TEVAZU
Göğe değsin tevazu, kibir ateşte yansın
Zavallılar kendini sırça köşklerde sansın
GÜLÜN BUSESİ
Hasretin dudağına değer gülün busesi
Dağlar zikre durur da münkir duymaz bu sesi
SEVDA MAHKEMESİ
Sevda mahkemesinde yürek çekilir dara
Üstüne tuz ektikçe iyileşir mi yara?...
MUHACİR HİSSİYAT
Köz köz etti yüreği muhacir hissiyatım
Fetihler yarım kaldı tökezleyince atım…
DA-YANDIM
Yürek kapılarına yalın kılıç dayandım
Temmuzda pek üşürken zemherilerde yandım
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–2
AŞK NEFERİ
Sevgi tükendiğinde söner gözlerin feri
Ölümsüz kahramandır gönülde aşk neferi
UMUT DAĞI
Zamana yenilmeden umutlarım bir dağdı
Hasretin hoyrat eli gönülden sitem sağdı
ÖMRÜN YAMAÇLARI
Pamuk tarlası sanma aklaşan saçlarını
Dik nefes çıkacaksın ömrün yamaçlarını
YENİ KAPI
Hilkatin aynasıdır vücut denen bu yapı
Bir kapı sürmelense açılır yeni kapı
SEVGİ MÜREKKEBİ
Sevgi mürekkebiyle ölümsüzlüğü yazdın
Nefrete bulaşmadan kardan daha beyazdın
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–3
NEFRETİN BUZLARI
Yediveren misali umut yürekte nakış
Nefretin buzlarını çözer sıcak bir bakış
CERAHAT
Toprak ısıtsın teni, ruh tohumu çatlasın
Cerahat dolu çıban büyümeden patlasın
GÜL-DİKEN
Vesveseler dikendir, gül varsa yoktur tasa
İnsanı yaşatmaktır bizde uhrevî yasa
KUNDAKTA
Hayallerimiz taştı kundakta bebe iken
Güle kavuşmak için engel değildir diken
KABİRDE
Eser bir deli rüzgâr, çınardan düşer yaprak
Kabirde böcekler dost, yorgandır bize toprak
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–4
ŞAFAK
Karanlıklar dağılıp şafak sökecek bir gün
Zalimin saltanatı elbet çökecek bir gün
DAĞ DELDİREN SEVDALAR
Ölenlerin ardından canlandı hatıralar
Firar etti gönülden dağ deldiren sevdalar
HÜZÜN YASTIĞI
Yastık ettik gurbette hicranı, hüzünleri
Hayat değirmeninde ufaladık günleri
ARASAT
Nasıl geçti habersiz bir ömür, bunca sene?
Arasat meydanında buluşacağız yine
GARİB-İZ…
Baki kalır cihanda kim bırakırsa bir iz
Ruh sonsuzluğu özler, bu dünyada garibiz
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–5
DERBEDER
Kavuşmak hayal olur, sarar ruhu bir keder
Sevgisiz yürek gece, gönül aşksız derbeder
SÜVARİ
Gece bir yorgan gibi örter hissiyatını
Gümüşten ufuklara sür süvari atını
KARANFİLLER
Tutuşur bahçelerde kan kırmızı çiçekler
Sahipsiz karanfiller uzanacak el bekler
U-YANMAK…
Tamamlar noksanları aşk ateşiyle yanmak
Ölüm dediğimiz şey sonsuzluğa uyanmak…
BAHAR
Gözlerde mor halkalar, yükseklerde kar olur
Ruh bedenden ayrılır, mümine bahar olur
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–6
KIYAMET
Güneş batıdan doğar, ummanlar doyar suya
Can bedenden ayrılır, ruhun dalar uykuya
GÖNÜL KOCAMAZ
Bülbül yanar aşkından, bahçelerde solar gül
Beden ihtiyarlasa yine kocamaz gönül
AHİR ZAMAN
Bin sene de yaşasan ömrün nihayeti var
Ahir zaman gelince ölü diriye ağlar
KEFENİN CEBİ
Giden ne götürdü ki, cebi yoktur kefenin
Tepilenin hakkı var üzerinde tepenin
YOL
Kırılır bir gün elbet kanadımız, kolumuz
Nihayet bulur ömür, Hakk’a düşer yolumuz
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–7
A-YİNE
Bir tel kopar ruhundan ahenk kesilir yine
Sonsuzlukla paylaşır sırlarını ayine
SULTAN MAKAMI
Sultan makamındasın musallada bir anlık
İman olan yürekte barınamaz karanlık
VAKTİ KUŞANMAK
Namazı eda edip bırakmazsan kazaya
Vakti kuşanır yürek nefis gelir hizaya
AKLISELİM
İmanla cilalanır, paklanır aklıselim
Çoraklaşan kalpleri duayla yeşertelim
SIĞIN-AK
Günde beş vakit ezan ruhuma sığınaktır
Secdeye baş koyanın kalbi pak, alnı aktır
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–8
REHİN
Kalplerimiz tamtakır, rehin düşmüş şeytana
Alaşağı et nefsi ey mümin çık meydana!...
ELMA ŞEKERİ
Aşk bir elma şekeri, elimde kaldı sapı
Bulamadım gönlüme sığınacak bir kapı
KÜHEYLAN
Toy süvari elinde körpecik küheylandım
Ben de Mevlana gibi hamdım, piştim ve yandım
PASLI KILIÇ
Geriye küller kaldı ruhumun yangınından
Bilmem ne zaman çıkar paslı kılıç kınından
YARALAR
Dostun ağır bir sözü gonga gülü yaralar
Firar eder muhabbet yürek giyer karalar
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–9
KELAM
Hakk’ın tercümanıdır, kelam ruhun ilacı
Toyun dilinde diken, zehirden daha acı
VERA
Vera ruhun sükûnu, anahtarı takvanın
Allah görüyor bizi, lüzumu yok şekvanın
RUHUN KANATLANIŞI
Kanatlandı ruh tenden, konacak yer arar can
Ömür erdi kemale ne kadar yanarsan yan!...
RUHUN İLACI
Sevgi ruhun ilacı, her derdime dermandır
Kalp sevmekle kocamaz, her gönül bir ummandır
ÜMMET
Her telden bir ses çıkar, ruhuma kasvet çöker
Ümmetin zilletinden gözlerim kan yaş döker
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–10
EŞREF-İ MAHLÛKAT
Gerçeği görmüyorsun, gözüne inmiş perde
Ey eşref-i mahlûkat gölgen sürünür yerde
NE DİYE
İşi gücü bırakmış, hayaller kuruyorsun
Yollar seni bekliyor, ne diye duruyorsun?
TAŞ BAĞLAMAK
Bugüne ağıt yakar Fatihlerim, çağlarım
Düşman gülmesin diye bağrıma taş bağlarım
VİCDANLAR
Vicdanlar sağırlaşmış, bir hoş seda gelmiyor
Tanzimat’tan bu yana Türk’ün yüzü gülmüyor
ZEHİRLİ BAL
Şifa diye sundular Türk’e zehirli balı
Büküvermiş boynunu mahzun hilalin alı
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–11
KÖRLE YATANLAR
Her gün vatan kurtarır kuru sıkı atanlar
Sabah şaşı uyanır gece körle yatanlar
YANKI
Her dem yankılanacak gök kubbede ezanlar
İçine düşer bir gün Türk’e mezar kazanlar
SABAH
Pınarın başındayız, kabımız su dolmuyor
Bu gönül mabedinde yine sabah olmuyor
MENZİL
Kaldık dağlar başında, yol menzile varmıyor
Dost bellediklerimiz yaramızı sarmıyor
LÂL
Meydanlarda pervane sonra hayal oldular
Hatip seçtiklerimiz kürsüde lâl oldular
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–12
G-AİLE
Eşeler zihnimizi bin bir çeşit gaile
Saygı sevgi demode, bu ne biçim aile?...
