You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Forumcu
rasim özdenören
Düşünce tarihinde önemli dönüm noktaları olmuştur. Bu tür dönüm noktaları arasında XV. ve XVI. yüzyılda ortaya çıkan Rönesans ve Reform’un üstüne inşa edilen realizm ve pozitivizmin ayrı bir önemi vardır. Bunlar ve bunlardan kaynaklanan akımlar doğduğu toprakları dinden arındırırlar. Dini hayattan soyutladılar, tanrıya da kutsal olarak insanlara akıl sundular. Bunların sonucunda insanlar aklın kölesi oldu. Aklı tanrılaştırdılar. Ama insanlar bilmiyordu ki günden güne, yıldan yıla robotlaştıklarını. Teknolojik açıdan gelişiyor ama insanlıkları maneviyatları yok oluyor.
Bu akımlar kendi topraklarında düşüncelerini ikame ettikten sonra yeni düzeni çıkarları doğrultusunda dünyaya ihraç ettiler. Bunu yaparken yöntemleri ise insanları boşluğa itip onları yönetmek ve kendi çıkarları için kullanıp sömürmekti. Bunun için argümanları sunmak yerine dikta ettiler. İşlerine geldiğinde aklı kullandılar, işlerine geldiğinde maneviyatı kullandılar. Yani nabza göre şerbet verdiler. İnsanları akıl ve maneviyat boşluğuna ittiler. İttiler ki yönetilmeleri sömürülmeleri kolay olsun.
Bu düzen, özellikle ihraç edildiği İslami toplumlarda büyük bir boşluğa sebep oldu. İslam’daki hassas akıl ve maneviyat ilişkilerini kendi çıkarları doğrultusunda kullandılar. Bunda da başarılı oldular. Bunun sonuçları acı oldu: Müslümanlar zihni ve ahlaki dumura uğradı. Hayatı anlamlandırmayı unuttular. Yönetildiklerinin farkına varamadılar. Birbirlerine birer meta olarak baktılar. Maneviyat yok edildi. Makineleşmeye itildiler. Ama bunu fark eden az oldu…
Modern zamanda da durum yukarıda bahsettiğimden farklı değil. Derinleşerek devam ediyor. İnsanlar medyanın yönlendirilmesiyle hareket ediyor. Kendilerine ekrandaki aktörleri, aktrisleri ideal ediniyorlar. Onları kutsallaştırıyor. Onları taklit etmeye çalışıyorlar.
Bugün Müslüman dünyanın, insanlığın temel ihtiyacı: Modernizmin tehlikesini anlamış, bunların yanlışlığıyla doğrusunu ayrıt edebilen, insanlara insan olduklarını hatırlatan, toplumun ihtiyacını bilen, insanlara fikri, hareketlilik sağlayacak mümtaz şahsiyetlerdir.
Çok değerli düşünür ve çok değerli edebiyat ustası Rasim Özdenören ile ilgili duygu ve düşüncelerimi yazmadan önce yukarıdaki paragrafları yazma ihtiyacı duydum. Çünkü onu anlayabilmek için ilk başta insanlığın dününü, bugününü iyi anlamak gerektiğine inanıyorum.
Rasim Özdenören; insanî var oluşun sahici, deruni, içtenlik boyutunu kavrayan, tutarlı, bilgeliğin mütevazı örneği, çağın yalanlarını sorgulayan, düşünsel-siyasal-kültürel-İslami kavramları derinlemesine işleyen, kendisi olan, başkası olmaya çalışmayan bir insan.
Rasim Özdenören; Müslüman gençler için de bir meşaledir. Hem edebi bir kişilik olarak hem de bilinçli bir Müslüman olarak. Öyle ki onun medeniyet çözümlemeleri batının gerçek yüzünü ortaya koyar, Müslüman şahsiyetine dair ruh tahlilleriyle Müslüman gençlere yol gösterir. Bunları yaparken amaçlarından biri de gençlere Müslümanlara özenilmesi gerekenin batı medeniyetini değil İslam medeniyetini olduğunu göstermek, hatırlatmaktır. Zaten hayatını: Müslümanları, gençleri bilinçlendirmek üzere kurmuştur. Edebi kişiliği de bunun dışında değerlendirilmemelidir.
Rasim Özdenören’in hikâyeciliği
Rasim Özdenören’in hikâye ile tanışması lise yıllarına rastlar. Kendi o yıllarda Balzac, Stendal, Hemingway, Steinback gibi yazarları okuduğundan bahseder. Dostoyevski’yle üniversite yıllarında tanıştığını, onu okuduktan sonra Balzac, Stendal, Hemingway, Steinback vb. yazarları okumaktan zevk almadığını belirtir.
