You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ruhun İrfanla Yükselişi yazıları

Ruhun İrfanla Yükselişi yazıları

Profesör
FAKR, AŞK VE YALNIZLIK
[Resim: 2261611120861902693020623829131121167204.jpg]

FAKR, AŞK VE YALNIZLIK

Yıldızlar ona göz kırpıyor. Meltemler özgürlük şarkısını okuyor. Sema onun kulağına hayatın şifrelerini fısıldıyor. Güneş onun hatırına ısıtıyor. Ay karanlık gecelerinin mumu oluyor. Deryanın dalgaları onu ebediyete götürüyor. Bulutlar gönlündeki acıyla birlikte gözyaşı döküyor. Ağaçların yaprakları onu seviyor ve onun hatırına raks ediyor. Dağlar onunla sohbet ediyor. Güneşin batışı onun hatırına en güzel nurlar saçıyor. Gül onun hatırına açılıyor. Mum onun hatırına yanıyor. Ve kelebek onun hatırına kendini feda ediyor.

Evet, o varlık âleminin tümünü kapsıyor. Buna mukabil varlık alemide onu ta'zim ve tesbih ediyor.

Evet, işte yalnızlık budur, vahdet budur, zenginlik budur, aşk budur ve her şey budur.

Fakr, aşk ve yalnızlık insanın daimi servetleridirler.

Fakr öyle bir şeydir ki; eğer yeri ve göğü insana verseler ve eğer güneşi insanın bir eline ayı ise diğer eline verseler yinede ehemmiyetsiz olur. Fakr öyle bir zenginliktir ki âlemin bütün servetleri onun yanında topraktır. Bir hiçtir…

Aşk; ilahi bir cazibe, insanın hareket kaynağı, kemal ve cemalin esası ve hayatın hedefi-dir.

Yalnızlık; yani ebediyet, yani süreklilik… öyleki, yalnızlık âleminde ruh tecelli edip yükseliyor. Kalp açılıp bütün âlemi içine alıyor. Öyleki Allah insanın kalbine giriyor, insan vahdet derecesine ulaşıyor ve melekler ona selam veriyor.
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
İhtiyacım var
İHTİYACIM VAR

İhtiyacım var. İhtiyaçlarımı birine anlatmak istiyorum. Varlığımın bütün zerreleri ihtiyaç ateşinde yanıyor. Aşka olan ihtiyaç, kulluğa olan ihtiyaç, yanmaya olan ihtiyaç, feda olmaya olan ihtiyaç, Allah'a ulaşmaya olan ihtiyaç…

Bir maşuk bulmak istiyorum… Allah'ın halifesi olsun. İhtiyaçlarımı kabul etsin. Ve beni kulluk ateşiyle yaksın ki Allah'a ulaşabileyim.

Bir mahbup bulmak istiyorum… Allah'a yakın ve beni Allah'a yakınlaştıracak bir mahbup…

Eteğine gözyaşı dökmek istiyorum… Allah'a takdim olan, kabul olmuş ve Allah'a ulaşmış olsun…

Yanık kalbimi ona sunmak istiyorum… O muhabbet ve merhametiyle kabul edip kutsasın…

Varlığımı yoluna sermek istiyorum… Varlığımı kalbinde kabul etsin ve beni hayatın zincirlerinden azat etsin…

Kuşun havaya, balığın suya ve yavrunun anneye ihtiyacı gibi böyle birine ihtiyacım var…

İhtiyaçlarıma olan susuzluğum, varlığımdan alev gibi çıkıyor. Tıpkı güneşin ışığıyla yanan çölün bağrından göğe yükselen hararet gibi…

Yanmaya, duman olmaya, semada Allah'ın ebediyetinde yok olmaya ve kaybolmaya ihtiyacım var…
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
AŞKIN KURBANGAHI
AŞKIN KURBANGAHI
Ey yanık yüreğim! Kendi yerine geri döneceğini söylemiştin. Ki orası benim ateş dolu olan kalbimdir. Kalbime dalacağını ve böylece ateşinle kalbimdeki ateşe sükûnet bağışlaya-cağını, hayatımı kolaylaştıracağını söylemiştin. Heyecan ve ateşinle beni eriteceğini, hayatımı alacağını, aşkın kurbangahında beni kurban edeceğini, baştan aşağı beni yakacağını, beni var-lığın acılarından azat edeceğini ve yokluk âleminde bana huzuru bahşedeceğini söylemiştin… Ölüm anında beni öylesine aşk ateşiyle yakacağını ve böylece bütün acıları ve kederleri bir anda unutacağımı söylemiştin. Öyle ki Allah'ın halifesi olan senden başka hiçbir şeyi hisset-meyecektim…

