You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

OY KULLANMANIN HÜKMÜ

OY KULLANMANIN HÜKMÜ

Forumcu
OY KULLANMANIN HÜKMÜ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd alemlerin Rabb’ı olan Allah’a mahsustur.Salat ve selam onun nebisine ali beytine ve tüm hidayete tabi olanların üzerine olsun..

Bilindiği gibi oy kullanma meselesi asrımızın tartışmalı meselelerindendir. Bir grup Müslüman tevhide aykırıdır diye konuyu baştan reddetmiş,başka bir grup insanda özellikle maslahat ismi altında oy kullanılabileceği görüşünü benimsemişlerdir. Bazı kardeşlerim benden kuran ve sünnet ışığında bu konu hakkında bir yazı yazmamı talep ettiler.Bende yüce Allah’tan yardım talep ederek diyorum ki;

Genelde insanlar bu meseleye yaklaşırken falan hoca cevaz verdi,falan hoca asla olmaz dedi,bir başkası kullanmayız kullanana da bir şey demeyiz gibi düşüncelerle yaklaşmışlardır..Oysa Allah cc kendini islama nispet edip,iman ettiklerini iddia eden insanlara tartışmalı meselelerde nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini kuranda belirtmiştir..

‘’Allah’a resulüne ve sizden olan ululemre itaat ediniz.Eğer bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz,Allah’a ve ahret gününe inanıyorsanız işi Allah’a ve resulüne götürün’’ buyurmuştur.
‘’Senin Rabbine andolsunki onlar aralarında çıkan çekişmelerde seni hakem tayin edip,verdiğin hükme hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar’’ buyurmuştur..

İşte bu ve benzeri ayeti kerimeler,mümin olduğunu idda eden insanların,anlaşamadıkları meselelerde izlemeleri gereken yolu beyan etmektedir.ayetler dikkatle incelendiğinde ilk ayette yüce Allah,Allah’a ve ahret gününe iman ettiklerini pratik olarak göstermek isteyen insanların,çekişmeli mevzularda meseleyi Allah’a ve resulüne getirmelerini istemekte,ikinci ayette ise çıkan hükme rıza göstermeyecek olanların,veya çıkan hükümden rahatsız olacakların,veya teslim olamayacakların asla ve asla iman edemeyeceklerini belirtmektedir..
Bizde bu ayetlerden yola çıkarak kuran,sünnet ve peygamber(s.a.v) fiili yaşantısından oy kullanan bir insanın nasıl bir suç işlediğini anlatmaya çalışacağız..

OY KULLANAN BİR SEÇMENİN MUHALEFET ETTİĞİ ŞER’İ NOKTALAR.

1-)OY KULLANMAK YÜCE ALLAHA AİT OLAN BİR VASFIN ONDAN BAŞKASINA VERİLMESİDİR.

.Yüce Allah Yusuf süresi 40.ayeti kerimede;‘’HÜKÜM SADECE VE SADECE ALLAHINDIR’’diyerek hüküm ve hükmetme yetkisinin sadece ona ait bir özellik olduğunu işte böyle tekidle vurgular.

Şimdi şöyle bir düşünelim seçmen oy verdiği parti veya vekillere nasıl bir yetki veriyor?

Oy verilerek başa getirilen parti veya vekiller artık o ülkede kanun yapma,ülkeyi yönetme hakkına sahiptirler.hatta bu partilere yöneten egemen olan güç manasında İKTİDAR PARTİ denir.O zaman yüce Allah’a ait olan bu özellik artık oy vesilesiyle başka bir varlığa verilmiştir.

Adamın biri dese ki; ben her şeyi her anda her yerde görme vasfına sahibim,veya dese ben mutlak olarak gayb ilmini bilirim.Biz hiç çekinip tereddüt etmeden bu adama müşrik deriz.Çünkü bu adam yüce Allah’a ait olan bir sıfatı, kendi nefsine vermiştir.Veya Mekkeli müşrikleri düşünelim.Bu insanlar Allah cc yaratıcı olduğunu, rızk verdiğini,kabul ediyorlardı. peki neden Allah cc bu insanlara müşrik demişti?Çünkü bu insanlar Allah’a ait olan fayda ve zarar verme,ona dua edip ondan isteme vs. vasıfları, Salih insanların heykeli dedikleri taş parçalarına vermişlerdi.

Aynı şekilde ne isim adı altında olursa olsun, bugün Allah’ın yönetme ve hükmetme yetkisini Allah’ın dışındaki varlıklara veren insanlarda şirke düşmüşlerdir.Ki yüce Allah bunu daha net bir şekilde şöyle beyan eder;’

O ALLAH HÜKMÜNDE HİÇ KİMSEYİ KENDİNE ORTAK KOŞMAZ’’ .

‘’YOKSA ALLAH’IN İZİN VERMEDİĞİ KONULARDA ONLARA KANUNLAR YAPAN ORTAKLARIMI VARDIR’’

İşte oy kullanarak Allah’ın izin vermediği konularda kanun yapanlara bu fırsatı veren seçmen, ayetin nassıyla Allah’ın dışında ortaklar edinmiştir..

