Zaman 1800’lü yılların sonu ya da 1900’lü yılların başı…
Türkiye’de ABD’li gezginlerin, misyonerlerin,gazetecilerin cirit attığı yıllar…
Yine böyle bir ABD’linin yolu Kayseri’ye düşmüş… Giçigapıynan Düğenöönü arasında dolanırken Atbazarına dooru gıvrılmış…
(Keçikapı ile Düvenönü arasında dolaşırken Atpazarına doğru yönelmiş...)
O sırada İçerişar’dan Atpazarına doğru ihtiyar bir adam ile torunu yanlarında zayıf mı zayıf bir eşekle gelmeye başlamış…
Gelenler Amerikalının dikkatini çekmiş…
Fakat bunlar yaklaştıkça; Amerikalının dikkatini, bu zayıf eşekten ziyade üzerindeki oldukça eski, işlemeli, son derece kıymetli antika semer çekmeye başlamış…
Amerikalı, antika kültürü olmadığını düşündüğü bu ihtiyardan semeri ucuza alabilmek için zayıf eşek üzerine sıkı bir pazarlığa başlamış…
Sonunda bizimkiler Amerikalıya eşeği normal fiyatının birkaç katına satmaya razı olmuş…
Amerikalı bu son derece kıymetli semeri, ucuza aldığına tam sevinecekken, ihtiyar adam torununa seslenmiş:
-“Kalk! Ahırdan yeni bir semer getir. Beyefendiyi bu eski semerle göndermeyelim!..."
Amerikalı haliyle tutuşmuş…
-"Benim için sorun değil, zahmet etmeyin..." filan diyerek bir hayli dil dökmüş…
Sonunda bizim ihtiyar dayanamamış;
-"Boşuna uğraşma beyim, biz bu semerle çook eşek sattık!...“