Beni yüce ruhunla sefil dünyadan kurtarıp, aşk kanadına bindireceğini, hüzün bulaşmış varlığımı göklere yükselteceğini, yüce Allah'ın cemal, celal ve kemalini bana göstereceğini, aşkın lezzetiyle doyuracağını ve vahdet dünyasında ümitsizlik ve yalnızlıktan beni kurtaraca-ğını söylemiştin…

Gözyaşlarımı sileceğini söylemiştin…

Zarif ellerini yanık kalbime koyacağın ve ona huzur vereceğini söylemiştin…

Gözlerime bakacağını söylemiştin. Böylece ben senin gözlerinin arasından dünyanın bü-tün güzelliklerini görecektim ve Allah'ın cemaline tapacaktım…

Kalbimin perdelerini, aşkın kudretiyle parçalayıp, göklere bir kapı aralayacağını ve ru-humu ebediyetle birleştireceğini söylemiştin…

Günbatımının güzelliğini bana göstereceğini, gecemin bağrında yıldızların bana göz kırpışını göstereceğini, yaprakların titreyişini ve ağaçların dansını bana göstereceğini söylemiştin… Gezegenlerin azametini, okyanusların derinliğini ve tarihin uzunluğunu bana hatırlatacaktın… Yokluğun sesini, çöllerin feryadını ve göklerin musikisini kulağımda yankılatacaktın ve böylece aşkın melekuti sevincini ruhumda terennüm ettirecektin…

Varlığımın bütün zerrelerinin ihtiyacı olan tapmaya, göksel olan varlığınla cevap vere-cektin. Allah'ı hissetmek istediğim zaman, kendini bana sunacaktın ki bedenimdeki, cildimdeki, kalbimdeki ve ruhumdaki tapmaya olan açlığımı giderecektim…

Delice yakacağını ve deliliğimi muhterem bileceğini söylemiştin… Yabaniliğimi seve-ceğini ve içimdeki ateşi mukaddes bileceğini söylemiştin…

Gece yarısındaki münacatlarımı ve seherlerdeki dualarımı Allah'a ulaştıracağını, ruhsuz ve kupkuru olan namazlarımı aşkınla canlandırıp alevlendireceğini söylemiştin… Ne zaman acı ve kederin yükü varlığıma ağırlık yapsa, beni alıp varlığın sıkıntılarından kurtaracağını söylemiştin…
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
AŞKTAN BAŞKA, LÜTÜFTAN BAŞKA…
AŞKTAN BAŞKA, LÜTÜFTAN BAŞKA…

Deryaya baktım; senin hislerinin suyun göğsünü dalga dalga dövdüğünü gördüm.

Semaya baktım; miracının sonsuzluğa uzanan uçuş güzergâhını gördüm.

Bir kelebek gibi beyaz bulutların sinesinden geçtim. Senin neşeni, paklığını ve saflığını hissettim.

Bulutların içine daldım. Koynunda bütün âlemi unuttuğumu hissettim.

Aşktan, lütuftan, sefadan, saflıktan ve muhabbet dalgalarından başka bir şey hissetmiyorum.
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
SÜREYYA YILDIZINA ADIM ATTIM
SÜREYYA YILDIZINA ADIM ATTIM

Ey dostum! Ey mahbubum! Ey kalbimi muhabbetiyle esir eden! Halisane selamımı kabul et.

Alberz dağlarında elele eve dönüşümüzü hatırlattın. Tenha yollarda deruni sırlarımızı konuşuyorduk. Korkunç anılarımızda adım adım ilerliyorduk. O günleri hatırladıkça kalbim atıyor. Masada oturmuş çalışıyorum. Etrafımdaki insanlar kendi işleri ve faaliyetleri ile meşgul haldeler. Ruhum o günlere uçuyor ve etrafımdakilerin varlığını ve konuşmalarını hissetmiyorum. Yalnız seninle konuşuyorum. O atmosferde, o semanın altında, o tenha caddelerde yaşıyorum. İngiltere'den gönderdiğin o eski mektupları saklıyor ve hakkında bilgi alabileceğim herkesten seni soruyorum. Böylece az çok durumundan haberdar oluyorum. Gıyabında selam ve dualarımı sana takdim ediyorum.