‘’SİZEDE ALLAHIN DIŞINDA İBADET ETTİKLERİNİZE DE YAZIKLAR OLSUN.AKLETMEZMİSİNİZ??? ..


2-)OY KULLANMAK YÜCE ALLAHIN DIŞINDA RAB EDİNMEKTİR.

Medaricu-s salikin kitabında ibni kayyım rububiyet tevhidini açıklarken;’’RUBUBİYET YARATMA VE HÜKMETMENİN SADECE ALLAHA MAHSUS OLUŞUDUR’’diye tanımlamıştır.yani bir insan yaratma ve hükmetme yetkisini kime ait kılıyorsa onun rabbı odur..yine kuranı kerimde naziat süresinde firavunun şu sözüne dikkat edelim.’’sizin yüce olan rabbiniz benim’’..müfessirlerden Fahreddin er-Razı bu sözü şöyle açıklar;’’kimsenin benim halkım üzerinde benden başka emir ve yasak koyma yetkisi yoktur.

Peki şöyle bir soru soralım?

Acaba bugün yönetme yetkisini oy kullanarak, yüce Allah’tan başkalarına veren insanlar,bu yetkiyi verdikleri varlıkları rab edinmişler midir?

Cevabı yine kuran ve onu tefsir eden peygamberimizden alalım…tövbe süresi 31. ayette;

‘’ONLAR PAPAZLARINI VE RAHİPLERİNİ ALLLAHIN DIŞINDA RABLER EDİNDİLER’’

Peygamberimiz (s.a.v.) bu ayeti şöyle tefsir etmişlerdir.’’onlar Allah’ın helal kıldıklarını haram,haram kıldıklarını da helal kıldılar’’

İşte yüce Allah’ın emretme ve yasaklama,helal ve haram kılma yetkisini din adamlarına veren insanlara, yüce Allah ‘’onları rabler edindiler’’diye yaklaşıyor..bugün bu yetkiyi ve allahın helal ve haramlarını değiştirme yetkisini meclise girecek olan partilere, oy vererek veren insan da ayetin nassıyla onları Allah’ın dışında rabler edinmiştir…

‘’SİZEDE ALLAHIN DIŞINDA İBADET ETTİKLERİNİZE DE YAZIKLAR OLSUN.AKLETMEZMİSİNİZ??? ..
Degerli onuri Kullanicisi Apr 2010 Tarihinden Beri İmam Hatip
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: OY KULLANMANIN HÜKMÜ
3-)OY KULLANMAK ALLAHIN DIŞINDA İLAH EDİNMEKTİR

İLAH kelimesi için kamuslarda bir çok mana zikredilmiştir.Biz bu kelimenin manasını anlamak istiyorsak kurana baş vuralım.

‘’firavun-ey ileri gelenler-sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum dedi’’

Acaba firavun ilahlıktan neyi kastediyordu..Firavun ben sizin ilahınızım derken: Ben sizin yaratıcınızım,rızk vereninizim demiyor,bilakis ben sizin yöneticiniz,kanun yapanınızım demek istiyordu..Firavunun kastının bu olduğunu razi tefsirinde,alusi ruhul meani de ve mevdudi gibi alimler belirtmişlerdir..

Aynı sekilde İLAH kavramını anlamak için Mekke toplumuna gitmemiz yeterlidir.Çünkü Allah ve resulü bu toplumdan ısrarla lailaheillallah demelerini istemiştir..acaba neden bu insanlardan özellikle ‘’Allah’tan başka ilah yoktur’’ sözü istenmiştir de,’’Allah’tan başka rab yoktur’’ veya ‘’Allah’tan başka rızık veren yoktur’’gibi yine Allah’a ait olan sıfatları içeren sözler istenmemiştir?

Bunu anlamak için Mekke toplumunun içinde bulunduğu şirk çeşidini anlarsak, ilah kavramının manası kendiliğinden açığa çıkacaktır..Mekke toplumunda başlıca iki şirk çeşidi vardı.Varolan diğer şirkler ya bu iki çeşidin kısımlarından veya bu iki kısmın sonuçları mahiyetindeydi.

a-dua,adak,secde, vb ibadetlerin aracı olduklarına inanılan bir takım varlıklara yapılması
b-hayat nizamını,Allah ve onun şeriatı değil,o günün parlamentosu olan darunnedvede bir takım kabile reislerinin belirlemesiydi..

İşte böylesi bir ortamda yüce Allah o kavimden tek ilah olarak onu benimsemelerini istemişti..yani tüm ibadetlerini ona yapacak,ve yönetme yetkisini var olan parlamentoda ki kabile reislerine değil ,yüce Allah’a vereceklerdi..

Acaba o günün insanları bu yetkiyi kabile reislerine tanıyınca, kendilerinden kelime-i tevhit istendiyse,bugün bu yetkiyi modern kabile reisi olan parti ve milletvekillerine,oy aracılığıyla veren insanlara,yeniden din gelse hangi kelime istenirdi?????

‘’SİZEDE ALLAHIN DIŞINDA İBADET ETTİKLERİNİZE DE YAZIKLAR OLSUN.AKLETMEZMİSİNİZ??? ..