MASKARA
İzzeti ve iffeti dönüştürüp paraya
Eşref-i mahlûkatı çevirdik maskaraya
GECELER
Azgın nefis derbeder, kalp ölümü heceler
Nice gizli günahın şahididir geceler
SEMİRENLER
Saatin tiktakları ömrümü kemiriyor
Garibanın sırtından zenginler semiriyor
AÇ GÖZÜNÜ
Hatırla Âdemoğlu yeminini, sözünü
İçi toprak dolmadan ey insan aç gözünü!...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–13
İSYAN AHLAKI
Koyma aynı kefeye, ayır siyahla akı
İnattan besleniyor kokmuş isyan ahlakı
TİLKİ ZİHNİYETİ
Mühim değildir kulun kanı, kemiği, eti
İlham vermiş bu çağa tilkinin zihniyeti
YANGIN
Yüzyıldır koşuyoruz bata çıka batıya
Büyüdükçe büyüdü yangın vardı çatıya
ALIKLAR
Kalp gözünü köreltti kıymetsiz dünyalıklar
Balıklama dalıyor mala mülke alıklar
MAZLUM
Müminin boynu bükük, öne eğik başları
Zalimleri boğacak mazlumun gözyaşları
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–14
PİŞMANLIK
Bu dünya meydanında diri, ölüden pişman
Büyük küçükten aciz, ayna surete düşman
ARAFTA
Yerle gök arasında, arafta kaldı gönül
İntizardaki yârdan beddua aldı gönül
GURBETTEN SILAYA
Melal çöker ruhuma, yakar gurbet ocağı
Köz köz olmuş yarama derman sıla kucağı
BİTARAF
Ömür sayılı zaman, bir mum misali erir
Taraf tutmaz aynalar çirkini de gösterir
SOKAK YETİMLERİ
Şehrin aynalarına bir yetim suret düşer
Kaldırım emzirirken görmezden gelir beşer
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–15
ŞİMŞİR TARAK
Elinde şimşir tarak kelini tarıyorsun
İçindeki yitiği dışında arıyorsun
ATEŞ
Bir daha doğmayacak göğünde dünkü güneş
Ateş senin içinde, cehennemde yok ateş…
YI-KANMAK
Sevgiyle beslenir ruh, gönül sevdaya kanmaz
Bir ten aynı nehirde iki kere yıkanmaz
GÖZ MENZİLİ
Kavuşmaktan daha zor, seni unutmak seni
Gözümün menzilinde unutmuşsun gölgeni
MUHAYYİLE
Tutuşturur zihnimi düşüncenin alevi
Fikirle aydınlanır muhayyilenin evi
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–16
DİRENİŞ
Erisin nefesinle, buza döndürme karı
Direniş çiçekleri müjdeliyor baharı
ÇİZGİLER
Ruh aynasından yansır gözlerindeki mana
Alnındaki çizgiler acep ne söyler sana?
İNSA-NİYET
Vefa kalplerin süsü, ölmesin insaniyet
Amele dönüşmezse ne sağlar iyi niyet?
ZENGİNLİK
Ruhun genişlik ister, senin muhayyilen dar
Yanında götürdüğün sağken verdiğin kadar
KA-ZAN
Zannın çoğundan sakın, içimiz dışımız zan
Hesap verecek kadar; çok değil, helal kazan
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–17
SON YAPRAK
Asra müjdeler olsun, tohum düştü toprağa
Gökten boşaldı rahmet, can geldi son yaprağa
TEBESSÜM
İçime ayna tutar göklerin derinliği
Ruh çölünü yeşertir tebessüm serinliği
AŞK
Aşk yürekte kıvılcım, aşk hasretle yanıştır
Aşk gaflet uykusundan gerçeğe uyanıştır
GÖRDÜK
Işığını arayan kara geceler gördük
Kendisini dev sanan nice cüceler gördük
KAN-ATLAR
Fetih düşünü görür içimde yorgun atlar
Kanatır can evimi kırık dökük kanatlar…
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–18
GÖNÜL
Efkârın yangınında sırlara daldım gönül!
Yolların kavşağında şaşırıp kaldım gönül!
ALBAYRAK
Tarih şahittir buna, Türk’ün kolu bükülmez
Yürek semalarından al bayrağım çekilmez
YAŞ KEMALE ERİNCE
Yaş kemale erince kulaklar sağırlaşır
Ömrün sonbaharında adımlar ağırlaşır
DERDİMİZ
Ariflerin sevgisi gönüllerinden taştı
Dünyaya bağlandıkça derdimiz bini aştı
GÖNÜL SAZIMIZ
Genimize işlenmiş; kaderimiz, yazımız
Can bedenden uçunca susar gönül sazımız
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–19
MALAYANİ
Ölüm, fani kullara nefesinden de yakın
Ya hak konuş, ya da sus; malayaniden sakın
TÛL-İ EMEL
Karşılığını görür hesap gününde amel
Nefsi besler, büyütür, semirtir tûl-i emel
HİCRET
Yaradan’a kul olmak, yakışandır hilkate
İblise vur silleyi, hicret et hakikate
DİN NASİHATTİR
Din nasihattir kula, payına düşeni al
Terk et nefsin yolunu; Hak dairesinde kal
ATLARINIZ HAZIR MI?
Mümin, cihat deyince atı hazır olandır
Bir öksüz gördüğünde gözüne yaş dolandır
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–20
GÖLGEMİN IZDIRABI
Yıkma gönül Kâbe’mi, gönül Hakk’ın mihrabı
Ağır geldi yollara gölgemin ızdırabı
KIYAMETE ZORLAMAK
Nasıl olsun bereket, şükreden yok nimete
Asi kullar Allah’ı zorluyor kıyamete
ÇELİŞKİ
Kul, Yaradan’ı bilmez; bu ne kopuk ilişki
Şükretmeden istersin bu ne yaman çelişki
EBREHE
Çağın Ebreheleri hissedin bu nefesi
Duyulur Ebabil’in kanatlarının sesi
LANET YAĞMURU
İman şemsiyeni aç gökten lanet yağmadan
Kalbin dönsün Allah’a gün batıdan doğmadan
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–21
GEMİ
Anlayan beri gelsin; hasretimi, çilemi…
Karaya oturacak böyle giderse gemi
DA-YAN
Yalandan hakikate hicret vaktidir bu an
Ne kaldı ufuklara, dayan yüreğim dayan!...
KEYF-İNCE
Sırat mümine geniş, değildir kıldan ince
Cennet çağırır seni, karşıya geç keyfince
VARLIĞIN ÖZÜ
Varlığın özüsün sen, sen en büyük değersin
Âlemin gözbebeği başını ne eğersin?...
MUHT/AÇ
Varlığın idrakinde akıl yüreğe muhtaç
Seccaden olsun dostun, kalbini Allah’a aç!...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–22
U/YANMALI
Kul, Allah’ın aşkıyla tutuşmalı, yanmalı
Musallanın üstüne konmadan uyanmalı
GARİBİN SALÂSI
Bir garibin salâsı seher vakti okunur
Ölümün gür sedası yüreklere dokunur
GÖK SOFRASI
Göçtü çok uzaklara insanların en hası
Maverada kurulmuş mümine gök sofrası
KANATLAR
Yeleleri rüzgârdan kır atlarımız vardı
Özgürlüğe yol alan kanatlarımız vardı
EBEMKUŞAĞI
Ne ifade eder ki köre ebemkuşağı?
Şeytan gafili atar uçurumdan aşağı
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–23
KIŞLARIM
Gönlünün kuytusunda kayboldu bakışlarım
Gölgen düşünce kalbe, yaza döndü kışlarım
SENSİZLİK
Sensizlik silahını şakağıma dayarım
Baktığın aynaları pek bahtiyar sayarım
HEDİYE
Suların cümbüşü var suretin düşmüş diye
Görmedi yakamozlar bundan büyük hediye
SEVDA
Nice gemiler yaktık, dönüşü yok bu yolun
Göklerin yangınına seherde tanık olun
HAYAT
Lanet etme, bir mum ol; karanlıklara inat
Nasırlı ellerinden akıp gidiyor hayat
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–24
ŞEHRİN SOKAKLARI
Hasretin şavkı düşmüş şehrin sokaklarına
Zaman mührünü vurur, vurur şakaklarına
TOPRAK
Yağmur yağar, eser yel, dalından düşer yaprak
Kutlu misafirini sabırla bekler toprak…
OMUZLARDAKİ YÜK
Şahit tuttum sevdaya gece nazenin ayı
Cılız omuzlarıma yüklemişler dünyayı
ÇORAP ÖRMEK
Mazlumların başına onca çorap örülür
Zalimlerin hesabı musallada görülür
ZEMBEREK
Boşalır bir gün elbet saatin zembereği
Mahkemede her suçun düşünülür gereği
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–25
HÜZÜN ATEŞİ
Hazan yapraklarını hüznün ateşi sarsın
Ellerin şakağında aynalara bakarsın
AYAK İZİ
Gölgeni takip eder mazinin ayak izi
Uzun yol kavşağında yollar kuşatır bizi
ALLAH BİR…
Şeytanın fitne fesat küpünden sızar kibir
Cümle mevcudat birden haykırıyor: “Allah bir!..”
PETEK
Toprak uyandığında çiçeğe durdu dallar
Tarumar oldu petek arıda kaldı ballar
TETİK
Yürek yüz görmeyince yarasına tuz eker
Sevgi firar edince gönül tetiği çeker
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–26
ATEŞTEN GÖMLEK
Hasret ateşten gömlek, yüreğimde köz olsun
Sürünsün yerde nefis, bir incecik toz olsun
DÜĞÜM
Çözdüm çetin düğümü, dertte buldum devayı
Başıma taç eyledim bu mukaddes davayı
ÇORAK BAKIŞLAR
Nasıl görmez kör akıl Hakk’ın nakışlarını?
Şükürle sula her gün çorak bakışlarını
AKLAR
Saçına düşen aklar haber veriyor sana
Kalp gözünü açıp da ne olur anlasana!...
