bunu anlamamız çok uzun sürmez. ilk kez başka ülkeler görüp, başka insanlar tanıyıp, başka kentlerde dolaştıktan sonra kendi ülkemize döndüğümüzde atatürk heykellerinin sayıca fazlalığını fark ediyoruz. sorun sadece heykeller de değildi, kafamızı nereye çevirsek atatürk resmi görüyorduk. atatürk her yerde dokunulmaz, her yerde eleştirilmezdi. biraz daha kurcalayınca ordunun varlık nedenini de kemalizmin sırtına yasladığını fark edebilirsiniz. bunun için tarih de okumaya gerek yok, araştırma yada . bu gözünü açıp etrafa bakan her tc vatandaşının görebileceği bir gerçek, türkiye'de gençler başka hiç bir şey olamasalar bile, iyi birer kemalist olarak liseden mezun oluyor. o kadar içimize işleniyor çünkü mustafa kemal. peki bu demokratik mi, sorgulamacı mı, uygar mı
halbuki, mustafa kemal tüm tarihi karakterler gibi tarihte kendine düşen rolü oynamış ve o sahneden çekilmiştir. demokratik olduğunu iddia eden bir ülkede hiç bir insan tabulaştırılmaz, her tür kişi ve fikir her an eleştirilmeye açık olmalıdır. şimdi bakıyorum da, kemalizm ya da mustafa kemal en küçük bir eleştiriye maruz kaldığında çoğunlukta bir kaşıntı başlıyor. bu alerjinin nedeni ne? oysa çağa uygun, açık, sorgulmacı siyasetin vaktidir artık. ideolojilerden arınmış tarafsız ve özgür, aydınlık bir eğitimin vaktidir. bu da ancak tabuları ve putları yıkmakla mümkün olur.
an itibariyle cahiliye çağını yaşıyoruz 80 yıllık meb lığının müfredatıyla gelinen nokta''
Tüerkiyede 85 yıldır yürütülen laiklik politikasına dikkat ederseniz yapılan uygulamalar hep dinini yaşamak isteyen,sözde değil özde müslümanlara birşeyleri dayatma olarak karşımıza çıkmakta..Osmanlı Devletinin son dönemlerine doğru ilan edilen Tanzimat fermanıyla müslim-gayrimüslim eşitliği sağlanmak istendiyse de 1923te ilan edilen laik Türkiye Cumhuriyetinde de yine verilen tavizlerle müslümanların gayrimüslimlerden daha az hakka sahip olduklarını görüyoruz.Müslümanlar sürekli laik sistem tarafından baskı altında tutulmakta ne zaman kendine gelse ülke yönetimi adına söz sahibi olmaya başlasa sistem bir şekilde gelip laiklik adına resmi ideolojiyi korumak adına parti kapatıp onu yapıp bunu yapıp özgürlüklerimizi elimizden almaktadır.Bu vatanın kurtarılması için bizim dedelerimizin de ölmüş olması birilerinin hiç umrunda değildir ''Burası laik ülke kardeşim istediğin gibi giyinip dolaşamaz,resmi dairelere giremezsin,çok istiyorsan şeriatın uygulandığı iran suudi arabistan gibi ülkelere gidebilirsin'' diyerek 600 senelik Osmanlı tarihinden kendine hiç ders çıkarmamış yeni yetme soysuzların laiklikle övündüklerini acıyarak izliyoruz....Laikliğin Türk milletine verdiği zararı görmez(İngiliz büyükelçisi Ronald Lindsay: “Laik Türkiye’nin müslümanları artık ingiliz imparatorluğu için bir tehlike olmaktan çıkmıştır.”)
özgürce yaşayabildikleri dinsiz yaşantının,kendine dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla hareket eder ve başkalarının özgürlüğünün kısıtlanmasını kendi varlık sebebi olarak görür...
ve şu an anayasada olmadığı halde fiiliyatta uygulanan başörtüsü yasağının gerekçesi de laikliğin korunması,siyasi simge olarak gördüklerinden baskılamak istemeleri...
muhalefetteki bir milletvekilinin başörtüsünün Allahın emri olduğunu ve böylelikle lisede üniversitede kesinlikle yasaklanmaması gerektiği söylemlerine karşı cevabı oldukça ilginçtir.''O zaman ilköğretimdeki öğrencinin de dini yok mu böyle bir serbestlik olursa bu tepeden tabana yayılacaktır,şu anda hizmet görenler yarın hizmet verenler konumunda olup bunu kamusal alanda memuriyette yasaklamak da mantıksız olacaktır''
Şu trajik olaya bakar mısınız bizim dinimizi özgür bir şekilde yaşamamız onların insafına kalmış.Kadrolaşmış,söz sahibi olmuş insanların elinde dinimiz oyuncak haline gelmiş!!!
