Bazıları:
1- O’na çokça salât ve selam getirmek, Allah Teâlâ buyuruyor ki: (Allah ve melekleri, peygambere çok salât ederler. Ey mü’minler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.)[1] Ve, sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bana bir salât getirirse Allah da ona on kez salâtta bulunur.”[2]
Rasulullah’a salât ve selam getirmenin en efdal şekli, O’nun sahabilerine öğrettiği şekildir. Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim’de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sahabilerine şöyle demelerini emrettiği varid oldu:
“Allah’ım! İbrahim ve ailesine salâtta bulunduğun gibi Muhammed’e ve ailesine de salâtta bulun. Şüphesiz ki sen, çokça hamd edilmeye ve övülmeye layıksın. Ve, İbrahim’i ve ailesini mübarek kıldığın gibi Muhammed’i ve ailesini de mübarek kıl. Şüphesiz ki sen, çokça hamd edilmeye ve övülmeye layıksın.”[3]
2- O’na sallallahu aleyhi ve sellem, sâdık bir muhabbetle sevgi duymak ve bu sevgiyi her türlü sevginin üzerinde tutmak... Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Sizden biriniz, ben kendisine oğlundan, babasından ve insanların tümünden daha sevgili olmadıkça iman etmiş sayılmaz.”[4]
O’na tâbi olmak, ahlakıyla ahlaklanmak, O’nun sünnetini ve emrini herkesin rızasından üstün tutmak ve yasakladıklarının hepsinden kaçınmak O’na- sallallahu aleyhi ve sellem- olan sevginin gereğinden ve alametlerindendir.
3- Emrettiğine itaat, haber verdiğini tasdik etmek; yasakladığı ve menettiğinden kaçınmak. Allah Teâlâ buyurur ki: (Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan sakının...)[5] Ve , Subhânehû ve Teâlâ şöyle buyurur: (De ki: Allah’ı seviyorsanız bana tâbi olunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, Ğafûr ve Rahim’dir.)[6] Celle ve Alâ buyurur ki: (Andolsun ki, Rasulullah’da size, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için mükemmel bir örnek vardır.)[7]
4- Anlaşmazlıkların çözümünde sünnetine başvurmak. Hükmüne razı olup itiraz etmemek... Allah Teâlâ buyurur ki: (Hayır; Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın onu tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.)[8]
5- Allah Teâlâ’ya ancak şeriat kıldığı ve O’nunla-sallallahu aleyhi ve sellem- bizlere emrettiği şekilde ibadet etmek. Şahsi görüş ve fikirlerle, bid’atlarla, nefislerin rağbet ettiği şeylerle veya babalardan, dedelerden gördüklerimizle değil; Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği ve sahih rivayetlerle gelen ile... O, Rabbinden haber vericidir; risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete doğruyu göstermiştir. O’nun gösterdiği ancak hayırdandır. Ve, sakındırdığı ancak şerdendir. Analarımızı ve babalarımızı O’na-sallallahu aleyhi ve sellem- feda ederiz. Allah, O’nunla nimetini tamamlamış ve dinini kemale erdirmiştir. O’nun şeriat kıldığından başka hayır yoktur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinize nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı beğendim.)[9]
Alıntı:[1] 33 / el-Ahzab / 56
[2] Müslim (384)
[3] Buhari; bkz.Feth’ul-Bari (8/409), Müslim(406)
[4] Müttefekun aleyh (Buhari ve Müslim). Bkz.El-lû’lûu ve’l Mercân (911)
[5] 59 / el-Haşr / 7
[6] 3 / Âl-i Imran / 31
[7] 33 / el-Ahzab / 21
[8] 4 / en-Nisâ / 65
[9] 5 / el-Mâide / 3