BİR ÖMÜR
Bir ömür yalanlarla kandırdık kendimizi
Nefsin askerlerine çiğnettik bendimizi
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–27
HAYAT KAZANI
Toprağa yağmur düşer, sen yâdıma düşersin
Hayat denen kazanda yanıp yanıp pişersin
SUÇLULAR
Düşünce suçluları mürekkepte boğulur
Dik yaşamalı insan, zira bir kez doğulur
KUSMUK
Cehalet konuşunca bütün kitaplar susar
Tefekkür ehli zevat kafatasını kusar
ŞİİR
Şiir düş definesi, gönül sazının teli
Yürekte açan çiçek, ebedî ve ezeli
BOYNUZLU
Yol tükenecek bir gün yolcu yolda kalacak
Boynuzsuz boynuzludan haklarını alacak
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–28
UYKUDAYKEN…
Sen uykuda yüzerken doğmayabilir güneş
Günah galerisini yakar, kavurur ateş
BOŞ
Rabbim bu bina senin, senden gayri hep boştur
Güldürürken de hoştur, öldürürken de hoştur
CEVHERLER
Hayatın çöplüğünde nice cevherler saklı
Yaradılış sırrına yetişmez beşer aklı
FİTNE KAZANI
Dudağında tebessüm, için fitne kazanı
Yarın yevmü’l mahşerde çekeceksin cezanı
G/EZERSİN
Kayırırsın zalimi, mazlumları ezersin
İnsanlar arasında böbürlenir gezersin
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–29
TAĞUT
Gözün toprak dolmadan, ey insan aç gözünü!...
Sırt çevir tağutlara, Hakk’a döndür yüzünü!...
NİYAZ
Kul unutur Rabbini; cilve eder, naz eder
Kâinat vecde gelir, Hakk deyip niyaz eder
MÜEBBET
Boynumuza astılar müebbedi, idamı
Hiçbiri de değildi kalıbının adamı
AT GÖZLÜĞÜ
Çıkar at gözlüğünü, etrafına et nazar
Güç verir teslimiyet, şüphe imanı bozar
BÜYÜK GÜN…
Emin adımla yürü, koşan çabuk yorulur
Ettiklerin mahşerde birer birer sorulur
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–30
KUMAR
İmtihan için geldik, kim demiş hayat kumar?
İman ışığı yoksa gönül köşkü tarumar
AZGIN NEFİS
Semirir azgın nefis Hakk’a eğilmezse baş
Yarın mahşer gününde akar gözlerinden yaş
KEYİF SÜRENLER
Rabbim izin vermezse yaprak düşmez ağaçtan
Zenginler keyif sürer fakir ölürken açtan
GÖKDELENLER
İnsanlar alçaldıkça yükselir gökdelenler
Kafa yordunuz mu hiç nere gider ölenler?
GÜL DÜŞÜNCE
Gül düşünce toprağa şafakta gül kanıyor
Gözlerim yaşarıyor, yürek köz köz yanıyor
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–31
FECR
Fecre taşı ruhunu bu cinnet batağından
Toprak çağırır seni kuş tüyü yatağından
GELECEK
Sığmaz içim içime, can evimden taşarım
Maziden kuvvet alıp geleceğe koşarım
GÜZ
Her sima bir kitaptır, aynadır bana her yüz
Bahar kaldı geride, yüzünü gösterdi güz
VE SON…
Omzumdadır kefenim, korkum yoktur ölümden
Gün düşmez pencereme, su çekildi gölümden
CANLAR
Kalp acıyı hissetmez, sağırlaşmış vicdanlar
Söyle kervancı başı nere gider bu canlar?...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–32
ADANMIŞLIK
Adanmışlık bağında umutlar filizlenir
Tembellik ruhumuzun mahzeninde gizlenir
UMARSIZ
Kafa tutar tevhide, burnundan aldırmaz kıl
Umarsızlık çölünde vahye sığınır akıl
DEVRAN
Bir tel kopar ruhundan, tenin ışığı söner
Bugün yarına gebe, gün gelir devran döner
İRADE SİLGİSİ
İradenle siliver şeytanın izlerini
Yoksa mahşer gününde döversin dizlerini
EBABİL
Uçur gönül göğünde ebabil kuşlarını
Ulaştır hedefine pişmiş sert taşlarını
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–33
MESCİD-İ AKSA
Ümmetin yetimisin sen ey Mescid-i Aksa!...
Öksüz kalır mısın hiç, mümin kıyama kalksa…
KABİLLER
Kanı kanla yuğuyor zamanın Kabilleri
Uyanın uykunuzdan çağın ebabilleri!...
SAPAN TAŞI
Yakar da yüreğimi gözünden süzülen yaş
Gazzeli çocukların sapanında olsam taş
BAKIŞLAR
Seccademde yeşerir, can bulur gözyaşlarım
Göklere kilitlenir, dualı bakışlarım
ONUR
Yürekler yangın yeri, sabır çeşmesi kuru
Yerlerde sürünmekte Müslüman’ın onuru
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–34
KIYAM
Suların yangınında ateş düşer tenime
Ruhum kıyama durur, dar gelir bedenime
GAZZE’NİN YETİMLERİ
Gazze’nin yetimleri hangi suçtan öldüler?
Yürekler kan ağlarken vicdansızlar güldüler
FELLUCELİ
Felluceli yetimin payına kurşun düşer
Garibin ocağında gece gün çile pişer
İNİLTİLER
Yaş kemale erince ayna surete güler
Münzevi iniltiler uykularımı böler
İNŞİRAH
Gönüller yangın yeri, neredesin ümmet âh!...
İnsin yağmur misali yüreklere inşirah!...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–35
VERDA
Yüreklerin yitiği, gönül çölünde verda
Adınla hayat bulur yürek kalınca darda
NİSYAN
Kula şükür yaraşır, yakışmaz kula isyan
Vefanın kumasıdır kalbin kezzabı nisyan
İKİ BÜKLÜM
Boyunlar iki büklüm, taş kesilmiş yürekler
Baykuş gökte uçarken bülbül yerde emekler
MENEKŞELER
Gözyaşı yağmurunda tohum çürür toprakta
Can verir menekşeler kan kırmızı şafakta
LEYLA
Dümende sağır sultan, dört yanımız vaveyla
Mecnun buldu yârini, uğurlar olsun Leyla!...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–36
GENÇLİK
Gençlik elden gidiyor, gençlik küfrün ağında
Cenneti umuyorsun sımsıcak yatağında!...
KEFENSİZ GÖMÜLENLER
Toprağın sigortası kefensiz gömülenler
Beter olsun inşallah mazlumlara gülenler
KALEMİN FERYADI
Kâğıt bile duymuyor kalemin feryadını
Pelesenk et diline Yaradan’ın adını
DİYET
Kaç asırdan beridir müminler öder diyet
Kemirir zihinleri lanetlenmiş zihniyet
SIN/AV
Sabırlıdır şer ehli, bekler bin yıl avını
Müslümanlar kaybetti kardeşlik sınavını
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–37
ŞİDDET
Şiddetten beslenirsin, her gelene çatarsın
İyi fiyat verseler vicdanını satarsın
NEFRET
Şeytanın askerleri nefretini kusuyor
Dilleri salya sümük, vicdanları susuyor
İMAN GÜLÜ
Sen ukbaya talip ol, dünya onların olsun
Yeşersin iman gülü, yapma çiçekler solsun
YÜREK YANGINLARI
Yürek yangınlarını gözyaşları söndürür
İmansızlık kalpleri sert bir taşa döndürür
MAZİ
Bugünün enkazında arıyoruz maziyi
Tükettik sermayeyi, düne dair her iyi
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–38
U/TANIRIM
Melekliğe soyunmuş Firavunlar tanırım
Aynalara bakıp da kendimden utanırım
TERAZİ
Fikrin ağır yükünü çekemez bu terazi
Büyüdükçe büyüyor gözlerimizde mazi
MESAFELER
Kaybolur mesafeler, mana sese karışır
Perdelenir ufuklar suret sise karışır
FER/YÂDIMA
Aklım firar edince mazi düşer yâdıma
Dost bildiğim aynalar ses vermez feryadıma
ŞEYTANIN AVUKATI
Yoktur ötede bezi, bu dünyayla avunur
İçindeki şeytanı savundukça savunur
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–39
MAZLUMUN AHI
Fikir gönlümün gülü, damarlarımda kandır
Mazlumun ahı hançer, duaları volkandır
TÜKÜRÜN!...
Tükürün ey yarenler zulmün kara yüzüne!...
Fikir fahişesinin kim inanır sözüne?...
VUSLAT
Ölüm sonsuzluğa göç, vuslattır ruh eşine
Bir bilsen takılırsın Azrail’in peşine…
RAHMET YAĞMURU
Teslimiyetten başka çare var mı ölüme?
Duayla sağnak sağnak rahmet yağar çölüme
YABAN ELLER
Mümin düşürmez dilden Hakk’ın yüce adını
Yaban elde uçanın kırarlar kanadını
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–40
NAFİLE
Ey ölümden kaçanlar, çırpınmanız nafile!...
Perdelenmiştir gözü anlatmak zor gafile
KARA ÇALMAK
Kapanmaz kolay kolay hicran denilen yara
Silinmez alınlardan dostun çaldığı kara
DİLSİZ ŞEYTAN
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır
Hasta ruhun ilacı zikre banmış imandır
TIKINMAK
Açları görmez gözün, tıkındıkça şişersin
Dilin şükre yabancı, sen ne zalim beşersin!...
SİYAH
Ya Rab kaldır zulmeti, nereye baksam siyah!...