Bu dayatmalar 85 yıldır çeşitli şekillerde uygulana gelmiş,laiklik kendisinden adeta nefret ettirmiştir.Sistem inancını yaşamak isteyenlerin peşini hiçbir zaman bırakmamış,başörtüsü takanlar,dini birşeyler öğrenmek için biraraya gelenler toplumdaki azgın azınlık tarafından hedef gösterilerek rejim karşıtı insanlar olarak yaftalanmıştır.
Kendi hayatımdan bir örnek vereyim.15 sene önce bir gazeteci, doktor olan annemle bir röportaj yapmıştı,bu röportajda güya annem başörtülü olarak çalıştığını ve bunun hastalarla bir sorun yaratmadığını,devletin bu kanununun saçma olduğu için çiğnediğini,erkek hastaları da muayene etmediğini söylüyordu.Gazeteye ve kamuoyuna yansıyan bu olaydan sonra hemen annem hakkında soruşturma açıldı.İddialar doğru ise ya hapsi istenecek ya da memuriyetten atılacaktı.O zamanlar 3 kardeştik ve çok küçüktük.Bu vaka ailemizi çok germişti.Hayret edilecek bir durumdur ki o kadar rüşvet,fuhuş,yolsuzluk gibi suçların üzerine bu denli gidilmiyordu,bir başörtüsü ülkenin geleceğini tehdit(!) ettiği için hemen üzerine gidilmeli ve ortadan kaldırılmalıydı...Her neyse daha sonra bu yazıların iftira olduğu gün yüzüne çıktı.Bu iftirayı atan gazeteci devlet tarafından cezalandırıldı mı bilmiyorum ama kendini bitmek bilmeyen bir vesvese kapladığını ve cinlerin musallat olduğunu söyleyerek annem ve babamdan ağlayarak özür dilemişti.Babamın kendisini irşad etmesiyle de bu kişi gerçekten tevbe edip namaza başlamıştı.
*ibretlik bir olaydır.Müslümanlarla uğraşanlar aslında Allaha savaş açtıklarını bilmiyorlar mı??Rejimi tehdit unsuru olarak gördüğünüz insanlar size sizin gibi davranmıyorlar Görmüyor musunuz???Bizim istediğimiz dinimizin emrettiği bir biçimde yaşayıp sosyal hayatta bu şekilde var olmak,dünya ve ahiret saadetini hedeflemek, peki siz dünyalık insanlar??
Grubumuza arkadaşlarını davet ederek bu mücadelede bizlere yardımcı olan herkese çok teşekkür ederim,diğer arkadaşları da cesarete davet ediyorum.Bakın geçen bir arkadaşım beni 'türkan saylan canımızın taa içi' adlı bir gruba davet etmişti.Benim saylan hakkında görüşlerimi bildiği halde neden böyle bir davette bulunduğunu sordum,kendisi kasıtlı bir şey yapmadığını listesindeki herkesi ama herkesi ayırd etmeksizin davet ettiğini söyledi.Doğrusu bu duruma çok imrendim,bakıyorsunuz 1 haftada üye sayıları 10bini aşmış diyordum önceden nasıl bu kadar insan topluyorlar,cevabı ne mi? sadece cesur olmaları,inandığı davaları kimseden çekinmeyerek savunmaları,davet ettikleri gelsin veya gelmesin çok önemli değil böyle bir grubun varlığından herkesi haberdar etmek istiyorlar,bir çok saf insanı da kendilerine böylelikle kolayca çekebiliyorlar
Peki arkadaşlar biz davamız için ne yapıyoruz?
Nuray Canan Bezirganın davası hepimizin davası,inancından ödün vermediği için katlandığı zulümlerin belki de binde biri bizim başımıza gelmiyor.Doğru bildiğimizi savunuyorsak yanlış fikirlerle savaşmak zorundayız,davamızı kınayıcının kınamasından korkmadan savunmalıyız müslümanlar olarak elbirlikle bunların üstesinden geleceğimize inanıyorum
İslam bizi yüceltecek eğere biz islama sahip çıkarsak..
son haftasına girdiğimiz mübarek ramazan ayını ihya ve ibadet ile dolu geçirmek,haramlardan kaçınmak ve dünyanın heryerindeki mümin kardeşlerimizi dualarımızda unutmamak acizane tavsiyemdir
MÜMİNİN ÜMİDİ KAFİRİN KORKUSUDUR
Allaha emanet olun....