Tefsîr âlimleri, benim rahmetin her şeyi kuşatmıştır, demeyi, “Benim rahmetim dünyada her bir şeye isâbet eder, her bir şeyin benim rahmetimden nasîbi vardır” demektir şeklinde açıklamışlardır.
İbni Abbâs hazretleri anlatır: “Benim rahmetim her şeyi kuşatmıştır” âyet-i kerîmesi nâzil olduğu zaman, iblis umutlanarak şöyle dedi: “Ben de eşyâdan bir şeyim. Bundan dolayı, bu âyet mûcibince Allahın rahmetinden benim de nasîbim olur.”
Yahûdîlerle Hıristiyanlar da umutlandılar. Fakat âyetin devamında, “Ben o rahmeti küfürden, günâhtan sakınanlara, zekâtı verenlere ve bizim âyetlerimize îmân edenlere vereceğim” buyurulunca, İblis, Allahın rahmetinden ümidini kesti.
Yahûdîlerle Hıristiyanlar ise şöyle dediler: “Bizler şirkten sakınıyoruz ve Allahın âyetlerine îmân ediyoruz...”
Bunun üzerine, şu âyet nâzil oldu: “Benim rahmetime nâil olanlar, ellerindeki Tevrât ile İncil’de ismini ve vasıflarını yazılı bulacakları ümmî nebî olan Resûl’e tâbi olanlardır.”
Bu âyet gelince, Yahûdîlerle Hıristiyanlar da Allahın rahmetinden ümitlerini kestiler.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Allahü teâlâ, bu ümmeti şu üç hâlden emin etti:
1- Bu ümmete Peygamberiniz, (diğer Peygamberlerin kavimlerine yaptıkları gibi) beddua edip de mahvolacak değildir.
2- Kâfirler, (Ne kadar çok olursa olsun) bu ümmeti mahvedecek kadar galebe edemez.
3- Bu ümmet dalâlet üzerinde, sapık bir yolda birleşmez. Allah’ın rahmeti [salih] cemaatle beraberdir. Müslümanların çoğunluğuna tâbi olun. Böyle Müslümanların çoğunluğundan ayrılan Cehenneme gider.”