Bu karanlık gecenin ertesi olsun sabah!...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–41
DUACI
Sofrandaki artıklar doyurur nice açı
Alan eller secdede veren ele duacı
GÜVER/CİN
Kimi, insan haliyle olmaya çalışır cin
Bu gönül olmak ister mağarada güvercin
TEK ŞERİT
Gayri dönüşü yoktur dünya tek şeritli yol
Ayrılır can bedenden yen içine düşer kol
SENSİZ
Gönül sensiz perişan, yokluğunun fakiri
Sünnetinle arınır kalplerimizin kiri
ELİF
İçindeki yangını söndürmezse gözyaşın
Öne eğilir bir gün elif gibi dik başın
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–42
KEMİK PEŞİNDE
Kirli emeller için haysiyetini boşar
Sureti köpek değil, kemik peşinde koşar
SON LİMAN
Bahçemdeki dikeni gül sanarak ekmişim
Son limandan habersiz boşa kürek çekmişim
HAÇLI ARTIKLARI
Ey haçlı artıkları hilaledir kininiz!...
Söndüremez tamuyu ‘Yuro’ denen dininiz
AZIK
Sermayeyi tükettim, tam takır amel kasam
Ebed yolculuğunda azığım oldu tasam
SON DURAK
Dualar ve âminler göklere direk oldu
Toprak ananın bağrı bize son durak oldu
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–43
VAHYİN ELİFBASI
Batı’nın yarasını deşiyor minareler
Vahyin elifbasında derdimize çareler
YATANLAR
Kanla sulanan toprak haysiyettir, vatandır
Aslında gizli düşman çalışmayıp yatandır
KİMSESİZLER KİMSESİ
Kimsesizler kimsesi, gönül sensiz virandır!...
Kalp göğünün güneşi, rehberimiz Kur’an’dır
KISKANÇ
Yaralanır yüreğim rüzgâr değse saçına
Ağustosta çığ düşer gönlümün yamacına
UFUKTA
Gidenler döner diye ufukta kaldı gözüm
Düşüme girmen için uykuya daldı gözüm
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–44
FEN
Konusu hakikattir pozitif ilmin, fenin
Elinde varken dağıt, cebi yoktur kefenin
GARABET
Dünün sömürgeleri bize kafa tutuyor
Akrep o cüssesiyle koca fili yutuyor
DÜŞTÜ
Gitti gelmez baharım, ömür hazana düştü
Hesap günü yaklaştı amel mizana düştü
HATIRALAR
Her güneş batımında sermayen azalıyor
Geriye acı tatlı hatıralar kalıyor
TAN VAKTİ
Tan vaktine gebedir içimdeki karanlık
Ne dün var, ne de yarın; hayatımız bir anlık
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–45
TAHT
Omuzlar üzerinde yükselir bir gün tahtın
Bu dünyada gülmedi ukbada gülsün bahtın
TASA
Bugünden çekme gönül yarının tasasını
Yol haritası eyle vicdanın yasasını
KALA/BALIK
Gönül hayal çöplüğü, zihinler kalabalık
Derya içinde yüzer deryayı bilmez balık
ÇÖPLÜK
Ceninde koca ömür, tohumda fidan uyur
Miden döndü çöplüğe biraz ruhunu doyur
ARARAT
Birileri Ağrı’ya söylemekte Ararat
İşkembeden konuşur, utanmaz, çirkef zevat
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–46
CENGİMİZ
Azrail’in önünde muma döner rengimiz
Toprakta yılanlarla başlar zorlu cengimiz
BUHRAN ANAFORU
Buhran anaforunda çöker üstüme damlar
Köşe başını tutmuş mukavvadan adamlar
ŞEHRİN MASKESİ
İnsaf kılıcı paslı, kısık vicdanın sesi
Güneş gülümseyince düştü şehrin maskesi
SAYAMIYORUM
Böler uykularımı nabzımın tiktakları
Sayamıyorum artık saçımdaki akları
KALBİN YİTİĞİ
Yanlış yerde arama kalbinin yitiğini
Değiştirmek muhaldir Allah’ın dediğini
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–47
RÜCU
Senin yüzün karaysa aynanın ne suçu var?
Ömrün nihayetinde Yaradan’a rücu var
ŞİRKE DÜŞMEK
Can kuşu uçtuğunda buz kesilecek beden
Şüphe ve vesvesedir şirke düşmeye neden
KAPALI KUTU
Zaman denen değirmen öğüttü asırları
Kabir kapalı kutu, toprak saklar sırları
SEVİYOR
Mübarek kitabında Hakk, mümini övüyor
Arşı tuttu rahmeti, kulunu çok seviyor
ÖLÜMÜ TATMAK
Boynu bükük garibi hor görmemeli insan
Ölümü tadacaktır dünyaya düşen her can
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–48
GÜN BUGÜNDÜR
Can bedenden çıkmadan diner mi yürek sızın?
‘Gün bugündür demişler’, ömür biter ansızın
MUAMMA
Ömür bir muammadır, kim çözer bu düğümü?
Görenler beri gelsin dünyada gördüğümü!...
TEMİZLENMEK
Günahın dağ olsa da umut kesme Allah’tan
Vaktin varken temizlen kul hakkından ve ahtan!...
HER/KESE
Yeter Hakk’ın nimeti mümin kâfir herkese
Yoldaşın olur iman, dünyada kalır kese
KUŞKU
Yiğit kuşkuda gerek düşman uyusa bile
Postal yere değince dağ ve taş gelir dile
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–49
GÜZ ARTIĞI
Gün ufukta can verir; gün biter, bitmez âhım
Acılara gebedir güz artığı sabahım…
AYNALARDA
İsrafil sur’a üfler, borusunu çalar da
Hatıralar sessizce can verir aynalarda
HAFAKANLAR BASINCA
Hafakanlar basınca gönül göğüm puslanır
Sevgiyle cilalanır, aşksızlıktan paslanır
PU/SUDA
Hamsi çıktı kavağa, boğuldu balık suda
Bir çift göz unutulmuş, dağ başında pusuda
YA/SAKLADIM
Duru bakışlarını gözlerimde sakladım
İsyan sözcüklerini dilime yasakladım
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–50
MUSALLA
Duymadın hakikati, oyalandın masalla
Çenen kapandığında konuşacak musalla
SON UYKU
Şeytanın askerleri imana kurar pusu
Ebede uyanmaktır müminin son uykusu
EMANET
Azrail kapımızı çalacak elbet bir gün
Tendeki emaneti alacak elbet bir gün
MEZAR TAŞLARI
En büyük hakikati söyler mezar taşları
Kabirde zalimlerin eğilecek başları
HAVA YASTIĞI
Kızgın ateşten seni kurtaramaz putların
Yoktur hava yastığı buz gibi tabutların
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–51
OYUN
Ömür andan ibaret, dünyada yoktur vefa
‘Ölüm’ denilen oyun sahnelendi kaç defa
DÜŞLER PUSUDA
İçimdeki göllerde ceylanlar iner suya
Gecenin kör vaktinde düşler yatar pusuya
ZİKİR
Gönüller yangın yeri, yüreğimiz kanıyor
Kirlenen ruhlarımız zikirle yıkanıyor
ZOR BİLMECE
Sabahlardan beyhude gönlümün geceleri
Akılla çözemezsin bütün bilmeceleri
AŞK
‘Aşk’ karanlığın mumu, ışık olur geceye
Gönüllerden taşsa da sığar tek bir heceye
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–52
AMEL KASASI
Doldur amel kasanı, göze inmeden perde
Haysiyetinle yaşa, muhtaç olma namerde
DÜNYEVİLEŞME
Dünyevileşme denen illet nefse bulaştı
Bu dünya gurbetinde dert birken bini aştı
KELEPÇE
Bağnazlar vurmak ister bilincime kelepçe
Yüreğim derin kuyu; beden kazan, ruh kepçe
ŞAİR
Dar vakitlerde şair, kuşanır kalemini
Yoğurur, söze döker; derdini, elemini
NEM
Şimdi uzaklardasın, tarumar gönül hanem
Yâr düştükçe aklıma, kurumaz kirpikte nem
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–53
BİZİM
Çölleşen yüreklere akar nurumuz bizim
Nefislerin putunu yıkar Sur’umuz bizim
GÖNÜL SÜVARİSİ
Sonsuza varmak için demir aldık sevgiden
Ey gönül süvarisi, geri döner mi giden?...
KANDİLİMİZ
Kaskatı olur beden, dönmez olur dilimiz
Kabrin karanlığında nur saçar kandilimiz
GÖZLER
Bu dünya gurbetinde ruhlar sılayı özler
Ele verir yalanı kalbin aynası gözler
ZAMANIN NABZI
Çağa uymak yerine nabzını tut zamanın
Gözümden dökülse yaş taşar suyu ummanın
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–54
SANIK
Nefsin hâkim olunca sen tutuklu, sanıksın
Gözlerin açık diye sanma ki uyanıksın!...
EYVAH!...
Yarın mahşer gününde kıyama durur ervah
Tükettik sermayeyi, bir ömür geçti eyvah!....
