You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

ŞİDDETE KARŞI FELSEFE

ŞİDDETE KARŞI FELSEFE

General
ŞİDDETE KARŞI FELSEFE
ŞİDDETE KARŞI FELSEFE
Afşar TİMUÇİN

Şiddeti yöntem edinmiş bir dünyada yaşıyoruz. Dün olduğu gibi bugün
de dünyamızda şiddetin binbir çeşidi geçerlidir. Dünyanın kurulduğu günler-
den bugüne insanoğlu şiddeti en kestirme çözüm yolu olarak kullanıyor ve bu
yolun çözüm yolu olmadığını görmek istemiyor. Sevgiyle yapılmak istenilen
her işin karşısına şiddet çıkıyor. Çağdaş toplumda şiddeti bürokrasi aygıtı
üretiyor. İnsan için şiddetin kaynağı usdışı düzenlerdedir, bürokrasi de ken-
dine özgü usdışı bir ussallıkla iş görüyor. Şiddetin ne olduğunu çok iyi
araştırmak zorundayız. Şiddet uygulamak yalnızca birini bir köşe başında
kurşunlamak, birini falakaya yatırmak, birinin bir yerlerini elektiriğe tutmakla
olmuyor. Şiddetin en kötüsü gelişmek isteyen kişiye çıkarılan engellerin ya-
rattığı ruhsal sarsıntıdır, bu sarsıntıyla gelen yabancılaşmadır. Karşısına çık-
tığınız yönetici elinizdeki kağıt tomarının bir yerini beğenmeyebilir, size en
azından bugün git yann gel diyebilir. Bürokrasi karşısında duyduğumuz ilk
duygu korku duygusudur. Korku da şiddetin amacı ve anlamıdır. Masa masa
dolaşarak oluşturduğumuz kağıt tomarı şiddetin bir aracıdır, bir işkence aygı-
tından daha az ya da daha çok birşey değildir.
Şiddetin en kötü biçimleri her zaman kaba güçle uygulanan biçimleri
değildir. Belki de en öldürücü şiddet okşamayla gelen şiddettir, insanoğlu
okşamayı da şiddete dönüştürmeyi bilmiştir. Baba kızının saçlarını okşar ve
"Benim evladım çok akıllıdır, okuldan çıkar çıkmaz eve gelir, annesini ve be-
ni üzmez" der. Bu dosdoğru bir tehdittir. Tehdit insan yaşamında nesneye in-
dirgeyici bir şiddet düzeneği oluşturur. Sevgi üretemeyenler, fikir ürete-
meyenler, sağlıklı ilişki üretemeyenler genellikle tehdit ya da şiddet üretirler.