4-)OY KULLANMAK DİNE GİRİŞİN İLK ŞARTI OLAN ‘’TAĞUTU RED ETMEK’’ İLKESİNE AYKIRIDIR…

Yüce Allah ayeti kerimede ‘’Kim tağutu inkar eder.Allah’a da iman ederse muhakkak ki kopmayacak olan sapasağlam kulpa yapışmıştır’’ buyurmuştur.tağutu inkar edenlerin yapışacağı sapasağlam kulp tefsirlerde;’’kelime-i tevhit’’,’’iman’’,’’islam’’vb şekillerde tefsir edilmiştir.ama hepsinin ortak noktası dindir.yani ayeti kerime bir insanın dine veya kelime-i tevhide girebilmesi için iki şart koşmuştur.’’TAGUTU İNKAR’’ve ‘’ALLAH’A İMAN’’..

Ayeti kerimede –men- şart edatı kullanılmıştır .Usul alimlerimiz şartı tanımlarken; Şart, kendisi olmadığı zaman şart koşulan hükmünde olmadığıdır.Bir örnekle açıklayalım;Abdest namazın şartlarındandır.Abdestsiz namaz kılan insanın namazı geçersizdir.Aynı şekil tağutu inkar dine girmenin ilk şartıdır.tağutu inkarsız bir din veya kelime-i tevhit geçersizdir.nasıl ki abdestsiz namaz kılan adam, ne kadar fazla kılarsa kılsın,ne kadar tadili erkana riayet ederek kılarsa kılsın, namazı geçersizse,tağutu inkar etmeyen bir adamında dini vecibeleri ne kadar yerine getirse de bu iddiası geçersizdir..

Aynı şekilde tağutu inkarın İslamdaki öneminden olsa gerektir ki,Allah kendine imandan önce tağutu inkarı zikretmiş,ve gödermiş olduğu tüm peygamberlerin ortak davetinin insanları tağutu inkara çağırmak olduğunu bildirmiştir..

‘’Muhakkak ki biz her kavimde insanları Allah’a ibadete ve tağuttan uzak durmaya çağıran bir peygamber gönderdik….’’

Acaba bütün peygamberlerin ortak daveti olan ve dine girişin, kelime-i tevhidin ilk şartı olan,inkar edilmesi gereken, uzak durulması gereken bu tağut nedir??yine cevabı kuranı kerimin ilgili ayetlerinden bulalım.tefsir ehlince malumdur ki kuran önce kuranla tefsir edilir.çünkü yüce Allah’ın sözünden ne murat ettiğini en iyi ifade edecek olan,yine kendine ait olan kurandır..İçerisinde tağut kelimesinin geçtiği ayetlere bakılacak olursa tağutun manası ve özellikleri anlaşılacaktır..

‘’Allah, iman edenlerin dostudur.onları karanlıklardan aydınlıklara çıkarır.kafirlerin dostu ise tağuttur.onları aydınlıklardan karanlıklara çıkarır’’ .
Bu ayetten anlaşılan insanları vahyin aydınlığından küfür, şirk ve zulmün karanlığına götüren her şey tağuttur.

‘’Sen,sana ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini zannedenleri gördün mü?onlar tağuta muhakeme olmak isterler,oysa onlar onu inkar etmekle emrolunmuşlardı’’ .
Bu ayette de Allah ve şeriatının dışında insanların baş vurduğu her türlü mercinin, kanunun, şahsın tağut olduğu anlaşılıyor.

‘’İman edenler Allah yolunda,kafirler ise tağut yolunda savaşırlar’’
Bu ayetten de Allah’ın ordularının dışında,onun yolunun dışında bir amaç için çarpışanların tağut oldukları ve ordularının da tağuti ordular olduğu anlaşılıyor.
Şimdi asıl meselemize geçelim.Acaba bügün seçmenlerin kendilerine oy verdiği parti ve vekiller tağutun sıfatlarını kendilerin de bulunduruyorlar mı??bunu yaparken de piyasada bilinen en iyi partileri düşünelim..

-İnsanları vahyin aydınlığı olan ‘’hüküm sadece ve sadece Allah’ındır’’ düsturundan,demokrasinin karanlığı olan ‘’egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’’düsturuna çağırmıyorlar mı???

-Bunların iktidardayken yürürlükte tuttukları ve her geçen gün yenisini ekledikleri kanunlar,yüce Allah’ın şeriatının dışında olan tağuti kanunlar değil midir?

-Yüce Allah’ın dinine açıktan düşmanlık yapan polis,asker vb kuruluşlar bunların elinde olan bakanlıklara bağlı kuruluşlar değil midir??,Uluslararası terör antlaşmaları adı altında dünya Müslümanları ile her türlü mücadeleyi verenler,ve bu antlaşmalar gereği İsrail,Amerika vb ülkelerle sıkı çalışma içerisinde olanlar bizzat bu şahıslar değil midir???

Bu içlerinde kendini İslam’a nispet eden ve en muhafazakar görünen-ama asılda en tehlikeli olan-partilerdir.oy verip başa getirilen insanlar görüldüğü üzere ya bizzat tağutlaşmakta veya başa geldikleri tağuti sistemin çarkında döndüklerinden dolaylı mecburen tağutlaştırılmaktadırlar.işte oy veren insan, dine girmenin ilk şartı olan tağutu inkar etmek bir yana,onlara oy vererek onları desteklemektedir.