DUA
Yaş dökülsün gözünden, dua ateşe perde
Dua ölümden gayri dermandır her bir derde
TALAN
Üstüne titrediğin malın sonu talandır
Resulullah öldüyse billâh dünya yalandır
BİR GÜN
Hayatın zembereği elbet boşalır bir gün
Mazlumlar zalimlerden öcünü alır bir gün
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–55
KELEPÇE İZİ
Kalem tutan ellerde kelepçenin izi var
Zindanlar dile gelse ne çok şey söyler duvar
SÖZ
Geri dönmez bir daha ağızdan çıkınca söz
Söz vardır bahçede gül, söz vardır ateşte köz
AŞIMIZ
Bu dünyada tükendi sıcak aşımız bizim
Bekler bizi sabırla mezar taşımız bizim
KÖKSÜZLER
Mescitlerimiz yetim, minareler öksüzdür
Milletinin derdiyle dertlenmeyen köksüzdür
DEFTERİMİZ
Dizlerimizde derman, ağızda diş kalmadı
Defterimiz dürüldü, yapacak iş kalmadı
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–56
SAĞLIK
Barışık ol kendinle, güzellik var her yaşta
Para elinin kiri, sağlık gelir en başta
NEFİS GEMİSİ
Azgın nefis gemisi oturunca karaya
Düz yolda tökezlersin, dönersin maskaraya!...
KALP NURU
İmana pusu kurar kapkaranlık geceler
Kalp nurunu söndürür sınırsız eğlenceler
KIZAK
Zaman, azgın nefsini çeker bir gün kızağa
Güvercin darı için düşüverir tuzağa
PERVANE
Pervane aşk uğruna kor ateşte yanıyor
Şafak vakti acılar uykudan uyanıyor
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–57
YARIŞ
Hayallerim yarışır rüzgârlarla dörtnala
Sırtım yere değiyor tutunsam hangi dala!...
SİYAH İNCİ
Gözyaşıyla çizerim yalnızlığın resmini
Siyah inciyle yazdım bulutlara ismini
AY
Gecenin kuytusunda ay, karanlığı biçer
Gönül çağlayanından kana kana su içer
HASRET YÜKÜ
Yüreğin mahreminde hüznün eli dolaşır
Gönlümün katarları geceye hasret taşır
SABAHI KUSMAK
Şafağın dar vaktinde gece kusar sabahı
Mazlumlar ağladıkça gökleri tutar âhı
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–58
YÜZ AYNASI
İçindekiler yansır yüzünün aynasına
Boyanır hissiyatın yüreklerin yasına
MEVSİMLER
Albümde unutulmuş siyah beyaz resimler
Dörtken ikiye düştü içimdeki mevsimler
İKİ DÜŞÜN…
Yunusça bak dünyaya; kalmasın kin, düşmanlık
İki düşün bir söyle, faydasız son pişmanlık
ŞÜPHE
Aşkın zehridir şüphe, defterinden sil beni!...
Derimi ayır tenden, parça parça dil beni
MİLENYUM SEVDALARI
Büyüttüğün sevgiyi ipek mendillere sar!...
Milenyum sevdaları kelebek ömrü kadar…
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–59
GÖZLER
Gözleriyle konuşur bazen susunca insan
Gözlerin tılsımına muktedir değil lisan
ŞEHRİN ÖLÜSÜ
Bu şehrin ölüsünü sırtımda taşıyorum
Gölgeme çelme takıp zamanı aşıyorum
BOŞLUK
Dört duvar arasında fark etmezsin kuşluğu
Hiçbir şey dolduramaz içindeki boşluğu
SEHPA DEVRİLİNCE
Ayışığı damlarken düşlerim kundaklanır
Sehpa devrildiğinde mahkûm, suçtan aklanır
TASALANMA
Gül yüzlü bakışında evrenin nabzı atar
Tasalanma ey gönül, gün doğmak için batar!...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–60
ÖLÜMSÜZLÜK
Soluklar tükenmeden ölümsüzlüğü kuşan!...
Doru atlar misali hedefe varır koşan
SAKSIDA BAHAR
Çiçekler boyun bükmüş, kovanda mahkûm arı
Yaşatmak beyhudedir saksılarda baharı
SAÇLARIN
Gönlü darağacına saçlarınla bağladım
Aşkın zehrini kusup yüreğimi dağladım
MUM GİBİ
Fikir taşar idrakten kutlu bir doğum gibi
Kelepçeler, zincirler erimekte mum gibi
BALYOZ
Varlık balyozuyla kır yokluğun duvarını
Erit aşk ateşiyle yüreklerin karını
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–61
ÇELİŞKİ
Yüzer alkol içinde, akşam girer komaya
Bir şey olmamış gibi sabah gider cumaya
PERDE
Kavurucu ateşe perdedir güzel ahlak
Maziye sünger çeker gününü yaşar ahmak
MUHABBET TILSIMI
Muhabbetin tılsımı cana can katar gülüm
Ayrılıktır yaşamak vuslattır bize ölüm
AYRIK OTLARI
Uçuruma koşuyor körpe beyinler hızla
Tüm ayrık otlarını koparsalar cımbızla
PAYE
Para pul size kalsın, iman en büyük paye
Şöhret geçici heves, Hakk’a yaklaşmak gaye
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–62
NEDAMET HALKALARI
Nedamet halkaları dökülüyor dilimden
Vuslat arzulayanlar niçin korkar ölümden?
GİRYE
Aczimin giryeleri dökülüyor gözümden
Mahkeme-i Kübra’da utanırım sözümden
SANA DOĞRU
Heybemde günahlarla koşarım sana doğru
Geçit vermez dağları aşarım sana doğru
DARAĞACI
Vuslatsız sevdaları astım darağacına
Sol yanım paramparça dayanır mı acına?
PRANGALAR
Beynimizde pranga(lar), işgal altında yürek
Mevla’m minareleri eylemiş arşa direk
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–63
SÜRGÜN YÜREĞİM
Ayrılık çöllerinden aşka sürgün yüreğim
Ey sevdası köz olan, sana kırgın yüreğim!...
KATRE VE UMMAN
Rabbim emir buyursa katreye sığar umman
Kur’an kalbin ilacı, odur en büyük ferman
VİCDAN KALPAZANLARI
Bela yatar pusuya, uyarır azanları
Fitne eker kalplere vicdan kalpazanları
İSMİMİZ
Sıfırlanır hafıza yok olunca cismimiz
Eserimizle yaşar bu dünyada ismimiz
UTANÇ
Ta Kabil’e dayanır yürekteki ilk sancı
Taşımakta zorlanır insanlık bu utancı
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–64
ATEŞ-BARUT
Tarık Bin Ziyad gibi gemileri yakarız
Baruttan nehirlere ateş olup akarız
ENİK
Enik büyür, serpilir; kokmuş, pis ciğerlerle
Kahramanlar yükselir mukaddes değerlerle
SUSUYOR
Kalem hançer misali, öfkesini kusuyor
Konuşması gereken ne yazık ki susuyor
K/ÖKSÜZLÜK
Geçmişinden utanmak ahmaklık, köksüzlüktür
Bir davası olmamak en büyük öksüzlüktür
ÖLÜ ETİ
Hayat değirmeninde düşlerimiz un ufak
Ölü etidir gıybet, bin başlı ejder nifak
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–65
İPİN UCU
Hakk’ı söylesin dilin, bitir söz orucunu
Onursuzun eline verme ipin ucunu
DÖNÜ/YORUM
Sazların teli bozuk, yoruma muhtaç yorum
Kör hissiyatı kusup kendime dönüyorum
O’NUN ÜMMETİ
Evrenin gözbebeği, şerefisin varlığın
O’nun ümmetindensin, budur bahtiyarlığın
EMELLER
Sonsuzluğa talip ol, dünya olsun ellerin
Biter sayılı günler, tükenmez emellerin
TABİP
Teslim olsaydın Hakk’a, sığınsaydın Habib’e
Şifa bulur hasta ruh, gerek duymaz tabibe
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–66
ENDİŞE
Zaman geçer sırları dökülür aynaların
Güneş gülen yüzüyle doğmayabilir yarın
ÖZLEDİM
Yolcu ettiklerimi bilsen nasıl özledim…
Elimde kırmızı gül yollarını gözledim
TEMMUZDA KARDELENLER
Temmuzun şafağında kardelenler açardı
Soluklarım kesilir, gölgem benden kaçardı
ZAMANIN YÜZÜ
Yedi kocalı zaman ihanet doğurmakta
Nefretin hamurunu kezzapla yoğurmakta
SIRÇA FANUS
Kâğıttan gemilerle açıldık okyanusa
Aşkı ipeğe sarıp koyduk sırça fanusa
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-67
K/ÖKSÜZLÜK
Rüzgarda kuru yaprak, felakettir köksüzlük
Ölümden daha beter, budur asıl öksüzlük
HIZIR
Kılını kıpırdatma, bekle Hızır gelecek!...
Doyacak aş kazanın, solan yüzün gülecek!...
NEMRUT YÜZLÜLER
Ruhunu kalıplardan kurtar ki kanatlansın
Nemrut’un ateşinde Nemrut yüzlüler yansın
SONSUZA DOĞMAK
Ruh bedenden çıkınca sonsuzluğa doğarız
Gönül sahralarına rahmet olup yağarız
YOL ARKADAŞI
Seçme sakın kendine korkak yol arkadaşı!...
