cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Öncelikle bir mürşide mürid olmak, sadece istemek ve karar vermeye bağlı değildir. Bu işler nasip işleridir. Her işte olduğu gibi bu işin de bir usulü, yolu-yordamı vardır.
Bir tarikata veya cemaate bağlanma zorunluluğu yoktur. Ancak ilim amel takva ve ihlas üzere olan bir cemaat veya tarikata bağlı olmakta dini yaşantı bakımından kolaylık ve fayda vardır.
İslam dinini takva üzere yaşamaya vesile olabilecek bir tarikata intisab etmek faydalıdır. Böyle bir tarikata intisab etmek için ilgili şahıslarla istişare ve istihare yapılır. Sonuca göre hareket edilir.
Tarikatlar daha ziyade insanların ruhî ve ahlâkî yönleriyle ilgilenirler. Onları, manen olgunlaştırmayı ve ahlaken yüceltmeyi gaye edinmişlerdir.
Bu amaç ve gayeye ulaşılabilmesi için müridin uyması gereken kurallar vardır. Bu kuralların temelinde de müridin mürşidine bağlılığı, teslimiyeti yatmaktadır. Bağlılık-teslimiyet, mürşid-mürid ilişkilerinin sağlıklı devam edebilmesi için son derece önemlidir.
Konuyla ilgili olarak İmam-ı Rabbani Hazretleri “Kamil bir şeyh bulan kimse, ölünün yıkayıcısına teslim olması gibi ona teslim olmalıdır.” demiştir.
O halde teslimiyetin kamil bir mürşide olması önemlidir. Bir mürşidin kamil mürşid olduğunun göstergeleri vardır. Bir tarikata intisab edecek kimse, bu kriterleri, şartları mutlaka aramalıdır. Nasıl ki bir hastalığımız için doktor arıyor, her bulduğumuz doktora gitmiyor, doktoru çevremize, eşe-dosta soruyorsak, mürşidi de bu aşamada sorgulamamız gereklidir. Bu sorgulama, dini esaslara göre yani Kuran ve Sünnet’e göre yapılır.
Kamil mürşid, tüm hayatını Kuran ve Sünnet’e göre yaşayan kimsedir. Ehlisünnet çizgisinden asla sapmayan bir kimsedir. Söylediğini yaşayan yani ilim-amel sahibi kimsedir. O, ilim ve irfanda ilerlemiş bir zattır. Seyr-u sülük yani tasavvuf eğitimini tamamlamış olmalıdır. Dini vazifeleri tam anlamıyla yerine getirmek için ciddiyet sahibi kimsedir. Kendisi dışındaki diğer mürşidleri küçük görmeyen kimsedir. Bu yolda hiçbir maddi hedef gütmeden sadece Allah rızası için çalışan kimsedir. Allah vergisi bir kabiliyete ve hikmete sahip kimsedir.
İşte kişi, böyle bir kamil mürşide bağlanır, teslim olur. Ve bu teslimiyetin harcı sadece sevgidir. Bu sevginin tek sebebi de Allah rızasıdır. Çünkü bu kamil mürşid, onun için canlı bir örnektir, kılavuzdur. Allah ve Resulü’nun emirlerini hakkıyla yerine getirdiği için ona sevgisi bu yüzdendir.
Bu teslimiyeti, körü körüne bir teslimiyet olarak kabul etmek doğru değildir. Yanlış olan, başlangıç aşamasında yani bir mürşide bağlanma kararı aşamasında körü körüne bir kabulleniştir. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, kişi tüm şüpheleri ortadan kaldıracak şekilde sağlam bir sorgulama yapmalıdır. Bunun sonucunda karar ve karşılıklı istihareler olumlu sonuçlanırsa, bundan sonra kişiye düşen sevgi üzerine mürşidine bağlanmasıdır. Yoksa şüphe ve sorgulama devam edecek olursa, bu ilişkinin sağlıklı sonuçlar vermesi pek muhtemel değildir.
Doktor örneğimizi hatırlayalım: Kişi sorgulama yapmadan doktor aramıyor. Böyle bir sorgulama yapıp kalbi mutmain olan kimsenin doktora gittikten sonra onun önerilerine, ilaçlarına şüpheyle bakacak olursa, tedavi süreci olumlu devam edebilir mi?
Mürşide teslimiyetten anladığımız şey, mürşidinin uyarılarına tenkidci bir nazarla bakmadan ve acaba bunların benim manevi hayatıma ne derece faydası olur gibi, evham ve vesveselere düşmeden uymaktır. Kişi, güvenip inanmadığı kimsenin sözleri ve uyarılarına önem verir mi, bunları uygular mı?
Bu nedenle teslimiyetin sağlam olabilmesi için, karşılıklı sadakatin tam olarak sağlanabilmesi şarttır.
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..