Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Osmanlı-Selçuklu eserleri

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 25 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Murataltug
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#21
30-06-2018, Saat:10:07 PM
Kaynak hürriyet.com.tr

Selçuklu eserleri

Anadolu’ya 300 yıl yakın hükmeden Selçuklular bu coğrafyada hanlar, kervansaraylar, medreseler, hamamlar, kaleler, tersaneler ve camiler gibi sayısız eser inşa etti. bunu ‘Moğol İstilası’yla baş etmeye çalışırken yaptılar. paha biçilemez bu mimari şaheserler muhakkak görülmesi gerekir

İnce hesaplar etkileyici motifler DİVRİĞİ ULU CAMİ
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Anadolu’daki tek cami ve külliye 1228-1243’te inşa edilmiş. Caminin güney duvarında darüşşifa, kuzey duvarında türbe konumlandırılmış. Ahlatlı ve Bitlisli ustaların zarif işçilikleriyle taş işçiliğinin en nadide izlerine sahip Detaylardan en önemlisi giriş kapısına ikindi güneşi düştüğü zaman gölgeden rükûda duran bir erkek silueti belirmesi. Evliya Çelebi külliye için, “Methinde diller kısır, kalem kırıktır” demiş.

En büyüğü: SULTAN HAN / AKSARAY Anadolu’daki ticaret yollarını kervansaraylarla donatan Selçuklu’nun 4800 metrekareye yayılan alanıyla en büyük kervansarayı . 1229’da Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılan yapı için İlber Ortaylı, “Sultan Han beni çok etkileyen müthiş bir mimariye sahip” diye anlatıyor.

KARATAY MEDRESESİ / KONYA Medrese taş işçiliğinin şaheseri . Kapısı yazı ve desenlerle ince ince işlenmiş. 1251’de hizmete açılan medrese 19. yüzyılın sonlarına kadar eğitim için kullanılmış kubbenin iç yapısı turkuaz renkli çiniler etkileyici.

İhtişamlı surlar: ALANYA KALESİ Kale, Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat tarafından 13. yy’da yaptırılmış. Ertuğrul Günay, “6.5 kilometrelik sur duvarları, 83 kulesi ve 140 burcu ile Asya içlerinden gelen Türklerin, denizlere ulaşan egemenliğinin görkemli bir simgesi diyor. Beş kemerden oluşan tersane Selçukluların Akdeniz’deki ilk tersanesi

EŞREFOĞLU CAMİİ / KONYA 13. yy sonunda Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından yaptırılan cami, Anadolu’da ahşap direkli Selçuklu camilerinin en büyüğü. Sedir ağacından 46 ahşap sütunu, tümü ahşap ve işlemeli tavanı, çinili mihrabı ve kar havuzu yapıyı özgün kılıyor.

Şehrin en eskisi: ALÂEDDİN CAMİİ / KONYA 
Aynı ismi taşıyan höyüğün üzerine 1220’de inşa edilen cami Konya’nın en eski camisi taş işçiliği dikkat çekiyor. Selçuklu Hanedanı’nın büyük kısmının mezarları caminin avlusuna inşa ettirdiği kümbette yer alıyor.

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE / ERZURUM 
Şehrin simgesi olan medresenin yapımı 38 yıl sürmüş ve 1291’de açılmış. 26 metre yüksekliğindeki rengârenk çinilerle süslü çift minaresi yapıya adını vermiş. Rusların Erzurum’u işgalinde paha biçilmez çini ve oyma taş motifleri sökülerek ne Rusya’ya götürülmüş. Bugün eserler Leningrad Müzesi’nde sergileniyor.

İNCE MİNARELİ MEDRESE / KONYA Medrese Selçuklu veziri Sahip Ata tarafından 1264’te hadis öğretilmek üzere yaptırılmış. Taç kapısı çok önemli süslemelere ve kabartmalara sahip” 1956’da Taş ve Ahşap Eserler Müzesi olarak faaliyette.

Selçuklu.Hayal gücünü zorluyor: AHLAT SELÇUKLU MEZARLIĞI / BİTLİS Sayıları bin civarında olan mezardan 118’i anıt 3.5 metreyi aşan ve her cephesinde zarif süslemeler bulunan mezar taşlarında eşsiz bir görsellik var. 12 yy’la ait mezarlık Son derece özenli taş işçiliği hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir şekilde icra edilmiş” Ahlat.

Taç kapının görkemi: GÖKMEDRESE / SİVAS 
Çifte minareli taç kapısı ve kapının üzerindeki süslemeler medresenin en görkemli kısımları Süslemelerde 12 hayvan, yıldız ve ağaç motifleri kullanılmış. Yapı 1271’de Selçuklu Veziri Sahip Ata Ali tarafından yaptırılmış. İç avludaki havuz, Anadolu’da bilinen en büyük Selçuklu havuzudur.

Kaynak biletall. Com

Kesinlikle Görmeniz Gereken 15 Osmanlı Eseri

Üç kıta da 600 yıl  hüküm süren Osmanlı Devleti, Türk-İslam sanatını geliştirmiş; İran ve Bizans sanatından etkilenerek özgün bir sanat  geliştirmiştir. dünya sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Osmanlı Devleti’nin en önemli özelliği gittiği yerlere kök salarak, yüzyıllar geçse de silinmeyecek izler bırakmasıdır. Dini mimari ve sivil  olarak Osmanlı mimarisinin en önemli sanatçısı Mimar Sinan’dır.

Selimiye Camii, Edirne Mimar Sinan’ın ustalık eseridir 1569 – 1575 yıllarında Sultan II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Kurulduğu yerden taşın zarafetine, minaresinden, süslemesine her şeyiyle bir başyapıt mutlaka görülmeli.

Süleyman Paşa Medresesi, Bursa Özgün nitelikli ilk Osmanlı medreselerinden günümüzde Çiniciler Çarşısı olarak kullanılmakta 14. yüzyılın ortalarında Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Şah tarafından yaptırılmıştır. Avlulu medreselerin ilk örneklerinden

İshak Paşa Sarayı, Ağrı Osmanlı İmparatorluğu’nın Lale Devri’ndeki son büyük anıtı sarayın yapımına 1685 te başlanmıştır. Saray 1784 de tamamlanmıştır. farklı dönem ve kültürlerden izler taşır.

Seddülbahir Kalesi, Çanakkale Venedikliler’e karşı savunma amaçlı 1659’da Mimar Mustafa Ağa tarafından inşa edildi tahrip olmuştur Her şeye rağmen tarihte oynadığı rolle, askeri mimarinin önemli örneklerindendir.

İskodra Köprüsü, Bosna-Hersek 5. yüzyılda Mehmet Buşati Paşa tarafından yaptırıldı, Kir Nehri’nin iki yakasını birbirine bağlar Osmanlı eseridir

Yanbolu Bedesteni, Bulgaristan 5. yüzyılın başlarında Sadrazam Atik Ali Paşa tarafından yaptırıldı, şehrin tam ortasındadır. İnce uzun yapısı ve kubbeleriyle değişik bir yapıdır. Kubbelerinin tepesinde aydınlık fenerleri bulunmaktadır.

Bey Kulesi (Feodalizm Kulesi), Makedonya
Savunma amaçlı yapıldı kule 14 metre yüksekliğindedir. 17. yüzyılda yapılan kule üç kattır. Üsküp merkezdeki en eski yapılardandır kule, hediyelik eşya dükkanı olarak kullanılmaktadır.

Alaca İmaret, Yunanistan 1484 de İshak Paşa tarafından yaptırıldı,  alaca renkli minaresinden bu ismi aldı Selanik Belediyesi tarafından kültürel etkinliklerde kullanılmakta

Hacı Ahmed Bey Sarayı, Cezayir 1825 ile 1835 te inşa edilen yapı, İslam medeniyeti ve Hacı Ahmed Bey’in kahramanlığından izler taşıyor. Avrupa saray mimarisinden de esinlenildi, büyük bir bahçe ve bir fıskiyesi bulunuyor.

Ahmediye Camii ve Medresesi, Gürcistan
Ahıska’ya hakim bir tepede bulunan camii, 250 yıllık İstanbul’daki Selatin camiiler örnek alınarak yapıldı şairlere ilham oldu. İçinde başka dini yapılar da olan Ahıska Kalesi’ndeki camii, Ahıska Beylerbeyi Hacı Ahmed Paşa tarafından yaptırılmış.

Bekiriye Camii, Yemen 12. yüzyılda, Osmanlı’nın Yemen’i aldığı ilk dönemde yapıldı Camii, mimarisi ve süslemeleriyle dikkat çeken bir Osmanlı eseri. Klasik Osmanlı mimarisiyle, yapılmıştır. Tek kubbeli, tek minareli caminin adı camiyi yaptıran Yemen Beylerbeyi Hasanpaşa’nın ölen kölesinden gelmektedir.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camii, Mısır
Osmanlı mimarisinin tüm ihtişamıyla yaptığı Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camii, yaklaşık 500 yıl süren Osmanlı hakimiyetinin en güzel yapılarından biri. Halen canlılığını koruyor, Selahaddin Kalesi’nin içerisinde yer alıyor.

Hacı Ömer Külliyesi, Kosova Yüzyıllarca Osmanlı’nın hüküm sürdüğü Kosova’da tarihi geçmişin tapuları niteliğindeki eserlerden biri 1389 1913 yıllarında Osmanlı hakimiyetindeki Kosova’da ecdadımızın gönüllerde bıraktığı silinmez eserler bizim için gurur kaynağıdır.

Topkapı Sarayı, İstanbul 400 yıl kadar imparatorluğun idare merkezi olarak kullanılan saray, 1478’de Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Saray, idare merkezi olmasının yanında Kutsal Emanetler Dairesiyle İstanbul’a gelen turistlerin ziyaret etmeden dönmediği bir saraydır.

Eyüp Sultan Türbesi, İstanbul Hz. Muhammed’in ordusunda sancaktar olan Ebu Eyyub el-Ensari’nin mezarı fetihten sonra bulunmuş, cami ve türbe 1455 yılında inşa edilmiştir. dini günlerde ziyaretçi akınına uğrayan türbe, İstanbul’un en önemli manevi yapılarındandır
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#22
24-07-2018, Saat:10:20 PM
Kaynak birhayalinpeşinde.com

Konya gezilecek ve görülecek yerler açısından çok zengin bir şehrimiz Hangi birisini sayayım bilmiyorum


Konya mevlana Türbesi

“Günaydınlarrr.” diyerek gözlerimi açıyorum. , içimdeki o çocuk kıpır kıpır.ister Japonya olsun, ister Konya. Benim için en güzel duygu, sabahın ilk ışıkları ile bambaşka coğrafyalarda güne başladığımda bilinmezlik hissinin, yolda olma duygusunun uyandırdığı mutluluk Seviyorum bunu. Seviyorum dünyanın en güzel duygusunu. Konyada sabah ilk durağımız Mevlana Celaleddin Rum-i türbesi sadece bizlerin değil, dünya tarihinin de saygı ile andığı, Mesnevi adlı eseri ile, dünyanın takdirini kazanan Hz. Mevlananın türbesi Konya’nın merkezinde Hz. Mevlana’yı, öyle 2-3 satırda anlatamam. Çok ama çok uzun ve, detaylarla anlatmak gerekir.  Muhteşem bir şair ve düşünce adamı Mevlana’yı, özellikle şu sözleriyle çok iyi tanıyoruz :

Gel, gel, ne olursan ol yine gelbİster kafir, ister mecusi, İster puta tapan ol yine gel,Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…
Hz. Mevlana’nın müzesi, şehrin tam kalbinde Babası ile yanyana türbesi bulunan Hz Mevlana’nın türbe atmosferi çok başka odaların kokusu, havası insanı başka bir ruha sokuyor.Konya demek Mevlana demektir.Mevlana türbesi ziyaret edilmeli
İçeride girdikten sonra, bir çok mezar var Bunlar, o dönemde yaşamış Mevlana’nın akrabaları.bir çok eser sergileniyor. küçük Kuran-ı Kerim örnekleri, görülmeye değer. avlu Kalabalık hınca hınç. ülkemizde en çok ziyaret edilen yerlerden Avlunun ortasındaki çeşme Şeb-i Arus Çeşmesi.

17. y.y.’da yapılan barok tarme nadir camilerden birisi olan ve halk arasında “Pencereleri kapısından büyük camii” olarak bilinen Aziziye camii’ne de uğruyoruz. Gerçekten tarz olarak nadir görebileceğiniz camiilerden kendileri.
Mevlana Müzesi’nde Mevlana’nın felsefesine hayran kaldıktan sonra, sıradaki durağımız çok ama çok enteresan bir camii oluyor. Daha önce hiç böyle bir özelliği olan camii görmediğimi şimdiden belirteyim. Neden mi ?

Efendim İplikçi Camii’nin, Camii kısmından daha önemli özelliği, şadırvanı. 8 adet mermer sütundan oluşan bu şadırvanda, karşılıklı oturan 2 kişi, sessizce konuşsalar dahi, birbirlerinin sesini çok net bir çekilde duyabiliyorlar. Bildiğiniz mikrofondan geliyormuş gibi hemde ! Peki bu nasıl oluyor diye soranlara 17. y.y.’da yapılan barok mimarisi ile nadir camilerden birisi halk arasında “Pencereleri kapısından büyük camii” olarak bilinen Aziziye camii  nadir görebileceğiniz camiilerden İplikçi Camii’nin, Camii kısmından daha önemli özelliği, şadırvanı. 8 adet mermer sütundan oluşur şadırvanda, karşılıklı oturan 2 kişi, sessizce konuşsalar dahi, birbirlerinin sesini çok net duyabilir Şadırvanın tavan ustaca yapılmış, matematiksel oranı ahenk içerisinde kullanılmış ki, yanınızdaki konuşsa duyulmaz tam karşınızdaki kişi sessizce konuşsa ses direk kulağınızda belirir. Şadırvanın bu şekilde inşa edilmiş olmasının nedeni abdest alan kişilerin sessizlik ve huzur içerisinde abdest almaları ve yanlarındaki kişilerin huzurunu bozmamaları İnanın bana, ben böyle bir şeyi daha önce görmedim Konya’ya giderseniz, mutlaka bu şadırvana gelin, bir arkadaşınız ile sırtınızı duvara dayamış gibi konuşun. Şaşıracağınıza ve hayran olacağınıza eminim.

