Ülkemizdeki sinirli adamlar, sinirli olma hakkını başka pek çok şey gibi kendinde gören adamlar, olumsuz davranışlarının ve sertliklerinin nedenini, kadınların o çok değerli "sinirlerini" oynatmalarına, onların yanlışlarına bağlayan adamlar (“sen de benim sinirlenmeme neden olacak şeyler yapma o zaman”) ve bu adamların "sinirlerini oynatmamak" için neredeyse parmak ucuna basarak hayatını yaşamak zorunda olan kadınlar... Yok, o romanlardaki ya da çocukluğumuzdaki geçmişten çıkıp gelen dantel örtülü, kolonyalı, duvar takvimli oturma odalarındaki fanilalı asık suratlı baba figürlerinden sözetmiyoruz. Çok daha yakında, çok daha içimizde, çok daha eğitimli, çok daha genç. Ve tabii ki kadınların duygusal/fiziksel şiddet görmesine hepimizden fazla üzülüyor olmalılar. Bu yüzden hiç somutlamadan genel düzeyde yapılan erkeklik sorgulamalarının bir kıymeti yok - bir arkadaşım hatırlatıyor:“Eğer suç herkesinse sorumluya da gerek kalmaz.”
Sonra bi gün, hep birlikte çok eleştirel ve duyarlı olduğumuz günlerden birinde gözümüzün önünde bir tanıdığımız sevgilisini hırpaladığında, kadın erkek susuyoruz.
Demet Şahende Dinler