‘’SANA VE SENDEN ÖNCE İNDİRİLENLERE İMAN ETTİKLERİNİ ZAN EDENLERİ GÖRMEDİNMİ?ONLAR TAĞUTA MUHAKEME OLMAK İSTİYORLAR,OYSA ONLAR ONU İNKAR ETMEKLE EMROLUNMUŞLARDI’’

Allah bu ayetlerde münafıklardan bahsediyor-bazı tefsirlere göre-…onlara, inkar edin denilen tağuta başvurduklarından münafık damgası vurulmuştu..Acaba kendisine inkar et diye emredildiği halde,günümüz tağutlarına oy veren zavallılara kuran ayetleri inse ne derdi?
Veya konu başındaki örneğimizi tekrar hatırlayalım.Allah abdest namazın şartıdır diyor.adamın biride ben abdestsiz de namaz kılsam olur diyor…Allah tağutu inkar etmeden Müslüman olamazsın diyor.Adam ben tağutu inkar da etmem,oyumla destek de veririm Müslüman da olurum diyor..

‘’SİZEDE ALLAHIN DIŞINDA İBADET ETTİKLERİNİZE DE YAZIKLAR OLSUN.AKLETMEZMİSİNİZ??? ..
Degerli onuri Kullanicisi Apr 2010 Tarihinden Beri İmam Hatip
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: OY KULLANMANIN HÜKMÜ
5-)OY KULLANMAK RESULULLAH (S.AV.) İN METODUNA MUHALEFET ETMEKTİR..


‘’Eğer bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz,Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız işi Allah’a ve resulüne götürün’’

’Senin Rabbine andolsunki onlar aralarında çıkan çekişmelerde seni hakem tayin edip,verdiğin hükme hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar’’
‘’Kim Resüle itaat ederse muhakkak ki Allah’a itaat etmiştir.’’

‘’Allah’a ve resülüne itaat ediniz.umulur ki merhamet edilirsiniz’’

Yüce Allah kendine imanın ve ahiret gününe imanın gereği olarak tüm insanlıktan, resülüne itaati istemiştir.ve Resüle itaat edecek olanların yüce Allah’a itaat ettiklerini bildirmiştir..Yalnız Resüle itaat bazı sapkınların anladığı gibi helaya girerken,yatağa girerken,bıyık keserken vs gibi yerlerle yetinmek değil,bilakis resulün(s.a.v) din alanında yapmış olduğu tüm fiiliyatına tabi olmaktır.Ve bunun en başında dinin nasıl yayılacağı,nasıl bir metot izleneceği,nereden ve nasıl başlanılacağı gibi mevzular gelir.konumuzla ilgili olan kısma geçecek olursak;

Siyer kitaplarına bakıldığı zaman,Mekke döneminde peygamberimizin iki veya üç defa o günün parlamentosu olan darü’n nedveye çağırıldığı ve reddettiği herkesin malumudur.ve verdiği cevabın ilk sözü üzerinde düşünülmeye değerdir.’’ben bununla gönderilmedim’’.Evet peygamberimiz bununla gönderilmemişti.O Ebu Davut ve Ahmet’in rivayet ettikleri bir hadisinde ‘’Ben kıyametten önce sadece Allah’a ibadet edilsin ve şirk koşulmasın diye kılıçla gönderildim ve benim rızkım mızrağımın gölgesinde kılındı demiştir’’.Yani o şirk meclislerine girmek,onları oy ve şakşakçılık yaparak desteklemekle değil,kılıç ile bu şirk merkezlerinin ortadan kaldırılması için mücadele vermek için gönderilmişti.

Bugün varolan parlamentolarla o günün darunnedvesi arasında ne fark vardır.Orda da Allah’ın kanunlarının dışında kanunlar ile hayat nizamı belirleniyor,bugünün şirk merkezi olan TBMM de.

Peygamberimiz (s.a.v.) bu kadar açık bir şekilde bu parlamentoları reddetmesine rağmen,bugün verdiği oylarla kendi yerine vekil olarak başkalarını aynı mahiyetteki meclislere gönderen insan, acaba lisanı hali ile ne demek istiyor??veya peygamberimize ne kadar büyük bir muhalefet içerisinde olduğunu biliyor mu?Allah peygambere itaati emrettiği gibi,ona itaat etmeyenleri de küfür ve şirkle itham etmiştir.

‘’Deki Allah’a ve Resulüne itaat edin.Eğer yüz çevirirlerse Allah kafirler gurubunu sevmez’’

‘’O resulün emrine muhalefet edenler kendilerine bir fitnenin ve elim verici azabın isabet etmesinden sakınsınlar.’’

‘’Onlar Allah’a resülüne iman ettik ve itaat ettik derler.Sonra onlardan bir grup itaatten yüz çevirir.onlar iman etmiş değillerdir.’’


6-)OY KULLANMAK İSLAMDAKİ CİHAD ANLAYIŞINA AYKIRIDIR.