Şerafettin Camii Konya sokaklarında kaybolmaya devam ediyoruz. Sıradaki durağımız, İplikçi Camii karşısındaki Şerafettin Camii oluyor. Konya’da gezilecek yerler, özellikle Konya Merkez bölgesindekiler yürüme mesafesinde.Şerafettin Camii, 1336 da inşa edilmiş Ayasofya Camii’ni andırıyor Şemsi Tebrizi Camii ve Türbesi, Konya’da gezilecek en önemli yerlerden Çünkü, Hz. Mevlana’nın gönül dünyasında önemli etkilere neden olmuş çok önemli bir din adamı
iran’ın tebriz şehrinde doğmuş, şeyhlerden ders almak için diyar diyar gezmiş Hz. Mevlana kadar değerli bir alim olan Şemsi Tebrizi hakkında çok uzun yazılabilir

Karatay Medresesi tavanındaki efsane çinileri ile büyüleyen bir sonraki durağmıza Karatay Medresesi’ne ilerliyoruz. Konyada Gezilecek Yerler arasında en önemli noktalardan 1251 de inşa edilen Karatay Medresesi, 1955 ten beri “Çini Eserler Müzesi” olarak kullanılıyor Selçuklu ve Osmanlı izlerini taşıyan medrese, vaktiyle eğitim amacıyla kullanılmış.Konya’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden Karatay Medresesi hayran olduğum Karatay Medresesi’nin tavanında bakınca küçücük bir çatı ve pencereler var yazın çatısı açılan bu medresenin pencereleri, kışın tam da ortada bulunan küçük alanda yanan dev ateşin dumanlarının tahliyesi için kullanılıyor görmeden dönmeyin

İnce Minare Medresesi, 1254 te Selçuklu veziri Sahib Ata tarafından yaptırılmış Medresenin yapılma amacı ise, röencilere ve hatta halka hadis öğretmek imlçuklu taş işçiliği konusunda şaheser olarak bilinen bu güzel yapı, günümüzde müze olarak hizmet veriyor.İnce Minare Müzesi (Medresesi) İnce Minare Medresesi, 1254 te Selçuklu veziri Sahib Ata  tarafından yaptırılmış Medresenin yapılma amacı öğrencilere ve halka hadis öğretmek selçuklu taş işçiliği konusunda şaheser olarak bilinen bu güzel yapı, günümüzde müze olarak hizmet veriyor.Konya Alaaddin Tepesi Aladdin Tepesi,  Karatay Medresesi ve İnce Minare Müzesi’nin karşısında Konya Merkez’deki tek tepe çok enteresan da bir tarihi var Sultan Alaaddin, Konya’da güzel bir cami yaptırmak istediğini bildirir farklı bir karara varırlar. Camii, şehrin ortasında kurulacak olan yapay tepeye  yapılacaktır. Bu tepe, için tamamen yapay topraklar oluşturulmuştur. toprağın nasıl toplanacağına ise, toprak vergisi alarak  karar verirler. Yani herkes, kendi imkanlarıyla  topladıkları toprakları çuvallarla buraya taşırlar ve tepe, halkın katkısı ile inşa edilir.

tepede, Alaaddin camii, içerisinde Sultanlar Türbesi ve tepenin eteğinde Selçuklu Köşkü kalıntıları vardır. burada , güzel bir çay içerek, Konya manzarasının keyfini sürüyoruz.Konya şehirinde tarih kokan Konya sokaklarını keşfettikten sonra, çokkkkk farklı bir yere gidiyoruz. Avrupa’nın en büyük, Türkiye’nin ise tek kelebek bahçesi Konya Tropikal Kelebek Bahçesi takdir ettiğim, çok beğendiğim  güzeller güzeli tesis Konya’da gezilecek yerler arasında mutlaka listenizde olsun Konyada  efsane bir durak Sille.  “Konya’nın dört bir yanı tarih.” diye. İşte, en güzel örneklerinden Sille

Mevlana Kültür Merkezi Sille’den döndükte sonra, “Akşam, Konya’da olmazsa olmazlardan Sema gösterisi ilk defa izleyecekmişim gibi heyecanlıyım. “Sema gösterisini, asıl Konya’da izle harika bir sema Semazenlerin kendilerinden geçermişcesine süzüldükleri an, derinden etkiliyor. semazenlerin, o kadar uzun uzu boyunca 360 derece etraflarında dönmelerine rağmen başları dönmez ? Hiç merak ettiniz mi ?
Sebebi şu : boyunları 20-25 derece eğik bir şekilde dönerler. İç kulakta 3 tane yarım daire kanalı vardır ve bu 3 kanalın birbirleri ile olan mesefeleri eşittir. Semazenler sema yaparken, başlarını sağ tarafa doğru 20-25 derece eğerler ve bu 3 kanal eşit mesafede uyarıldığı için baş dönmesini engeller.
Sema gösterisinde huzura erdikten sonra, artık Konya gezimiz sona yaklaşıyor. Harika geçen 2 günün ardından, İstanbul’a yine harika anılar ile dönüyorum. Her ne kadar Çatalhöyük’e gidememiş olsam da. Hani olurda siz belki daha uzun Konya’da kalırsınız diye, Konya’da gezilecek diğer yerleri de sizlere anlatmak istiyorum.

Mevlana Kültür Merkezi Sille’den döndükte sonra, “Akşam, Konya’da olmazsa olmazlardan Sema gösterisi ilk defa izleyecekmişim gibi heyecanlıyım. “Sema gösterisini, asıl Konya’da izle harika bir sema  Semazenlerin kendilerinden geçermişcesine süzüldükleri an, derinden etkiliyor. semazenlerin, o kadar uzun uzu boyunca 360 derece etraflarında dönmelerine rağmen başları dönmez çünkü boyunları 20-25 derece eğik  dönerler. İç kulakta 3 tane yarım daire kanalı vardır  3 kanalın birbirleri ile olan mesefeleri eşittir. Semazenler sema yaparken, başlarını sağ tarafa  20-25 derece eğerler 3 kanal eşit mesafede uyarıldığı için baş dönmesini engeller. Sema gösterisinde huzura erdikten sonra, Konya gezimiz sona yaklaşıyor.


Harika geçen günlerin ardından, harika anılar ile dönüyorum. Akyokuş Konya dümdüz bir şehir. olur da, şehri biraz tepeden göreyim derseniz, adresiniz Akyokuş olsun.tüm Konya’yı görebilirsiniz.
Konya Arkeoloji Müzesi Konya’ya kadar gelmişseniz ve tarih vazgeçilmezisiniz ise, Konya Arkeoloji Müzesi adresiniz olsun. 9.000 yıllık tarihi eserlerin sergilendiği müzede, insanlık tarihinin her bir gelişimini gözlemleyebilirsiniz Çatalhöyük, M.Ö. 7400 yılından izler taşır Dile kolay neredeyse 9.500 yıllık bir bölgeden Konya’da, Kapadokya’daki gibi yumuşak taşlara inşa edilen bir şehir
İşte onun adı Kilistra Antik Kenti. M.Ö. 3.y.y’da inşa edilmiş kent, içerisinde bulundurduğu şapeller, pazarlar, su sarnıçları ve  nicesi ile günümüze kadar ayakta kalmış. Konya’da yemyeşil bir yer Konya Meram Meram Deresi boyunca yemyeşil bir bölgeye kurulu olan Meram, Konya Merkez’in de en büyük 3 ilçesinden birisi

Nasreddin Hoca Türbesi O’nu, ders niteliğindeki fıkraları ile biliyoruz. Çocukluğumuzun, gençliğimizin, hayatımızın her noktasında adı geçen Nasreddin Hoca, Sivrihisar’da doğmuş, Akşehir’e yerleşmiş ve hayata orada gözlerini yummuş çok önemli bir Hoca’dır.Güldürürken düşündürmesi ile hayatımızın  her anında yer edinen Nasrettin Hoca’nın türbesi, Konya’nın Akşehir ilçesinde Konya’da Kyoto Parkı var Japon Kyoto Parkı. Konya ile Kyoto kardeş şehir  2010 da böyle güzel bir park kurmuş Konya Belediyesi. Türkiye’nin en büyük Japon parkı imiş.
Japon parkları, dünyanın bir çok yerinde dikkatimi çekmiştir ve Konya’da var olduğunu duyunca sevindim doğrusu.

Sadece Japon Kyoto Parkı mı ? Tabi ki de hayır : Kültür Parkı, Nene Hatun Parkı, Piri Reis Parkı, Sancaktepe Parkı Konya’da mutlaka görülecek yerlerden.Tuz Gölü gün batımında , gölün üzerinde yansıyan güneşin rengarenk dansını görmeden, asla Konya’dan ayrılmayın derim. Ülkemizin tuz ihtiyacının % 40’ının sağlandığı Tuz Gölü, Konya Merkez’e  uzak kalıyor. Kapadokya‘ya gidecekseniz, yol üzerinde  Tuz Gölü’ne uğrayabilirsiniz.


Konya’da bir diğer güzel adres Konya Beyşehir Gölü. Ülkemizin en büyük 2. Gölü Beyşehir Gölü, berrak suyu ile nam salmış. Yaz mevsiminde, halk, Beyşehir Gölü’ne gidip yüzermiş. binlerce kuş türüne de ev sahipliği yapan Beyşehir Gölü, Konya turunda mutlaka görülmesi gereken yer
ülkemin tarih, doğa, kültür, sanat zenginliğine hayranım. Dünyanın neresine gidersem gideyim, ülkem her daim özel kalacak. İnanın bana, önce bu ülkeyi gezmek lazım.çok ama çok güzel yerlere sahip bir ülkeyiz. Konya, sadece bunlardan birisi. Hayal edin. Düşün peşine. Ama önce, ülkemizin güzelliklerinin peşine…

Kaynak gezipgördüm.com

İstanbul En Güzel 20 Yer!

İstanbul gezilecek yerler bakımından dünyanın en güzel şehirlerinin başında. İstanbul Boğazı, Ayasofya, Sultanahmet Camii, Kapalıçarşı, Yerabatan Sarnıcı, Galata ve Kız Kuleleri, İstanbul'da gezilecek yerler listemizdeki en önemli yerler dünyanın en güzel şehirlerinden İstanbul

Zengin tarihiyle İstanbul’da herkese yönelik İsterseniz gezinizi sadece olduğu tarihi yapılarla doldurabilir isterseniz de her yaş grubuna hitap eden mekânları tercih edip sanata ve eğlenceye odaklanabilirsiniz. Bizans ve Osmanlıdan izler taşıyan İstanbul’daki tarihi yapılar, eşine az rastlanır özellikleri ve sayılarıyla gezginleri büyülüyor. Tarihi Yarımada’nın en görkemli yapısı  Ayasofya, Osmanlı’nın kudretli zamanlarına şahitlik eddi imparatorluğun son dönemlerine ait Dolmabahçe ve Beylerbeyi Sarayları mimarileri ve zengin tarihiyle kentin ne kadar zengin bir geçmişe sahip olduğunun kanıtı

Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı alışveriş yapacakların yüzlerce yıldır kentte uğradıkları ilk adres  Soğukçeşme Sokağı birbirinden güzel evleri ile sivil mimariye meraklı gezginlerin vazgeçilmezi İstanbul listemizdeki diğer önemli tarihi yapılara Yerebatan Sarnıcı, Yıldız Sarayı, Galata Kulesi,Kız Kulesi, Rumeli Hisarı‘nı ekleyebiliriz.
Osmanlı’nın mimari açıdan ne kadar gelişmiş olduğunun bir başka göstergesi ise İstanbul’un görkemli camileri. Sultanahmet Camii  huzur kaynağı Eyüp Sultan’ kudretli Süleymaniye’de imparatorluğun kültürel birikimini yakından görebilirsiniz.

İstanbul gezilecek yerler listelerinize dâhil edebileceğiniz diğer önemli dini yapılar ise Mihrimah Sultan Camii, Rüstem Paşa Camii, Fatih Camii, Ortaköy Camii, Yeni Camii ve Beyazıt Camii.

sanata meraklılar için de İstanbul’da ziyaret edilebilecek pek çok mekân var. Osmanlı’nın hükmettiği kıtalardan getirilenler ile Anadolu’da keşfedilenlerin bir arada sergilendiği İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Eczacıbaşı Ailesi’nin önderliğinde Türkiye’nin ilki olma özelliğiyle açılan İstanbul Modern Sanat Müzesi  en çok ilgi çekenleri.Sanata ve kültüre meraklıysanız  İstanbul Deniz Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi, Galata Mevlevihanesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi gibi yerleri de geziye ekleyebilirsiniz. İstanbul’da yer alan müzeler sadece bunlar değil

İstanbul gezilecek yerlerde yetişkinler kadar çocuklara da keyifli saatler yaşatacak sahip bir kent. ünlülerin balmumu heykelleri ile fotolar çekmek isterseniz Taksim‘deki Madame Tussauds Müzesi’ne, çocuklarınızla eğlenceli vakitler geçirmek isterseniz Alibeyköy‘de Tema Parkı‘na gidebilirsiniz. Sunay Akın’ın kurduğu İstanbul Oyuncak Müzesi’nde tarihi oyuncaklar aracığıyla farklı bir bakış açısından değerlendirebilir, su altı dünyasının zenginliklerine Sea Life’da İstanbul Akvaryumu’nda şahit olabilirsiniz. Kentte 18 yaşından büyüklerin yanlarında 14 yaşından küçük bir çocuk olmadan giriş yapamayacakları tek mekân  LEGOLAND Discovery Centre küçük bireylerin yeteneklerini eğlenerek geliştirmelerine yardımcı oluyor.İstanbul gezip görülecek çok sayıda yeri barındıran, kültürel anlamda her yaş grubuna hitap eden zengin bir şehir. mekânlarda seçim yapmak zor

İstanbul gezilecek yerler listesinin ilk sırasında dünyanın en etkileyici yeri İstanbul Boğazı var. İki kıtayı ayıran İstanbul Boğazı, en güzel kent manzaralarını gözler önüne serer dokusuyla hayran bıraktırır. Boğazı gezmenin en keyifli yolu Boğaz Turları Ortaköy, Eminönü  Üsküdar gibi noktalardan kalkan turlar 2 saatsürüyor. Turda gezerken çevrenizdeki yapılar hakkında GPS bazlı bilgilendirmeler yapılıyor.Ya da size özel tekne kiralayarak organizasyonlar yaptırabilirsiniz.
Topkapı Sarayı İstanbulda gezilecek yerlerin en başında Sarayburnu’ndaki 700.000 metrekarelik alana 1460-1478 yıllarında inşa edilen Topkapı Sarayı, 4 yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim merkezi olarak kullanılmış.4 avludan oluşan saray, 1924 te Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk müzesi haline getirilerek halka açılmış. 300.000 parçalık koleksiyona ev sahipliği yapan görkemli yapının en çok ilgi çeken bölümü Divan-ı Hümayun, Bağdat Köşkü, Harem ve Kutsal Emanetler. Müzeyi detaylıca gezmek en 3 saat ayırmanızı öneririm.

