You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

"Öyleyse herkes, O’na şimdiden dehalet edip, adres bırakmalıdır!"

"Öyleyse herkes, O’na şimdiden dehalet edip, adres bırakmalıdır!"

>295457<
"Öyleyse herkes, O’na şimdiden dehalet edip, adres bırakmalıdır!"
"Öyleyse herkes, O’na şimdiden dehalet edip, adres bırakmalıdır!"

Allah Resûlü, büyük günah işleyenlere şefaat edecektir. Biz de, daha buradayken O’na adres bırakıyor, bize de şefaat etmesini istiyoruz. İçinizde, böyle bir talebi olmayacak birinin varlığını düşünemiyorum. Öyleyse herkes, O’na şimdiden dehalet edip, adres bırakmalıdır. Bu müracaatı O’nun duyacağından da kimsenin zerre kadar şüphesi olmasın. Görmüyor musunuz ki, namazda “Tahiyyat” okurken, diyor ve doğrudan O’na hitap ediyoruz. O duymasa, O’na hitap edilir mi? Demek ki, duyuyor ve Cenâb-ı Hakk da bizim, namazda O’na doğrudan selâm vermemizi istiyor!
***

[Resim: rose1.jpg][Resim: resul.jpg][Resim: rose1.jpg]



Allah Resûlü, fevkalade bir tevâzû insanıydı. Zaten büyüklerde, büyüklüğün alameti tevâzû; küçüklerde küçüklüğün âlameti ise, gurur ve tekebbürdür.454 O, tevâzûu nisbetinde büyüyordu. Evet O büyüktü, onun için de mütevâzi idi. “Kim tevâzû ederse, Allah (cc), onu yüceltir; kim de büyüklenirse, Allah (cc) onu zelil eder, alçaltır”455 diyor ve bunu hayatında da gösteriyordu. Herkes O’ndaki engin tevâzûya bakıyor ve büyüklüğün ne demek olduğunu anlıyordu.

Kibirlenenleri, çalım satanları Allah (cc) hep yerin dibine batırmıştır. İşte Karun, işte Sa’lebe, işte Fir’avn, işte Nemrud ve işte bütün şeddatlar!.


Tevâzû edeni, yüzünü yere koyanı da O yüceltmiştir. İşte Mûsâ (as), işte Îsa (as), işte İbrahim (as) ve işte Hz. Muhammed Mustafâ (sav)...



O’nda mahviyet, bir baş döndürücü derinlikdeydi. O, Allah’ın kulu ve resûlüydü. Gece, gündüz Rabbine kullukta bulunur, kullukta bulunurken de itidâli korur ve şöyle buyururdu: “İstikametten ayrılmayın, itidali koruyun ve devamlı istikamete yaklaşmaya çalışın.”456


İbadet de olsa, ifrat ve tefrit, Allah Resûlü’nün yolu değildi. O, tam bir itidal ve istikamet insanıydı. Zaten, istikamet, mü’minin beş vakit namazında, Cenâb-ı Hakk’tan talep ettiği yol değil mi? O yol ki, nebîlerin sıddîklerin ve şehidlerin yoludur. Âhirette onlarla beraber olmak isteyenler, dünyada onların gittiği yoldan gitmelidirler.



Dinin ruhu, kolaylıktır. Onu ağırlaştıran, neticede kendisi mağlup olur ve dini yaşanmaz bir mükellefiyetler yığını hâline getirir. Halbuki, istikamet dairesinde yaşanan din, kolaylığın tâ kendisidir. Bu husus başka bir hadîs-i şerifte de şöyle buyrulur: “Şüphesiz ki bu din kolaylıktır. Kim bu dîni zorlaştırırsa din ona gâlib gelir.” 457

Allah Resûlü, dini nasıl yaşadı ve nasıl yaşanmasını istedi ise, insanın güç yetirebileceği dînî hayat, işte odur! “Bilin ki, sizden hiçbiriniz ameliyle kurtulamaz.”
Bir insan, gece gündüz ibadet etse, Esved b. Yezid enNehaî, Mesrûk veya Tâvûs gibi kullukta bulunsa, bu ameller, onun kurtuluşu için yetmeyebilir.