Dostoyevski’nin Rasim Özdenören’in üzerinde derin bir etki bıraktığı muhakkaktır. Bu etkiler ustanın hikâye kitabında da kendini gösterir. Ama Rasim Usta belki de Müslümanlığın verdiği samimi duygulardan ötürü Dostoyevski’den daha iyi psikolojik tahliller yapmıştır. Bu kanaatimi Ahmet Albayrak da şöyle dile getirir: ‘…Dostoyevski’nin çok çok ötesinde ruh tahlilleri yapabilen, içtenlikle gelen sıcaklığıyla insanı kavrayabilen, insanı bu dünyanın ‘biricik’ varlığı olduğu yönündeki sıfatlandırma ile yaratandan ötürü sevebilen ve onda yaratanın izini bulabilen bir iz sürücü’ olarak görür. Dostoyevski’nin yanında Kafka etkileri de görülür.
Onun hikâyeleri saf, gerçekçi ve hayatla yüzleşebilen hikâyelerdir. Kişi tahlillerine sıklıkla başvurmasına rağmen bunlar sıkıcılıktan uzaktır. Psikolojik tahlillerin yanı sıra doğa tasvirleri de dikkat çekicidir.
Hikâyelerinde dini ve tasavvufi etkiler de görülür. Tasavvuf temaları daha çok semboliktir. (örnek: Şeyh ). Dini motifler de simgesel olarak kullanılmıştır.( örneğin: Kuyu hikâyesinin Hz. Yusuf kıssasına dayanması )
Hikâyelerindeki kahramanlar da özel tabakalardan seçilmiş seçkin kimseler değildir. Bizim gibi sıradan halkın içinden seçilmiş basit karakterlerdir.
Rasim Usta hikâyelerini yazarken anlaşılmaz bir dil yerine kolay anlaşılır bir dil tercih ediyor. Ama hikâye dilini de terk etmiyor. Bu anlatım tarzı hikâyenin kalitesini düşürmüyor; aksine kalitesini arttırıyor. Çünkü amacı söz kalabalığı yapmak yerine anlatacağı olayı uygun bir dille anlatmak.
Hikâye kitaplarını okurken kendinizi kahramanın yerine koyuyorsunuz. Ve soruları kendinize yöneltmeye başlıyorsunuz. Kendi kendinize cevap veriyorsunuz. Kendinizle bir hesaplaşmaya giriyorsunuz. Kitap bittiğinde: Kendinizle hesaplaşmanız devam ediyor. Ve siz kitap bittiği halde kafanızda oluşan sorulara cevap aramaya devam ediyorsunuz.
Sonuç olarak; Türk hikâyeciliği onun eserleriyle ciddi bir seviye kazanmıştır.
Rasim Özdenören ‘in seçkin hikâyeciliğine örnek olarak iki eserinden bahsetmek istiyorum:
1) Denize Açılan Kapı
Öykünün yazılış tarihini düşünerek onun tasavvuf konusunu, özüne uygun bir biçimde – içeriden bir bakışla- ilk işleyen yazarlarımızdan olduğunu anlıyoruz. Bu öykülerde tasavvuf yolunun eşiğindeki insan anlatılmaktadır. İçinde yaşadıkları modern dünyanın değerleriyle, eşiğinde durdukları yeni dünyanın değerleri öykü kişilerinde bir çatışma doğurur. İşte bu çatışma bu eserde başarıyla ortaya konur.
Kitaptan bazı afarizmalar:
“Yağmur yağmış
Toprak ıslak
Kavak ağaçları
Toprak rengi yapraklar. Tekerlerin altından ıslak çıtırtıları duyuluyor. Güz “
“ Biliyordu nereye gittiğini. Ama bilmek neye yarardı, asıl bilmesi gerekeni, oraya gidince ne yapacağını, niçin “oraya” gittiğini bilmiyordu. Başka gecelerde de birçok gecelerde yapmıştı bu işi.”
2) Kuyu
Denize açılan Kapı ‘dan sonra yine tasavvuf temalı bir eser: Kuyu. Kuyu ‘da Rasim Usta’nın kahramanı, mutsuz, bulunduğu ortamdan sıkılan, bilmediği bir şeye doğru sürüklenen, kaçtığı halde geri dönüşü olmayan bir yolculuk.
Hikâye Yusuf ‘un tasavvufa girişini ve ondaki değişimleri ortaya koyar. Öykü çıkış noktası olarak Hz. Yusuf kıssasına yaslanır. Kuyu‘da simgesel olarak yaşanan hayatın çıkmazlarını simgeler.
Kitaptan afarizmalar
“Kimse yok mu?
Neresi bura
Yeryüzü mü?
Yerle gök arasında
Cehennemden bir parça mı?