Ey dostum! Seni kucaklıyorum ve hayal âleminde bundan haz alıyorum. Bu öyle ruhani ve manevi bir lezzet ki izahı mümkün değil… Bu tarifsiz duyularla uzak geçmişi canlandırıyor, gençlik heyecanına doyuyor e haz alıyorum. O deruni arzu ve istekler, o derin manevi alışverişler ne kadar güzeldi… Doğrusu batılılar bu tür alışverişlerden nasipsizdirler. Bu derecede ki ilgi ve alaka oralarda yoktur. Bana göre gücün zirvesinde oldukları halde, zavallı fakirlerdir. Yalnızlık, ayrı yaşamlar, ruhi hastalıklar, çoğalan intiharlar… Bütün bunların asıl sebebi, işte bu muhabbet ve manevi alışverişin yokluğundandır…

Elbette bu durumlar elime az geçiyor. Fakat geçtiğinde de bu derin manevi lezzetin hazzını alıyorum. Sanki göklere kanat çırpıyor, sanki güneş elime konmuş ve hafızın değimiyle “Süreyya yıldızına adım attım” gibiyim. Sanki Allah'a ulaşıyor ve onda yok oluyorum. İşte bu hallerde yanıyorum. Varlığım bütün zerreleriyle alevleniyor. Dalga dalga bedenimi sarıyor. Benim zayıf ve aciz bedenimin buna tahammülü olmadığından, beni aşıp göklere yükseliyor. Hayatım ve ruhumun sıcaklığı da, bu alevlerin ardından göklere çıkıyor… varlığım lezzet ve alevden başka bir şey değil artık…

Sürekli bu halde kalmak istiyorum. Ama maalesef pratik olarak mümkün değil. Kendime geldiğimde gözlerim ıslak, bedenim soğuk ve hiçbir şey hissetmiyor haldeyim. Senden gelen mektuplara baktıkça ve senli hayallere daldıkça bu hal ve hissiyat devam ediyor. Bu da benim için büyük bir ganimettir.

Sevgi ve muhabbet beslemek önemli ve güzel bir halettir. Fakat her şey mahbup ve mabut olamaz. Mahbup o kadar büyük ve aşk dolu olmalı ki, aşka ve muhabbete layık olabilsin.

Eyer mahbup olmasaydı âşıkta almazdı. Tüm bu arzu ve istekler, cezbeler, hissiyatlar ve aşk dünyası yok olacaktı.

Allah'a şükürler olsun ki senin gibi bir dostum var. Kalbim ve ruhum sevginle yanıyor ve beni canlı tutuyor.

Dostum! Sohbeti kısa kesiyorum. Zira aşk ve muhabbetin sonu gelmez. Dil ve kalem onu beyan etmekten acizdirler. Ve maalesef her zaman için doyurucu olmuyor. Zira biz bu maddi ve sefil olan âleme mahkûmuz…
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
TEK KURTULUŞ YOLU ŞEHADETTİR
TEK KURTULUŞ YOLU ŞEHADETTİR

Şahadet şerbeti bana ne tatlıdır. Acılarımın en iyi ilacı, en iyi kaçış yolum, deruni keder-lerimin en iyi dermanı, iftiharla dolu zafere giden yol, dünya ve ahiret ticaretinin en karlısı… Doğrusu ne kadar da tatlıdır.

Ama… Ama üstlendiğim çetin risaletin büyük tarihi mesuliyetlerimden kaçış yolunun şahadet olduğunu biliyorum. Şahadet öyle bir kurtuluş yoludur ki kendini şereflice tehlikeli girdaplardan kurtarıp geride kalanları tufanla baş başa bırakmaktır. Öyle bir yenilgi ki şaha-detle kuşanıyorum. Bütün bu ar, utanç, zillet, felaket ve yanlışlardan kurtulmak, Allaha ve insanlara karşı başı dik, muzaffer ve temizlenmiş olmak istiyorum.