Sahâbe, Allah Resûlü’nden, yukardaki hadîsi duyunca, hemen akıllarına Efendimiz gelir. Çünkü onlar için, Allah Resûlü’nün durumu hem bir kıstas hem de emniyet ağırlıklıdır. Bu itibarla da, hemen O’nun akibetini sorarlar: ’Sen de mi (amelinle kurtulamazsın) Yâ Resulallah? ’

İşte mahviyet, işte Allah (cc) karşısında kulun takınması gereken tavır ve kendi büyüklüğü ölçüsünde müthiş bir cevap: “Evet, ben de. Eğer Rabbim beni katından bir rahmet ve lütufla kucaklamazsa...”458


Mahviyet, demiştik; işte O’nda mahviyet, bu kadar derin ve bu kadar köklüydü.
O’nun bir mahviyet örneği olduğunu bir kere daha hatırlatıp, ibadetteki derinliğine intikal etmek istiyorum:
O, bir hadîslerinde: “Benim şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenleredir”459 buyururlar.


[Resim: ravza1.jpg]


Allah (cc), O’nun şefaat hakkını ötelerde böyle değerlendirecektir. Zaten bizim bütün ümidimiz de bu değil mi? Sonsuz günah işledik, ama, yine de boyunlarımızda tasma, O'nun, azât kabul etmez köleleri olduğumuzu itiraf ediyor, bizi de şefaatı içine almasını istiyoruz.
Günahkârız, ancak başka kimseye kulluk yapmadık. Olduksa onun kapı kulları olduk ve bu hissimizi Mevlânâ’nın sözleriyle dile getiriyoruz:

“Kul oldum, kul oldum, kul oldum!
Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.
Kullar âzad olunca şâd olur;
Ben Sana kul olduğumdan dolayı şâd oldum.”


Ve, inanıyoruz ki, bizim bu yalvarış ve yakarışlarımız, Cenâb-ı Hakk tarafından duyulup is’af buyurulduğu gibi şefaat arzumuz da mevsimi gelince, Allah Resûlü tarafından lütfedilecektir. Bu mülâhaza ile kapısının tokmağına bir kere daha dokunuyor ve “Şefaat Ya Resûlallah!” diyoruz.


Allah Resûlü, büyük günah işleyenlere şefaat edecektir. Biz de, daha buradayken O’na adres bırakıyor, bize de şefaat etmesini istiyoruz. İçinizde, böyle bir talebi olmayacak birinin varlığını düşünemiyorum. Öyleyse herkes, O’na şimdiden dehalet edip, adres bırakmalıdır. Bu müracaatı O’nun duyacağından da kimsenin zerre kadar şüphesi olmasın. Görmüyor musunuz ki, namazda “Tahiyyat” okurken, diyor ve doğrudan O’na hitap ediyoruz. O duymasa, O’na hitap edilir mi? Demek ki, duyuyor ve Cenâb-ı Hakk da bizim, namazda O’na doğrudan selâm vermemizi istiyor!


İşte, şefaat dairesini bu kadar geniş tutan Allah Resûlü, bakın başka bir hadîsinde ki zaten bizim üzerinde durmak istediğimiz hadîs de budur önce en uzak daireden başlayıp, en yakın daireye kadar, kavim ve kabilesine seslenerek şöyle buyuruyor: “Ey Kâ’b b. Mürreoğulları! Nefsinizi Allah’tan satın almaya bakın; zira ben, âhirette sizin adınıza birşey yapamam! Ey Abdimenâfoğulları! Nefsinizi Allah’tan satın almaya bakın; zira ben, âhirette sizin adınıza birşey yapamam!
Ey Abdülmuttalipoğulları! Nefsinizi Allah’tan satın almaya bakın; zira ben, âhirette sizin adınıza birşey yapamam!”460


O gün, değişik kabile ve kavimler, içlerinden çıkan şair ve muhariplerle övündüğü ve bunları birer gurur vesilesi yaptıkları bir dönemde, Allah Resûlü’nün bu sözleri, mahviyet ve tevazu adına çok mühimdir. O ki, bir şair, bir muharip değildir. O, Kainatın Efendisi ve son peygamberdir. Buna rağmen, kavim ve kabilesine, Allah (cc) huzurunda birşey yapamayacağını söyleyerek, onların, “Nebî bizden çıktı”, deyip kendilerini başkalarından üstün görme ihtimalini, daha işin başında söküp atıyor ve onlara sorumluluklarını hatırlatıyordu.