Menzile varmak için aşmalı dağı, taşı…
M. NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-68
KIRBAÇ
Nefis atına indir irade kırbacını
Muhasebe yapmayan bir gün yolar saçını
YOL
Hakikate giden yol dikenlidir, çetindir.
Bu yola revan olan serdengeçti, metindir
SÜVARİ
Sür atını süvari sevgi ufuklarına!...
Neşeden nasiplenip umut taşı yarına!...
BİR GÜN…
Bir gün ten güzelliğin bir acuzeye döner
Kırışır güzel yüzün, gözünün feri söner
ÇÖP
Sanma yaşadığını, gördüğümüz bir rüya!..
Hakikat nazarında bir çöpe değmez dünya
M. NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-69
KADER OKU
Dünya bir su misali, ne renk var ne de koku
Yaralı yüreğine saplanır kader oku…
BATI
Şark küllükte uyurken arşa tırmanır Batı
Tüyü dökülmüş eşek beğenmez yağız atı
SAPANLAR
Hakk yolundan sapanlar uçuruma giderler
Noel yortusu kutlar, hindi kurban ederler
DEVLET
Mikrop girer vücuda, teni bitirir illet
Şayet çökerse devlet altında kalır millet
DEBDEBE
Aç yanında tok yatmak mugayirdir edebe
Şarkın yumuşak karnı gösteriş ve debdebe
M. NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-70
ARASAT
Derdin ilacı zaman, sermayemiz vakittir
İman denilen cevher arasatta nakittir
ZAVALLI
Kendini ne sanırsın, bir zavallı beşersin
Tut düşenin elinden, bir gün sen de düşersin
HAYAT
Uhrevî hazlar taze, dünyevi hazlar bayat
Doğarken ölür insan, ölürken başlar hayat
BAHANE
Akıl darağacında, ihtiraslar divane…
Kul eceliyle ölür, hastalıklar bahane
VUSLAT
Hasret çıra misali, köz gibi yanar durur
Doğar vuslat güneşi; gözyaşlarımız kurur
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER–71
SÖZ BİTİNCE
Öfkeler dile gelir sözün bittiği yerde
Hoşgörü ve kardeşlik devadır her bir derde
FERASET
Vicdanlarda kör kurşun, kalbin kezzabı haset
Aklın aydınlığında yol almaktır feraset
IŞIĞIMIZ
Karanlığın koynunda ışığımız sönerken
Maziye sığınırız bahar güze dönerken
NABIZ
Zifiri karanlıkta gölgeler koyulaşır
Nabız atışlarımız bizi sonsuza taşır
U/SANDIK
Meğer rüyaymış hayat, onu hakikat sandık
Huzura pusu kuran kalleşlerden usandık
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-72
SON FASIL
Ömrünün son faslıdır aman efendim aman!...
Kıyamete beş kala çürüdü, koktu zaman
AYYAŞ
İçki medeniyettir ayyaşın nazarında!...
Haya etmez, tepinir ceddinin mezarında
UZAKLAR
Muzdarip ruhumuzu çağırıyor uzaklar
İblis kurar imana pusular ve tuzaklar…
MİHNET
Mihnet ruhun zehridir, mihnet ölümden beter
İman, heybemde azık; aç ruhuma o yeter!...
HÜZÜN İSTİFİ
Kat kat istifliyorum gönülde hüzünleri
Ömürden saymıyorum yaşanmamış günleri
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-73
MAKSADIMIZ
Bu dünya gurbetinde unutulur adımız
Servet kazanmak değil, kulluktur maksadımız
MAZİ
Ruhumuz kanatlanır mazi gelirken dile
Emsalsiz hazineye değer hayali bile
CAMLAR
İçimdeki kasveti artırırken akşamlar
Aynalar derin kuyu, üstüme gelir camlar
BEYİNLER
Bu ne büyük çelişki, manzarası pek yaman
Zerre kadar beyinler, mideler koskocaman…
EBABİL’İN TAŞLARI
İçime akar durur ruhumun gözyaşları
Müminlerin umudu Ebabil’in taşları!...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-74
SONSUZLUK
Sığmıyor aynalara içimdeki sonsuzluk
Çöller suya kanarken pınar çeker susuzluk
SAHNE
Yaşam renkli bir oyun, bir sahnedir bu dünya
Tel kopar can evinden, o an biter bu rüya
ÖMÜR
Ömür dediğimiz şey bir muamma, bir düştür
Bazen ağlama vakti, bazen de bir gülüştür
AKDİMİZ
Bu mülkün sultanıyla vardır akdimiz bizim…
Yazık, malayaniyle geçer vaktimiz bizim!...
EŞEK
Kıymet hükümlerimiz değişiyor zamanla
Eşek külçe altını değiştirir samanla
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-75
TABİP
Tabip derman bulamaz sol yanımız yaralı
Gönlümün kırsalında gezer aşkın maralı
SÖZLERİN
Sükut düşer dilime konuşunca gözlerin
Bıçak gibi saplanır sol yanıma sözlerin
BİGANE
Akıl terazisinde divanedir bu gönül!...
Yürek yaralarına biganedir bu gönül!....
TUTSAK
Tutsak olmuş bu gönül saçının tellerinde
Parçalanır bu yürek el görse ellerinde…
BUBİ TUZAĞI
Gamzen bubi tuzağı , bir aynasın yüzümde
Geceme düşen mehtap, güneşsin gündüzümde
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-76
DÜŞTEYİZ
Hepimiz bir düşteyiz, dünyada her şey bayat
Silik çıkıyor suret, fotokopidir hayat!...
U/YANIN!...
Uyanın ey yarenler, uyumaya gelmedik!...
Bu gaflet uykusunda bir gün bile gülmedik
DUALARA TUTUNMAK
Bela uçurumunda dualara tutunduk
Gönülde kiri pası, sevgi suyuyla yunduk
SÖZ YANGINI
Nefrete dair sözler, söz yangınında yandı
İçimdeki sözcükler dirilişe uyandı
YULAR
Sevgi denizlerinde ateşi öper sular
Eşek senin olsa da elin elinde yular
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-77
KİLİT
Aşkla kırılır ancak dilin paslı kilidi
Düne dönüşen günün evveli yarın idi
KU/SUR
Koruduk kör şeytanı korunaklı surlarla
Uçamaz iman kuşu bu ağır kusurlarla
ŞEHREMİNİ
İçimdeki kentleri eşkıyalar basardı
Şehremini, gönlümü iman zırhıyla sardı
YALANCI
Sancı dindirir ancak içimdeki sancıyı
Elbette yalancılar doğrular yalancıyı
YETİM AYNA
Zifiri gecelerde ayna yetim, ben yetim…
Karanlık gölgelere dönüşüyor suretim…
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-78
MABET
İçimdeki mabette ezanlar yankılanır
Hakk’a söz veren gönül bu munis sesi tanır
ÇAĞIN MASKESİ
Batılın hükmü geçmez, düşer çağın maskesi
Bülbül şakıdığında kesilir karga sesi…
OYUN
Aslında bir oyundu, her şey yaşandı bitti
Zaman alevi, teni bir mum gibi eritti
AKREP
Gece gün döner akrep zamanın ensesinde
Gül hasretini taşır bülbül titrek sesinde…
MENZİL
Suretin asılıdır gözümün menziline
Gün uzar yüzyıl olur; sensiz her gün bir sene
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-79
SÖZ
Ruhumu çepeçevre sarar hasretin közü
Ayna tutar yüreğe söz ele verir özü…
ŞEYTANIN MABEDİ
Yıkıp viran eyleyin şeytanın mabedini
Hakikatin nuruyla arındır niyetini!...
GEÇEN YILLAR
Ölümü kundağında büyütür geçen yıllar
Hayat değirmeninde ömrü öğütür yollar
ÇOCUK
Çocuk toprakta tohum, habersizdir ölümden
O da payını alır fazlasıyla zulümden…
SİL/ÂHLAR
Yankısı göğe değer yüreklerde âhların
İçimizi kanatır gölgesi silahların…
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-80
ARAMAK
Eşyanın hakikati aramakla bulunur
Bir yastığın uğruna onlarca kaz yolunur
ŞÜKÜR
Gün gelir döner devran, ağlarsın güldüğüne
Ahir zamanı gören şükreder öldüğüne
ÖLÇÜ
İnsanın en iyisi işinde belli olur
Şaşmaz ilahî ölçü, kul ettiğini bulur
KİMSESİZLER
Boştur davulun içi, ondan çok çıkar sesi
Kimsesize kol kanat, kimsesizler kimsesi
HADDİNİ BİLMEK
Başkası bildirmeden sen sen ol haddini bil
Yoktur dilin kemiği, en büyük afettir dil
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-81
KAİNAT KİTABI
Kâinat kitabında her zerre Allah diyor
Gıybet ettikçe insan, ölü etini yiyor
ÜSTÜNLÜK
Zalimlerin üstüne taş yağacak göklerden
Hakk’a kul olan insan üstündür meleklerden
FİŞ
Bu çile dünyasında kim bitirdi işini?
