Forum Gündemi:

Konu Başlığı : SEVGİ...

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 0 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : çakyamuni
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
General
*
4,930
mesajlar
2,255
konular
1,320
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
09-05-2021, Saat:09:41 AM
Sevgisizliğin cehenneminde yaşayan tüm benzerlerime ithaf ediyorum! Seviniz, seviniz, seviniz. Önce kendinizi, sonra hayatı, sonra insanlığı seviniz. Sevginiz öldüğü vakit, yaşamanın hiçbir kıymeti kalmayacaktır. Sevgisiz bir dünya cehennemdir. Sevgiyi öldürmeyin, daima diri tutun. Çünkü sevgiyle var oldunuz, sevgisizlikle yok olmayınız. Sevgiyi ve sevginin gücünü anlatmaya kelimeler kifayet etmiyor maalesef. Sevgi, ancak hissedilebilen bir şey; tıpkı sevgisizlik gibi. Tek bir kimseyi dışarıda bırakmadan herkesi sevmeye ve sevginin cennetine davet ediyorum. Geçelim!
 
‘’Döktüğünüz varsa doldurun. Ağlattığınız varsa güldürün. Yıktığınız varsa kaldırın.’’
 
Hacı Bektaşi Veli
 
Mezkûr sözde anlatılmak istenenler neyle ve nasıl realize edilebilir? Ancak gerçekten yüreklerinde merhamet taşıyanlar ve gerçekten yürekten sevenler söylenenleri yapabilirler. Merhameti olmayanlar ve sevmeyi bilmeyenler, doldurmayı, güldürmeyi, kaldırmayı nasıl becersinler? Onların yapabilecekleri tek şey; dökmek, ağlatmak ve düşürmek olabilir ancak. Her insan sevgiye layık değildir belki ama sevgiye layık olmayanlar da ancak sevgiyle iyileştirilebilir. Bilakis sevgisizliğin karanlığında yok olur gider, her gidenle de insan azalır. Çünkü sevginin gücünün karşısında dayanabilecek ve durabilecek hiçbir güç yoktur. Sevgisizliğin cehenneminde yaşamayı unutur insan, boğulur, tükenir tedricen. Beceremiyoruz sevmeyi beceremiyoruz maalesef. Sevgi, hiç kuşku yok ki, özgürlüğün çocuğudur. Hatta kalpte spontane tebeyyün ediveren içsel bir duygulanımdır. Ama aynı zamanda yaratıcı bir duygudur da. Ki, sevildiğimiz için var değil miyiz ve sevdiğimiz için yaşatmaz mıyız hatta yaşamaya tutunmaz mıyız? Zorla güzellik olmayacağı gibi zoraki sevgi de olmaz. Sevginin kaynağı kalp olduğu içindir ki oraya baskı sökmez. Kalp eğilmez, eğilen bedendir hatta beden dikse kalp aktiftir. Elbette böyledir ama sevginin sahtesi de olmaz. Bir yerde de ciddi bir iştir, laubaliliği kaldırmaz. Sevmenin de gerekleri vardır ve seviyorsan ona göre seversin. Belki de sebepsizdir sevgi ama sebeplerle tenkisata uğrar. Sevmeyen sevilmez misal. Nietzsche diyordu ya; ‘’sevilmek istiyorsan, sevmesini bileceksin’’ diye, işte o misal. Yoksa seviyorum deyipte sevgisiz eylemde bulunamazsın. Sevgi bambaşka bir iksirdir, diriltir, kaldırır, uyandırır, yaşatır, yaratır. Dilinde sevgi varsa, eyleminin de temeli olmalı o sevgi. Çiçekleri seviyorsan suyunu vereceksin. Kuşları seviyorsan dilini koparmayacaksın. İnsanları seviyorsan zulmetmeyeceksin. Seviyorum deyipte bunları yapıyorsan alçakların en alçağısın. Çünkü seven biri bunları yapmaz, yapamaz, ölür yine yapmaz. Çiçeği sulamıyorsan çiçeği sevdiğini, dilini koparıyorsan kuşları sevdiğini, zulmediyorsan insanları sevdiğini iddia edemezsin. Yani tüm mezkûr eylemleri bir iddian varsa yapacaksın. Eylemin yoksa iddia da bulunmayacaksın. Zira iddianla sınanacaksın. Sevmiyorsan zaten yapacağın bir şey de olmaz, olmayınca da diyecek söz bulunamaz. Seven sevdiğini yaşatır, geliştirir, büyütür, yüceltir. Bunları yapmıyorsan sevgi diye bir duyguyu da taşımıyorsundur. Öldürüyor, daraltıyor, küçültüyor ve alçaltıyorsan sevmiyorsundur, buna rağmen sevdiğini iddia ediyorsan