Kendisine en uzak kabile ve oymaktan başlayıp tedelli yoluyla en yakınlarına geldi ve: “Ey Allah Resûlü’nün halası Safiyye! (Sen de nefsini Allah (cc)’tan satın almaya bak), zira âhirette senin adına da birşey yapamam!”461 buyurdu.


O Safiyye (r.anha) ki, Hz. Hamza (ra) ’nın kız kardeşiydi. Uhud’da Hamza (ra) şehid olunca, kardeşini görmek istemiş, Allah Resûlü de, dayanamaz diye mâni olmaya çalışmış; fakat bu yiğit kadın, Allah’a ulaşmış bir ruhu görmek için mi, hınçla bilenmek için mi.. gitmiş o paramparça olmuş cesedi doya doya seyretmişti.. evet güçlü ve iradeli bir kadındı. Ancak bir erkek O’nun kadar metin olabilirdi. Safiyye (r.anha) ki, Allah Resûlü’nün "Havarim” dediği Zübeyr (ra) ’in de anasıydı462.

Safiyye (r.anha) ki, zâlim Haccac’a karşı Ka’be’yi müdafaa ederken, asılmak suretiyle şehid olan Abdullah b. Zübeyr’in babaannesiydi 463. Ve bütün bunlardan öte, o Safiyye (r.anha) ki, Allah (cc) Resûlü’nün öz halasıydı. Buna rağmen İki Cihan Serveri, ona da böyle diyordu...



Evet, Allah Resûlü bir temkîn, tedbir ve denge insanıydı; bazı kendini bilmezlerin yaptığı gibi, âhirette herkese el uzatabileceğini söylemiyordu. Hatta el uzatacağını söyleyemedikleri arasında, kendi kızı, ciğerpâresi, peygamberlik günlerinin tek gönül meyvesi, Hz. Fatıma (r.anha) da vardı ve işte şimdi de ona da aynı şeyleri söylüyordu: “Ey Muhammed (sav) ’in kızı Fatıma! (Sen de nefsini Allah (cc) ’tan satın al); zira âhirette senin adına da birşey yapamam.”464


O Fatıma (r.anha) ki, gözüne ve hayaline hiçbir günah girmeden, Hz. Ali (ra) ile evlenmişti. Zâten yaşı 25 olmadan da vefat edip gitmişti. Arkadan gelen bütün evliya, asfiya onun nurlu neslinin semeresiydi... O ki, sağnak sağnak vahiy yağan Nebî evinde yetişmişti. O ki, Allah Resûlü, onun hakkında “Fatıma benden bir parçadır”465 buyurmuştu... Ve yine o ki, cennet kadınlarının efendisi olduğu bildiriliyordu466. Ama ona da Allah Resûlü, evet bu Fatıma (r.anha) ’ya da “Kendini Allah’tan satın almaya bak! Nefsinin ipoteğini çözdürmeye çalış!” diyordu.


Hayatını bu ölçüler içinde geçiren, Allah (cc) ’a karşı edep ve saygıda zerre kadar kusur etmeyen ve kendisini, büyüklüğünün alameti olarak, bir “hiç” gören ve amellerine bel bağlamayan bu Zahidler Zahidi, bu insanların Allah’tan en çok korkanı ve bu, âhiretin ne demek olduğunu herkesten iyi bilen zat, hiç imkân ve ihtimal var mı ki, günah işlesin, inhiraf etsin, çizgisini kaybetsin! Sonsuz defa hâşâ!

M.F.G-SONSUZ NUR'DAN
...Aç sineni açabildiğin kadar ummanlar gibi olsun, inançla geril insana sevgi duy, kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül...



Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: "Öyleyse herkes, O’na şimdiden dehalet edip, adres bırakmalıdır!"
rabbim tüm müslümanları peygamber efndimizin şefaatine nail kılsın zehracım paylaşım için allah razı olsunok
Bunu ilk beğenen sen ol.
>295457<
Cvp: "Öyleyse herkes, O’na şimdiden dehalet edip, adres bırakmalıdır!"
amin inşallah.Rabbim senden razı olsun simayım...
...Aç sineni açabildiğin kadar ummanlar gibi olsun, inançla geril insana sevgi duy, kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül...



Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: "Öyleyse herkes, O’na şimdiden dehalet edip, adres bırakmalıdır!"
simayım Adlı Kullanıcıdan Alıntı:rabbim tüm müslümanları peygamber efndimizin şefaatine nail kılsın zehracım paylaşım için allah razı olsunok

aminn...

şefaat ya Rasulallah...
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.