Müslüman âlemi kadar Hıristiyanlar açısından da önem taşıyan Ayasofya camii mimari açıdan günümüzdeki şeklini 532-537 yıllarıında I. Jüstinyen tarafından 3. kez inşa ettirildiği zaman
Tamamlanmasının ardından 1.000 yıl boyunca dünyanın en büyük katedrali olan yapı, İstanbul’un fethinin ardından camiye dönüştürülmüş. Görkemli mimarisinin yanı sıra bahçesindeki padişah türbeleri ile ilgi odağı olan Ayasofya, Atatürk’ün isteği ile 1930-1935 arasında çalışmalarla müze haline getirilmiş.
Görkemli iç süslemeleri, mozaikleri ve zemin kattaki dilek sütununu görün. Ayasofyanın  Sultan Kabirleri için biraz daha süre ayırın

Sultanahmet Camii İstanbul gezilecek yerler listemizdeki en önemli camilerin başında geliyor.İç kısmını süsleyen 22.000 çininin rengi nedeniyle “Mavi Cami” adıyla anılır  Sultanahmet Camii, 1609-1616 yıllarında dindarlığı ile bilinen I. Ahmet tarafından Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya inşa ettirilmiştir en önemli özelliği, İstanbul’un tek 6 minareli camisi olması. Ayasofya’nın tam karşısında yükselen kudretli cami, medrese bölümü günümüzde başbakanlık arşivi olarak kullanılan ve mektep, çarşı, darüşşifa, imaret ve türbe gibi bölümleri bulunan geniş bir külliye içerisinde yer alır
Ramazan ayı boyunca cami çevresinde kurulan şenlikler bölgeye ayrı bir hava katar Fırsatınız olursa Sultanahmet ve çevresini bir de Ramazan’da görün.

Kapalıçarşı Istanbulda gezilecek yerler listesinde en değerli 20 mekândan biri tarih ve alışveriş tutkunlarının gözdesi Kapalıçarşı. Tarihi Bizans İmparatorluğu’na uzanan çarşının genişletilmesine  Fatih döneminde başlanmış.  Sandal ve Cevahir adlı iki büyük bedestenin birleşiminden oluşan pazaryerinin içerisindeki sokaklarda binlerce dükkân yer alıyor.Geçmişteki meslek gruplarından adlarını alan sokaklardaki dükkânlarda lezzetli lokumlar, ustalıkla işlenmiş ahşap ürünler, ilgi çekici süslemeler şifa kaynağı bitki çayları satılıyor.

Dolmabahçe Sarayı İmparatorluğun son dönemlerine ışık tutan en önemli yapı Sultan Abdülmecid’in emriyle dönemin gözde mimarı Garabet Balyan ve oğluna 1856 da inşa edilmiş. geleneksel “Türk Evi” mimarisine sadık kalınan yapı Rokoko, Barok ve Neo-Klasik anlayışdan izler taşıyor. 1984’e kadar imparatorluğun yönetim merkezi olan saray, 1924’te müze haline getirilmiş.Atatürk’ün hayata gözlerini burada yummuş Mabeyn,  Harem ve  Muâyede Salonu en ilgi çeken bölümler Sarayı belirli saatlerdeki turlara katılarak gezebilirsiniz. 

Mimar Sinan’ın kalfalık eseri olarak anılan süleymaniye camii 1551-1557 yıllarında inşa edilmiş. Medrese, hastane, sıbyan mektebi, hamam, imarethane ve kütüphane gibi birçok bölümden oluşan külliye Fatih camiinden sonra Osmanlı’da inşa edilmiş en büyük 2. yapıdır bahçesinden Haliç, Topkapı Sarayı ve Boğaziçi’ni görebileceğiniz caminin minare ve şerefe sayıları Kanuni’nin tahta kaçıncı sırada çıktığını belirtir İç mimarisi ile büyüleyen caminin bahçesinde Kanuni ve eşi Hürrem Sultan‘a ait türbeler bulunuyor. Yapının mimarı Koca Sinan’a ait olansa camiye çok yakın bir noktada yer alıyor.

Yerebatan Sarnıcı Yerebatan Sarnıcı, İstanbul gezilecek yerlerden en sıra dışı 9.800 metrekare  kaplar Yerebatan Sarnıcı,532 de Bizans İmparatoru  Justin  tarafından inşa ettirilmiş. 100.000 tona yakın depolama kapasitesiyle  Saray’ın su ihtiyacını karşılaması amaçlanan yapının ün kazanmasına Hollandalı gezgin Gyllius’un keşfi neden olmuş.
Kuzeybatı köşesinde  Medusa Başları ve inşa sırasında ölen yüzlerce köleyi temsil ettiği söylenen işlemeli sütunun en ilgi çekici kısımlarını oluşturduğu yapı günümüzde sanatsal etkinliklere de ev sahipliği yapıyor.
İstanbul’un önemli yapısı


İstanbul Arkeoloji Müzeleri Arkeoloji, Eski Şark Eserleri ve Çinili Köşk isimli 3 kısımdan oluşan İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin temelleri 1869’da İmparatorluk Müzesi’nin kurulması ile atılmış. 1 milyonu aşkın eseri barındıran müzeyi ziyaret ederek Kuzey Afrika’dan Balkanlar’a, Orta Asya’dan Yakın Doğu’ya geniş bir coğrafyada değişik dönemlerde kurulmuş pek çok medeniyet hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz. Topkapı Sarayı’na çok yakın


Galata Kulesi dünyanın en eskilerinden biri olan Galata Kulesi, ilk olarak 528 de Bizans İmparatoru Anastasius inşa ettirilmiş.   revizyon süreçleri geçiren kuleye günümüzdeki şekli II. Mahmut  vermiş. Turizme kazandırıldığı 1967  den  beri gezginlerin İstanbul gezilecek yerler listelerinin vazgeçilmezi  70 metre yüksekliğe sahip kent manzarası izleyebileceğiniz seyir terası ve konuklarına lezzetli yemekler sunan bir restoran bulunuyor.

Kız Kulesi Tarihte adından ilk kez M.Ö. 410 da bahsedilen Kız Kulesi, Atinalı Alkibiad tarafından yaptırılmış. Tamamlanmasının ardından yüzyıllarca boğazdaki gemi trafiğini kontrol amacıyla kullanılan kule, karaya yakın ancak şehirden izole olması nedeniyle zaman pek çok efsaneye konu olmuş.
1995-2000 arası gerçekleştirilen çalışmaları sonrasında halka açılan yapı, günümüzde müze ve restoran olarak hizmet veriyor. Salacak‘tan kalkan ufak teknelere binerek kuleye ulaşabilirsiniz.

Mısır Çarşısı İnşa süreci 1597’de II. Murad’ın annesi Safiye Sultan’ın isteğiyle başlatılan Mısır Çarşısı, Sultan IV. Mehmed’in annesi Hatice Turhan  sultan tarafından Mimar Kazım Ağa’ya tamamlatılmıştır Osmanlı’dan beri geleneksel lezzetler arayanların geldikleri ilk adres çarşı, “L” planlı 6 kapıdan giriş yapılabilen kapalı pazaryeri, Afrika’dan ve Asya’dan gelen baharatları satan dükkânlardan dolayı Baharatçılar Çarşısı adıyla anılıyor. yolunuz Emin önüne düşerse Mısır Çarşısı’na uğrayın, baharat ve çeşit çeşit tatlılardan alın.

İstiklal Caddesi Geçmişin Pera’sı, günümüzün İstiklal Caddesi nin tarihi Bizansa uzanıyor. Veba salgınının ardından bölgeye yerleşen Fransızların mimari ve ticareti zenginleştirdikleri cadde pasajları, yeme-içme mekânları ve mağazaları ile kente gelen gezginleri kendisine çekiyor. İster  Taksimden isterseniz  Tünel tarafından giriş yapabileceğiniz caddeye güzelliğini katan unsurlar Gayri Müslim halkın inşa ettirdiği binalar İstiklal Caddesi inşaat çalışmalarının gölgesinde kalsa da çalışmalar sonrası hareketli günlerine kavuşması bekleniyor.

Eyüp Sultan Camii ve Türbesi İstanbul gezilecek yerler listemizdeki en önemli dini yapılardan 1458’de  Sultan Mehmet’in emriyle inşa edilen Eyüp Sultan Camii ve Türbesi, günümüzdeki görünümüne 1798-1800 de III. Selim tarafından gerçekleştirilen yapım süreci kavuşmuş. Adını Hz. Muhammed’in bayraktarlığını yapan Eyüb El-Ensari’den alan cami, İstanbul’un ilk külliyesi Mistik külliyenin içerisinde imarethane, şadırvan, Şerbethane gibi bölümler var. ziyaretçilerin asıl ilgisini çeken kefeki taşı kullanılarak inşa edilen ve mimarisiyle insanı büyüleyen  Eyüp Sultan Türbesi Özellikle sabah namazında dini günlerde ve Ramazan ayında cami ve türbe popüler.Cami ve türbe hakkında detaylı bilgi ve

Yıldız Sarayı Kanuni döneminden itibaren av sahası olarak kullanılan koruluğa, 18. yüzyılda III. Selim tarafından annesi Mihrişah Sultan  adına inşa ettirilen Yıldız Sarayı’na ilk yerleşen padişah II. Abdülhamittir
Osmanlı’nın yönetildiği 4 saraydan birisidir önemli birçok siyasi olaya ev sahipliği yapmış. görkemli yapı içerisindeki Yıldız Sarayı, Yıldız Saray Tiyatrosu ve Sahne Sanatları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir müzeleri ile ilgi topluyor. Sarayı bünyesindeki müzeleri koleksiyonları incelemek ve Mabeyn köşklerini görmek, İstanbul listelerinize ekleyebilirsiniz.

Rumeli Hisarı pek çok farklı isimle anılan Rumeli Hisarı, fetih öncesi boğazın güvenliğin amacıyla sultan Fatih’in emriyle 15 Nisan 1452’de inşa edilmis. 30 dönüm araziyi kaplayan askeri yapının tamamlanma tarihi bilinmiyor.İnşası için 300 usta ve 750 işçinin çalıştığı hisarın en önemli kısımlarını, yapımda denetimlerini yapan paşaların adlarıyla anılan kuleler oluşturuyor. Sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapan tarihi yapıda fetih zamanı kullanılan topları, gülleleri boğazın kapatılması için kullanılan zinciri görebilirsiniz.

Kaynak gezilesiyer.comEdi

Kaynak gezilesiyer.com

Edirne’de Gezip Görülecek 20 Yer

Edirne’de, Şehir merkezi hariç 8  ilçe vardır. Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu, Uzunköprü Marmara Bölgesi‘nin Trakya yakasında, doğuda Kırklareli ve Tekirdağ, güneyde Çanakkale ve Ege Denizi, batıda Yunanistan kuzeyde Haskovo Bulgaristan ile çevrilidir 2015 te  400.852 kişilik bir nüfusa sahipti, Edirne, Türkiye ‘yi Avrupa’ ya bağlayan kara yolu üzerindedir. İklimi karasaldır kışları uzun ve soğuk, yazları sıcak ve kurak geçer. Meriç, Arda ve Tunca nehirlerinin buluştuğu düzlükte kurulmuştur. Edirne’de gezilecek yerler arasında  Osmanlı Türk sanatını yansıtan 612 tarihi eser bulunur.
Edirne güney ilçeleri  Keşan ve Enez; denizi, sahilleri ve doğal güzellikleri ile insanların sıkça ziyaret ettiği yerlerdir.

Adalet Kasrı, Edirne Sarayı’ndadır kasır. Sarayın sağlam tek binasıdır. Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin düzenlendiği Sarayiçi semtindedir. Edirne Sarayı’na Kanuni Sultan Süleyman zamanında eklendi. Kanuni’nin kanunlarını burada yazdırdığı söylenir.


Şükrüpaşa Anıtı ve Balkan Savaşı Müzesi: Anıt müze 26 Mart 1913 Balkan Savaşı ve şehitlerin anısınına yapılmıştır Savaş sırasında Şükrü Paşa anıtına yokluk içinde Edirne’yi savunan Şükrü Paşa’nın Edirne’nin savunma yerlerinden biri olan Kıyık Tabya ya mezarı getirilmiş ve anısına bir anıt yapılmıştır. Anıtla birlikte tabyada Balkan Savaşlarını anlatan ve Edirne halkının elinde bulunan eşyalardan bir müze oluşturulmuştur.