Yüce Allah müminlerin güç sahibi oldukları dönemde cihadı farz kılmıştır.Evet şirkin var olduğu toplumlarda,şirk var oldukça cihat da vardır.

‘’Cihat sizin üzerinize farz kılındı FAKAT O SİZE SEVİMSİZDİR’’

‘’Fitne(şirk) kalkıp,din sadece Allah’ın oluncaya dek onlarla savaşın’’

Eğer müminler bu kuvvet ve imkanlara sahip değilseler,yüce Allah onları başıboş bırakmamış,ne yapmaları gerektiğini yine öğretmiştir.

‘’Gücünüz nispetinde onlara(kafir ve müşriklere) karşı kuvvet ve savaş atları hazırlayın.’’

Bunun da mümkün olmadığı yerde,yani imkansızlıkların had safhaya ulaştığı yerlerde-ki bunun en güzel örneği Mekke dönemidir-davet istenmiştir.Tevhit ve şirkin anlatılması,dinin
Allah’tan indiği gibi insanlara ulaştırılması söz konusu olur.Peygamberimiz’ın (sav) mekkede yaptıkları gibi.Ama dikkat edilirse hiç bir aşamada şirki desteklemek,onlarla beraber çalışmak,onların çarkının dönmesi için oy vb usullerle onların yanında yer almak yoktur.İslam sürekli şirkin karşısındadır.ya silahla,ya davetle,hiçbirini yapamazsa dahi kalb ile kin besleyerek şirkin karşısındadır.

Evet asıl konumuza dönecek olursak;acaba oy vererek şirk merkezlerine adam yollayan,buna razı olan ve Müslüman olduğunu iddia eden-İslam ondan oda İslam dan beridir_seçmen acaba Allah’ın şirk ve ehliyle mücadele merhalelerinden hangisindedir??yoksa hiçbirini yerine getirmediği gibi,şirkin devamı ve işlevi için oy kullanarak şirk ehlinin safında mı yer almaktadır.??
‘’SİZEDE ALLAHIN DIŞINDA İBADET ETTİKLERİNİZE DE YAZIKLAR OLSUN.AKLETMEZMİSİNİZ??? .
Degerli onuri Kullanicisi Apr 2010 Tarihinden Beri İmam Hatip
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: OY KULLANMANIN HÜKMÜ
7-)OY KULLANAN SEÇMEN OY VERDİĞİ MÜESESENİN TÜM SUÇLARINA ORTAKTIR.

Bilindiği gibi parti milletvekillerinden oluşur.Yönetimde söz sahibi olacak parti veya vekiller seçmenlerin oyları ile belirlenir.Bu şekilde demokrasilerde insanlar partiler arcılığıyla yönetimde söz sahibi olurlar.Bir başka deyimle verilen oy insanın vekalet vermesi gibidir.Zaten oy verilen şahsa milletvekili denir.yani oy veren seçmenlerin yönetimdeki vekili.

Vekil ne demektir?

Vekil insanın belirli veya genel bir konuda herhangi bir şahıs veya kuruma,kendi adına tasarruf hakkı vermesidir.İslam hukuku ve diğer beşeri hukuklarda vekalet veren insan,vekalet verdiği konuda,vekilinin yaptığı her tasarrufta pay sahibidir ve gelen sonuçlara katlanmak zorundadır.Bunun en güzel örneği peygamberimizin hayatıdır.Bir kavimle savaş yapmak istediği zaman,önce onları İslam’a davet ederdi.Yalnız bu daveti tüm kabile fertlerine değil,sadece yönetimde olan adama sunardı.Eğer kabul ederse savaşmaktan vazgeçilir,etmezse de o kavimle savaşılırdı.Buradan çıkan sonuç şudur:her kavim kendine razı olduğu yöneticinin tasarruflarından sorumludur.

Bu girişten sonra; varolan sistem de oy vererek kendine yönetimde vekil tayin eden seçmenin,verdiği vekalet aracılığıyla ortak olmuş olduğu suçlara bir göz atalım.Aynı zamanda bu bölüm önceki bölümlerin toplayıcısı ve özeti mahiyetinde olacaktır.

a-Kanun yapma ve Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeme
Yönetime seçmenin oyuyla gelen vekiller,Allah’ın kanunlarının dışındaki kanunları yürürlükte tutmakta,ve ihtiyaç olduğu zamanda kendi heva heveslerine uygun yeni kanunlar yapmaktadırlar.Seçmen bu işlem sonucu ortaya çıkan rablik ve ilahlık suçuna ortaktır. Sebebi de konu başında dediğimiz gibi,bu suçu işleyen vekilin,seçmenin vekaletiyle işlemesidir.

‘’Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridirler’’

‘’Onlar papaz ve rahiplerini Allah’ın dışında rabler edindiler’’

‘’Yoksa Allah’ın izin vermeği konularda onlara kanunlar yapan ORTAKLARI MI VARDIR?’’

İşte seçmen Allah’ın izin vermediği konularda,kanun yapan bu insanlara,kanun yapma fırsatını kendi oyu ile yani vekaleti ile verdiğinden,bu suça ortaktır.

b-Kafirleri dost tutma suçuna ortaktır.