Bir gün çeker Azrail can evinin fişini
İNKIRAZ
O büyük yolculukta amellerin azıktır
Hakk’tan habersiz ömür inkırazdır, yazıktır
KAVMİYET
Dinin esası takva İslam’da yok kavmiyet
Kula kulluk etmeyi reddeder İslamiyet
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-82
YASA
Hayat dediğimiz şey bir bakış kadar kısa
Kılavuz olsun sana Hakk’ın koyduğu yasa
DARAĞACI
Ruhum darağacında, göğe yükselir âh’ım…
İsyanım rahmetinden büyük değil Allah’ım!...
NEDEN
Sinsice bir gün çalar, her doğan gün ömürden
Tükenmişse sermayen ölmeye var bin neden
ÜÇ GÜNLÜK ÖMÜR
Zifiri karanlığa meydan okur gökte ay…
Üç günlük ömür için gerekir mi köşk saray?...
HAYATI TEMİZE ÇEKMEK
Bir mahkumuz içinde dünya denen kafesin
Hayatı çek temize bu belki son nefesin
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-83
ÂLİM
Sırtını döner Hakk’a kendini sanar âlim
Fezaya çengel atar, kendini bilmez zalim
KEMALE ERİNCE
Kemale erince yaş, ateş düşer yaprağa
Vakit gelince verdik eşi dostu toprağa
UZAKLAR
Ufuklar çağırınca meçhule gider gemi
Uzaklarda arama cenneti, cehennemi
ÇİLEHANE
Dünya bir çilehane, derdim dermandır bana
Rabbim ne emretmişse şeksiz fermandır bana
EMR-İ HAKK
Zalimlerin başına çorap örülür bir gün…
Emr-i Hakk vaki olur, defter dürülür bir gün…
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-84
ZEHİRLİ YILAN
Ezmelisin başını, nefis zehirli yılan
Ecelin tuzağından var mıdır hiç kurtulan?...
HESAP
Nasıl ölmüşse insan öylece dirilecek
Arasat’ta zalimin hesabı görülecek…
ÂHLARIM
Kurşundan daha ağır hüzünlerim, âhlarım
Kararttı süveydayı hesapsız günahlarım
ANAHTAR
Kalpler Allah’ın evi, anahtar ol kapıya
Rabbim mührünü vurmuş beden denen yapıya
SUSUZ
Başındayım pınarın, sanki çölde susuzum
Bu gaflet uykusunda bir ömür uykusuzun
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-85
MUM MİSALİ
Çağ aydınlansın diye, mum misali erirsin
Yükselttiğin bayrağı sonrakine verirsin
DESTANIMIZ
Bin yıllık destanımız dönüşünce ağıda
İçimizdeki efkar billah sığmaz kağıda
SONSUZLUĞU KUŞANMAK
Şaha kalkmış bekliyor gök yeleli atımız
Sonsuzluğu kuşanmak nihai muradımız
HÜZÜN
Bağdaş kurmuş yürekte, keder artığı hüzün
Kalp gözün kapanmışsa farkı yoktur gündüzün
BU ÇAĞIN HASTALIĞI
Kemiriyor ruhları, endişe ve şaşkınlık
Bu çağın hastalığı kuralsızlık, taşkınlık…
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-86
AHMAK
Alnımıza yazılmış ölüm nihai karar
Ahmak dediğin o ki Hakk’tan gayri dost arar
METAL ÇAĞI
Kaybettik kendimizi ihtirasın ağında
Manaya sırt çevirdik bu kör metal çağında
ALEVİ ÖPMEK
Sevgiyle nazar etsek alevi öper sular
Değerlenir mi eşek taksa ipekten yular?
MENZİL
Karıncalar da bir gün elbet varır menzile
Gönlümüzde ne varsa an gelir düşer dile
YİTİK HAZİNE
Şükür yitik hazine, dört bir yanımız isyan
Gönül aynası puslu, ruhumuz dolmuş katran
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-87
TOHUM
Filiz vermedi tohum, bahçe tarumar oldu
Nerdesin ey sevgili, elimizde gül soldu!...
YOLCU
Belki gelirsin diye nice hayaller kurdum
Yolların kavşağında yolcuyu yoldan sordum
AKIN
Mukavvadan askerler ruhuma eyler akın
Ümitvar ol ey mümin, güzel günler pek yakın!...
TAŞANLAR
Güneşin yangınında kurudu gonca güller
Gönlümün kıyısında taştı denizler, göller
ZEMHERİ
Meyveye dururken dal; ruhumda fırtına, kar…
Dışarıda ağustos, içimde zemheri var…
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-88
MÜHÜRLÜ KALPLER
Kalbi mühürlenenler hiç gelir mi hizaya?
Kuşatır kainatı, ruhum sığmaz fezaya
KARANLIK
Tükenir sermayemiz, gün gelir devran döner
Bir gün çöker karanlık, gözünün feri söner
GÖNÜL TASI
Dolar gönül tasımız mazi denen ırmaktan
Ayırmasın Hakk bizi ezandan ve bayraktan!...
VİCDAN AZABI
İnanca duvar örmek müminlere ezadır
Bazen vicdan azabı en büyük bir cezadır
NEVBAHAR
Hasret sarmaşıkları yüreklerde hâr olur
Kışa sabredenlere yarın nevbahar olur
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-89
ANADOLU
Ülkemin dört bir yanı yiğitler otağıdır
Güzel Anadolu’muz aşıklar yatağıdır
KELAM
Kelam ruhun aynası, haber verir halinden
Söz heybende ne varsa o dökülür dilinden
AKIL BAĞI
Çözülür aklın bağı, çıkar öfke kınından
Rüyalar soluklanır cedlerin akınından
DEVLER
Sevgi darağacında, nerde huzurlu evler?...
Cüceler devleşirken cüceye döndü devler
NAZAR
İbret al belalardan, eyle dünyaya nazar
Acaba hâl diliyle ne söyler bize mezar?...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-90
PAS
Ölümü hatırlamaz, mala mülke yaslanır
Dünyayı çok sevenin kalbi bir gün paslanır
PEÇETE
Dünyanın malı mülkü sümüklü peçetedir
Peygamberin sünneti manevî reçetedir
KUR’AN
Körelen itikadı, imanı biler Kur’an
Cilalar kalbimizi, pasını siler Kur’an
MİHENK TAŞI
Resulullah’a uymak saadetin başıdır
İman kalbin ışığı, iman mihenk taşıdır
KAHKAHA
Sırlara vakıf âlim, zalim kendini bilmez
Kahkahayla gülenler, ahir ömürde gülmez
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-91
ÜSTÜNLÜK
Kainat kitabını okumak marifettir
İnsanı üstün kılan şahsiyet ve iffettir
LÂL
Susar çığlık çığlığa, an gelir dil lâl olur
Yaş kemale erince imkanlar muhal olur
ZAMANSIZ
Hastalıklar işaret, tükeniş amansızdır
Yüz yaşında gelse de her ölüm zamansızdır
HÜZÜN DAĞI
Hüzünler dağ misali, yürekler dar geliyor
İçimiz kan ağlarken suretimiz gülüyor
GÖNÜL GERGEFİ
Varlığın tatlı bahar, yokluğun karakıştır
Gönlümün gergefinde sevgin sırma nakıştır
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-92
MECNUN OLANLAR
Güzellik izafidir, boşa dil yorar canlar
Leyla, güzelliğini Mecnun olanlar anlar!…
AYRIK OTLARI
Bakıma al kalbini, ayrık otlarını yol
Mevlana gibi müşfik, Yunus gibi haktan ol
NİYAZ
Ömrümün kışındayım, ne kaldı geçmiş yazdan?
Beslenir aç ruhumuz namazdan ve niyazdan…
KUŞLUK
Nefretini hapseyle içindeki boşluğa
Güneşten erken uyan, yakalanma kuşluğa!...
GAFLET PERDESİ
Teslim ol hakikate, yırt gaflet perdesini!...
Ulaştır hedefine mazlumların sesini!...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-93
VAHŞİ KAPİTALİZM
Daha çok kazanç için her gün aşılır çizme
Vız gelir günah sevap vahşi kapitalizme
HOŞGÖRÜ AĞACI
Kökleri kurumakta hoşgörü ağacının
Paçavraya dönüşsün coğrafyası acının
MENFAAT HANÇERİ
Gün olur devran döner, kabuk bağlar yaralar
Menfaat hançeriyle bozuluyor aralar
EŞEĞİN EMEĞİ
Garibanların âh’ı tutar mavi gökleri
Atın keyfi içindir eşeğin emekleri
HENGAME
Bırak huzur dolasın, dünya hengamesini
Yüreğine bayrak yap vicdanının sesini
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-94
ÖMÜR ÇEKİ
Ne de çabuk harcadın ömür denilen çeki…
Sonsuzluktur ahiret , dünya dediğin ne ki?...
RUH CEVHERİ
Hep mide zannettiler acıkan yerimizi
Unuttular görünmez o ruh cevherimizi
MİSAFİR
Akrebi kovalarken yelkovan yorgun düşer
Misafirdir dünyada, kalıcı değil beşer
ŞAHSİYET
Kim ki hakikat varken yalanlara yaslanır
Şahsiyet yaralanır, ruh cevheri paslanır
BİSMİLLAH
‘Bismillah’ kutlu miftah, hayırların başıdır
Huzurun sığınağı, aç ruhların aşıdır
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-95
TEMİZE ÇEK
Temize çek kalbini, sanma hesap uzaktır
Aç basiret gözünü, dünyalıklar tuzaktır
SÖZÜN HÜKMÜ
Kalır mı sözün hükmü bozulunca yeminler?...