Evet, benim şahadetim sorunlardan ve bedbahtlıktan kaçıştır. Gam ve keder kalbimi sı-kıyor. Yaralı ve yenilmiş kalbimin artık dayanacak takati kalmadı. Gözyaşı döküyorum, yanı-yorum, acı çekiyorum ve eriyorum… İlahi kaçış yolu bulamıyorum. İlahi! Kurtar beni, ilahi! Bana yol göster, ilahi beni sonsuz rahmetinden mahrum etme. Eğer şahadet benim tek kurtuluş yolumsa hemencecik beni bu büyük nimetle ödüllendir. Hemen şimdi… Hemen şimdi…
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Ruhun İrfanla Yükselişi yazıları
Ya Rabbi! Bize rahmet ettin ve en büyük zaferi bize nasip ettin. Zayıftık, darmadağınıktık, düşmandan korkuyorduk, süper güçler karşısında titriyorduk. Ama sen ey yüce Rabbim, en büyük orduları temmuz güneşi karşısındaki kar gibi erittin, en büyük tağutları mu’cizelerinle yere devirdin, en çözülmez düğümleri açtın, bütün zorluklan kolaylaştırdın ve hakkı batıla galip getirdin…

Sevincimin şiddetinden yanıyorum, titriyorum, utanıyorum ve bilmiyorum sana nasıl şükredeyim. Her şeyimi vermek istiyorum, kendimi kurban etmek ve kemal-i ihlasla neyim varsa takdim etmek istiyorum. Malım yok, mülküm yok, dervişim, yoksulum. Sadece yanan bir kalbim var ki onu takdim ettim. Bir canım var ki, o da takdim etmekten çekinmeyeceğim kadar değersizdir.

Ya rabbi! Bütün vücudumla, kalbimle ve ruhumla kendimi senin yolunda kurban et¬meye hazırım. Bu büyük zafere şükretmek için bütün hayatımı ve varlığımı sana takdim etmeye hazırım.

Ben senden bir şey istemiyorum. Ben meçhul bir askerim, ben yalınayaklı bir dervişim ve hiç bir şeye sahip olmadan bu dünyaya gözlerimi kapamak istiyorum. Bütün çabamın yalnız Allah rızası için olmasını istiyorum, bencillik ve egoizmin kirlerinden arınmak istiyorum. Yolu aydınlatmak için yanmak istiyorum.

Büyük İslami risaletin gerçekleşmesini istiyorum, bunun gerçekleşmesi beni sevindirecek en büyük bir ödüldür. Doğrusu hiç bir ödül Muhammedi (s.a.v) risaletin zafere ulaşmasından, hakkın ve adaletin insanlığa hakim olmasından daha büyük değildir.

Ya Rabbi! Bizi bencillik ve rahatlık girdabından, heva ve heves tufanlarından kurtar, bize fedakarlık gücü ihsan et ve bütün vücudumuzla fedakarlığın lezzetini tatmamıza izin ver.

Ey Rabbimiz! Bizi iman ve fedakarlıkla güçlendir, kalbimizi ve ruhumuzu öylesine fethet ki, sadece sana tevekkül edelim ve hiç kimsenin karşısında eğilmeyelim.

Ya Rabbi! Kalbimiz aşkınla yansın, muhabbetinle dolup taşsın, ki kurşunların acısı bize tatlı gelsin.
Rabbimiz! Bizi dünya sevgisinden kurtar ki senin kurbangahında, İbrahim ve İsmail gibi senin mukaddes hedefin uğruna vücudumuzu aşkla kurban etmeye hazır olalım.

Rabbimiz! Bize yakıcı aşkınla birlikte sabır ve tedbir ver ki, yolunun zorluklarına güleryüzle tahammül edelim ve bizim şehadet yolundaki acelemiz yanlış kararlar vermemize neden olmasın.

Rabbimiz! Bizi öylesine cezbet ki, senden başkasını düşünmeyelim, senden başkasını istemeyelim, senden başkasına gitmeyelim ve bütün bencillik ve egoizmi senin kurbangahında kurban edelim….
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 21-05-2014, Saat:05:56 PM, Düzenleyen: €L€Z.
Profesör
RE: Ruhun İrfanla Yükselişi yazıları
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Ruhun İrfanla Yükselişi yazıları
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Ruhun İrfanla Yükselişi yazıları
İrfanı hayatınının pratiğine geçirmiş güzel bir insan.
İrfanı sözleriyle ispatlamış bir aşk adamı...
Eşinin dilinden hayatını dinleyince, nasıl bir irfan insanı olduğunu daha iyi görüyoruz.

Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 21-11-2014, Saat:01:52 PM, Düzenleyen: €L€Z.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.