“Esselâmü aleyke, ey Allâh’ın velîsi ve Resûlullâh’ın (s.a.v.) sahâbîsi” diye bir ses işitip içeri girdi. Hazret-i Selmân’ın vefât ettiğini gördü.
Saîd bin Müseyyeb, Abdullah bin Selâm’dan (r. anhümâ) şöyle işittiğini anlatır: Selmân-ı Farisî (r.a.) bana dedi ki: “Ey kardeşim! Hangimiz evvel vefat edersek, vefat eden kendisini hayatta olana göstersin” dedi.
“Bu mümkün olur mu?” dedim.
“Evet, olur. Çünkü mü’minin ruhu bedeninden ayrılınca, istediği yere gidebilir. Kâfirin ruhu Cehennem’de Siccîn’de hapsedilmiştir.” dedi.
Selmân (r.a.) -benden önce- vefat etti.
Bir gün kaylûle yaparken (yani gün ortasında uyurken) Selmân’ın (r.a.) geldiğini gördüm. Selâm verdi. Selâmını aldım. “Yerini nasıl buldun?” diye sordum.
“İyidir. Tevekkül et. Tevekkül ne iyi şeydir.” dedi ve bunu üç kere tekrarladı.
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.