El Kaide zanlısı Sakka, mahkemede İsrail bayrağını ayaklar altına alarak parçaladı
28 Mart 2008 Cuma 17:15
KOCAELİ -İHA- Kandıra F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan El Kaide örgütü yöneticilerinden Louai Sakka'nın, cezaevi müdürüne hakaret etmek ve tek kişilik hücresinde yangın çıkartarak devlet malına zarar vermek iddiasıyla yargılanmasına devam edildi.
Geniş güvenlik tedbirleri altında sabahleyin Kandıra Adliyesi'ne getirilen Louai Sakka, Asliye Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkartıldı.
Sanık avukatı Selahattin Karahan'ın vekaletnamesini sunmasının ardından Cumhuriyet Savcısı Fehmi Gedik iddianameleri okudu. Hakim Murat Güler, sanık hakkında açılan cezaevi müdürüne hakaret etmek, idareye direnerek zorluk çıkarmak ve tek kişilik hücrede yangın çıkartarak devlet malına zarar vermek iddialarını kapsayan dosyaların birleştirilmesine karar verdi.
Sakka ise savunmasına, besmele ve Kur'an-ı Kerim'den ayetler okuyarak başlayınca, hakim Murat Güler tarafından uyarıldı. Bunun üzerine Sakka, "Savunmamı Türkçe yapacağım" diye cevap verdi. Okuduğu ayetin Türkçe tercümesini yapan Sakka, 6 sayfadan oluşan el yazısı ile yazdığı savunmasını okudu. Sakka, Arapça ve Türkçe kelimelerle dolu savunmasını okumayı bir süre sürdürdü.
11 Eylül saldırılarının ardından ilk defa konuşan Sakka, bir süre önce CIA'nın Ebu Zübeyde Elfelestini ile Halid Şeyh Muhammed Elbeluşi'lerin sorgu bantlarını imha ettiğini açıkladı. Sakka, bu açıklama üzerine çoğu insanın bantları silmekten amacın işkence görüntülerini silmek ve bununla ilgili hiçbir iz bırakmamak olduğunu zannettiğini söyledi.
İşkencenin onlara göre yasal olduğunu ve zaten onların işkence ettiklerini ifade ettiklerini anlatan Sakka, şöyle konuştu: "Bantları silme sebepleri bambaşkaydı ve gerçek nedenleri buradan tüm dünyaya açıklıyorum. CIA'nın amacı sorgu aşamasındaki Ebu Zübeyde ile Halid Şeyh'in verdiği ifadeleri ört bas etmektir. Çünkü bu ifadeler yayılırsa, otomatikman Amerika'nın resmi rivayetleriyle Afganistan'ı işgal etmek için öne sürdüğü bahaneler çürüyecek ve Bush'un yalanları bir kez daha ortaya çıkacaktı. Ama onlar
her ne kadar kardeşlerimi dünyadan izole etseler de, Allah'ın izniyle meydanı onlara bırakmayıp, kardeşlerimin her zaman dili olacağım. Sonuç ne olursa olsun zaten inanıyorum ki bu mücadelemde yüce Rabbim her zaman yanımda olacaktır. Öncelikle herkes şunu iyi bilsin. Şu an askeri mahkemede idamla yargılanacak 6 kişi şehit olmaktan çekinmez. Ne olursa olsun yaptıklarını üstlenirler. Onları idamdan, şehadetten mahrum bırakabilecek her girişimden rahatsız olurlar. Onlar, dilsiz şeytan olup hakikati söylemekten
vazgeçmezler. Ben burada şimdi Ebu Zübeyde adına konuşmak istiyorum. Ebu Zübeyde'nin ifadelerini dinleyecek aklı selim insan en azından şu kanaatlere varacaktır."
11 Eylül saldırılarını anlatan Sakka, saldırıların arkasında bulunan 8 sebebi açıkladı. Sakka, savunmasında 8 sebebi şöyle anlattı: "Bir, Ebu Zübeyde Amerika'nın iddia ettiğinin aksine hiçbir gün El-Kaide elemanı olmamıştır. Hatta çoğu zaman El-Kaide politikalarını eleştirmiştir. İki, Ebu Zübeyde'nin gerçek konumu mücahitlere hizmet bürosunun şefi; bu sorumluluğu Şeyh Abdullah Azzam şehit olduktan sonra devam ettirdi. Üç, mücahitlere hizmet bürosu El-Kaide'den bambaşka bir yapı ve kesinlikle ne
El-Kaide'ye katıldı ne de El-Kaide ona katıldı. Dört, Halde Kampı El-Kaide'ye değil Ebu Zübeyde'nin bürosuna bağlıydı. Orada eğitim alan mücahitler Bosna, Çeçenistan, Filistin gibi cephelere gitmek üzereyken oraya gelmiştir. Beş, Guantanamo esirlerinin büyük çoğunluğu El-Kaide'ci değil, bunun nedeni çok basit. Altı, 11 Eylül öncesi Afganistan'da bulunan mücahitlerin çoğu El-Kaide'ci değil, Halden Kampı'ndan eğitim almak için gelen gençlerden olmaları. Tabii ki önemli bir kısım da yardım kuruluşları
çalışanlarından oluşuyor. Ya da Afganistan'a seyahat amacıyla gelenlerden."