Sweti George Bulgar Kilisesi Edirne’nin Kıyık Semtinde 1880 de inşa edilmiştir. 1889 da dekore edilen kilisedeki yazılar slav bulgarcası ile yazılmıştır. aynı yerde bulunan kiliseden bazı tablolar mevcuttur. Halk arasında Bulgar Kilisesi olarak bilinir.Edirne Kent Ormanı (İzzet Arseven Dinlenme Tesisi) kentin yeşil alan sistemini oluşturan önemli bir öğedir. şehir merkezine 2 km uzaklıkta yer alan Edirne-Karaağaç karayolunda Meriç Irmağı kıyısındadır.Edirne Büyük Sinagogu, Edirne’de bulunan ve Avrupa’nın en büyük ve dünyanın üçüncü büyük sinagogu olan ibadethane
Selimiye Cami Edirne’de bulunan, Osmanlı padişahı II. Selim’in Mimar Sinan’a yaptırdığı camidir. Sinan’ın 90 yaşında yaptığı ustalık eserim” dediği Selimiye Camii Mimar Sinan’ın gerek Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarındandır

Selimiye Arastası III. Murat Selimiye camisine gelir sağlamak için Mimar Davut Ağa’ya yaptırtmıştır. 256 m. uzunluğunda, 73 kemerlidir. İçinde 124 dükkân vardır. Evliya Çelebi, buranın ‘Kavaflar Çarşısı” olduğunu yazar kubbesinde, burada dükkânı bulunanların her sabah, doğru iş yapacaklarını ant içtikleri ve dua ettikleri bilinir.Edirne’deki Sarayiçi Balkan Savaşı Şehitliği, yıl içerisinde şehre gelen birçok turistin gezi noktalarındandır 1912-1913 Balkan Savaşında vatan topraklarını savunan 300 bin askerin anısına ve aynı zamanda 1913 senesinde Sarayiçi’nde aç ve susuz bırakılarak ölen 20 bin askerin anısı için inşa edilmiştir. 1939 da şehitliğe Balkan Şehitler Anıtı inşa edilmiştir.

Kırkpınar Er Meydanı Türk milleti, binlerce yıllık tarihi boyunca devletler kurdular topraklarda savaşçı bir millet olarak anıldılar. Türk ordusunun savaşa hazırlanırken yaptığı hazırlıkların başında spor ve güreş gelmektedir. Türk güreşinin aslı Hun imparatorluğuna dayanır. O dönemde karşımıza “Karakucak” olarak çıkan güreş, Osmanlı imparatorluğunun Rumeli’ye geçişiyle özünü ve ruhunu kaybetmeden yağlı güreşler olarak düzenlenmeye başlamış ve günümüze kadar sürmüştür

Karaağaç Tren Garı Mimar Kemalettin Bey’in Şark Demiryolları Şirketi adına tasarladığı dört gardan biridir. Diğer garlar; Filibe Garı, Selanik Garı ve Sofya Garı’dır. IV. Mehmet Av Köşkü Edirne Yeni Saray Saray-ı Cedîd- çok geniş bir av sahasına sahip olduğu, belirtilir. Tunca Nehri’nin iki kolu arasında kalan bir ada görünümündeki Tavuk Ormanı Edirne Yeni Saray Av Sahasında yer alan Av Köşkü, Bülbül Köşkü olarak da bilinir. IV. Mehmed tarafından 1671 de inşa ettirilen Köşk, Edirne Belediyesi tarafından 2002 de restore ettirilmiştir.
Hıdırlık Tabyası Balkan Harbi’nde Edirne’yi savunan tabyalardan Hıdırlık Tabyası, Edirne müdafii Şükrü Paşa’nın karargahıdır. Kentin savunmasına büyük yararları dokunan Edirne tabyaların en görkemli ve büyüğüdür

Hacı Adil Bey Çeşmesi Edirne Meriç Köprüsü’nün bitiminde, Karaağaç yolunun başında bulunan çeşmeyi Edirne Valisi Hacı Adil Bey 1904 de yaptırmıştır. Barok çeşmenin projesini Edirne Evkaf Müdürü Sadrettin Bey ile Dr.Rıfat Osman çizmiştir.Eski Cami, Türkiye’nin Edirne ilinin merkezindedir Edirne’de zamanımıza ulaşmış ilk orijinal abidevi yapıdır Caminin mimarı Konyalı Hacı Alâaddin, kalfası ise Ömer ibn-i İbrahim’dir.

Enez Kalesi Antik Çağda Akropol denilen yüksek bir tepedeki kalenin Balkanlardan gelen barbar akınlarını önlemek amacıyla yapılmıştır. Kalenin yapım tarihi bilinmemekle yapı malzemeleri Bizansa işaret eder MS.VI.yüzyılda Iustinianus’un kaleyi onarmıştır Ana girişi kuzeyde olan kale, doğu-batı doğrultusunda uzanır sur duvarı ile birleşir. Denize bakan tarafta iki tane çok köşeli kulesi vardır. sağdaki yıkılmıştır kalenin yarım kubbe biçiminde olup, Meriç Nehri’nden gelecek tehlikelere karşı savunmayı güçlendirir. Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi Sergileme Paleontolojik döneme ait fosillerle başlar. Edirne ve yakın çevresinde bulunan 3. Zaman sonuna ait fil, gergedan ve at türünden hayvanların kemiği, diş ve omurlarına ait parçalar vardır. günümüzden 30 milyon yıl önce Miyosen Dönemindeki  fosiller ile
deniz hayvanları ve bitki fosilleri yer almaktadır.

Vali Hacı İzzet Paşa Türbesi Edirne’nin en renkli ve eski valilerinden Hacı İzzet Paşa’nın kabir türbesi bulunur. Beş penceresi ve kubbesi vardır. Türbenin içinde, İzzet Paşa tarafından yazılmış iki kitabe asılıdır.

Beyazıd Köprüsü II. Beyazıt zamanında 1488 yılında Mimar Hayrettin tarafından yapılan köprü 6 gözlü ve 115.82 metre uzunluğunda, 5.70 m genişliğindedir. Edirne şehir içinde, Tunca Nehri üzerindedir Beyazıt Külliyesi ile şehri birbirine bağlar


Ahlat Tarihi

Şehir Hz. Ömer döneminde Cezire fatihi Iyaz bin Ganem tarafından fethedilerek İslam Devletine girmiştir (641). Ahlat Beyi vergi vermeyi kabul etmiş antlaşma Hz. Osman döneminde Doğu Anadolu’da harekatta bulunan Habib b. Mesleme tarafından tasdik edilmiştir. Hz. Osman’ın öldürülmesi , Hz. Ali döneminin karışık geçmesi ve Muaviye’nin ölümüyle başlayan karışıklıklarda Ahlat halkı isyan etmiş ancak Emeviler’in Cezire valisi Mervan tarafından şiddetle cezalandırılmışdır bölge Cezire valiliğine bağlanmıştır. Azerbaycan valisi Cerrah Erdebil’de Hazarlara yenilip şehit düşünce halife , Hişam b. Abdülmelik Said el Haraşi’yi Hazarlarla mücadeleye memur etti (730-31). Ahlat’a gelen Haraşi şehir kapıları kendine açılmayınca şehri şiddetli bir muhasaradan sonra almıştır.


Abbasiler döneminde Ahlat’ta ki mahalli hanedanlar idari yapıda aynen korundu. Haricilerin Musul ve Diyarbekir civarındaki faaliyetlerini yaygınlaştırdılar. Ahlat’ta onların saldırılarına ma’ruz kalıyordu. Mahalli idarecilerin 851’de Van Gölü ve çevresindeki olayları bastırmaktan aciz kalmaları yüzünden Samerra’dan gönderilen Büyük Boğa asilerin reisi Zürare’yi yakalayıp bu bölgede dirlik ve düzenliği kurdu. Abbasi hakimiyetinin zayıflamasıyla Bizanslılar 928’de şehri almışlardır. Bundan sonra Ahlat’ta X. yy. sonunda bir Kürt sülalesi olan Mervanoğulları hüküm sürmüşlerdir.

Türkler Anadolu’ya geldiklerinde Ahlat dışındaki Van , Erciş, Malazgirt, gibi şehirler Bizanslıların hakimiyetinde idi. Ahlat ise Hz. Ömer döneminden beri el değiştirse de müslümanların hakimiyetinde idi. bölgeye Türk akınlarının VIII. yy.’da başladığı bilinmektedir. hakim güç Bizans idi ve keşif hareketleri düzenleniyordu. Bizans ile askeri mücadele bölgesi uçlarda Suriye, El-Cezire ve Doğu Anadolu ucu idi. Doğu Anadolu ucunda Ahlat ve Erzurum iki önemli şehirdir. 1040 tarihinden itibaren Ahlat , Anadolu’ya gelen Türkmenlerin uğrak yeri olmuştur.

1018’de Çağrı Beyin yurt edinmek amacıyla Van Gölü kıyılarına keşif harekatı yaptığını, Bizans komutanı Senekherim’i mağlup ettiğini Maveraünnehr’e dönerek buraların fethedileceğine dair kardeşi Tuğrul Beye bilgiler verdi Türkmen Beyleri akınlara devam ettiler. 1040 Dandanakan Zaferinden sonra zaptı zaruri yerlerin başında Anadolu geliyordu. 1040’dan sonra kurulan Büyük Selçuklu Devletine tabi olan Türkmen Boylarına yer sıkıntısı olunca boylar Andolu üzerinde hareketa yönlendirildiler. Türkmen zümreleri burayı yurt edinmek maksadını taşıdıkları için bir kısmı buralarda yerleşmiş Anadolu’nun fethini kolaylaştırmıslardır

İbrahim Yınal 1048 Hasankale Zaferiyle Bizanslıları yenilgiye uğrattı. Tuğrul Bey 1054 te Ahlat üzerinden Malazgirt’i kuşattı ancak alamadı.Sultan Alparslan devrinde Ahlat Selçuklu Devletinin Anadoluya seferlerinde bir üsddü 1066 da Selçuklu Sultanı Alparslan’ın kumandanlarından Gümüştekin, Afşin ve Ahmetşah Anadolu içlerine başarılı akınlar yaparak Türk garnizonu Ahlat’a döndüler. Sultan Alparslan Malazgirt’e Ahlat’an giderek burayı fethetmiştir. Malazgirt Zaferine katılan Ahlatlıların zengin ganimetlerle döndü ve şehrin Sultan Alparslan tarafından tayin edilen valilerce yönetildiğini kaydetmektedir.

Yavuz Sultan Selim Han döneminde Şah İsmail ile yapılan Çaldıran savaşında sonucunda Ahlat Osmanlıların hakimiyetine girdi (1514). Ahlatta yeni bir dönem başladı. Yavuz göl kenarına bir kale yaptırmıştır. kale Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle büyütülmüştür. kalede Osmanlılardan kalma İskender Paşa Camii ve Hamamı ile Kadı Mahmut Camii bulunmaktadır. kalenin içinde bir mahalle bulunup Kale Mahallesi ismiyle anılır Şehrin kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girmesi Kanuni’nin Irakeyn Seferinde gerçekleşir. sefer sonunda Ahlat, Adilcevaz ve Erciş Osmanlı idaresine girer.

Şah Tahmasb buraları tekrar ele geçirerek burada tahribata girişir (1548). kırk yıl süren Osmanlı-Safevi mücadelesi 1555’te Amasya Antlaşması ile son bulmuştur. Fakat çeşitli sebeplerle Moğol istilasından itibaren önemini kaybetmeye başlayan şehir Safeviler ve Osmanlılar zamanında Van Gölü havzasının en sönük şehriydi Van eyalet merkezi olurken Ahlat’ta Adilcevaz Sancağının kazası haline gelmişti. bunda istilaların ve depremlerin payı büyüktür.
Önemli bir şehir olmak kolay değildir. Ahlat’ta önemli bir şehir olmasının sıkıntısını çekmiştir. 1246 ve 1275-1276 tarihlerindeki depremler sebebiyle

Amasya antlaşmasından birkaç yıl sonra yapılan tahrirde Ahlat’ın acıklı durumu görülmektedir. şehrin nüfusunun askerler, vazifeliler ve din adamları dışında 1600 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Ahlat Tanzimattan sonra Van eyaletinin Van sancağına, II. Abdülhamid devrinde ise Bitlis vilayetine bağlanmıştır (1892-93).
I. Cihan Harbinde Ahlat 2000’den fazla şehit verdi sırasında Rusların ve Ermenilerin hücumuna ve katliamına uğradı halk zulümden kaçarak başka illere göç eder. Ahlat’tan çıkarak Urfa’ya göç eden 93 kişilik bir kafile Urfa’ya vardığında 13-14 kişiye düşmüştü

1916 yılında I. Cihan Harbinin bütün hızla devam ettiği bir dönemde Ruslar geçtikleri yerleri talan eddi Ahlat’a vardı ve Ahlatta mevzilendiler alaca karanlığında karşıda müthiş Dev bir türk ordusu Ruslar’ın tam önünde dimdik durmaktadır. Rus komutanı ateş emri verir türk ordusu ne kaçarlar ne gizlenir Rus Ordusu ateşi keser ve sabahı beklerler Günün ilk ışıklarında manzara karşısında şok geçirirler. Koca Rus Ordusunu durduranlar her biri insan boyundan uzun mezar taşlarıdır. 
Bu hikaye değil I. Cihan harbinde Ahlat’ta meydana gelmiş anlatılan yaşanmış bir gerçektir. Şahitleri ise her biri birer sanat şaheseri olan mezar taşlarındaki kurşun izleridir. Düştükleri bu gülünç durum, Rusların mezar taşlarına karşı kine dönüştürür ve o güzelim abideleri yol menfezlerinde kullanırlar. mezarlarda çok büyük tahribatlar yaparlar işgal fazla sürmez bir yıl sonra mezarlıklarına bile yenildikleri toprakları terk edip giderler.

Devlete ve millete bağlılığını tarihin her devresinde koruyan Ahlat, I. Cihan Harbinde Ermeniler ve Ruslar tarafından eziyetlere, katliamlara işkencelere tabi tutuldular Milli mücadelede Ahlat. Gazi Atatürk tarafından buraya iki kez telgraf yollanmış ve Ahlatlı tebrik edilmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 de Ahlat tekrar ilçe olmuştur. en kayda değer hadise İzzet Bey isyanıdır. kürt beyi olan İzzet Bey bölgedeki karışıklıkları fırsat bilmiş ve Muştan gelerek Ahlat’ı almayı tasarlamıştır. İzzet Bey’in dört adamı kaymakam konağına girerek kaymakamı koltuğundan kaldırır ve yerine otururlar, ardından da kaymakama hakaretler ederler.

