Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin…”
Cemal Süreyya
O gidişler anında; kimimizin perde perde yükselen çığlıklarını sessiz kalışları boğarda duyulmaz.
Kimimizinse sersenişi bir an için susmasa da muatap dahi bulamaz.
İsyan da çeşit çeşit yaşanır...
İster dudaklar mühürlensin üst perdeden içsel çığlıklar sersenizler eşliğinde veryansın edilsin...
İster alenen taş üzerinde kalmamacasına kıyametler kopsun...
Gidişse söz konusu olan; mutlak olan bir kaç şey vardır: Bunlardan biri can acısıdır. Diğeri de; gidenin hala bir ardından bakanı varsa kalandan asla her şeyini alıp gidemeyeceği gerçeğidir...
Bazen gözler kalır...gönülde iz barakan bir kara dokunuş...
Bazen bir kokudur anımsanan...saçlarınızı havalandıran rüzgara karşı durduğunuzda ansızın en olmadık hatıralarınızı çağıran...
Belki bir melodi geliverir kulağınıza... bir ara sokaktan geçerken açık kalan köhne bir evin penceresinden...
Zaman zamansa bir kaç satır vardır elde; binlerce yazıta bedel olan...
Ama kalan bunlardır ama diğerleri belkide hepsi...ne olursa olsun; giden her şeyini alıp gittiğini sanırken her zaman kalan bir şeyleri olacaktır...
"Gözlerinsiz edemem" dersede şair...
Her ne kadar "mecburum" demişte olsa bir diğeri...
Giden gider...
Ve kalansa gidenin azlığı ile çoğalır...büyür büyütür...
Çünkü yoklukla beslenen aşk...
Varlıkla büyüyense sevgidir...
Sevmeden aşık olursanız aslında hep aşık kalırsınız...
Sevipte sonrasında aşık olansa; pek rastlanası değildir.
Demem o ki; sevgi sağlıklı olan aşksa akıllara ziyan...
Öyle bir denklem ki; varlık aşka düşman...


RABBİ RAHİM razi olsun inşallah