın en radikal batıl din mensupları bile çocuklarını düşmanlarına teslim etmeyip kendileri eğitiyor iken nasıl olurda müslüman teslim eder?

Brezilyada her bir aile çocuğunu kiliseye bağışlıyor iken ve orada eğitiyor iken 'müslümanım' diyenlere ne oluyor da çocuklarını kafirlere teslim ediyorlar...?!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: TAĞUTİ REJİMLERİN OKULLARINA ÇOCUK GÖNDERMEK!
ben okulların meşru birer eğitim kurumu olduğunu söylemedim zaten kardeşim, fakat asıl isbat yapması gereken bahsi geçen elfaz ı küfür ve küfür amellerin tüm okullarda yaşandığını iddia edendir. kendi okuduğum okulda andımız okuması yapılmamaktadır, küfür törenlerine katılma zorunluluğu bulunmamaktadır. ya da kağıt üstünde varsa dahi uygulamada bu tip şeyler yapılmıyor. okulun insanı bomboş bir sürü saçmalığa sürüklediğini, dolayısıyla islama göre küfür veya haram olan şeyler çıkarılsa dahi öğrettikleri şeyler ile zaten ömrü ifsad eden bir şeydir. fakat benim demek istediğim imkan varsa bu okullardan elimizden geldiğince sakındıralım, fakat bu okullarda okuyup kendini koruyan birini veya çocuğunu gönderip de koruyabildiğini söyleyen bir müslümanı tekfir etmeyelim.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: TAĞUTİ REJİMLERİN OKULLARINA ÇOCUK GÖNDERMEK!
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: TAĞUTİ REJİMLERİN OKULLARINA ÇOCUK GÖNDERMEK!
Kardeşim farkındaysan küfürden korunduğunu iddia eden insanlar bunu ispatlaması gerek dedim. Zira genel olarak çoğu okulda bu küfür fiilleri işleniyor ve öğrenci buna iştirak ediyor maalesef..
Ha istisna durumlar olabilir, bunlarında açıklanması gereklidir..
Eğer korunduğunu ispatlamışsa tekfir elbette gündeme gelmez..
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: TAĞUTİ REJİMLERİN OKULLARINA ÇOCUK GÖNDERMEK!
zorunlu eğitim faaliyetlerine katılınmadığı takdirde bir ceza var mıdır? bazılarından çocuğunu yollamamasına rağmen uyarı dahi almadıklarını duydum, tertemiz çocukların kirletildiği bir ortama bırakılmasına -hele ki ilkokullar bu zehrin akıtılmasında çok önemlidir tağutlar için- razı olmak pek doğru bir iş değil.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: TAĞUTİ REJİMLERİN OKULLARINA ÇOCUK GÖNDERMEK!
demek istediğim şudur, "zahiren hüküm budur ve biz de istisnaya inmeden okulda gördüğümüz herkesi tekfir edeceğiz" fikri doğru bir şey değil. herkesi bir hüküme bağlama zorunluluğumuz yok, şartlara göre küfür olabilir veya olmayabilir denmesi bence üslup açısından daha faydalıdır, en doğrusunu Allah bilir Rabbimiz hakta birlik olmayı nasip etsin.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.