Kimse yok mu?
Yok mu?
Yok mu?
Ben kimim
Ben niçin buradayım…
İmdat”
“Göllere
Nehirlere
Denizlere atılıyor
Sularla boğuşuyor
Ama o şey
O kir ( neyse)
Arınmak bilmiyor”
“ Korkmadığını düşünüyor ve korkuyordu
Korktuğunu düşünüyor ve korkuyordu
Korku yoldaşı haline gelmişti neredeyse…”
Rasim Usta’nın Denemeciliği
Rasim Usta iyi bir öykücü olduğu kadar da iyi bir denemecidir.
Hikâyede olduğu gibi denemede de çok önemli eserlere imza atmıştır. Denemelerinin ana konusu İslam toplumunun içinde bulunduğu sıkıntılar olmuştur. Bu sıkıntılara kendi penceresinden bakmış ve bunlara çözüm yolları göstermiş, bunların nedenlerini derinlemesine incelemiştir. Bunu da eleştirel bir yaklaşımla ama hep yapıcı ve onarıcı olarak yapmaya çalışmıştır.
Denemelerinde Müslümanlara onurlarını, haysiyetlerini, üstünlüklerini neden kaybettiklerini göstermeye çalışmış, Müslümanları saf ve temiz olan dinlerini tekrar düşünüp anlamaya davet etmiştir. Kurtuluşun İslam’da olduğunu her fırsatta dile getirmiştir.
Bir de edebi denemeleri var tabii. Bunlarda eleştirel bir yaklaşım ortaya koyan Rasim Usta bu alanda da oldukça başarılı. Bu tür eserleri: “Red Yazıları”, “Ruhun Malzemeleri” ve ”Köpekçe Düşünce”’lerdir. Usta’nın özellikle “Ruhun Malzemeleri” adlı kitabı edebiyata ilgi duyanlar için önemli bir eser. Usta bu eserde edebiyat ve sanatla ilgili görüşlerini örnekler vererek ortaya koyuyor. Ve derinlemesine bazı tahliller yapıyor.
Ustanın denemelerinde her türlü düşünce akımından bahsettiği görülür. Örneğin; Mevlana’dan, Yunus’tan, İbn-i Arabî’den alıntılar görülürken; A. Camus, Nietzsche, J.P Sattre gibi düşünürlerden de bahsettiği görülür. Bu da gösteriyor ki Rasim Usta dini ve aklı arsında hassas bir denge kurmuş. Dinin kabul ettiklerini kabul ediyor, reddettiklerini ise reddediyor. Kısacası vahiyle şekillenen bir ‘akıl’.
Rasim Özdenören Usta’nın denemeciliğine de örnek olarak bir eserinden bahsetmek istiyorum:
Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı
Ustanın bu kitaptaki yazıları, Doğu-Batı ikilemi arasında sıkışan ve gel-git yaşayan, bir yandan kendi öz değerlerini korumaya çalışırken, öbür yandan da batı uygarlığının telkin ettiği anlayışı benimseye eğilim gösteren çağımız insanını, toplumunu ve aydınını çözümlemektedir. ,
Batı kültür ve uygarlığını açmazları ve bu açmazların içinde hapsolan batılı insanı ayrıntılı çözümlemelerle ele alır. Öbür yanda ise batılaşma hevesindeki Müslüman Doğulu toplumları yaşadıkları bunalım ve sancıların üstünde durmaktadır. Ana konu: Modern batı hayatının sorgulanmasıdır.
Kitaptan afarizmalar
“İnsan, hazır bulduğu kültür ortamına ister istemez uyum sağlar. Fakat bulduğu kültür o insanın hayat telakkisi ile çatışmaya başlamışsa, o takdirde değiştirilecek olan kültürdür. Çünkü insan, belli bir kültüre uyum sağlasın diye değil, fakat kültür o insanın belirli ihtiyaçlarını karşılasın diye mevcuttur. Kültür insanların hayat anlayışlarının ürünüdür.”
“Kültür, sadece bizim fizik alışkanlıklarımızla belirlenen bir kavram değildir. Kültür aynı zamanda kafa alışkanlıklarımız, yani düşünme yöntemlerimiz içinde yer tutan bir olaydır."
“Toplumun kurumlarını, o topluma mensup insanların kafa yapısını şekillendirir. Fakat o kurumlar şekillendikten sonra, süreç tersine döner ve bu kez, teşekkül etmiş kurumlar insanları idare etmeye başlar.
Rasim Usta’nın denemeciliği ile ilgili bölümü de bitirdikten sonra sorulmayan bir soru kaldı: Rasim Özdenören denemeci midir yoksa öykücü mü?