Hakikat konuşunca mevcudat susar, dinler
SON DEM
Şakakların kar beyaz, ömrün son demindeyiz
Ruh sıla özleminde, hicran matemindeyiz
AHDİMİZ
Kal-ü beladan beri geçer ahdimiz bizim
Hakk’a kul olmadıkça gülmez bahtımız bizim
KABRİMİZ
Kabrimiz gönüllere aşkla kazılır bir gün
İsrafil’in suruyla oyun bozulur bir gün
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-96
ÇAĞLAYAN
Vara yağa gülenler bir gün ‘ağlayan’ olur
Nedamet gözyaşları coşar, çağlayan olur
TAŞ OLSAM
Ebabil kuşlarının yağdırdığı taş olsam…
Mazlumların gözünden akan kanlı yaş olsam…
İRADE GEMİSİ
İrade gemisinin dümeninde akıl var
İffetin sarayında en asil duygudur ar…
(D)İŞLERİN…
Sanırsın düz gidecek ömür boyu işlerin
Boş kalır aş kazanın dökülünce dişlerin…
NOT DÜŞMEK
Bil ki imtihan sırrı, ne gelirse başına…
Onurlu hayatınla not düş mezar taşına!...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-97
SONSUZ
Sür atını süvari; zaman kısa, yol uzun…
Özgürlüğü yakala kollarında sonsuzun
UFKUN AYNALARI
Seyreyle sonsuzluğu ufkun aynalarında
Hazırlıklı ol kışa ömrünün baharında
KÂİNATIN SAHİBİ
Kainatın sahibi ebedî ve ezeli
Serilmiş önümüze her şeyin en güzeli
DÖN!…
Karanlık gecelerden dön yüzünü Kabe’ye
Kirden arınır ruhun benzersin sahabeye
BAKANLAR VE GÖRENLER
Kuşatır kâinatı sarar uhrevî ahenk
Bakanlar ve görenler olmaz birbirine denk
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-98
USTURA GİBİ
Sırat ustura gibi, altı cehennem, ateş…
Derman olmaz derdine ne ana, ne de kardeş
ONUN
Gördüğün her ne varsa büyük küçük O’nundur
Ölürse beden ölür, sanma ölüm sonundur…
LAFTA…
Sözler bayağılaştı, şairlik kaldı lafta
Mücevherin kıymeti belli olur sarrafta
ELALEM
Dalda meyve arama, ömrümüz oldu heder
Yürü Hakk’ın yolunda, “elalem ne derse der!…
YARIŞ
Öfkeleriniz değil, idealler yarışsın
Yol nefretin saçını kin tarihe karışsın
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-99
KÜRESEL SALTANAT
Battık balçık çamura gece gün derken Batı
Bizi bizden kopardı küresel saltanatı
KU/SURLAR
Kılıçlara sor bizi, çocuğuyuz surların…
Tövbe ne işe yarar olmazsa kusurların
ÇAKAL
Sofu görünmek için bırakır çember sakal
Şehirlerde dolaşır orman kaçkını çakal
SERDENGEÇTİ
Serdengeçti dediğin uzağı yakın eder
Canını kor ortaya hedefe akın eder
ÇIRA GİBİ
Rüzgar nerden eserse o tarafa dönersin!...
Güneş doğar ufuktan çıra gibi sönersin
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-100
SANIK/TANIK
Sanık sandalyesinde oturtulursa tanık
İnsanlık davasında hepimiz suçlu, sanık
GECE/GÜN
Bahçeyi sele verdik, gülü zakkuma sattık
Geceleri oturduk, güneş doğunca yattık
ARASAT
Heybetli olsa da dağ, yol üstünden aşacak
Mahşer günü Arasat dolup dolup taşacak
SESİMİZ
Asık suratlı çağda yankılanır sesimiz
Nefretin buz dağını eritir nefesimiz
ŞEHİR
İsyan ağı misali, sabır bize panzehir
Zaman değirmeninde eziyor beni şehir!...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-101
TESLİM
Her şey yalana teslim, hakikat susturuldu
Gül yüzlü düşünceler bellekten kusturuldu.
HAKİKİ DOST
Hakiki dost odur ki çağırmadan gelecek
Damla yere düşmeden gözyaşını silecek
HAYATTA
Kendin olmayı dene, taklit olmaz sanatta
Paradan daha evvel dost biriktir hayatta
AŞK ADAMI
Nisyana isyan edip çöktü ruhunun damı
Her dem yeniden doğar fikir ve aşk adamı
TEBLİĞ
İnsan çekiştirmekle gönül aynan tutar kir
Tenkit etmeden evvel tebliğ etmek gerekir
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-102
YARIŞ
Cüzdan şişirmek için bitmeyecek bu yarış
Mezarın dokuz perde, kefenin dokuz karış…
HURAFE
Bu dünyayla ahreti koyma aynı kefeye
Cahillerin elinde din dönmüş hurafeye
İMAN GÜNEŞİ
Esse de deli rüzgar sönmez iman güneşi
İbrahim’e gülistan Nemrut’un kor ateşi
DİŞ BİLEMEK
Zalim diş gıcırdatır, mazlumlara diş biler
Gaypten uzanan bir el gözyaşlarını siler
SIRLAR
Sıfatları yansımış mahlukata ‘güzel’in
Kim çözmüş ki sırrını ebedin ve ezelin?...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-103
NAZAR
Lisan-ı hâlleriyle ne çok şey söyler mezar
Kalp gözün kapanmadan hakikate et nazar!...
EMEL
Doldur sevap kasanı kesilmeden amelin
Seni Hakk’tan koparır dünyada her emelin
DENEME
Hüzünler damla damla saklıdır gözyaşında
Habersiz denemeli insanı iş başında…
AZIK
Cennet, yolunu gözler doluysa amel kasan
Azığın yoksa yolcu, görürsün karabasan
ECEL ŞERBETİ
Azrail’in elinden ecel şerbetini iç!...
Hakk istemişse canı vermemek olur mu hiç?...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-104
SÖZE İHANET
Susmak söze ihanet, söylenecek söz varsa…
Elbet bir gün tutuşur ocağında köz varsa…
GÜLİSTAN
Esti bir deli poyraz; gülistan harap oldu
Ruh kanatlanıp uçtu, gönüller türap oldu
ZİKİR HALKALARI
Zikir halkalarında ‘Hakk’ deyip çarpar sine
Ruhunu et terbiye, esir olma nefsine!...
TEDBİR/TAKDİR
Tükenir tahammüller, gün gelir sabır taşar
Tedbir silmez takdiri, kul kaderini yaşar
VAHİY AZIĞI
Vahiy olsun azığın, ateştir heva heves
Diline dolansın ‘Hakk’, zikreylesin her nefes
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-105
KORKU/ÜMİT
Korku-ümit arası yürürüz yayan, atlı…
Her biri bir kanattır, uçulmaz tek kanatlı
MAZLUMUN ÂHI
Büyük balık her zaman küçük balığı yutar
İncitme garibanı, mazlumun âhı tutar
ÜMMETİN BAĞRI
Müminler bölük pörçük, ümmetin bağrı yanar
Balıklar baştan kokar, baştan bulanır pınar
HARAMİLER
Kentin orta yerinde haramiler yol keser
Kökünden kopar çınar, bir deli poyraz eser
AĞLA GÖNÜL!...
Gidişat doğru değil; fikreyle, ağla gönül!...
Titre ve kendine dön; tufan ol, çağla gönül!...
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-106
LAMBA
Karardı gönül köşkü lambanın gazı bitti
Bir ‘elveda’ demeden ruh ötelere gitti
TAŞ YASTIK
Başını taş yastığa koyanlardan ibret al!...
Derinlere konmadan derin düşünceye dal…
UYANIŞ
Tabiat uyanınca meyveye durur dallar
Uyumaz işçi arı petekten taşar ballar
DERİN KUYU
Güneşin yangınında tutuşur, yanar sular
Nefis bir derin kuyu, bitimsizdir arzular
HANCI
Çok kalıcı değilim; ‘dün, bugün, yarın’ hancı
Hepimiz misafiriz, bu dünyada yabancı…
M.NİHAT MALKOÇ
ŞAH BEYİTLER-107
BEKLENEN NESİL
Devekuşu misali sokma başını kuma!...
Sensin beklenen nesil, gün ortası uyuma!...
HASRET GÖMLEĞİ
Hasret denen gömleği giymek zor, çıkarmak zor…
Hicran kurşundan ağır, yüreklere düşen kor…
BOZGUNCULAR
Prangaya vurdular pembe düşlerimizi
Bozdular baştanbaşa bütün işlerimizi
YOR/UM
Gece uzar, yıl olur; bunu bir de bana sor
Uyandır kabuslardan, rüyamı gel hayra yor!...
MEVLANA GİBİ
Bu günahkâr halimle Rabbim adını andım!...
Ben de Mevlana gibi hamdım, piştim ve yandım
M.NİHAT MALKOÇ