ŞİDDETE KARŞI FELSEFE

Tabancalar ve okşayışlar kadar gözyaşları da şiddet aracı olarak kulla-
nılabilir. Şiddet her zaman nazi subayı kılığında, sevimsiz bürokrat kılığında,
mahalle bekçisi kılığında dolaşmaz, o çok zaman yakınmalarda, okşayışlarda,
tatlı tatlı gülüşlerde, hüngür hüngür ağlayışlarda, çok iyi düzenlenmiş çekip
gitme provalarında, ilkeli gibi görünen davranışların katılığında kendini belli
eder.
Her şiddet köktenci ve bütüncü bir tutum içindedir, her şiddet Machia-
velli'ci bir dizgede açıklığa kavuşur. Şiddete yönelen kişi, amacına engel say-
dığı, yoluna çıkmış sinsi bir tuzak gibi gördüğü her şeyi, niteliğine, anlamına,
geçerliliğine, değerine bakmadan gidermeye çalışır. Şiddetin mantığı Machia-
velli'ci bir çerçevede bir engeli toptan giderme mantığıdır; bir tartışma man-
tığı değil, bir ya hep ya hiç mantığıdır. Onda insan değerleri ancak amaca giden
yollan açtığı ölçüde önemlidir, onda en yüce değerler bile amaç olmaktan çı-
karılıp araç edinilebilir. Her şiddet bir kesin sonuca göre düzenlenmiştir. En
kısa yoldan ve her türlü tepkiyi hiçe indirgeyecek biçimde bir sonuca ulaşma
istemidir bu. Ancak bu kesin ve kolay sona ulaşmak umudu hiçbir zaman
gerçekleşmeyen bir umuttur. Şiddet ülküsel bir sonu değil, kendi doğasından
bir başka şiddeti yaratarak son bulur. Şiddet, şiddeti uygulayanlarca sanıldığı-
nın tersine, paralel aynalarda oluşan yansılar gibi, sonsuza kadar doğurgandır.
"Şiddet" kavramını "baskı" kavramından ayırmak gerekir mi? Baskı de-
nilince şiddeti, şiddet denilince baskıyı düşünürüz: şiddete dayanmayan bas-
kı yoktur, baskı niteliği taşımayan şiddet de yoktur. Etkenin niteliği ne olursa
olsun, amaç ruhu kaldıramayacağı bir yükün altına koymaktır. Şiddetin be-
dene yönelişi dolaylıdır, amaç ruhu zedelemektir. Ruhun etkilenmediği du-
rumda beden sonuna kadar dayanıklıdır. Bîr acı eşiği vardır, beden bu eşiği
geçtikten sonra şiddetin nitelik ve nicelik artışını sezemez olur. Beden şid-
dete dayanıklıdır; dayanıklı olamayan, çözülebilen ruhtur. Şiddet bedene değil
ruha yöneliktir, bu yüzden ruhsal koşullar göz önünde tutularak düzenlenir.
Buna göre bir şiddet ruhsallığından ya da şiddet ruhbiliminden sözedebiliriz.
Şiddeti şiddet yapan ruhta yaratacağı çözülmedir, bezginliktir, bıkmışlıktır.
Bu yüzden bedene yönelik her sert davranış şiddet anlamı taşımaz. Ömeğin
cinsel etkinlikte şiddet gibi görünen bir edim gerçekte şiddetle hiçbir ilişkisi
olmayan bir edim olabilir.
Hiçbir şiddet eylemi yaşamın akışını değiştiremez, bu akışı durdurur ya
da yavaşlatır gibi göründüğü noktada hızlandırır. Bu yüzden Atina'h ünlü
devlet adamı filozof Solon "Şiddetin ürünleri kalıcı değildir" der. Tolstoy'un
belirlediği gibi, "Doğru kendini şiddete dayanmadan ortaya koymalıdır". Şiddetten destek almayan bir doğru kendini daha kolay benimsetecektir. Savun-
duğumuz şeyin doğru olması yeterli değildir, doğruyu doğru savunmak önemli-
dir. Bunun baş koşulu da şiddetten uzak durmaktır. Shakespeare Kral Ri-
chard IF de "Şiddet ateşleri kendi kendilerini yakarlar" der. Geçmişte, ileri bir
dünyanın şiddet yöntemleriyle kurulabileceğini düşünenler olmuştur. Fransız
toplumcu düşünürü Georges Sorel şöyle der: "Sosyalizm modern dünyaya
esenlik getirmesini sağlayan yüksek ahlakî değerleri şiddete borçludur."
İnşam tanıyan, insan yaşamının koşullarını bilen kişi şiddetten yardım
ummayacaktır. Her bilinçli birey, şiddetin şiddet yaratmaktan başka bir işe
yaramayacağım bilir. Gerçek anlamda bilinçli birey olmanın baş koşulu iyi
bir felsefe eğitiminden geçmektir. Bunun için felsefeciler için felsefe ilkesini
değil herkes için felsefe ilkesini temel almak gerekir. Bilincin ne olduğunu,
sağlıklı bilinçlenmenin hangi koşullarda sağlanabileceğini yalnızca felsefenin
verimli alanında öğrenebiliriz. Felsefenin bilinçlendirdiği insan yüksek dü-
zeyde gelişim fikrine ulaşmış insandır, bu fikri yaşama geçirmede şiddete
yer olmadığını ya da gerek olmadığını bilen insandır. Gelişim onaylatmalarla
ya da benimsetmelerle değil bilinçlendirmelerle sağlanır. İnsanlar sindireme-
dikleri fikirleri iğreti taşırlar, gerektiğinde kötüye kullanırlar ve uygun bir za-
manda da kaldırır atarlar. Ancak bilincin etkin yapıcı ve yaratıcı gücüne ina-
nan insan gelişimi sağlayabilir, bize yaşamın özünü gösteren, yaşamın ne
olup ne olmadığını bildiren, yaşamın gerçek anlamlarını araştıran ve öğreten
felsefe ilerlemenin baş etkeni olduğu gibi şiddetin baş düşmanıdır. Her türlü
şiddete dur diyebilmek için felsefeyi etkin kılabilmek gerekir. Gerçek bilinç
şiddet üretmeyen ve şiddete her durumda sonuna kadar karşı duran bilinçtir.
insanın kendi üzerindeki gerçek zaferi kendini iyi tanımasıyla ger-
çkleşecektir. İnsanoğlu doğanın ya da evrenin gizlerini tam olarak belki uzun
süre çözemeyecek. Ama onun kendi bütünsel bilincine daha kısa zamanda va-
racağını söylememiz kehanet olmayacaktır. Doğayı tanımak bizim çabamızla
olduğu kadar doğanın gizlerindeki özelliklerle belirgindir. İnsanın kendi ken-
dini tanıması kendi üzerindeki yoğun ve dikkatli çabasının bir sonucu olacak-
tır. Bunun için felsefi düzeyde bütün bir insanlık geçmişinin yoğun bilgisin-
den başka bir şeye gereksinimimiz yoktur. İnsan kendini öğrenmeye yönel-
dikçe şiddetten uzaklaşacaktır, çünkü şiddetin bugüne kadar kullanılmış
yöntemlerin en kötüsü olduğunu görecektir. İnsanlığın bugüne kadarki o çok
uzun tarihi şiddetin tarihidir. İnsanlığın bugünden sonraki tarihi hep birlikte
tartışarak yaratmanın tarihi olmalıdır.