Rasim Usta iyi bir öykücü olduğu kadar iyi bir deneme ustasıdır da. Çünkü onun denemeleriyle öyküleri bir bütünlük gösterir. Öyle ki öykülerini ana teması denemelerinin bir yansıması gibidir. Örneğin; “Hışırtı” ve “Toz” adlı eserlerinde ana tema; kadın ve aşk olarak tespit edilir. Bu iki öyküdeki aşk yaklaşımı onun “Aşkın Diyalektiği” adlı kitabının bir yansıması gibidir.
Deneme türünde yazdığı yirmi bir eseri ve ondan fazla hikâyesiyle bize yeni ufuklar açan, bize Müslümanca düşünmeyi öğreten, bize mistizmi öğreten Rasim Usta’dan Allah razı olsun.
Bize daha uzun yollar göstermesi dileğiyle…

Mustafa Selman Tosun
...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: rasim özdenören
çok mütevazı çook vakarlı bir adamdır...

bir kitap söyleşisine katılmak nasib olmuştu

inanamamıştım sadeliğine çekingenliğine,

bir salon dolusu bayanın önünde konuşmak mıydı onu öyle utandıran çekingen hale getiren bilemem ama

sakinliği sıradan biriymiş gibi davranışıyle gerçekten çok babacan bulmuş ve sevmiştim

hala da hürmetle anarım dualarımda

Allah razı olsun endisinden çok sevdiğim bir fikri adamımız...
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: rasim özdenören
bir türlü kendisini okumak nasip olmadı ama niyeyse severim kendisini Smile
Alnım rüzgarlara açık
Kor kaynar yüreğimde
Umutlar sevinç içinde
Kan dolan gözlerimde..
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.