‘’müminler kafirleri müminlerin dışında dost edinmesinler.kimde bunu yaparsa Allah’la bir şeyi(bağlantısı) kalmamıştır.’’

‘’o münafıkları elim verici bir azapla müjdele.onlar ki kafirleri müminlerin dışında dost tutarlar.’’

‘’Ey iman edenler Yahudi ve hristıyanları dost edinmeyin.Onlar birbirlerinin dostudurlar.Sizden kim onları dost tutarsa oda onlardandır.’’

Şu ayetlerden açıkça anlaşılıyor ki kafirleri dost edinmek, küfürdür.Bugün seçmenin oy vererek başa getirdiği parti veya vekiller,başta Amerika ve İsrail olmak üzere Yahudi ve hristıyanları dost edinmişlerdir.Hatta Uluslararası terör mücadelesi adı altında,aslında İslam ve mücahitlere karşı başlatılmış olan haçlı seferlerine, t.c. yönetimi de bilfiil iştirak etmiştir.Seçmen bu partilere oy kanalıyla verdiği vekaletten dolayı,vekalet hukukuna binaen,partinin kafirleri dost tutma suçuna müşterektir.

c-Allah’ın dini ile dalga geçme ve alaya alma suçuna müşterektir.

‘’Size kitapta şu hüküm indirildi.Allah’ın ayetlerinin alay konusu edildiği veya inkar edildiğini işittiğiniz meclislerde,onlar başka söze dalıncaya kadar onlarla oturmayın.YOKSA SİZDE ONLAR GİBİ OLURSUNUZ’’

‘’Yoksa Allah’la,ayetleriyle,resulüyle dalgamı geçiyordunuz.özür dilemeyin imanlarınızdan sonra küfre girdiniz’’

Seçmenin oyu ile vekalet vererek yönetime gönderdiği,vekillerin bulunduğu millet meclisinde Allah’ın ayetlerini ve dini küçümseme ve inkar bir marifettir.Aynı şekilde yönetimin kontrolünde olan televizyon ve radyolarda dinle alay ve din unsurlarını küçümsemeye yönelik film,dizi,programlar ekranların vazgeçilmezidir.Mecliste yürürlükte tutulan kanunlar,ve her geçen gün yenisin eklendiği yasaların tümü Allah’ın kanunlarını inkar içeriklidir.

İşte seçmen oyu ile bu küfrün işlenmesine vekalet verdiğinden dolayı,vekalet hukuku gereği bu suça müşterektir.

d-Sistem de yürürlükte olan tüm haramlara ortaktır.

Hangi parti ve şahsa oy verilirse verilsin,başa geçecek sistem de fuhuş,zina,içki,faiz,genelevi işletmeciliği,rabbim Allah’tır diyenlere işkence,başörtü yasağı vb şeriatımızda herkesçe malum olan haram ve küfürler mevcuttur. İşte oy vererek partisini yürürlükte olan bu haramların çarkını döndürmeye gönderen seçmen,istese veya istemese bu suçlara vekalet hukuku gereği müşterektir.
Degerli onuri Kullanicisi Apr 2010 Tarihinden Beri İmam Hatip
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: OY KULLANMANIN HÜKMÜ
KONU ETRAFINDA BİR KAC NOKTANIN AYDINLATILMASI….

Konu bu kadar açık ve net olmasına rağmen,konu etrafında dile getirilen bazı şeytani vesvese ve şüphelerden olsa gerek ,insanlar oy kullanma cürümünü işlemekteler.şunu unutmamak gerekir ki yeryüzünde şeytan aracılığıyla işlenen her suç,suçlular tarafından bir kılıf geçirilerek,önce meşrulaştırılmış daha sonrada bu suç işlenmiştir..yüce Allah Mekkeli müşriklerin haram aylarla oynamasını küfürde ziyadelik olarak belirttikten sonra ‘’ONLARA KÖTÜ AMELLERİ SÜSLÜ GÖSTERİLDİ’’ .demiştir.

Başka bir ayette’’işte biz böylece her peygambere insi ve cinni şeytanları düşman kıldık.onlar birbirlerine süslü sözü vahiy(fısıldarlar) ederler’’ .

Son dönemlerde çokça duyduğumuz şeytani fısıltılardan biri şöyledir;Biz oy kullanmasak da insanlar seçime katılmaktadır.öyle ise bizde oy kullanarak en iyi partiyi başa getirelim.

Öncelikle belirtelim ki yüce Allah bizlere,varolan küfür sistemlerinin devamının sağlanması,iyi bir başkan seçilerek yönetimin güzelleştirilmesi gibi bir sorumluluk yüklememiştir.bilakis kuran şirk ve küfrün yeryüzünden kaldırılıp,dinin yani otoritenin sadece Allah’ın oluncaya kadar savaşı emretmiştir. ‘’Cihat sizin üzerinize farz kılındı FAKAT O SİZE SEVİMSİZDİR’’
‘’Fitne(şirk) kalkıp,din sadece Allah’ın oluncaya dek onlarla savaşın’’
Yani müslümanın sorumluluğu şirki sistemi oy vb şekillerle iyileştirmek değil ortadan kaldırmaktır.buna da gücü yetmiyorsa bu merhalenin oluşabilmesi için kuvvet hazırlamalıdır.
‘’Gücünüz nispetinde onlara(kafir ve müşriklere) karşı kuvvet ve savaş atları hazırlayın.’’