El-Kaide'nin o zamanlar azınlıkta olduğunu anlatan Sakka, sözlerine şöyle devam etti: "Ebu Zübeyde'nin 11 Eylül saldırıları ile hiçbir ilişkisi yok. Olsa olsa saldırının faillerinden 6 kişi ile görüşmüş olabilir, o da benim onlarla görüşmemden hiçbir farkı yok. Çeçenistan yolu kapanıp ve onun üzerine El-Kaide'ye katılmadan 2 yıl önce onları mücahitler hizmet bürosu kapsamında Türkiye ve Pakistan'da misafir etmiştir. Nasıl böyle bir misafirlik benim 11 Eylül'de ortak olmama yeterli değilse, aynı şey Ebu
Zübeyde için de geçerlidir."
Sakka, burada 8 sebebi açıklamaya devam etti: "Yedi, Molla Muhammed Omer başta olmak üzere, Taliban'ın 11 Eylül olaylarında ne ilgisi ne de bilgisi var. Tam aksine Molla Muhammed Omer batıya karşı bütün saldırıları benimsemezdi. Onun yerine siyonist işgalcilere saldırmayı isterdi. Zaten ondan dolayı cezalandırılması istenirdi. Sekiz, Bush yönetimi bütün bu gerçekleri bile bile Taliban ve mücahitlerin bürosunu El-Kaide bahanesiyle hedef aldı. Esir aldıklarını ise Guantanamo'ya taşıyıp dünya kamuoyuna
onları El-Kaide'ci olarak tanıttı. Bush yönetimi, ne zaman Ebu Zübeyde başta olmak üzere, mücahitler bürosunun işgalci siyonistlere karşı büyük bir proje hazırlığında oldukları 11 Eylül saldırıları sonrası büyük bir şekilde muameleye tabi tuttu. Bu da gösteriyor ki Guantanamo'nun esas amacı siyonist rejimi korumak, ABD halkını değil. Bu detaylar ve daha önemli delilleri ortadan kaldırmak için bantlar silinmiştir. Bundan dolayı bu gerçekleri herkesin bilmesini istiyorum. İsteğim, Ebu Zübeyde'nin sesini
duyurabileceği bir yere nakledilmesi, diğer esirlerin tahliye edilmesi. İddia ediyorum, bunlar gerçek. El-Kaide dahil kimse aksini iddia edemez."
Konuşmasının sonunda cebinden çıkardığı İsrail bayrağını ayaklar altına alıp ezen Sakka, Müslümanların karşısında duran, zulüm yapan herkesi böyle ayaklar altına alıp ezeceğini söyledi.
Eyleminin ardından Sakka hakim tarafından duruşma salonundan çıkartılarak, Kandıra Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Duruşmaya Sakka olmadan devam edildi.
Mahkeme heyeti, sanığın iddianame konusunda savunma yapması istenmesine rağmen bunu sürekli geçiştirdiğine, özellikle gazetecilerin katıldığı celselerde savunma yapmaktan çok mahkemeyi sanki bir basın toplantısı yapıyormuşçasına kullandığına kanaat getirdi.
Mahkeme heyeti, duruşmaların düzenli yürütülmesini tehlikeye sokacağı için sanığın duruşmalara katılmamasına, mağdur İ.S.'nin talimat yolu ile şikâyetinin ve delillerinin tesbitine karar verip duruşmayı 18 Temmuz tarihine erteledi.
Duruşma sonunda açıklama sanık avukatı Selâhattin Karahan, müvekkilinin 11 Eylül saldırıları ile ilgili ilk defa konuştuğunu, daha sonra tepki olarak İsrail bayrağını ezerek duruşma salonunda parçaladığını söyledi. Karahan, gergin başlayan duruşmada savunma haklarının ellerinden alındığını iddia etti.