You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

SEYYİD AHMED-İ BEDEVİ HZ. MÜRİDLERİNE TEVECCÜHÜ

SEYYİD AHMED-İ BEDEVİ HZ. MÜRİDLERİNE TEVECCÜHÜ

General
SEYYİD AHMED-İ BEDEVİ HZ. MÜRİDLERİNE TEVECCÜHÜ
SEYYİD AHMED-İ BEDEVİ HZ. MÜRİDLERİNE TEVECCÜHÜ
in Seyyid Ahmed-i Bedevi (K.S.)
Seyyid Ahmed -i Bedevi hazretleri talebelerine teveccüh ederek terbiye eder ve konuşmazdı. Halifesi Abdül'al, dışarıdan, cahil, manevi terbiyeden mahrum, gafil bir kimseyi Hz. Seyyidin huzuruna getirince, Seyyid hazretleri hemen bir kerre nazar buyurmakla, kimse manevi haller ve yüksek dereceler ile dolmuş olurdu. Sonra Hz. Seyyid, Abdü'al'e, "Söyle o kimse falan beldede sakin olup yerleşsin! Oradaki insanlara faideli olsun" buyururdu. Onun; talebeleri terbiye etmesi, yetitirmesi bu şekilde idi. Bir bakışla, uzun yıllar zahmet ve meşakkat çekmekle elde edilen derecelere bir anda yükseltirdi. Hz. Bedevi, umümiyetle bir evin damında bulunur, orada ibadet ve taatle meşgul olurdu. Bunun için talebe olanlara Sütühi'veya Eshab-ı Sath denirdi. Onun için Seyyid Ahmed-i Bedevide (r.a.) Seyyid Ahmed-i Sütühi diye de tanındı.

Seyyid Ahmed-i Bedevi hazretlerinin kerametleri pek çoktur. Dillerde dolaşanları ve kitaplarda yazılanları toplansa cildler doldurur. En meşhurlarından birkaçı şunlardır:

Bir adam omuzunda süt dolu kab ile Ahmed-i Bedevi hazretlerinin yanından geçerken, Ahmed-i Bedevi parmağı ile kabı işaret eder etmez, kab yere duşüp süt tamamen döküldü. Bu hale canı sıkılan adam, yere dökülen süte bakınca, içinde şişmiş bir yılan gördü. Sütü taşıyan kimse bu hali farkedince çok sevindi. Çünkü, kendisi ve çocukları muhakkak bir ölümden kurtulmuşlardi. Bu lütfundan dolayi Allahü tealaya hamd ve Ahmed-i Bedevi hazretlerine teşekkür etti.

Bir gün kendi gözlerinde bir şiskinlik hasıl oldu. Tedavi için oradaki bir çocuktan bir yumurta istedi. Çocuk "Elinizdeki yeşil değneği verir misiniz?" deyince, Seyyid Ahmed-i Bedevi de verdi. Çocuk annesine götürerek: "Dışarıda bir kimse var, gözü ağrıyor, tedavi için benden bir yumurta istedi ve bu değneği verdi" dedi. Annesi; "Şimdi, evimizde yumurta yoktur" dedi. Çocuk gidip durumu Ahmed-i Bedevi'ye bildirdi. O da; "Git falan yerde vardır" buyurdu. Çocuk oraya gidince, orasını yumurta ile dolu buldu. İçinden bir tek yumurta alıp getirdi. O günden sonra Ahmed-i Bedevi'ye talebe oldu. Yanından ayrılmadı ve büyük evliyadan oldu. Bu zat Abdül'al idi. Vefatından sonra da Seyyid hazretlerinin halifesi oldu.

Rivayet edilir ki, annesi Abdül'al'i yeni doğduğu bir sırada kundağa sarılı olarak, boğaların yemliğine bırakmıştı. O sırada içeri giren boğa, alışkın olduğu yemlikte yiyebileceği birşeyler arken, boynuzu, Abdül'al'in kundak bağına takıldı. Boğanın boynuzuna asılı olarak sallanan çocuğun düşmesi ve ölmesi an meselesiydi. İnsanlar heyecanla, boğanın etrafında toplandıkça boğa daha da hırçınlaşıyor, yanma kimseyi yanaştırmıyoru. Tam o anda, gaibden bir el uzanıp çocuğu aldı. İnsanlar rahatladılar. Fakat çocuğu kurtaran eli tanıyamadılar.

Aradan seneler geçip, Ahmed-i Bedevi hazretleri Mısır'a gece ve Abdül'al kendisine talebe olup yanından ayrılmayınca, Abdül'al'in annesi, Seyyid hazretlerine sitem eder oldu. Ahmed-i Bedevi hazretleri ona haber gönderip: "Küçük iken boğa boynuzundan almakla, dünya hayatının devamına vesile olduğumuz için sevinmişti. Şimdi de, ahirette kurtulması için gayret ediyoruz. Niye üzülüyor ki? Sevinse daha iyi ederdi" dedi. Kadın bu haberi alınca çocuğunu kurtaran elin o olduğunu anladı. Bundan sonra kendisi de Seyyid Hazretlerine çok mubhabet etti.

