...
Bir başka hak dostu, günahlar sebebiyle adeta dilinin tutulduğunu, emr-i ilahiye itaatsizliğin utancından dolayı iki büklüm olduğunu ve ne diyeceğini bilemez hale geldiğini, kulluğun hakkını verememe gafletinin şiddetiyle sesinin kısıldığını ifade ettikten sonra, Cenab-ı Hakk’a doğrudan ve vesilesiz seslenmeye yüzü olmadığını, onun için de, efendisi ve istinadgâhı kabul ettiği Abdülkadir Geylânî hazretlerinin Hak katında makbul ve kapıcı tarafından tanınan sesiyle rahmet kapısını çaldığını belirterek en samimi sözlerle içini döküyor. Öyle ki, münacaatının bir bölümünde,
Benim günahlarımı da bağışla.
Bütün çareleri tükenen,
yolları daralan,
yüzüne karşı kapılar kapanan,
doğru yolda olanların izinde yürümek kendisine güçleşen,
sayılı günleri geçip gitmekte olduğu halde nefsini gaflet meydanlarından, isyan vadilerinden, sefalet ve sefahet alanlarından bir türlü kurtaramayan şu aciz kuluna merhamet et.” ( Amin )
diyor ve adeta “Bittim” diye inliyor.