O anda uyandım. Her tarafımı nur kaplamıştı. Büyük bir sevinç içinde, Karatay Medresesi’ne gittim. Dershanenin ortasında, Peygamber efendimizi gördüğüm yerde, Mevlana hazretleri oturuyordu. Hayretle yanlarına yaklaştım ve selam verdim. Selamımı tebessüm ederek aldı.
Daha ben rüyamı anlatmadan, buyurdu ki: Sevgili Peygamberimiz, “Etlerin en iyisi, kemiğe bitişik olanıdır” buyurdu.” Mevlana hazretlerinin büyüklüğü konusunda şüphem kalmadı.
Velîlerin büyüklerinden ve Ehl-i sünnetin amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imâmı Ahmed bin Hanbel hazretlerinin vefât haberini İskenderiye’de iken duyan Muhammed bin Huzeyme, çok üzülmüştü. Rüyâsında Ahmed bin Hanbel’in salına salına yürüdüğünü görüp kendisine; “Ey İmâm! Bu böyle ne biçim yürüyüş?” dedi. O da; “Dünyâda Allahü teâlânın dînine hizmet edenlerin, Cennet’teki yürüyüşleri böyledir” buyurdu. O; “Allahü teâlâ sana nasıl muâmele etti?” diye sual etti. İmâm hazretleri; “Allahü teâlâ beni affetti, başıma bir taç, ayağıma altından iki ayakkabı giydirdi ve; “Ey Ahmed! Kur’ân-ı kerîm benim kelâmımdır, diye inandığın için, bu iltifâtlara kavuştun. Ey İmâm! Süfyân-ı Sevrî’den sana ulaşan duâlar var, onlarla dünyâda duâ ettiğin gibi, şimdi de duâ et” dedi. Bu emir üzerine; “Ey âlemlerin Rabbi olan Allah’ım! Bizleri af ve magfiret eyle. Bizlere suâl sorma” diye duâ ettim. Bu duâdan sonra; “Ey Ahmed! İşte Cennet, gir oraya buyurdu ve ben de Cennet’e girdim” dedi.