7’den 70’e tüm Ahlatlı kaymakam konağına toplanır. halkın büyük sevgisini kazanmış bir çavuş olan Hamza Çavuş içeri girer ve bunları kovar. Ve onlara “Ahlatlı bu Ahlat’ı size vermez , vermeyecektir!” , der.isyanda Ahlat halkının devlete olan bağlılığı sayesinde kısa sürede bastırılır. Ahlat büyük bir badire atlatır
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#23
11-09-2018, Saat:11:30 AM
Kaynak biletall.com

Kesinlikle Görmeniz Gereken 15 Osmanlı Eseri

Üç kıta da 600 yıl boyunca hüküm süren Osmanlı Devleti, Türk-İslam sanatını geliştirmiş; İran ve Bizans sanatından da etkilenerek kendine özgü bir sanat geliştirmiştir. dünya sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Osmanlı Devleti’nin en önemli özelliği gittiği yerlerde kök salarak, yüzyıllar geçse de silinmeyecek izler bırakmasıdır. Dini ve sivil mimaride Osmanlı mimarisinin en önemli sanatçısı Mimar Sinan’dır.

Selimiye Camii, Edirne Mimar Sinan’ın ustalık eserim dediği camii 1569 – 1575 yıllarında Sultan II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Kurulduğu yerin seçimi taşın zarafeti minaresi süslemesi her şeyiyle bir başyapıt olan camii mutlaka görülmeli.

Süleyman Paşa Medresesi, Bursa Özgün nitelikli ilk Osmanlı medreselerinden biridir Çiniciler Çarşısı olarak kullanılmaktadır. 14. yüzyılda Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Şah tarafından yaptırılmıştır. Avlulu medreselerin ilk örneklerindendir

İshak Paşa Sarayı, Ağrı Osmanlı İmparatorluğu’nın Lale Devri’ndeki son büyük anıtıdır yapımına 1685 te başlanmış. 1784 te tamamlanmıştır. farklı dönem ve kültürlerden izler taşır

Seddülbahir Kalesi, Çanakkale Venedikliler’e karşı savunma amaçlı 1659’da Mimar Mustafa Ağa tarafından inşa edilen kale, tahrip olmuştur tarihte oynadığı önemli rolle, askeri mimarinin önemli örneklerindendir.

İskodra Köprüsü, Bosna-Hersekte 15. yüzyılda Mehmet Buşati Paşa tarafından yaptırılan eser, Kir Nehri’nin iki yakasını birbirine bağlar Osmanlı mimarisidir

Yanbolu Bedesteni, Bulgaristan 5. yüzyılın başlarında Sadrazam Atik Ali Paşa tarafından yaptırılan bedesten, şehrin ortasında yer alır. İnce uzun yapısı ve kubbeleriyle değişik bir yapıdır. Kubbelerinin tepesinde aydınlık fenerleri bulunmaktadır.

Bey Kulesi (Feodalizm Kulesi), Makedonya
Savunma amaçlı yapılan kule 14 metre yüksekliğindedir. 17. yüzyılda yapılan kule üç kattan oluşur. Üsküp merkezdeki en eski yapılardandır hediyelik dükkanı olarak kullanılır.

Alaca İmaret, Yunanistan 1484 te İshak Paşa tarafından yaptırılan imaret,  alaca renkli minaresinden ismini alır. Selanikte kültürel etkinliklerde kullanılır.

Hacı Ahmed Bey Sarayı, Cezayir 1825 ile 1835 te inşa edilen yapı, İslam medeniyeti ve Hacı Ahmed Bey’in kahramanlığından izler taşır. Avrupa saray mimarisinden de esinlenilmiştir, büyük bir bahçe ve fıskiyesi bulunur.

Ahmediye Camii ve Medresesi, Gürcistan
Ahıskada bulunan camii, 250 yıllık bir geçmişe sahiptir İstanbul’daki camiiler örnek alındı camii divan şairlerine ilham olmuş. İçinde başka dini yapılar da vardır Ahıska Kalesi’ndedir Ahıska Beylerbeyi Hacı Ahmed Paşa tarafından yaptırılmış

Bekiriye Camii, Yemen 12. yüzyılda, Osmanlı’nın Yemen’i aldığı ilk dönemde yapılan Bekiriye Camii, mimarisi ve süslemeleriyle dikkat çeker Osmanlı ve Arap mimarisinden farklıdır Tek kubbeli, tek minareli caminin adı camiyi yaptıran Yemen Beylerbeyi Hasanpaşa’nın burada ölen kölesinden gelmektedir.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camii, Mısır
Osmanlı mimarisinin tüm ihtişamıyla yaptığı Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camii, 500 yıl süren Osmanlı hakimiyetinin en güzel yapılarındandır Halen canlıdır Selahaddin Kalesi’nin içerisinde yer alır

Hacı Ömer Külliyesi, Kosova Yüzyıllarca Osmanlı’nın hüküm sürdüğü Kosova’da tarihi geçmişin tapu eserlerindendir 1389 – 1913 yıllarında Osmanlı hakimiyetinde kalan Kosova’da ecdadımızın gönüllerde bıraktığı silinmez eserler bizim için gurur kaynağıdır.

Topkapı Sarayı, İstanbul 400 yıl imparatorluğun idare merkezi olarak kullanıldı, 1478’de Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Saray, idare merkezi olmasının yanında Kutsal Emanetler Dairesi ve önemli bölümleriyle İstanbul’a gelen turistlerin ziyaret etmeden dönmediği bir saraydır.

Eyüp Sultan Türbesi, İstanbuldadır Hz. Muhammed’in sancaktarı olan Ebu Eyyub el-Ensari’nin mezarı fetihten sonra bulunmuş, cami ve türbe 1455 yılında inşa edilmiştir. ziyaretçi akınına uğrayan türbe, İstanbul’un en önemli manevi yapılarından biridir.


Kaynak ensonhaber.com


Dünyanın en büyük Türk İslam mezarlığı: Ahlat

UNESCO Mirası geçici listesindeki dünyanın en büyük Türk İslam Mezarlığı Ahlat Selçuklu Mezarlığı, turistlerden yoğun ilgi görüyor.
Urartular'dan Osmanlı'ya birçok medeniyetin izini taşıyan, ülke ve bölgenin kültür turizminde önemli bir yeri olan Ahlat Selçuklu Mezarlığı, ziyaretçilerini tarihi yolculuğa çıkarıyor. 210 dönümde kurulu Ahlat Mezarlığı'ndaki 8 bin 200 mezar taşı ve üzerilerindeki yazılar, kabartmalar oymalar, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Dünyadaki üç "Kubbet-ül İslam" İslamiyet'in kubbelerinden olan, Türklerin Anadolu'ya giriş kapısı ve  "Anadolu'nun tapusu" olarak bilinen Ahlat, turizmde mesafe aldı. İl Kültür ve Turizm Müdürü Ramazan Gencan, açıklamasında, Selçuklu Mezarlığı'ndaki 8 bin 200 şahideli, sandukalı ve kurgan tarzında mezarların bulunduğunu söyledi.bunlar mezar değil, abide diyoruz.

Göktürkler'de Orhun Kitabeleri'nden sonra yazılı olan Türk İslam coğrafyasının en önemli eserleri ve
Türk İslam coğrafyası için çok önemli. 8 bin 200 mezarı barındırıyor dünyanın en büyük Türk İslam mezarlığı. Dünyada 3 Kubbet-ül İslam merkezi var. Bunlardan biri de Ahlat ilçesidir. çalışmalarımız son yıllarda Cumhurbaşkanımızın himayesiyle hızlandı. mezar odalarımızın restorasyonlarını yapıyoruz. yer altında kırılmış ve dökülmüş mezar taşlarımızı ayağa kaldırıyoruz. Kırıkları birleştiriyoruz. Mezar taşlarında çevre düzenlemesi yapıyoruz. mezarlığı daha güzel hale getirip turizme kazandırmak için çalışmalarımız devam ediyor." UNESCO Dünya Kültür Mirası geçici listesinde bulunan Ahlat Selçuklu Mezarlığı'nın asıl listeye alınması için çalışmalar devam ediyor
Gencan, şunları dile getirdi:"İnşallah UNESCO'ya alınacak. bu muhteşem eser. Dünyadaki Türk İslam mezarlığının en büyüğü. 8 bin 200 mezarı barındırıyor.

Bu büyüklükte bir alan yok. her geçen gün turizme kazandırılıyor. Ahlat'ın Kentsel Tasarımı çalışması var. Bakanlık çok büyük destek oluyor. Ahlat'ı hak ettiği yere ve o tarihi kimliğine kavuşturacağız tarihi dokuyu görmek isteyenler daha çok gelecek
İlçede çok sayıda tarihi eser var ve Ahlat'ta tamamen Selçuklu mimarisi hakim Bitlis'e gelen herkes önce Ahlat'ı ve mezarlığı görmek istiyor." dedi."DUYGULANMAMAK MÜMKÜN DEĞİL"
Ailesiyle Antalya'dan Ahlat'a gelen emekli öğretmen Niyazi Yenipazar, Selçuklu mezarlığından çok etkilendi Okulların buraya gezi düzenlesin"Burada tarih açısından duygulanmamak mümkün değil. Taşların üzerindeki işlemeler ahşapta bile yapılacak şeyler değil. O zamanki teknoloji ile zor işlemeler taşın üzerine yapılmış. El emeği ve göz nuru insanların birbirlerine saygısını ortaya koyuyor. Muhteşem bir yer. İnsanların daha uzun süre kalarak rehberle gezmesi gerekiyor." 


Kaynak arkeofili.com

Kars’ta Bir Zamanların İhtişamlı Kenti: Ani

Yüzyıllardır birçok uygarlığa ev sahipliği yapan ve savaşlara tanıklık eden Ani, bir zamanlar bölgenin önemli merkeziydi. “1001 Kilise Şehri” olarak anılan Ani’de, bugüne kadar 40 kilise, şapel ve anıt mezar tespit edildi. Kars’a 48 kilometre uzaklıkta Türkiye-Ermenistan sınırına yakın Arpaçay nehri kenarında bulunan kent, Ermeni Bagratuni hanedanlığında önemli bir güç merkezi olmuştu. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Ani Harabeleri’nin, kalıcı listeye girebilmesi için uğraş veriliyor. Sayısız depreme ve savaşa tanıklık eden kent, 2011’den beri kazı ve restorasyonla ayağa kaldırılıyor. Ani’yi çevreleyen surların iç kısmında, tarihi şehrin geniş bir alana yayılmış Bagratuni Ermenilerinden Bizanslılara, Selçuklulardan Gürcülere ve Osmanlılara kadar birçok kalıntıyı görmek mümkün

Aniyi çevreleyen ve Bagratuni ermenilerinin savunma amaçlı yaptığı surlar, Bagratuni ile Bizans ve Selçuklu arasında kanlı çatışmalara tanık oldu. birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Ani, Ermeni mimarisinin seçkin örnekleriyle beraber, Gürcü ve Selçuklu mimarisinden örnekler taşıyor. İpek yolu üzerine kurulması Ani’yi, dönemin zengin kentleri arasına soktu ve önemi artdı.Ani 1319’da depremde ağır hasar görmüş, Timur tarafından tahrip edilmiştir. 1535 Osmanlı-İran savaşında terk edilinceye dek, kentte bir nüfusun barınmış .
1877-78 Osmanlı-Rus savaşında Rusların eline geçen bölge, 1. Dünya Savaşı sonrası Osmanlılar tarafından geri alındı. Ani platosuna kurulan Ermenistan Cumhuriyeti’ne geçti. 1920’de, Kurtuluş Savaşı sırasında Ani son kez el değiştirdi ve Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına dahil oldu.

78 hektarlık bir alanı kaplayan ve 4500 metre boyunca surla çevrili kent en parlak dönemini 2. Smpat (977-989) ve oğlu Gagik (989-1020) döneminde yaşadı nüfus 100.000’i geçti .
Kırmızı taşlarla yapılmış Ani Katedrali’nin 1319 depreminde tavanı, daha sonraki depremde bir başka köşesi yıkılsa da, bugün bile anıtsallığını koruyor. 1001 yılında Ermeni kralı 1. Gagik döneminde tamamlanan kilise, Ani’nin nüfus ve zenginlik bakımından dorukta olduğu döneme tanıklık etti. kilisenin Ermeni mimarı Trdat Bizans döneminde Ayasofya’nın kubbesini tamir etmişti.
Bölgedeki başka bir kilise ise Ermeni Bagratuni hanedanlığının sanatsal göstergesi Bir zamanlar 19 kemeri ve kubbesi ile bir mimari harikası olan ve yöresel kızıl kahverengi volkanik bazalt taşından yapılan kilisenin kalıntıları bugün iskele ile ayakta kilisenin aynı zamanda İsa’nın gerildiği çarmıhın küçük bir parçasını da barındırdığı söyleniyor.

10. yüzyıl sonlarında kurulan Aziz Gregor Kilisesi 12 kenarlı şapeli ve kubbesi ile hala görkemli. 1900’lerin başında kilisedeki anıt mezarın Bagratuni Ermenilerinden Prens Grigor Pahlavuni’ye ait olduğu sanılıyor. Ani’deki diğer şeyler gibi bu mezar 1990’larda yağmalandı.
kilisenin karşısında kayalara oyulmuş mağaralar bulunuyor. tarihçiler bunların Ani’den öncesine dayandığını söylüyor. Anide mağaraların mezar ve kilise olarak kullanıldığına işaret eden izler var ve 20. yüzyılda bu mağaralarda hala insanlar yaşıyordu. Surp Kirkor Kilisesi. 1215’te inşa edilen kilisenin içi İsa ve Aydınlatıcı Grigor freskleriyle süslü. Uzmanlar Ermeni sanatında ayrıntılı fresklere rastlanmadığını kilisedeki fresklerin Gürcü ressamların yaptığını belirtiyor.

