You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Rasulullah (s.a.s) Kadar Sabırlımıyız ?

Rasulullah (s.a.s) Kadar Sabırlımıyız ?

Kıdemli Üye
Rasulullah (s.a.s) Kadar Sabırlımıyız ?
Rasulullah (s.a.s) Kadar Sabırlımıyız ?

İslam’a karşı en büyük engel, Allah’ın hükümleriyle hükmetmeyen tağuti sistemlerdir. Çünkü tağuti sistemler, kendi varlıklarının yok olup, yerine Allah’ın kanunlarının hakim olduğu İslam devletinin kurulmasına asla izin vermezler. Tağuti sistemler varoldukça İslam’a karşı savaş açılmış demektir.

Rasulullah’ın Taif’teki tebliğinde ve onların kendisine karşı olan tutumlarına karşı gösterdiği tepkide de önemli dersler vardır. Rasulullah on gün Taif’te kalmış ve Sakif büyüklerini İslam’a davet etmiş ve onlardan kendisini düşmanlarına karşı korumalarını taleb etmişti. Sakif büyükleri ise kendisine olumlu cevap vermemişlerdi. Sakif büyükleri çocuklarını ve kölelerini Rasulullah’ın üzerine salarak taşlattılar, sövdürdüler ve ona eziyet ettirdiler. Bu gerçekten çok büyük bir işkenceydi. Çünkü Rasulullah ümitle geldiği, üstelik daha önce hiç gelmediği bir yerde aradığını bulamadığı gibi, hiç tanımadığı üstelik halkın en sefihleri olan köle ve çocuklar tarafından eziyet ediliyor, aşağılanıyor, taşlanıyordu.

Rasulullah’ın bu eziyetlerden bunaldığı anda Rabbi’ne olan niyazı da çok ibret vericidir. O Rabbine şöyle niyaz ediyordu:

“Allah’ım! Senin gazabına uğramayayım da çektiklerim ne olursa olsun katlanırım! Fakat senin af ve merhametin bana bunları göstermeyecek ka­dar geniştir. Allah’ım! Senin gazabına uğramaktan, ilahi rızana uzak kalmaktan sana sığınırım.” (Siyeri İbni Hişam)

İşte İslam davetçisinin eziyetlerden ve baskılardan bunaldığında sığınacağı, müracaat edeceği yegane makam! İslâm davetçisi yaptığını sadece Allah’ın rızasını kazanmak için yapar. Bu gayeye ulaşmada hiçbir şey onu bu yoldan alıkoyamaz.

Rasulullah (s.a.v) böyle sıkıntılı bir halde Mekke’ye dönerken Allah (c.c) ona dağlar meleğini gönderdi. Dağlar meleği ona:

“Ey Muhammed! Şüphesiz Allah kavminin sana söylediği sözü işitmiştir. Ben dağlar meleğiyim. Senin Rabbin kavmin hakkında istediğin şeyi bana emredesin diye, beni sana gönderdi. Onlara ne yapmamı istersin? Eğer şu iki yalçın dağı Mekkeliler üzerine birbirine kapatıvermemi istersen emret!” dedi. Kendisine bunca eziyeti reva gören, onu yurdundan çıkaran, onu aşağılayan bu kavimler hakkında Rasulullah’ın isteği gerçekten düşündürücüdür.

O şöyle dedi:

“Hayır, ben Allah’ın, bu müşriklerin sulblerin’den yalnız Allah’a ibadet eden ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayan bir nesil meydana getirmesini temenni ederim.” (Buhari-Müslim)

Evet! Müşriklerin kendisine yaptıkları eziyet ve işkenceler karşısında intikam ateşiyle yanması gereken bir kişinin böyle bir cevap vermesi şüphesiz düşündürücüdür. Rasulullah bu cevabıyla bize dava adamında bulunması gereken vasıflardan birisine işaret ediyor. Dava adamı kendi nefsi için intikam almaya çalışmaz. Dava adamı insanları yoketmek için değil, onların müslüman olması için çalışır. Onun yegane derdi, davasının muzaffer olmasıdır. O bunun için çalışır. Bu dava da insanların yok olmasıyla değil, ancak, müslüman olup, bu davaya gönülden bağlanan kişilerin çoğalmasıyla muzaffer olur. Bunu çok iyi bilen Rasulullah (s.a.s) Rabbin’den onların helak olmasını değil hidayet bulmalarını temenni etmiştir.

Şayet Rasulullah (s.a.v) Dağlar Meleğine kavmini helak etmesini emretseydi Allah (c.c) ona bundan dolayı hiçbir sorumluluk yüklemezdi. Çünkü meleği Allah (c.c) bizzat kendisi göndermiş ve ona, kendisine dilediğini emretme yetkisi vermiştir. Fakat Rasulullah (s.a.s) böyle bir şeyi emretseydi bunu ancak kendi nefsi için yapacaktı ve sonuçta o insanların sulbünden gelen bunca insan belki İslâmla şereflenemeyecekti.


[Resim: allahmuhammedduais5.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
" HACI "
RE: Rasulullah (s.a.s) Kadar Sabırlımıyız ?
“Allah’ım! Senin gazabına uğramayayım da çektiklerim ne olursa olsun katlanırım! Fakat senin af ve merhametin bana bunları göstermeyecek ka­dar geniştir. Allah’ım! Senin gazabına uğramaktan, ilahi rızana uzak kalmaktan sana sığınırım.” (Siyeri İbni Hişam)

esselamualeykum çok güzel konuydu Allah (c.c) razı olsun inşaAllah abim...sağolasın..

< slm ve du'ayla >
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Rasulullah (s.a.s) Kadar Sabırlımıyız ?
Allah razı olsun kardeşim. O'nun kadar sabırlı olabilmek.. nerde...
en sıkıntılı dönemlerinde, taifte taşlandığı dönemlerde bile vazgeçmedi. cennet teklif edildi. ümmeti ümmeti dedi.
Rabbim şefaatına nail eylesin.

"Basar(Göz) sanatı(mahlukatı) görürde, basiret(kalp gözü) sanatçıyı(Halıkımızı, Saniimizi, Ma'budumuzu, Rabbimizi) görmezse çok abes olur."

Ne ki SEVDA:Hakka sevdalanmadıktan sonra..
Ne ki HAYAT: Hakkı yaşamadıktan sonra..
Ne ki KAVGA: Hak yolunda olmayınca..
Ne ki ÖLÜM:Şehadet vurmayınca..

[Resim: ry185oo.jpg]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
Cvp: Rasulullah (s.a.s) Kadar Sabırlımıyız ?
zannetmiyorum Efendimiz kadar sabırlı oldugumuzu Efendimiz çok sabırlı idi,Rabbim bizlerede es sabur ismi şerifi hürmetine sabırlı kul olabilmeyi nasip etsin,paylaşım için teşekkürler
selam dua habibullah aşkı ile kalın...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.