Seyyid Bedevi'nin talebelerinin büyüklerinden olan Abdül'al diyor ki: "Hocam Ahmed-i Bedevi'ye kırk sene hizmet ettim. Bir an Allühü tealaya ibadetten uzak kaldığımı görmedim. Bir gün kendisine dinimizde fakirliğin ne olduğunu sordum Bana cevaben, Hz. Ali'nin bir kıssasını anlattı. Rivayet olunduğuna göre, Hz. Ali, Basra çarsısında, kibirli bir şekilde yürüyen fakiri görüp; "Sen kimsin?" diye sordu. O da "'Bir fakir" diye cevap verdi. "Fakrin (fakriliğin) alameti nedir?" diye sorunca; "EyEbu Hasen (Ali bin Ebi Talib! Senin ilmin bu kadar ziyade iken, bunun cevabını biz nasıl verebiliriz?" dedi. Bunun üzeri Hz. Ali fakirliğin alametlerini şöyle saydı:

"Allahü tealayı tanımak. O'nun emirlerini gözetmek. Resululahın (s.a.v.) sünnet-i seniyyesine yapışmak. Daima abdestli olmak. Her halde Allahü tealadan razı olmak. O'ndan gelen her şeye nza göstermek, inanmak. İnsanlarin ellerinde olan şeyler gözü olmamak. Allahü tealanın emirlerini yapmakta yarış etmek, gevşeklik göstermemek. İnsanlara karşı şefkatli ve merhametli olmak. İnsanlara karşı mütevazi olmak. Seytani düşman bilmek. Eziyetlere sabretmek."

Bundan sonra bana: "EyAbdül'al! Allahü tealayı zikretmekkalb ile olur, sadece dil ile olmaz. Allahü tealayı hazır bir kalp ilean! Allahü tealadan gafil olmaktan sakin! Çünkü, bu gaflet kalbi katılaştırır. Sabır, Allahü tealanın hükmüne rıza göstermektir. O'nun hükmüne rıza göstermek ve emrine teslim olmak demek, nimete kavustuğunda sevinip ferahlık duyduğu gibi, musibet ve sıkıntı geldiğindede aynı sevinç ve ferahlığı duyabilmek demektir. Nitekim Allahü teala, Bekara suresinin 155. ayet-i kerimesinde mealen, Peygamber efendimize (s:a.v.) ben; "(Ey habibim! Musibet ve ezaya sabredenlere (lütüf ihsanlarımı) müjdele!" buyuruyor. Zühd sahibi olmak, dünyaya düşkün olmamak demek, dünyevi arzu ve istekleri terk etmek suretiyle, nefse muhalefet etmek demektir. Harama düşmek korkusundan dolayı, yetmiş tane helali terk etmektir. Tefekkür etmenin hakikati, Allahü tealanın yarattıkları hakkında düşünmek, fakat Allahü tealanın zatı hakkında düşünmemektir. Ey Abdül'al! Allahü tealanın kullarından birine musibet gelse, bunun için sakın sevinme! Giybet ve dedi-kodu yapma! İnsanlar arasında söz taşıma; sana eziyet vereni,zulmedeni affet! Kötülük yapana iyilik et! Sana vermiyene ver." Ahmed-i Bedevi (r.a.) bundan sonra "Ey Abdül'al! Doğru olan fakir kimdir, biliyor musun?" diye sordu. Ben de; "Siz bilirsiniz efendim" dedim. Bunun üzerine sadık olan fakirişöyle tarif etti:

Sadık olan fakir, hiç kimseden birşey istemez. Eğer kendisine birsey verilirse teşekkür eder, verilmezse sabreder. Sünnet-i seniyye üzere yürür. Bunlar bizmri yolumuz üzere yürüyenlerin alametleridir. Yalan konuşmamak, kötü iş ve sözde bulunmak haramlara bakmamak, madden ve manen temiz olmak, Allahü tealadan korkmak, zikre ve tefekküre devam etmek yolumuzun esaslarındandır. Hasen-i Basri hazretleri buyururuyor ki: "Sadık olan fakirlerle birlikte bulunmakla, bazı meseleler öğrendim ki, bunlar, hikmet cevherlerindendir" İlmiolmıyan kimsenin dünyada da ahirette de hiçbir kıymeti yoktur. Hilmi (yumusaklığı) olmayan kimseye, ilmi faide vermez. Allahü tealanın kullarına şefkat etmeyen kimseye, Allahü teala katında şefaat yoktur. Sabırlı,olmayan kimseye, işlerinde selamet yoktur. Takvası (Allahü tealadan korkması, haramlardan sakınması olmıyan kimsenin, Allahü teala indinde hiçbir kiymeti yoktur. Bu altı hasletten nasibi olmayan kimsenin, Cennette yeri yoktur.

Ben hocam ahmed-i Bedevi'nin bu nasihatlerini can kulağıyla dinleyip, bunlara uygun amel etmeye çok gayret ettim ve bunlara uymakla çok şeylere kavuştum.

Bir kadının oğlu esir düsmüş idi. Kadıncağız ağlayıp sızlıyarak, Hz. Seyyid'in huzuruna gelip kendisinden yardım istedi. Seyyid hazretleri Allahü tealanın ihsan ettiği, ruhani kuvvet ile kadının çocuğunu bir anda oraya getirdi. Kadın çok sevinip teşekkür ederek gitti.

Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun 271 okuma
Ne kadar seversen sev, bir gün ayrılacaksın.
Ne kadar toplarsan topla, bir gün bırakacaksın.
Ne kadar yaşarsan yaşa, bir gün öleceksin.
Ne yaparsan yap, bir gün hesabını vereceksin.
[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]
[Resim: 373jx0.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.