Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Siyasi İslam aktivistleri

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 0 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : buzdağı
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
*
1,056
mesajlar
195
konular
2,236
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
15-10-2017, Saat:12:37 AM
Siyasi İslam aktivistleri. Hani, mazlum insanlar için yakınanlar, katliam fotoğraflarını paylaşanlar, fotoğraf ve haber kaynaklarını, yayınlama tarihini araştırmadan bilgileri pek sorgulamayan empati dolu kardeşler. Paylaşılan fotoğraflara ve haberlere kendilerinden de zalimlere beddua ilave eden üzülmüş dindarlar. Evlerinin salonlarında, odalarında, ofislerinde oturarak sosyal medya üzerinden İslam âlemini kurtaranlar. Elektronik cihazlarından en şiddetli beddua, dünya sorunları en hızlı çözümü, zalimleri yargılama ve verilen ceza ağırlığı ile aralarında yarışan Müslümanlar. Bunların eski modelleri kriz bölgeleri için yürüyüş yapıyorlardı. Gün boyunca bir meydanda toplanıp açık havada bir siyaseti, zulmü, şiddeti kınıyorlardı. Açık havada geçirilen gün, piknik yerine sayılır, ailece dışarı çıkılır, eş dostlarla görüşülür, bir de para harcamadan. Zulüm altında kalanlara, katliamları yaşayanlara faydası var mı? Suriye için tıklanan bir beğeni, bir gözyaşlı emotikondan faydası var mı Suriyeli çocuklara? Yıkılmış ev tekrar yapılacak mı tıklamalarımızla? Bombardıman enkazları altında kalan annesinin cesedi tekrar hayata kavuşacak mı? Şarapnelin kopardığı kol tekrar yerine gelecek mi yürüyüşlerimizden?
Mağdurların dini ne olursa olsun, ırkı ne olursa olsun, insanın empati duyması kadar insani bir şey yok. Fakat gösterilen empati yüzünden kendini bir şey yaptığını, mağdurlara bir katkıda bulunduğunu saymak, insani görevini bununla telafi edilmiş olduğunu saymak insanlığın yüzüne leke kondurur. Yani kemikten, kaslardan, kandan ve ruhtan ibaret insanın yüzüne. Sanal insanın yüzünü henüz tanımadım. Sanal olan kendimle yüzleşmemiştim. Hele de grup içinde ağır sözler sarf ederek kendi aralarında kınama şiddetiyle yarışmak, bununla da üstümüzden sorumluluğun kalktığını iddia etmek… Myanmar’da katliamları yaşayan, sürgün olan insanların (bu sefer, acep, insanların Müslüman olduklarını fark ettim) faydası yok bizim paylaşımlarımızdan, yürüyüşlerimizden. Yaşanmış bir savaş tecrübesiyle konuşuyorum: Bir günlük kaderimizi paylaşmaya gelen insanları hatırlıyoruz. Somut destek verenleri. Siyasi destek veren siyasileri, buraya kültür etkinliklerine katılmaya gelen aydınları. Dünya kamuoyuna gerçeğimizi anlatan gazetecileri. Yalanlarla değil, gerçeklerle. Katliamları daha ciddi ve daha kötü göstermek amacıyla başka bir zamanda ve başka bir yerde yaşanmış katliam fotoğraflarını paylaşmadan. İyi niyetle söylediğimiz yalanlar ortaya çıkınca, gerçek acılarımız inandırıcı olmayacak. Sanki insan sayısıyla, kalabalığıyla, niteliğiyle ölçülüyor katliamlar. Hani masum bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibi bir şey olduğuna inancımız nerde? Bir, on, yirmi masumun ölümünü az mı görüyoruz ki ilavelerle, sayılarını büyüterek zulmün boyutlarının altını çizmek istiyoruz? İftira ettikse, zalime de olsa, ona da zülüm yapmış oluyoruz. Hele de bununla insanlık görevini yerine getirdiğimizi iddia etmek… Bu intikam da değil, mazlumlara destek de değil, sadece kendimizi avutmak, zaaflarımızı, acizliğimizi en kaba boyutlarıyla göstermek. Büyük bir hiç olduğumuzun göstergesi. O kadar.
AMİNA SİLJAK JESENKOVİC


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi