You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Peygamber Sünnetini Ve Edeblerini Korumak.

Peygamber Sünnetini Ve Edeblerini Korumak.

Profesör
Peygamber Sünnetini Ve Edeblerini Korumak.
AYETLER

“... Bu sebeple peygamber size ne verirse ve ne getirirse onu alın ve sizi neden sakındırırsa ondan da elinizi çekin.” (Haşr: 59/7)

“Ve o peygamber kendi arzu ve hevesine göre de konuşmamaktadır. Onun size aktardığı sözler kendisine indirilen ilahi haberden başkası değildir.” (Necm: 53/3-4)

“Ey peygamber de ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah’ta sizi sevsin günahlarınızı bağışlasın.” (Al-i İmran: 3/31)

“Gerçek şu ki Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın peygamberinde güzel örnekler vardır.” (Ahzab: 33/21)

“Hayır, hayır, Rabbine andolsun ki onlar anlaşmazlığa düştükleri her konuda sen peygamberi hakem yapmadıkça ve sonra senin kararına kalplerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle tabi olmadıkça gerçekten inanmış olmazlar.” (Nisa: 4/65)

“... Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a ve peygambere götürün...” (Nisa: 4/59)

“Kim o peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş demektir.” (Nisa: 4/80)

“... Ey peygamber şüphesiz ki sen insanları Allah’ın dosdoğru yoluna ulaştıracaksın.” (Şura: 42/52)

“... O peygamberin buyruğuna karşı gelmek isteyenler başlarına bu dünyada bir belanın, bir güçlüğün ya da öte dünyada can yakıcı biz azabın gelmesinden korkup sakınsınlar.” (Nur: 24/63)

“Evlerinizde okunmakta olan Kur’an ayetlerini ve elçisinin sünnetini devamlı hatırlayın, gündeminizden eksik etmeyin.” (Ahzab: 33/34)

HADİSLER

* Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helâk etti. Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz.”



1. Ebû Necih İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh şöyle dedi:

“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize çok tesirli bir öğüt verdi. Bu öğütten dolayı kalpler ürperdi, gözler yaşardı. Bizler:

– Ey Allah’ın Resûlü! Bu öğüt, sanki ayrılmak üzere olan birinin öğüdüne benziyor, bari bize bir tavsiyede bulun, dedik. Bunun üzerine:

– “Size, Allah’a çok saygı duymanızı, başınıza bir Habeşli köle bile emir olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra sağ kalıp uzunca bir hayat sürenler pek çok ihtilaflar görecekler. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ–yi Râşidîn’in sünnetine sarılmanızdır. Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız. Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız. Çünkü her bid’at dalâlettir, sapıklıktır” buyurdular.

2. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“İstemeyenler dışında, ümmetimin tamamı cennete girer” buyurdu. Bunun üzerine:

– Ey Allah’ın elçisi, cennete girmeyi kim istemez ki? denildi. Peygamber Efendimiz:

– “Bana itaat edenler cennete girer, bana karşı gelenler cenneti istememiş demektir” buyurdu.



* Allah’tan sonra peygambere itaat, cennete girmeye sebebtir. Peygambere isyan, dini kabul etmemek anlamında olduğu için ebedi cehennemde kalmayı gerektirir. Peygambere karşı gelmek demek, onun hayatını örnek kabul etmemek, sünnet ve hadislerine hayatta yer vermemek demektir. [1]



3. Ebû Müslim (veya Ebû İyâs) Seleme İbni Amr İbni Ekvâ radıyallahu anh’ın naklettiğine göre, bir adam Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’ in yanında sol eliyle yemek yedi. Peygamber Efendimiz adama:

– “Sağ elinle ye” buyurdu. Adam:

– Bir türlü yapamıyorum, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz:

– “Yapamaz ol” diye beddua etti.

Çünkü adamın Resûl–i Ekrem’i dinlememesi, kibrinden dolayı idi. Bu beddua üzerine, adam elini ağzına götüremez oldu.[1]


4. Ebû Abdullah Nu’mân İbni Beşîr radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ya saflarınızı düzeltirsiniz, ya da Allah Teâlâ sizin aranıza düşmanlık, buğz ve kalblerinize ihtilâf koyar da birbirinizden yüz çevirirsiniz.”

Müslim’in bir başka rivâyeti şöyledir:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sanki okları düzeltir gibi saflarımızı düzeltirdi. Bizim buna alıştığımızı görünceye kadar böyle yapmaya devam etti. Kendisi bir gün namaza çıktı ve namaz kıldıracağı yerde durdu. Tam tekbir almak üzere iken göğsü saf hizasından dışarı çıkmış bir adam gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Ey Allah’ın kulları! Ya saflarınızı düzeltirsiniz, ya da Allah Teâlâ sizin aranıza düşmanlık, buğz ve kalblerinize ihtilâf koyar da birbirinize yüz çevirirsiniz.”


5.Ebû Mûsâ el–Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’ın benimle göndermiş olduğu hidâyet ve ilim, yeryüzüne yağan bol yağmura benzer. Yağmurun yağdığı yerin bir bölümü verimli bir topraktır: Yağmur suyunu emer, bol çayır ve ot bitirir. Bir kısmı da suyu emmeyip üstünde tutan çorak bir yerdir. Allah burada biriken sudan insanları faydalandırır. Hem kendileri içer, hem de hayvanlarını sular ve ziraatlarını o su sayesinde yaparlar. Yağmurun yağdığı bir yer daha vardır ki, düz ve hiçbir bitki bitmeyen kaypak arazidir. Ne su tutar, ne de ot bitirir. İşte bu, A llah’ın dininde anlayışlı olan ve Alla h’ın benimle gönderdiği hidâyet ve ilim kendisine fayda veren, onu hem öğrenen hem öğreten kimse ile, buna başını kaldırıp kulak vermeyen, Al lah’ın benimle gönderdiği hidâyeti kabul etmeyen kimsenin benzeridir.”

[1] = Abdullah Parlıyan'ın notu
Alnım rüzgarlara açık
Kor kaynar yüreğimde
Umutlar sevinç içinde
Kan dolan gözlerimde..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Peygamber Sünnetini Ve Edeblerini Korumak.
selamun aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu

efendimiz aleyhi ekmeltu tehayanın yolu denen yolun temeli cemaat mantığıdır ve bu mantığa sahip olmayan kimseler için zor bir geçimlik vardır denebilir. namazlarını kılan kimseler benim gibi tek başına değil cemaatı takip ederlerse efendimiz aleyhi ekmeltu tehayanın yoluna tam ittiba ile bağlanmış olur.

zira rahmet cemaatın olduğu yerde daha fazladır. ancak bir rasul cemaat ile tek başına olmak arasında fark gözetilmeyen bir yerden manen haber veriyorsa sorun namazın edası ile ilgili değil kazası ile ilgili olmaya başlar.

temelde bir kıble hatası olarak görülen hayat anlayışı içinde cemaatın terki hususu bir peygamber amelidir ve haktır. her peygamber ümmeti ile ihtilafa düşmüş ve imamet makamını korurken bazı kimseleri dışarıda bırakma yolunu da başvurmuştur.

HZ.NUH aleyhisselam HZ.YUNUS aleyhisselam HZ.MUSA aleyhisselam hayatlarının bir döneminde bu yalnızlığı yaşamış peygamber aleyhisselamlardandı.

bu nedenle cemaatın toplam anlamı bir emrin ifası değil ezelde taktir edilmiş kaderin kazası olmalıdır. ALLAH teala bir emirle ne buyurmuştur. ikilik inhiraf ve dinin temel noktalarındaki hükümlerin uygulanmasında haktan haber verenler neyi anlatmaktadır.

HZ.SÜLEYMAN aleyhisselatu vesselamın hüdhüde vereceği ceza nevinden ALLAH teala adına haber verenler besmele-i şerifenin hakkını ne kadar ifa etmektedirler.

bir gün bir insan vaaz etti ve dedi ki rasulullah sallallahu teala aleyhi vesellem sizden razı değildir. bu bir ümmete seslenişti ve cemaat mantığı içindeki inhirafı ve bölünmeleri haber veriyordu.

ALLAH teala bir emrin ifasında ezeli kaderin kazasını talep eder. AZİZ VE HAMİD celle şanuhu bir insana uyan bir kimseden toplam olarak şahsi bir beklentiye girecekse o kişiyi yalnız olarak haşr ve neşr edecektir. eğer birden fazla kimse varsa orada imamet ve o imametin hakkı devreye girer. bu imametin hakkı denen hadise ise kül halinde bir emirler yumağıdır ve yüksek derecede riayet talebi vardır.

bir yükümlülük olarak kim bu sorumluluğu alacak. ALLAH teala ve tekaddes hazretlerinin emri teklif olarak ağır bir sözdür ve kula bir kul vasıtasıyla telkin edilir. bu nedenle tam ittiba denen hadise benzeşmeyi içermiyorsa güdük kalır.

mevzu hakkında bir hüküm olması bakımından ALLAH tealanın rukunler olarak geçen ilmihali bilgilerin eksiklikleri namazı berhava edeceğinden içindeki ve dışındaki rukunlere olan bağlılığı tam olarak gerçekleştirmek kulluğun imamet yönüdür ve zordur. mesela sadece gönül evini değil tüm dünyayı değiştirme zorunluluğu vardır. bir emir olması yönünden ALLAH tealaya iman onun rasulüne sallalahu teala aleyhi veselleme ittibayı gerektirecekse bu ittibanın oluşması için evvel emirde itikadın başı ve sonu olan abdest ve namaz engellerinin ortadan kaldırılması gerekmektedir.

bu meseledeki toplam ameliye ise bir ümmetin ihyasıdır ve bu ihyayı yapan zat artık namaza ve abdestin gerek namaz ile gerek gusl ile ilgili her hususu konusunda kefil olmuştur denebilir.

hayasızlık olarak addedilen açık giyim tarzı abdestin dış ruknunu bozar ve orda artık namaz ameliyesine başlayamazsınız ancak emir bazlı ifa olur. kaderin kazası denen ALLAH tealanın tek hükümdar olduğu bir toplumdaki namaz değildir ve cemaatla namaz anlayışını zedeler ve zamanla engeller.

namaza gidene kadar abdestinden şüphe edecek hale gelen insanın hali artık şaşısalı bir hal de değildir. bu nedenle imametin ve onun göstergesi olan cemaatla namazın en başındaki abdestin dışındaki hadesten ve necasetten taharet hükümleri asli olarak inkıtaa uğramıştır ve alınacak imani zevki sıfırlamaktadır.

bu nedenle cemaatla namaz tavsiye edilen ancak zevk ve neşve kaynağı olamayandır. bu hususdaki ısrar ise bir süre sonra geri tepmekte ve topluma ve cemaata karşı öfkeye sebebiyet vermektedir. şahsından edep bekleyen bir topluma karşı bana ne gösterdiyseniz öyle mukabelede bulunsaydım bana sapık derdiniz diyebiliyorsanız işte orada abdestin ruknu sekteye uğramıştır ve esasen imamet safı zedelenmiştir.

bu nedenlerle efendimiz aleyhi ekmeltu tehayaya olan ittiba onun bizden razı olmadığı gerçeğine dayalı olarak kurulursa şirk dışında küfr veya fucur denen haletden sakınılmış olur.

küfr ağızla değil efalle yapılandır ve sureti ile insanda ilk akla gelen şeydir. açık saçık bir kadının nefiste uyandırdığı halet o kadının küfrüdür. şirk yani kafir olmayı ise ALLAH teala bilir. hitabet sanatı olarak karşınızdaki kişi size ne şekilde hitabet ediyorsa bu dinin temel rüknü gereği sessizleştirilmiş bir silah gibi imani noktaları vurmaya başlar.
bu nedenle genç kızların asgari anlamda tesettürü şarttır. başörtüsü takmamak anadan üryan gezmek de değildir.
zira bir neslin namaz yükünü yükümlenmek istemiyorlarsa bu hususa riayet etmeleri gerekiyor.


efendimiz aleyhi ekmeltu tehaya rivayet gereği kadınların çoğunu cehennemde gördüğünü bildirir. bu bekleyiş namaz için olacaktır ve velevki mani olunan namazlar için de kendi nefislerini o cehennemde rehin bırakacaklardır.

ALLAH teala bizlerden razı olsun.
Degerli hado77 Kullanicisi Jul 2010 Tarihinden Beri İslami Forum, İslam, İslamiyet
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.