Bizanslıları Anadolu’dan çıkaran Selçuklu İmparatorluğu 1000’ yıllarında bölgenyi ele geçirdi. 1072’de Ani’nin yönetimini Kürt kökenli Müslüman Şeddadi hanedanlığı aldı Bu dönemde uçurum kenarındaki Manucehr Camii inşa edildi. 1000’li yıllarda inşa edilen orijinal camiye Bugün ayakta duran minarenin 1000 12 veya 13. yüzyılda eklenmiş Manucehr camii Ermeni Bagratuni hanedanlığına saray olarak yapılıp, sonradan camiye dönüştürülmüş. cami Anadolu’daki ilk Türk camisi

Kaynak divriğiulucamii.com

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası cami, darüşşifa ve türbeden meydana gelen bir külliyedir. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği inşa edmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 de başlanıp 1243 de tamamlanan yapının Baş Mimarı Ahlatlı Hürrem Şah'tır. kapılar ve sütunlar olmak üzere, külliyenin bir çok yerinde, Ahlatlı ve Tiflisli ustaların taş işçiliğinin en nadide ve en ince örneklerini yansıtan motifler tüm dünyanın ilgisini çekmektedir. eseri özgün kılan bir özellik de, uzaktan bakıldığında simetrik olduğu düşünülen, fakat özünde asimetrik olan bezemelerdeki on binlerce motifin hiç birinin bir daha kendini tekrar etmemesi; kâinattaki farklı varlıkların muhteşem bir ahenk ve denge içerisinde olduklarının taşa nakşedilerek gözler önüne serilmesidir.

Mimari üslubu, süsleme ve örtü sistemleriyle önem kazanan şaheser, dünyada, görülmeye değer eserler listesindedir büyüleyici eseri anlatmaya sözler yetersizdir Evliya Çelebi yüzyıllar önce şöyle ifade eder Methinde diller kısır, kalem kırıktır". Görenleri kendisine hayran bırakan muhteşem abide eseri, sanat tarihçileri "Divriği mucizesi", "Anadolu’nun Elhamrası" gibi ifadelerle tanımlar. 1985 te UNESCO tarafından "Dünya Kültür Mirası" listesine alınan, İslam mimarisinin başyapıtı, Cumhurbaşkanlığı makamı korumasında


Kaynak vikipedi.com

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası

Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, Sivas'ın  Divriği ilçesindeki tarihi cami ve hastanedir Cami 1228–29 da Mengücekli beyi Ahmed Şah  tarafından; Dârüşşifa ise aynı tarihte, Erzincan beyi Fahreddin Behramşah’ın kızı Turan Melek tarafından Ahlatlı Hürrem Şah adlı bir mimara yaptırılmıştır. giriş ile birlikte dört eyvandan oluşur. Darüşşifanın kuzeydoğu köşesinde türbe yer alır. Divriği Ulu Cami 1985 te UNESCO Dünya Miras Listesine alınmıştır.


kubbesine geçişte yelpaze biçimli Türk üçgenleri kullanılmıştır. Camide Selçukluların avlulu plan tipi, ve Emevi plan tipini görmek mümkündür.
Plan tipi ve süsleme olarak benzersiz bir eserdir. İki başlı kartal motifini Alaaddin Keykubad’ın arması çift başlı kartal ile Ahmet Şahın arması doğan motifi bulunur. ahşap hünkar mahfili Anadolu’daki en erken örneklerdendir. Abanoz ağacından minber, kabartma sülus yazıları ve yıldız motifleri büyük bir özenle yapılmıştır. mihrabı da önemlidir. Divriği Ulu Cami ve Dârüşşifası, Selçuklu döneminde küçük sayılabilecek yapılardan biri olmasına karşın, dikkat çekicidir. yapı Selçuklu ve Mengüceklilerde ekip çalışması ve kalite anlayışına önemli bir örnektir.

Caminin girişinde ikindi güneşi düştüğünde gölgelerden oluşmuş, ayakta duran, bir erkek silüeti belirir. silüetin önünde dikdörtgene benzer bir gölge daha vardır. gölgelerin Kur'an okuyan ve namaz kılan bir adam olduğuna inanılır.
Evliya Çelebi bu eser için şöyle demiştir: "Üstad, mermer camiye öyle emek sarf edip, kapı ve duvarları öyle nakış eylemiş ki, methinde diller kısır, kalem kırıktır."
Çevrimdışı
Acemi Üye
*
22
mesajlar
20
konular
2
REP PUANI
Yeni Üye

Apr 2014
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#24
11-09-2018, Saat:08:21 PM
Ellerinize sağlık paylaşımınız için teşekkürler.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#25
13-09-2018, Saat:10:34 PM
Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı İsfahan Mescid-i Cuma

1072-1092 yıllarında Sultan Melikşah adına Nizamülmülk tarafından yaptırılmıştır.
İsfahan Mescid-i Cuması dikdörtgen plana sahip dört eyvanlı bir yapıdır. Abbasi halifesi El Mansur’un 755 de yaptırdığı kerpiç avlulu çok sütunlu caminin yerine, inşa edilmiştir. zamanla genişletilmiştir. ilk eklemeler vezir Nizamülmülk tarafından 1080 de bir mihrap kubbesiyle olmuştur. İsfahan Mescid-i Cuma Selçuklular İlhanlılar, Muzafferiler, Akkoyunlular ve Safeviler zamanında ilavelerle büyük bir yapı haline gelmiştir. Caminin girişi, avlunun güney cephesindeki büyük eyvandan sağlanır. Giriş eyvanının üzeri kubbeyle örtülüdür. Karahanlı sanatı etkisini göstermektedir.
Yapıya eklenen diğer kubbe ise Tacül Mülk tarafından, Sultanın eşi Terken Hatun için inşa edilmiştir.

İsfahan Mescidi Cuması Terken Hatun Kubbesi
1088 tarihlidir Mekana küçük bir kapı ile karanlık bir koridordan girilir. küçük ebatta olmasına rağmen ayrıntılara yer vermiş olgun bir örnektir Büyük Selçuklu mimarisinin en güzel eserlerinden olan yapı, Terken Hatun’un camiye geliş ve gidişinde dinlenmesi ve namaz kılması için inşa edilmiştir. dört eyvanlı ve revaklı avlusu dikdörtgen plana sahiptir ve harime giriş avludan sağlanır.
Eyvan Büyük Selçuklular’ın gücünün sembolü olarak dört yönü işaret eder.Teknik açıdan oldukça başarılı olan yapı oluşturduğu mimarisi ile gotik bir esinti oluşturur.i Yapı kuvvetli bir eserdir. Çini işçiliğinin en zengin örneklerinin yer aldığı yapının cephesinde geometrik ve bitkisel figürler vardır

Yapının duvarları çiniyle süslenmiştir. Kemer yüzeyleri bitkisel bezeme ile şekillenirken kemer aralarında geometrik kompozisyonlar görülür
Eyvan yüzeyi mavi rengin ağırlıkta olduğu çinilerle bir kompozisyon oluşturmuştur. Eyvan köşeleri turkuaz renkli çinilerle baklava dilimlerine bölünmüş içerisi geometrik desenlerle bezenmiştir.

Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı Ardistan Mescid-i Cuma


Ardistan Mescid-i Cuma’nın inşa tarihi bilinmez yapının Zevvare Mescid-i Cuma’dan önce inşa edildiği tahmin edilmektedir. en eski kitabesi 1158 yılına aittir. İsfahan’ın 108 km kuzeyinde, Ardistân’ın sehir merkezinde yer alır bânisinin, Tâhir el-Huseyn bin Ahmed olduğu belirtilmiştir.
XII. yüzyıl Selçuklulardan kalma en ilgi çekici camilerdendir Eski bir Abbasi caminin üzerine inşa edilmiştir. Ardistan Mescid-i Cumasının pek çok bölümü yıkılmış, yeni ilavelerle günümüze gelmiştir içerisinde; medrese, kervansaray, su mahzeni ve hamam yer alır.

Ardistan Mescid-i Cuması değişiklik geçirmiş bir medrese eklenmiştir. yazı şeridi ve süslemeler eklenmiştir. eklemeler İsfahanlı mimar üstad Mahmud’un eseridir. Ardistan Mescid-i Cuması, Büyük Selçukluların ilk dört eyvan planlı camilerindendir Zevvare Camiine benzer. kubbe çapı, sekiz kenarlı ayaklar, eyvan düzeni, ortak yönleridir. Ardistan Mescid-i Cuması düzgün olmayan dikdörtgen bir plana sahiptir. Yapı mihrap önü kubbeli bir harim ve dört eyvanlı avludan ibarettir. Bu yönüyle Selçuklu camiisi açık ve kapalı mekandan oluşan camilere örnek teşkil eder
toplam 6 girişi vardır. Yapıya ait minarenin üst kısmı yıkılmıştır. Tuğla malzemeden inşa edilen minare sadedir

süslemeler kubbe içerisinde yoğunlaşmıştır.
baklava dilimi süslemeleri itinalı işlenmiştir. kemer ve kitabe yüzeylerinde alçı süslemelere toplu bir mekan yaratılarak zengin bir görünüm elde edilmiş geometrik ve bitkisel kompozisyon kullanılmıştır Mihrapta bitkisel ve geometrik motifler vardır

Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı Zevvare Mescid-i Cuma

Zevvare Mescid-i Cuma 1135 te inşa edilmiştir Ardistan’a 15 km mesafede, Zevvare şehrindedir
Selçuklu cami mimarisinde önemlidir Karahanlı ve Gaznelilerde gördüğümüz dört eyvanlı plan şeması Selçuklularda ilk defa Zevvare Mescid-i Cuma ile görülmeye başlanmıştır. Selçuklu camilerinin bütün yeniliklerini gerçekleştiren nadir bir eserdir.
 kuzey güney doğrultusunda uzanır ve planı dikdörtgendir. Mihrap önü kubbeli harim ve kare bir avludan ibarettir. Minare batı yöndedir Sekizgen bir kaide üzerine oturan minare silindirik ve sadedir
Harim kare planlı ve kubbe ile örtülüdür .Kubbe sekizgen bir kasnak üzerine oturur Kubbede sadece bir tane pencere açıklığı yer almaktadır.

Camide tuğla ve alçı malzeme kullanılmış süslemede stukodan faydalanılmıştır. Ayrıca minarede çinilerden yararlanılmıştır Zengin alçısıyla göz dolduran mihrap 1156 da tamamlanmıştır. Zevvare Mescid-i Cuma’nın taban bölümüne kadar yıkılmış olan minaresi, firuze ve turkuaz rengi çinilere sahiptir Duvarların üst kenarında çiçekli kitabe kuşağı yer alır. kubbe içi tuğla istiflemeleriyle hareketlendirilmiştir. geometrik figürler baklava desenleri oluşturmuşlardır.

Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı Barsiyan Mescid-i Cuma


İnşa Tarihi: 1104 – 1105 yıllarındadır
Isfahan’ın 42 km doğusunda Barsiyan bölgesinde yer alır. Berkyaruk döneminde inşa edilmiştir.
döneminin en önemli mimarisidir yıkık bir cami kalıntısı üzerine inşa edilmiştir.  Barsiyan Mescidi sonraki dönemlerde pek çok ilave ve onarım görmüştür. Bunlardan birini Şah Tahmasb gerçekleşmiştir. Şah yapıya bir nef ve eyvan ekletmiştir.  Yapı harap durumdadır dönem camilerinden daha masiftir kare planlı, mihrap önü kubbeli ibadet mekanı ile güney minaresi ve Safevi döneminde eklenen eyvandan oluşmaktadır.
Harim kare planlı ve üzeri kubbe ile örtülü tek bir mekandan oluşur. Kubbe kalın duvarlar üzerinde yükselir, minarenin kaide ve şerefesi yoktur. İnşasında tuğla malzeme kullanılan minare üst bölümünün yıkıldığı tahmin edilmektedir yapımı   1097-1098   yıllarıdır

Mihrap minareden daha geç bir zamana tarihlenir ve aralarında 7 yılık bir zaman bulunur. Minarenin başka bir camiye ait olduğu tahmin edilmektedir.  Minarede eşit aralıklarla dizilmiş aydınlatma amaçlı sekiz sıra dikdörtgen açıklık bulunmaktadır.
Yapının içi, dış cepheye nazaran daha bezemelidir. Kubbedeki baklava desenler kubbeyi hareketlendirmiştir. Duvar ve mihrapta tuğla kullanılmıştır. Mihrapta yıldız ve bitkisel bezemeler görülür. Mihrabın yıldız geçmeler ve rumilerin oluşturduğu bir kompozisyonla süskenmiştir dış cephesi basit bir görünüştedir.

Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı Sultan Sencer Türbesi

Sultan Sencer Türbesi’nin 1153-1157 yıllarında inşa edildiği bilinmektedir. Türkmenistan’ın Merv şehrindedir Yapının mimarı Muhammed bin Atsız’dır. Türkmenistan’ın, Merv şehrindeki  Sultan Sencer Türbesi, Büyük Selçuklu mimarisinin önemli örneklerindendir. Muhammed bin Atsız’ın inşa ettiği Sultan Sencer Türbesi’nin inşa tarihi kesin olmamakla Sultan Sencer’in vefatından önce yapılmışdır. 1153’te Oğuz is­yanı ve sultanın hapsedilmesi göz önüne alınırsa yapımına 1153’ten önce başlanmış ve inşası bir müddet durduktan sonra 1157’de tamamlanmıştır. tamirler geçiren yapı 2001 de Türkiyenin yaptığı restorasyon ile 2005 sonlarında tamamlanmıştır.

Sultan Sencer Türbesi, Selçuklu türbe mimarisinin gerçekleştirdiği gelişme ve yenilikleri bir araya toplar 17 m çapında büyük kubbesi ile dikkat çeker
Sultan Sencer Türbesi Tamamıyla tuğla ile inşa edilen yapı dıştan 27,2 x 27,2 metre yaklaşık 5 m kalınlığında duvar­lara sahip kare planlı bir yapıdır.  
Sultan Sencer Türbesi, günümüzde bir kısmı özgün kalmış tasarımıyla abidevi bir yapıdır Türbenin orijinal süslemeleri yalancı mermer ve firuze renkli sırlı tuğlayla oluşturulmuştur. Süslemede geometrik bitkisel ve yazı şekilleri yer alır. süslü kubbesi çok uzaklardan görünür çinilerle bezelidir galeri bölümü geometrik desenler ve Selçuklu tarzı yazılarla hareketlendirilmiştir. Galerideki özgün alçı süslemeler daha çok kuzey ve güney galerisindedir süslemeler­de Selçuklu tarzı kufi yazılar, yapraklı bitkisel süslemeler, kıvrık dallar, rumi kompozisyonları yer alır.

