Şeytan, insanları saptırmak için epey uğraş veriyor. Bunlardan biri de sevgi sözcükleri. İnsanın sevgisini belirtmek için kullandığı sözcükler isyana kadar gidebiliyor. Kur’an ahlâkını yaşa(ya)mayan eğitimsiz pek çok kişi bu sevgi sözlerinden rahatlıkla etkilenebilir. Mesela onsuz yaşayamayacağı gibi... Bu şekilde tevekkülsüz bir duruma sürüklenen insanlar bu ruh haliyle bunalıma girip, intiharı bile düşünebilir.
Allah’ı sever gibi karşısındaki seven insanlar, şirke götüren bu büyük tehlikenin farkında olamayabilir. Asıl sevginin muhatabı Allah’ı (cc) akıllarına bile getirmeyip, O’nun yarattığı beşerlerin peşinden koşarak tüm zamanlarını onlar için harcar.
Küfr kelime manası olarak Allah’ın nimetlerini görmezlikten gelerek nankörlük etme anlamını taşıyor..Sebep ne olursa olsun, gönlünde küfür tohumu bulunan biri bu hissini; düşünceleri, sözleri ya da tavırlarıyla açığa vurunca kendini belli etmiş olur…”
Sevgi sözlerini şöyle bir hatıra getirelim… Kadere isyan eden, cenneti ‘sürgün’ olarak gören, sevdiğinin saçının telini cennete tercih eden, Allah’a kendisine yaşattıkları için isyan eden sevgi sözleri... Farkında olmadan karşımızdaki kişiye söylenen ve söylemekten de zevk alınan sevgi kalıplarının Müslümanları nasıl bir isyana ve şirke sürüklediğini zihinlerde canlandıralım…
‘Allah gelse, seni bırakmam’
Bir kişiyi çok sevdiğinin belirtisidir bu söz. Ancak sözün sahibinin Allah’ın gücü ve kudreti konusunda en ufak bir bilgisinin olmadığı anlaşılıyor. Zira Allah’ın gücünün ve kudretinin ne sınırı vardır, ne de hududu... O’nun kudreti sonsuzdur, sınırsızdır. ‘Ve hüve âlâ külli şey’in kadîr’ yani “O’nun her şeye gücü yeter” ifadesi, Kur’an’da yaklaşık 50 yerde geçiyor. ‘Her şey’ derken, bu ifadenin içine girmeyen kalmıyor. Allah’ın kendi Zât’ı (cc) dışında, varlık âleminde bulunan, Allah (cc) tarafından yaratılmış olan, aklımıza gelen gelmeyen bütün yaratıklar bu ‘her şey’in içindedir. “Allah’ın şuna gücü yeter, buna yetmez; şu kişiyle baş eder, bu kimseyle baş edemez.” diye bir durum söz konusu olamaz.
‘Tapılacak insansın’
Bu söz, imana ve inanca leke getiren, insanın kalbini rencide eden, vicdanı sızlatan bir yakıştırma… Çoğu zaman bu ve benzeri sözler gelişigüzel kullanılıyor, sözün nereye vardığı hiç düşünülmüyor, hesabı yapılmadan dile getiriliyor. Bir tane tapılacak vardır: Allahü Azimü’ş-Şan. Kur’an-ı Kerim’de bu konuda Enam Suresi 19. ayetinde şöyle buyuruluyor: “... ‘Siz, muhakkak Allah ile beraber başka ilâhların olduğuna gerçekten şahitlik ediyor musunuz? Ben şahitlik yapmam.’ de. ‘O, sadece tek bir ilâhtır. Muhakkak ki ben, sizin şirk koştuklarınızdan uzağım.’ de.”
‘Sensiz cennete bile girmem’
Karşısındakine o kadar güvenmiş, o kadar sevmiş ki, Allah’ın insanlığa en büyük mükâfatlarından biri olan cennete girmek bile istemiyor. Cennet, Allah’ın rahmetinin tecelli ettiği bir yer, her türlü nimetinin bolca bulunduğu bir âlem, altı iman rüknünden ahirete imanın bir parçası ve bir ahiret yurdu… Cennet, ebedi hayat ve sonsuz saadet Cenab-ı Hakk’ın mü’min kullarına bir hediyesi… Bu ödülü reddetmek, bir dostunuzun verdiği bir hediyeyi reddetmek gibi düşünülemez. Allah’a isyan, başkaldırmak, karşı gelmek, Allah’ın rahmetini reddetmektir. Rabb’imiz mü’min kullarını Cennet’e davet ediyor ve Bakara Sûresi 221. ayetinde şöyle buyuruyor: “Allah, sizi izniyle Cennet’e ve bağışlanmaya çağırıyor.” Bu ve bunun gibi pek çok âyette Allah’ın davetine sırt çevirmek, düşünmeden laf etmek, “Sensiz Cennet’e bile girmem” sözlerini sarf etmek insanı çok büyük kayıplara sürükler.
...alıntı...
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...