Ama fıtratı gereği zalim ve nankör olan insan Allah’ın ona yüklediği asıl sorumluluğu unutmuş,kendi nefsini ilahlaştırarak en kolay ve rahat olan yolu seçmiştir.ve utanmadan sıkılmadan,alemlerin rabbını kandıracağını zannederek bu fiilini de islama mal etmiştir.

Bir başka grup da bu işledikleri küfrü maslahat kılıfıyla örtmeye çalışmaktadır.

Maslahat meselesi usulul fıkıh konusudur.Bazıları maslahat meselesine yaklaşırken,sanki kitaplarda var olan başlıkla yetinmiş,konunun içeriğini hiç okumamışlardır.Maslahattan bahseden alimlerimiz şöyle derler;
Bu konu usulün tartışmalı meselelerindendir.Şafii ve Hanefi fukahası maslahatı kabul etmemiştir.imam malik kabul etse de, mezhebinden bazı alimler maslahatın kabul edildiğine dair verilen örnekleri kabul etmemişlerdir.kabul edenler de üç şart çerçevesinde kabul ederler;

a-kuran ve sünnete muhalif olmayacak
b-maslahatın vukuu kesin olacak
c-maslahat genel olacak herkesi kapsayacak. ..Hatta imam şevkani bu şartlardan biri kaybolursa maslahat olmaz demiştir.Ayrıca alimler maslahatın kısımlarını açıklarken, ‘’maslahatu’l mülga’’diye bir kısımdan bahsetmişlerdir…yani kuran ve sünnet nasslarına aykırı ve muhalif olan maslahat,şeriatın iptal ettiği maslahattır.

Şimdi soruyoruz..?bu maslahat denilen oy kullanma safsatası,hangi ölçülere göre maslahattır.?.veya alimlerin zikrettiği hangi kurala uyan maslahattır???…
kuran ve sünnete muhalif olmayacak şartını;yukarıda zikrettiğimiz tüm deliller bunu çürüttü…
Maslahat genel olacak şartını;hala Müslümanlar işkence görüyor hala ceza evleri Müslümanlarla dolup taşmaktadır..nerede maslahatın genelliği..?
Maslahatın kesin vuku bulma şartı; vaat edilen hangi söz yapılabilmiştir..

Ayrıca hiçbir zaman şunu anlamamışımdır;nasıl olur da ben müslümanım diyen-yani Allah’a teslim oldum diyen-bir insan Allah’ın şirk dediğine maslahat diyebilir..bu nasıl bir teslimiyettir..Medine de yüce Allah’ın yapmayın dediklerini maslahat ve ıslah adı altında yapan insanlara Allah münafık damgası vurmuştu.

‘’onlara yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiği zaman onlar biz ıslah edicileriz derler.oysa onlar ifsat edenlerin ta kendileridir farkına varmazlar’’

tefsirlerde ibni Abbas’tan şöyle bir nakil yapılır..bunlara Medine’de bulunan Yahudileri dost tutmayın denmiş,bunlarda biz ara bulucuyuz adı altında onları dost tutmuştur. …şimdi yüce Allah bir şeyi yapmayın dediği topluluk,bu işi ıslah adı altında yapınca onlara münafık damgası vurmuştur…aynı şekil bugünün ıslahçıları Allah’ın şirk dediği bir fiili maslahat adına yapınca acaba bunlara ne demeli???

Veya şöyle bir düşünün peygamberimiz darunnedve-Mekke parlamentosu- önünden geçerken bazı sahabelerin içerde vekil olduğunu görse,bazılarının da sandık başında içerdekilere oy verdiğini…………..ve dese ki bana buraya girme teklif edildiği halde ben bunu ret ettim..onlarda sen reddettin ama biz girdik dese!!!!!veya maslahat ey Allah’ın resulü deseler!!!!! Örnek dahi ne kadar pis ve necis….peki o günün parlamentosu ile bugünün TBMM si arasında ne fark vardır??…Neden o gün böyle bir şeyin olması örnekte dahi mide bulandırıcı duruyor da,bugün mümkün…???..

‘’SİZEDE ALLAHIN DIŞINDA İBADET ETTİKLERİNİZE DE YAZIKLAR OLSUN.AKLETMEZMİSİNİZ??

-Bunların yanında bir başka grup da biz oy kullanmayız,ama oy kullanana da bir şey demeyiz..demekte….

Öncelikle İslam da ‘’bananecilik’’ diye bir olgu yoktur..kuranın mucizelerinden olan apaçık bir kitap oluşundaki hikmeti yüce Allah şöyle açıklar;
’’işte biz ayetleri böylece açıklarız ki,mücrimlerin(suçlu olanların) yolu belirginleşsin’’
kuran bananecilik anlayışını kökten reddeder.bir yerde suç işleniyorsa o suç ve suçu işleyenlerin yolu apaçık bir şekilde ortaya konacaktır ki,hidayet rehberi olan kuranın metoduna uyulmuş olsun..Peygamberimizin (sav) davet metodunda bu anlayış yoktur.Gönderildiği toplumun islemiş oldukları suçları on üç yıl işkence görmesine sebep olsa da, apaçık şekilde haykırmıştır.