Türbenin içi kalem işleriyle bezenmiştir. Kubbe ve tromp içleri beyaz zemin üzerine mavi ve kırmızı renklerin olduğu bitkisel süslemelerle bezenmiştir.
Kubbe içinde birbirine bağlanan rumi, lotus gibi bitkisel desenler şeritler halinde yüzeyi dolanmaktadır.


Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı Ribat-ı Şerif Kervansarayı

Ribat-ı Şerif Kervansarayı, 1114/1115 yılında inşa edilmiştir. Nişabur-Serahs  ticaret yolu üzerinde Meşhed ile Serahs arasındaki arazide Selçukluların Merv valisi Ali el-Kumi tarafından yaptırılmıştır.
Büyük Selçukluların en önemli abidelerindendir oğuz isyanlarında tahrip olmuş ve Terken Hatun tarafından onartılmıştır. Terken Hatun’un yaptırdığı kitabe ayaktadır. Tamamen tuğla malzemeden inşa edilen kervansaray dikdörtgen bir plana sahiptir. düzen ve simetri açısından önemli bir örnektir. Dıştan kalevari bir görünüme sahiptir duvarları kalın tutulmuş ve kulelerle desteklenmiştir. Ribat-ı Şerif Kervansarayı çok zengin süslemelere sahiptir. tuğla ve alçı malzemeden yararlanılmıştır. süslemeler Karahanlıların Buhara ve Üzgend’deki 11. yüzyıl süslemeleriyle benzerlik gösterir. Alçı süslemelerde, 11-12. yüzyıllarda Türklerin alçı süslemelerde uyguladığı daireler, kıvrımlar, bitkisel motifleri görmek mümkündür.

Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı Cihil Duhteran Kümbeti

Cihil Duhteran Kümbeti, 1054-1055 yıllarında inşa edilmiştir. İran’ın Aberkuh şehrinde yer alır.
Tuğrul Bey döneminde inşa edilen kümbet Selçuklunun en eski abidelerindendir. Kırk Kızlar Kümbeti diye de bilinir Pir Alemdar Türbesi’yle benzerlik göstermektedir. 1027 tarihli Pir Alemdar Türbesi Cihil Duhteran Kümbetini.Duhteran Kümbetinde tuğla örgüsü ve şeritler, yapıyı zengin gösterir.tamamen tuğla malzemeden inşa edilmiştir. İçte kubbeyle örtülen kümbet dışta konik külahla örtülmüştür. Kümbet sade bir görünüşe sahiptir. geometrik motifler kullanılarak tasarlanmıştır. Cihil Duhteran Kümbeti’nin gövdesi üzerinde yer alan kufi kitabe kuşağı ve süsleme dikkat çekicidir.

Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı Kümbet-i Ali

Kümbet-i Ali, 1056 da inşa edilmiştir.
İsfahan’ın güneyinde Abarkuh şehrindedir Tuğrul Bey zamanında inşa edilmiştir Büyük Selçuklularda sık rastlanılan mezar anıtları, kaynağını Gazneli ve Karahanlı mimarisinden almıştır gelişmiş örnekler verilmişdir. Abarkuh şehrindeki Kümbet-i Ali, ve Kırk Kızlar Kümbeti 1056 yılında inşa edilmiştir. iki türbede Tuğrul Bey zamanında inşa edilmiş olup Büyük Selçuklu mezar yapıları arasında en eski tarihli yapılardır.taş malzemeyle inşa edilen Kümbet-i Ali sekizgen gövdeli kubbe ile örtülü bir yapıdır. Bu devirde Türkistan ve İran’da inşaat malzemesi tuğladır Kümbed-i Ali’nin taştan yapılması, yapıyı ilginç kılar bu dönemde tuğla malzeme tercih edilse de az sayıda taş malzeme örnekleride karşımıza çıkar. Tuğrul Bey devrinin önemli devlet adamlarından Şerefül Mealinin yaptırdığı Ribat-ı Anuşirvan ile Türkmenistan ve Özbekistan Sovyet sınırlarının birleşme alanındaki 11-13. yüzyıl eseri Kız Kale’nin blok kesme taştan yapılması, bu konudaki örneklerdir. mezar ve kümbet üst örtüsü içte kubbe dışta piramit külah ile kapatılmıştır. Kümbet-i Ali olarak sade bir görünüme sahiptir.  zengin mukarnas kuşağı yapıya plastik bir değer kazandırır.


Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı Demavent Kümbeti

Demavent Kümbeti, 11. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenir İran’ın Demavent şehrinde yer alır.
plan ve süslemesiyle bölgenin önemli örneklerindendir. Büyük Selçuklu kümbetleri içerisinde Karagan Kümbeti ve Kümbet-i Ali’yle benzer üç Selçuklu kümbetide sekizgen planlıdır tuğla malzemeden inşa edilmiştir 9.90 metre boyunda, 4.85 metre çapında ölçülere sahiptir köşeleri yuvarlatılmış payelerle desteklenmiştir.
Dehistan Kümbeti’nin, üzeri içten kubbe dıştan piramit çatı ile örtülüdür. Silindirik gövdeli kümbet, kulevari bir görünüm sergiler. cephe duvarı, her kenarı üç kare bölüme ayrılmış olup her bölüm farklı süsleme programıyla hareketlendirilmiştir.
üst örtüsü piramit çatı ile kapatılmıştır. Süslemesi dikkat çeker süslemede tuğla malzemeden yararlanılmıştır.  süsleme Daha çok balık sırtı ve kilim dokumasını andıran süslemelerin hakimdir

Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı Harrekan Kümbetleri

Harrekan Kümbetleri’nden doğuda kalan birinci kümbet 1067-1068, batıdaki ikinci kümbet ise 1093 de inşa edilmiştir. Kazvin ile Hemedan arasındaki Harrekan bölgesindedir kümbetin (Doğudaki) mimarı Zencan’lı Muhammed bin Mekki olup Ebu Sat bin Saad için ve ikinci kümbetin Batıdakinin mimarı Zencan’lı Ebul Meali bin Mekki olup Ebu Mansur bin Tekin için yapılmıştır. Kazvin ile Hemedan arasındaki Harrekan bölgesindeki Harrekan Kümbetleri 29 metre aralıkla inşa edilmiştir. Tamamen tuğla kullanılarak inşa edilen iki binadan doğuda kalan birinci kümbet 1067-1068, ikinci kümbet 1093 te inşa edilmiştir. Kümbetleri plan olarak benzer Sekizgen planlı iki mezar anıt, çifte kubbeli inşa edilmiştir. 13 metre yüksekliğinde ve 11 metre çapındadır. dış cephesi köşelerde kulelerle desteklenmiştir. Türk sanatı için oldukça değerli iki Kümbet zengin süslemesiyle dikkat çeker. zengin çeşitliliği ile de ayrıca dikkat çeker. ikinci kümbet sade tutulurken birinci kümbet daha hareketlidir.
birinci kümbetteki süslemeler tahrip olmuştur. Duvarlarda zincirlere asılı kandil motifleri ile tavus kuşları ve yıldız motifleri resmedilmiştir. iç süslemede cenneti simgeleyen öğeler kullanılmıştır. tavus kuşları, cennet kuşu olarak bilinir ve cennet bahçelerini simgeler.


Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı Kümbet-i Kabus

Kümbet-i Kabus, 10. yüzyılda da inşa edilmiştir.
İran’ın Türkmen sahra bölgesinin Kümbet şehrinde yer alır banisi Kabus Voşmgir’dir. 2012 de Unesco tarafından dünyanın en yüksek tuğla yapısı ilan edilmiştir. mimari ve yapı malzemeleri açısından önemlidir., yerli halk tarafından Kabus Kulesi olarak bilinir. Bunun nedeni yapının kule vari görünümüdür Mimarisi ve dayanıklı yapısıyla dikkat çeker kümbet yaşanan afetler karşısında hasar almadan günümüze gelebilmiştir. banisi burayı  kendi mezarı olarak kullanmayı amaçlamışdır. Ancak cesete ulaşılamamıştır. kümbetin kurucusu gücünü ve ihtişamını göstermek için Kümbet-i Kabus’u inşa ettirmişdir.

Kümbet-i Kabus, 53 metre yüksekliğe sahip olup 15 metrelik suni bir tepe üzerindedir Tamamen tuğla malzemeden inşa edilmiş gövdesi 10 köşeli yıldız şeklinde yivlenmiş üzeri konik külahla örtülmüştür. inşa malzemesi olarak kullanılan kırmızı tuğlalar, sert ve içleri dolu ve dayanıklıdır Tuğlalar kare şeklinde 25X25 boyutunda olup yükseklikleri 5 cm ve 6 cm arasında değişir. Külahın doğu tarafındaki açıklık yapı içini aydınlatır
Kabus ilk inşa edildiğinde temelinde su mahzeni bulunmaktaydı. Kümbet-i Kabus, sadeliği ve yalınlığı ile dikkat çeker. gövdede kufi hatlardan oluşan yazıtlar bulunur. Yazıtlar, uzunluğu 2 metre eni 80 cm olan tuğladan kalıplar içinde yazılmıştır.
Yapı gövdesinin sade olmayıp yıldız köşeli olması estetik gücünü artırmaktadır. Türkmensahra’daki Kabus Kulesi, Dünyanın En Yüksek Tuğla Kulesidir

Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı Doğu Radkan Kümbeti

inşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 13. yüzyıl başlarında inşa edildiği düşünülmektedir.
İran’ın Radkan şehrinde bulunmaktadır. İsmini inşa edildiği Radkan şehrinden alır Radkan Kümbeti, Doğu Radkan Kümbeti yada Mil-i Radkan diye anılır. Gazne şehrinde 1114 te inşa edilmiş Sultan Mesut ve Car Kurgan Minaresi, Doğu Radkan Kümbeti gibi yivli bir gövdeye sahiptir. 13. yüzyıl başında inşa edilmiş olabileceği düşünülür. 22 metre boyunda 36 yuvarlak yivle çevrili, içten kubbe, dıştan konik çatı ile örtülü silindirik bir yapıdır. Yapıya giriş iki yönde yer alan simetrik dikdörtgen bir açıklıktan sağlanır. Açıklık sadedir Doğu Radkan Kümbeti gösterişli bir örnektir. Gövdesi ince ince işlenmiştir. süslemede tuğla ve çini malzemeden yararlanılmıştır. firuze çiniler vardır.çiniler bugün oldukça tahrip olmuş ve dökülmüştür.

Kaynak okuryazarım.com

Büyük Selçuklu Sanatı İbn Zeyd Türbesi

Muhammed İbn Zeyd Türbesi, 1112-1113 de inşa edilmiştir. güney Türkmenistan’da Mari Şehri’nin 30 km doğusunda yer alan Sultan Kale eski Merv şehir harabesinin 3 km batısında yer alır.
Yapının banisi Emir Serafeddindir ilk olarak 1890 da incelenmiştir. Bir külliyedir onarımı yapılmıştır. cami olarak inşa edilip sonradan türbeye dönüştürülmüştür bir külliye içindedir Yapıya tek kubbeli bir türbe, ve iki kubbeli bir cami sonradan ilave edilmiştir. Tamamıyla tuğladan inşa edilen Muhammed İbn Zeyd Türbesi, kare planlı ve tek kubbelidir. Dıştan 8.50×8.50 m, içten 5.70×5.70 m ölçülerinde olan yapının kubbesi 20. yüzyılda yıkılmış 1937 de Yapının duvarları kerpiçlerle örülmüş ve dıştan tuğlalarla kaplanmış olup harç olarak kil tercih edilmiştir. Emir Serafeddin tarafından 1112-1113 tarihinde, şehit Seyid Muhammed ibn Zeyd’in mezarının olduğu yere inşa ettirilmiştir. İbn Zeyd Türbesi, tuğla işçiliğinin önemli bir örneğidir Nişler yıldızlar, geçmeler, baklavalar, fiyonklar, -bitkisel motiflerle işlenmiştir.

Kaynak kültürportalı.gov

HACI ÖZBEK CAMİ BURSA

İznik’te Kılıç Arslan Caddesi üzerindeki mescit, en eski Osmanlı mescididir. 1334 te Hacı Özbek tarafından yaptırılmıştır. 1940’ta son cemaat yeri eklenmiştir. dikdörtgen planlıdır. ibadet yeri Kare planlıdır kubbe örtülüdür. Kuzey ve doğu duvarlarında, ikişer pencere bulunur. Mescit içten sıvalıdır. Kubbesi kiremit örtülüdür.
 

GAZİ ORHAN CAMİ (SULTAN ORHAN CAMİ)

1326 da Orhan Gazi Bursa’yı aldığında kent, Kale içindeki yerleşmeden ibaretti. Osmanlı sultanlarının benimsediği kentleşme modeli ilk kez Sultan Orhan tarafından 1339 da uygulanmış bursada Çakır hamam’dan Set başına kadar Gökdere yatağının fundalık ve bataklık zemininde cami, medrese, imaret, hamam ve handan oluşan bir külliye yaptırılmıştır. Ters T planlı camilerden olan Orhan Camisi’nin giriş eyvanın üzeri ufak bir kubbeyle, eyvanın iki yanındaki odaların üzeri ise tonozla örtülüdür.


