Öncelikle hadisi şeriflerde işaret edilen hususlara dikkat çekmekte fayda var. İnsanın kanını donduracak bir bilgiyi Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in mübarek sözlerinden dinleyelim:
“Şüphesiz şeytan! İnsanoğlunun içinde, kanın damarlarda dolaşması gibi dolaşır; durur.” (Buharî, Ahkam, 21; Ebu Davud, Savm, 78; İbn Mace, Sıyam, 65.)
Şeytanın insan damarlarındaki dolaşmasını engelleyen veya azaltan tedbirleri de yine hadisi şeriflerden öğreniyoruz:
“Kişi evine girerken ve yemek yerken Besmele çekerse, şeytan, askerlerine; ‘Burada ne geceleyebilir ne de yemek yiyebilirsiniz.’ der. Eğer o kimse eve girerken Besmele çekmezse, şeytan onlara; ‘Geceyi geçirecek bir yer buldunuz.’ der. O şahıs yemek yerken Besmele çekmezse şeytan yine askerlerine; ‘Hem barınacak yer hem de yiyecek yemek buldunuz.’ der.” (Müslim, Eşribe, 103)
Evet, ne müthiş bir olay! Değil mi? Biz kalp gözlerimiz kapalı, önümüze gelen ne varsa silip süpürürken, baş düşmanımız olan Şeytan, yediklerimiz vasıtasıyla, kanımızda, içimizde dolaşıyor! Yine hadisi şeriflerden ve Evliyaullahın tavsiyelerinden anlıyoruz ki Sünnet’e ve tasavvufun adaplarına her uyuşumuzda, Şeytan’ın kalbe ve akla müdahale yollarından birini engelliyoruz.
Daha dostunu düşmanını tanıyamayan, nasıl olacak da düşmanına galip gelecek?...
Bu noktada, ayeti kerimeyi hatırımıza getirelim: “Şeytan, kime yakın bir arkadaş olursa, ne kötü bir arkadaştır o!” (Nisa, 38)
Evet, Şeytan’ın, onu azdırmak için fırsat kolladığını bilen bir mümin, nasıl onunla yan yana gelmeyi kabullenir? İnsan, bile bile düşmanıyla aynı evde oturup aynı sofrayı paylaşabilir mi?
Anlaşılacağı üzere, aklın ve duyularımızın algılayamayacağı gaybi konularda, dinin emir ve tavsiyelerine uymak, insanı farkında olmadığı türlü tehlikelerden korumaktadır.
![[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]](http://img147.imageshack.us/img147/9978/9qfd91186dd20fz6.gif)