İnsanlara iyiliği emredip,kötülükten nehy edenler en hayırlı ümmet olma vasfını hak etmiş;
‘’Siz insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz,iyiliği emreder kötülükten nehy edersiniz’’ …
Ve kurtuluşa erenler olmuşlardır;
‘’Sizden iyiliğe çağıran,iyiliği emredip,kötülükten sakındıran bir grup bulunsun.işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir’’
Bunun yanında bu görevi yapmayanlar ise lanetlenmişlerdir…;
‘’Beni israilden kafir olanlar İsa ve davudun dili üzerinde lanetlenmişlerdir.bu onların isyanları ve aşırılıkları sebebiyledir.onlar yaptıkları kötülüklerden birbirlerini sakındırmazlardı….’’

Acaba oy kullanmayanlar neden oy kullanmıyorlar?Tabiki kötülük olduğundan dolayı…eğer bu bir kötülük ise o zaman neden insanları sakındırmıyorlar?yoksa beni İsrail gibi onlar da lanetlenmeye mi razı olmuşlardır?en hayırlı ümmet olma,kurtuluşa erme gibi vasıflar hoşlarına gitmemiş midir…???

-Bunun yanında başka bir grup da TC de oy kullananlar genelde kelime-i tevhidi söyleyen insanlar olduklarından,ve namaz kıldıklarından bunlara kafir denilemeyeceğini savunmaktadır…

Biz soruyoruz bu sözün dayanağı nedir?namaz kılmanın,lailaheillallah demenin küfre girmeye mani olduğunu kim söylemiştir??
Acaba İslam alimlerinin fıkıh kitaplarında istisnasız açmış oldukları mürtet babı ne demektir?mürtedin tanımı şöyle yapılmıştır..
‘’İSLAMA GİRDİKTEN SONRA FİİL,SÖZ.NİYET İLE KÜFÜR AMELİ İŞLEYEN VE DİNDEN ÇIKAN İNSANDIR’’
Acaba insan kelime-i tevhidi nutk ettikten sonra dinden çıkmaz ve kafir olmaz ise neden alimler istisnasız böyle bir bab açmış,sayfalarca konu etrafında konuşmuşlardır…Galiba bizim bugün varolan akıllılar o gün olmadığından,bu alimleri kimse uyarmamış,onlarda bu boş işlerlere vakit harcamışlardır….!!!!
Kuranı kerimde yüce Allah Tevbe süresi 65-66 ayetlerde;
‘’Yoksa Allah’la,ayetleriyle,resulüyle dalga mı geçiyordunuz.özür dilemeyin imanlarınızdan sonra küfre girdiniz’’demiştir...Bu ayet islamın en zor savaşlarından olan tebük gazvesi dönüşü inmiştir..yani cihattan dönen insanlara Allah böyle hitap etmiştir.Demek ki yüce Allah’ın yanında BİR İNSAN KELİME-İ TEVHİDI DE SÖYLESE,NAMAZ DA KILSA,HATTA BUNLARLA YETİNMEYİP CİHAT DA ETSE,BU ONUN KAFİR OLMASINA ENGEL DEĞİLDİR!!!!!!!!!!!!!
Yine başka bir ayeti kerimede yüce Allah şöyle buyurur;
‘’muhakkak ki onlar küfür sözünü söyleyip,İslamlarından sonra küfre girmişlerdir’’ yine görüldüğü gibi tek kelime ile insanlar İSLAMLARINDAN SONRA KÜFRE GİRMİŞLERDİR..Demek ki yüce Allah’ın yanında insan ne kadar Müslüman olsa da ,tek kelime onun küfre girmesi için yeterlidir…

İslam alimlerimiz bir insan Müslüman da olsa eğer Allah’a veya resulüne söverse bunun kafir olacağında icm’a etmişlerdir..Neden Müslüman da olsa, bir insan Allah’a sövmek küfür olduğu için kafir oluyor da,oy kullanmak küfür olduğu halde insan kafir olmuyor…yoksa yeni bir din ve yeni bir fıkıh mı buldunuz da bizim haberimiz yok!!!!!! AKLETMEZMİSİNİZ??

Sonuç olarak;
Bu yazıyı sadece yanımda kuran varken yazdığımdan,bundan kaynaklanacak olan tüm eksiklerden dolayı kardeşlerimden özür dilerim….
Davamızın sonu alemlerin rabbi olan Allah’a Hamd etmektir….


Dualarınıza muhtaç kardeşiniz
Ebu Hanzala
Degerli onuri Kullanicisi Apr 2010 Tarihinden Beri İmam Hatip
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: OY KULLANMANIN HÜKMÜ
Ebu Hanzala kardeşimizden Allah c.c razı olsun.

yolu açık davada daim olsun.

Allah c.c yardımcısı olsun.
Degerli onuri Kullanicisi Apr 2010 Tarihinden Beri İmam Hatip
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.