da ya sevgiyi bilmiyorsundur yahut sahtekârsındır. Biz mesela; Tanrı’yı sevdiğimizi söyleriz. Peki, sevgimizi göstermek için yaptığımız nedir? Çendan yarattığını seviyor muyuz? Seviyorsak ispatı nedir? Keza, Peygamberi sevdiğimizi söyleriz, madem seviyoruz, namusluca eyleme geçirdiğimiz tek bir sözünü söyleyebilir miyiz ve sevgimizi ispat edebilir miyiz? Tiksiniyorum mürailikten. Hakeza; bazı büyük insanları sevdiğimizi söyleriz. Peki, bu sevgimizin hücceti nedir? Mesela; Bilge Kral diye andığımız Aliya İzzetbegoviç’in hangi sözünü eyleme dönüştürüyoruz? İslami tandanslı bir aydının dediği gibi; ekranlardan Bilge Kral edebiyatını yapmayı ve insanlara onu sevdiğimizi gösterip oradan rant elde etmeyi severiz ama onu anlamaya matuf çabamız hiç yoktur diyordu. Yalan mı? Keza her yıl Cemil Meriç ve Nurettin Topçu gibi aydınları tahattur eyleriz. Peki, bunların hangi sözlerine kulak verdik ve o sözler minvalinde yapılması gereken bir şey varsa yaptık? Hayır, münhasıran isimleriyle cisimleri ele geçirmeyi tahayyül ettik yoksa onların sözleri bize ağır gelirdi zira. Benzer eylemlere yani söz ve eylem temelinde ki paradoksa tüm cephelerde, her fraksiyonun bünyesinde şahitlik etmekteyiz maalesef. Sevdiğin için yapman gerekenleri yapmıyorsun, nasıl bir sevgidir o sevgi? Biz maalesef insanları değil çıkarlarımızı seviyoruz ama insanlara kendilerini sevdiğimizi söyleyip aldatıyoruz ve çıkarlarımıza mülaki olmakta onları aracı kılıyoruz yani onları harcayarak çıkar çarklarımızı döndürüyoruz. Peki, niçin söylediklerini idrak etmek istemeyiz hatta bu aydınların söylediklerini toplumsal düzlemde aşikâr eyleyenlere niçin düşman oluruz? Sevilene acı çektirilmez, zulmedilmez, sevilenin varlığı yok sayılmaz. Bir insanın sağlığını umursamıyorsan, acı içinde yaşamasını umursamıyorsan, mutluluğunu umursamıyorsan, emeğini gasp ediyorsan, hakkına tasallut ediyorsan onu sevdiğini söyleyemezsin, söylüyorsan da ya münafıksındır ya da müraisindir. Bugün maalesef sevgi maskeli nefret çukurunda yaşıyoruz dünya ölçeğinde. Belki bunun farkında değiliz ama yaşamımız bunun canlı resmidir. Sevgi başka bir şeydir, bambaşka bir şeydir. Sevgi yaşatır ya yaşatır, yaratır sevgi. Ölü birini diri birine döndürür. Sevgi anlatılmaz yaşanır. Hissedersin sevgiyi, görmezsin, bilmezsin, duymazsın. Sevgiyi hissettiğin vakit canlanırsın, dirilirsin, için heyecan ve coşkuyla dolar. Sen beni sevmeyeceksin ama benim seni sevmemi bekleyeceksin. Sen kimsin ben kimim? Sen efendi ben köle miyim? Sen ağa ben maraba mıyım? Sen Tanrı ben kul muyum? Beni mankurt mu sandın? Kör, sağır, dilsiz mi sandın? Onursuz, izzetsiz, şerefsiz mi sandın? Kapında bekleyen köpek gibi mi görüyorsun yoksa? Hayır, ey zavallı mahlûk, sevilmek istiyorsan sevmesini bileceksin ve sevdiğini insanca göstereceksin. Herkesin aynı olmadığını bileceksin ve herkesin kuzu gibi büyütülmediğini ve koyun gibi güdülemeyeceğini anlayacaksın. Sevginin bedelini ödeyeceksin ki, karşılığını bihakkın alabilesin. Kimileri umursamaz ve yaşar gider yaşamak nedir bilmeden, kimileri de aldırma gönül boşver gitsin demez, diyemez ve hak ettiği onurlu yaşamı almak için amansızca verir kavgasını, bunu kazıyacaksın kalın kafana ey insan görünümlü yaratık! Dünyamızı maalesef cehenneme çevirdiler, toprağı kazıp içine sevgiyi gömdüler, üzerini de betonla örttüler, şimdi kin çiçekleri boy vermekte toprağımızda. Bitevi, yüreklerine, birbirlerine karşı düşmanlık zerk edilen insanlar sevgiyi ne bilsinler, nasıl yaşasınlar?
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi