You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Sünnet, Hz. Peygamberin İbadet Amacıyla Yaptıklarına Uymaktır.

Sünnet, Hz. Peygamberin İbadet Amacıyla Yaptıklarına Uymaktır.

General
Sünnet, Hz. Peygamberin İbadet Amacıyla Yaptıklarına Uymaktır.
بســـم الله الرحمن الرحيم

Buna dair çok örnekler vardır.

Meselâ:

1 - İbn Ömer, abdestte gözlerinin içini de yıkar ve kulaklarına yeni suyla meshederdi.

2 - Ebû Hüreyre, abdestte ellerini pazularıyla beraber yıkar ve şöyle derdi:

"Abdestin nur ve beyazlığını (ğurreyi) uzatabilen böyle yapsın" (Buhârî, Vudû' 3; Müslim, Taharet 34)

Yine O'nun, boynunu meshettiği ve oranın cehennemde zincir vurulacak yer olduğunu söylediği rivayet edilir. Her ne kadar ulemâdan bir grup, onlara uyarak bunu müstehab saymışlarsa da, diğerleri onlara muhalefet ederek demişlerdir ki:

"Diğer sahâbîler böyle abdest almazlardı"

Sahîhayn ve diğerlerinde, çeşitli vecihlerle Hz, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'den sabit olan abdestte, kulaklar için yeni bir su almak, dirsekler ve topuklardan ilerisini yıkamak, boynu meshetmek yoktur ve Resûlüllah (sallallahu aleyhi ve sellem),

"Abdestin nur ve beyazlığını uzatabilen böyle yapsın- dememiştir." Bu, Ebû Hüreyre'nin, bazı hadîslere girmiş (müdrec) sözüdür. Hz. Peygamber ancak şöyle buyurmuştur:

"Sizler kıyamet gününde, abdestin te'siriyle, yüzleri, elleri ve ayakları parıldayarak geleceksiniz" (Buhârî, Vudû' 3; Müslim, Taharet 34-39)

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) abdestinde, kollarını pazu başlangıcına ve ayaklarını da bacakların başlama yerine kadar yıkardı.

Ebû Hüreyre ise:

"Abdestin nur ve beyazlığını uzatabilen böyle yapsın" demiş ve bazıları, pazuyu yıkamanın abdestin parıltı ve beyazlığını (ğurreyi) uzatmak olduğunu sanmışlardır.

Halbuki bunun bir anlamı yoktur; çünkü ğurre, yüz için söz konusudur; yoksa el ve ayaklar için değil. El ve ayaklarda hacele (beyazlık, seki) olur. Hem sonra, ğurreyi uzatmak mümkün değildir. Yüzün tümü (zaten) yıkanır; baş ise yıkanmaz ve başta ğurre de yoktur. Hacelenin uzatılması ise güzelliği bozar.

3 - Yine, İbn Ömer, yolculuklarında Resûlüllah'ın yürüdüğü yerlerden yürümeyi, O'nun konakladığı yerlerde konaklamayı, abdest aldığı yerlerde abdest almayı, artan suyu Hz. Peygamber'in döktüğü ağaç diplerine dökmeyi ve daha buna benzer davranışları tercih ederdi ki, bütün bunları ulemâdan bir taife müstehab görmüş, cumhur ise müstehab görmemiştir.

Bunu Ebûbekir, Ömer, Osman, Ali, İbn Mes'ûd, Muâz b. Cebel gibi büyük sahâbiler de müstehab saymamışlar ve İbn Ömer'in yaptığı gibi yapmamışlardır. Şayet müstehab görselerdi yaparlardı. Çünkü onlar, daima sünnete uymayı tercih eden insanlardı.

Zira Resûlüllah'a uymak, O'nun yaptığını yaptığı şekilde yapmaktır.

Binâenaleyh O (sallallahu aleyhi ve sellem), ibadet (din) kasdıyla bir iş yaptığı zaman onu bizim de ibadet kasdıyla yapmamız meşru olur.

O (sallallahu aleyhi ve sellem), bir yeri, veya bir zamanı ibadet amacına tahsis ettiği zaman, biz de oraları o amaca tahsis ederiz.

Nitekim Hz. Peygamber, bu amaçla Kabe'yi tavaf eder, Hacer-i Esved'i selâmlar, Makam-ı İbrahim'in gerisinde namaz kılar, Medine Mescidi'nin sütununun yanında namaz kılmayı tercih eder, Safa ve Merve'ye çıkar, oralarda dua ve zikirler yapar ve yine Arafe ve Müzdelife'de ve diğer yer ve zamanlarda böyle yapardı.

Ancak, O'nun herhangi bir amaçla olmaksızın, denk geldiği için öyle yaptığı şeylere gelince, -meselâ yolculukları esnasında, belli bir maksatla değil de sırf öyle rast geldiği için bir yerde konaklayıp namaz kılması gibi - şayet biz o yerde namaz kılmayı veya konaklamayı husûsiyle yapacak olursak, o takdirde Peygamber'e uyan kimseler sayılmayız; aksine bu yaptığımız, Ömer b. Hattâb'ın yasakladığı bid'atlardan biri olur.

Nitekim, Şu'be b. Süleyman ve Ma'ruf b. Süveyd'den gelen, senedi sahih bir haberde sabit olmuştur ki:

- Hattâb oğlu Ömer, bir yolculuğu esnasında, sabah namazını kıldıktan sonra bir yere gelmişti. Baktı ki, insanlar oraya gelmeye ve "Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) burada namaz kılmıştı" demeye başladılar. Bunun üzerine Ömer:

"Kitab Ehli, peygamberlerinden artakalan eserlere tâbi olup oraları kilise ve havra haline getirdikleri için helak olmuşlardır. Binaenaleyh, namazı olan kılsın, yoksa yoluna devam etsin" dedi.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Sünnet, Hz. Peygamberin İbadet Amacıyla Yaptıklarına Uymaktır.
kalemşör yazmadı başlığı yalnız
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Sünnet, Hz. Peygamberin İbadet Amacıyla Yaptıklarına Uymaktır.
itirazınızı neye, nereye yaptığınızı gösterirseniz ben de daha net bir cevap veririm inşallah.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.