alıntı
Bunu ilk beğenen sen ol.
münzevi_yürekli
RE: ŞİDDETE KARŞI FELSEFE
Ümmetin yiğit mücahitinden, Salim muhammed Nuri'den namı diğer Çakal Carlos'tan şiddete dair son derece anlamlı ve bir o kadar da realitelere uygun insancıl tespitler...

''terörist eylem aracılığıyla, fakirler ve aşağılanmışlar seslerini duyurur, dünyaya varlıklarını hatırlatırlar. ama dünya uyarı ateşini, haberdar edilmeyi, hatırlatmayı dikkate almayıp, aldırmazlık ve duyarsızlıkla kör olmuş şekilde yoluna devam ederse, oh olsun ona, kibirli kuleleri yıkılıverir!''

"Terörizm kişisel bir tercih değil, bir mecburiyet...Düşmanın ekonomik olanakları karşısında mecburen seçilen bir yöntem." vs vs...

''Şiddete başvurmak daima kötünün iyisi olarak kalır; savaş ancak tüm görüşmeler, politik ve diplomatik yollar tüketildiğinde gündeme gelir. savaş iç sızlayarak yapılır çünkü o bir oyun değil zorunlu bir kötülüktür...''

''Bu şartlarda bize demokratik olma iddiasındaki modelinizi kabul ettirmeye çalışmanız, bize zorbalıkların en kötüsünü, topraklarından kovulan filistin halkınınkine eşdeğer bir zorbalığı yaşatmanız demektir. oysa toplumsal modelleriniz rekabete açık değil, totaliterler ve siz bunun farkında değilsiniz. istemediğimiz bir hayat tarzını sınırsızca ihraç etmeye can atıyorsunuz; reddettiğimiz bir hayat tarzını.''
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.

Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
RE: ŞİDDETE KARŞI FELSEFE
siddet duzensizlikten vuku bulur.......babasi cocuguna benim cocugum akillidir beni annesini uzmez ....derken...onun bulundugu duzenden cikmamasini istiyor...burada hafifte olsa tehdid bulunmakla birlikte aslinda burada tam olarak...iyi olanin bulunulmasi istenilmektedir.....
...... siddet...ne kadar da devletten kaynaklansada siddeti giderecek olan devlettir.....
Vesselam...!


Bunu ilk beğenen sen ol.
MüslümAnarşist
Cvp: ŞİDDETE KARŞI FELSEFE


Muhammed (s.a.v.) Allah'ın resuludur. O'nun beraberindekiler aralarında merhametli, kafirlere karşı ŞİDDETLİdirler.
( Fetih Süresi - 29, ayet)
Sevgilim, eylem güzelim benim!
Yitik bir ülkeyi korumaya değil,
Yeniden kurulacak bir ülkeyi
Aşkla örmeye benzer devrimci olmak....
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 12-09-2008, Saat:01:07 AM, Düzenleyen: atesdevrimi.
münzevi_yürekli
Cvp: ŞİDDETE KARŞI FELSEFE
atesdevrimi Adlı Kullanıcıdan Alıntı:

Muhammed (s.a.v.) Allah'ın resuludur. O'nun beraberindekiler aralarında merhametli, kafirlere karşı ŞİDDETLİdirler.
( Fetih Süresi - 29, ayet)

Eyvallah, sağoalsın
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.

Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: ŞİDDETE KARŞI FELSEFE
TEŞK.


KULA KUL OLMAK İÇİN ATILMADIK MEYDANA,

BİZ YANLIZ HAKİKATE,HAKK'A SECDE EDERİZ!

NASIL GİRDİYSE DAVA SAHİPLERİ ZİNDANA,

BİLSİN Kİ KAHPE DEVİR BİZDE ÖYLE GİRERİZ!...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.