Kaynak bursa.com

İznik Yeşil Camii


İznik’in doğusunda, Lefke Kapısı yakınındaki Yeşil Camiyi Çandarlı Hayrettin Paşa adına Mimar Hacı Musa 1378–1391 yıllarında yaptırmıştır. Caminin yapımına Çandarlı Hayrettin Paşa tarafından başlanmış, Onun ölümünden sonra oğlu Ali Paşa 1391–1392 yıllarında tamamlamıştır. Erken Osmanlı mimarisinin en önemli yapılarındandır tek kubbeli, merkez camilerindendir. Kare planlıdır caminin önünde iki mermer sütunlu bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Bizans mimarisinden esinlenilmiştir. Giriş kapısı üzerinde Arapça yazılı kitabesi bulunmaktadır mescidin yapılmasını ulema ve vüzeranın meliki olan Hayreddin Paşa kabri nurlansın yedi yüz seksen senesinde emretmiştir. Tamamlanması ise yedi yüz doksan dört senesinde gerçekleşmiştir. Yapan Hacı Musa”.
Yazar iki kemer arasına da sülüs yazı ile caminin yapım kitabesi yerleştirilmiştir:“Cenabı Hakka ham dolsun, bu şerefli imareti sırf rizai ilahiyi tahsil maksadıyla büyük melik şehabüddünya veddin merhum Orhan Bey oğlu Murad Bey zamanında ve millet ve dinin hayırlı evladı Cendereli Ali oğlu Halil yedi yüz seksen tarihinde inşa ve imar ettirmiştir”.
Caminin minaresindeki çini süslemelerinden ötürü Yeşil Cami ismi ile anılır ile İznik’in Yunan işgali sırasında harap edilen cami Cumhuriyetin ilk yıllarında onarılmıştır. 1956–1969 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarılan camiyi bugünkü konumuna Mimar Süreyya Yücel getirmiştir. minarenin çinileri sökülmüş ve yeni baştan orijinal şekline uygun olarak yapılmıştır.

 
Kaynak gezipgördüm.com

Hüdavendigar Camii ve Külliyesi

Hüdavendigar Camii ve Külliyesi, 1365-1366 yıllarında Sultan 1. Murad tarafından Bursa‘da yaptırılmıştır. Sultan 1. Murad Külliyesi olarak anılır. Külliye, Bursa şehrinin, Bizanslılardan beri var olan en eski mahallerinden birinde yer alır Külliye; cami, medrese, türbe hamam ve imaretden oluşur. medrese ve cami ile aynı çatı altındadır Klasik ters T planıyla inşa edilmiştir. caminin giriş bölümü ve kemerleri; erken dönem Osmanlı camilerinden, farklıdır. Hüdavendigar Camii iki katlı olup alt katı ibadethane üst katı medrese olarak kullanılır. Caminin ibadethane olan alt katında, namaz kılınan alan ve birer eyvan yer alır. İki eyvan dışında altı adet odası olan caminin, kubbesinin altında şadırvan bulunur. Yapının en ilginç özelliği mihrabın üzerindeki dua edilen odaya açılan penceredir. pencereye ait odanın, Sultan Murad’a ait olduğu tahmin edilmektedir.

Hüdavendigar Camii’nin merdivenle çıkılan üst kattaki medrese bölümünde bir koridor ve koridordan girilen toplam 18 oda bulunur cami taş, tuğla ve devşirme malzemelerle örülen oldukça kalın duvarlara sahiptir. Türbe: Yıldırım Bayezid tarafından 1389 ydan sonra yaptırılmıştır. birçok onarımdan geçmiştir. Türbenin içinde Sultan Murad, Musa , Süleyman ve, Yakup Çelebi, Şehzade Orhan ve Sultan 2.Bayezid’in bir oğlu bulunmaktadır. İmaret iki büyük alandan oluşmaktaydı. İmarette beş ocak ve bu ocakların yüksek bacaları bulunmaktaydı. avlu şeklinde tasarlanan alanın çatısı bulunmamaktaydı. 1906 yılında bir onarımdan geçmiş ve büyük ölçüde değiştirilmiş günümüze ilk halinden eser kalmamıştır. Hamam caminin doğusunda yer alır. Medrese öğrencilerinin için yapılan hamam, kare planlıdır zamanında musluklarından sıcak su akan bir tuvalet ve gusülhane bulunmaktadır.
Şehrin en ünlü camilerinden olan yapıyı Bursa gezilecek yerler listenize ekleyebilirsiniz.



Kaynak edirnevd.com

Eski Cami (Cami-i Atik - Ulu Cami)

Edirne'de Osmanlılar'dan günümüze ulaşan en eski anıtsal yapıdır. 15. yüzyılda yapılmış camilerin en önemlisidir. Edirne'de zamanımıza ulaşan ilk orjinal abidevi yapıdır. Devletin büyüme simgesidir. 1403'te Sultan 1. Süleyman tarafından başlanmış, Çelebi Mehmet zamanında 1414'te bitlmiştir. Mimarı Konyalı Hacı Alaaddin, kalfası Ömer İbn İbrahim'dir. Erken Dönem Camileri veya çok kubbeli Camiler grubuna girer. dokuz Kubbelidir. kare planlıdır. 13 m. çapında ve tümüyle yarım kubbe Biçiminde kubbelerden oluşur. Taç Kapı, son cemaat yeri girişi ve minber Ak mermerdendir. Kuzey ve batı Yüzleri süslüdür. İç mekanda ferah bir görünüm verir.

Osmanlı mimarisinde yeni bir aşamayı oluşturur. Camide süsleme yönünden en önemli bölüm minberdir. Kapı üzerindeki yazıtta Çelebi Sultan Mehmet'in adı vardır. Doğu ve batı yüzeylerindeki yıldızlar ve Rumiler ilginçtir. 5 kemerli son cemaat yeri ve iki minaresi vardır. Cami, 1748'de yangından, 1752'de depremden zarar görmüştür. 1754'te Sultan I.Mahmut Döneminde, 1924 ve 1934'te onarılmıştır. II. Murat döneminde Edirne'ye gelen ve Camide vaaz verdiği Söylenen Hacı Bayram Veli'nin anısına saygıdan vaaz Kürsüsü imamlarca kullanılmaz.Kabe'den getirildiği rivayet edilen mihrabın sağındaki Kabe Taşı, özel bir zyaret noktasıdır. Bu taşın önünde iki rekat namaz kılanların duaları kabul edilir inancı yaygındır. Eski Cami Edirne'de duaların kabul edildiği dört yerden biri olarak bilinir. Osmanlı Padişahlarından II. Ahmet ve II. Mustafa'ya bu camide "Kılıç Kuşanma" törenleri yapılmıştır.

Hacı Bayram Veli Edirne'ye II.Murat tarafından getirildikten sonra; bir gün, Eski Cami'ye girdiğinde, kubbe altında ibadetle meşgul olan Hz.Muhammet' efendimizi görür. Efendimiz kendisine: Bu cami benimdir, ümmetimle olurum. Ya Şeyh! Daim gelip hacet dilesinler. Buyurur
Eski Cami'nin yapıldığı dönem Osmanlı Tarihi ve Edirne Tarihi açısından önemlidir. Her yönüyle başkentliğin başladığı dönemdir. Çelebi Mehmet'in kentte inşa ettirdiği yapılarla Edirne; tam anlamıyla bir Osmanlı-Türk kenti olmuştur. Cami, Fetret Devrinde Devlete hükmeden kardeş çelebi Sultanların taht çekişmeleri sırasında yapılmıştır

Sultan Yıldırımın 1402'de Timur'a yenildiği Ankara Savaşı'ndan sonra Edirne'ye geldi tarihçiler Edirne'nin bir siyasi merkez ve başkent oluşunu Süleyman Çelebi'nin buraya gelişiyle başlatırlar. Bursa'nın 76 yıl 4 ay süren "Taht Şehirliği" son bulmuş, Edirne'nin 51 yıllık "Taht Şehirliği" başlamıştır.çelebi kardeşler başlangıçta Süleyman Çelebi'nin padişahlığını Tanımışlardı. Sonradan savaş açmıştı Süleyman Çelebi Eğlenceleri ile ün yapmıştı. kardeşi Musa Çelebi'nin Baskınından kaçarken 1410 da öldürüldüğünde 35 yaşındaydı.
Saltanatı 7 yıl 9 ay 21 gün sürmüştür.
Edirne Eski Sarayı'nı da genişleten Süleyman Çelebi, Eski Caminin yapımını başlatmıştır

Musa Çelebi Süleyman Çelebi'nin yerine geçince ağabeyi Mehmet Çelebi ile savaştı ve onu Çatalcada mağlup etti. 30 bin Kişilik bir orduyla Rumeli'ye geçen Mehmet Çelebi, kardeşi Musa Çelebi'yi yendi ve Musa Çelebi öldürüldü.
Öldüğünde 25 yaşında olan Musa Çelebi'nin Saltanatı 3 yıl 1 ay 3 gün Sürdü. Cenazesi Süleyman Çelebi'nin ki gibi Bursa'ya götürüldü.
Musa Çelebi Edirne'de tahta çıkıp kendine hutbe okutup para bastırmıştır. Eski Saray'a yeni bölümler eklenmiş, Edirne Rumeli'nin merkezi olmuştur.

Çelebi Mehmet Anadoluyu toparlamış Osmanlı Tarihçileri onu devletin ikinci kurucusu hatta ikinci atası sayarlar. Çelebi Mehmetin en önemli olaylarından biri Şeyh Bedreddin olayıdır. Süleyman Çelebi'nin ünlü Mevlid'i Şeyh Bedreddin'in fikirlerine karşı Ehl-i Sünneti ve Hz.Muhammet'i savunmak için yazdığı bilinir. Çelebi Mehmet, 1421 de 39 yaşında Edirne'de vefat etti. Bursada Yeşil Türbesi'ne defnedildi. tarihçiler iç Organlarının Edirne Kirişhane semtinde bir kabristana defnedildiğini ve bu yerin 1829 Osmanlı - Rus Savaşı'nda Hristiyan'larca tahrip edildiğini yazar.
Mehmet Çelebi zamanında Edirne'ye, şimdi izi bulunmayan Tur Paşa Hatun'u Mescidi, Gazi İbrahim Bey Camisi, Şeyh Bedreddin Zaviyesi Ali Hasan Mescidi yapılmıştır. Süleyman Çelebi ile başlayan Eski Cami Yapımını o bitirilmiştir.
Bedesten Çarşısı, Sarı Cami Karaağaç'taki Timurtaş Paşa Cami onun eserleridir.

Kaynak edirnevd.com

Üç Şerefeli Cami

1443-1447 yıllarında, Sultan II.Murat yaptırmıştır. Cami Osmanlı sanatında erken ile Klasik dönem arasında yer alır. Yapı, bir yenilik olarak, enine dikdörtgen bir yapıdır. istenmiştir. Bu planı Mimar Sinan İstanbul camilerinde uygulamıştır. Osmanlı mimarisinde revaklı avlu ilk kez bu Camide kullanılmıştır. Avlunun köşelerine minareler yerleştirilmiştir.Üç Şerefeli Cami, öncü olan anıtsal bir yapıdır. avlunun Sütunları, breş,granit ve mermerdendir. Avlu pencerelerinden ikisi çini süslemedir. Lacivert ve ak renkli çinilerde Sultan II.Murat'ın adı geçmektedir. Revak kubbelerindeki özgün kalem işleri, Osmanlı Camileri'ndeki en eski örneklerdir. Camiye adını veren üç şerefeli anıtsal minare, 67.62 m. yüksekliğindedir. Her şerefeye ayrı yollardan çıkılır.

Üç Şerefeli Cami'nin, süslemeleri ilginçtir. Taçkapı, yan kapılar,minareler, sütunlar ve pencerelerde mermer, ak ve kiremit rengi taş kullanılmıştır. Taçkapıda mukarnaslar ve rumiler göze çarpar. Süslemelerde yazı kuşakları, rumi, motifleri görülür.Kubbe peteğinde Rokoko süslemeler vardır.
Osmanlı Mimarisinde Çığır Açan İlklerin Buluştuğu Camidir camiyi yaptıran Osmanlı Padişah'ı Sulta II.Murat Edirne'yi bir başkent olarak tasarlıyordu. Üç Şerefeli; tasarı o dönem Balkanlardaki egemenliğin ifadesi gibidir. Üç Şerefeli, Selçuklu Mimarisindeki çok kubbeli dönemden tek Kubbeli döneme geçişin ilk denemesidir Osmanlı Mimari Tarihinin ilk büyük revaklı avlusuna sahiptir. Bu avlu da, Osmanlı Mimarisi'nin bu konudaki ilk denemesidir.1438 de yapımına başlanan cami 1447 de bitirilmiştir "Mimarı Muslihittindir
Osmanlı camilerinde harem taşlığı bulunan ilk deneme Üç Şerefeli'de gerçekleştirilmiştir.

Cami'ye girer girmez ana kubbenin altına gelinir ve bu Üç Şerefeli'ye ait bir özellliktir. Kubbelerdeki orjinal kalem işleri Osmanlı Camilerindeki en eski örnekdir. Kubbede çeşitli meyvelerden oluşan "Meyve Sofrası" görülür. Üç Şerefeli Cami, Osmanlı Sanatında Erken ile Klasik Dönem arasında yer alır.İstanbul'daki bir çok ünlü caminin kubbesinden daha büyük olan Üç Şerefeli'nin ana kubbesi 24 m. kendi çapından daha büyük bir dikdörtgen alanı örter. Mimar Sinana örnek olmuştur. Cami camları renklidir. Ses düzeninde eko özelliği belirgindir.
Camiye adını veren üç şerefeli minare, Selimiye yapılana kadar minarelerin en büyüğü kabul edilirdi. 76 m. olup, merdivenindeki basamak sayısı 203'tür. Şerefelerine üç ayrı yoldan çıkılır.
Bu tarzıyla bir ilktir Üç Şerefeli'nin bir başka özelliği; camisiyle birlikte kesme taş kullanılarak yapılan ilk minare oluşudur.Baklavalı minareyi Fatih Sultan Mehmet yaptırmış minareyi Peykler Medresesini yaptırırken ekletmiştir. Kuzeybatıdaki tek şerefeli minare 1610 da Sultan I.Ahmet tarafından; Burmalı minare ise Sultan II.Mustafa tarafından yaptırılmıştır. Caminin ilk ve asıl minaresi Üç Şerefeli'dir. Üç Şerefeli Caminin kapısı özgün durumuyla cami kadar ün yapmıştır.


Kaynak gezipgördüm.com

Muradiye Camii ve Külliyesi

Muradiye Camii ve Külliyesi; Bursada gezilecek yerlerdendir en önemli tarihi yapılarından biri olup şehrin Osmanlı Sultanları tarafından yaptırılan son külliyesidir. 1425-1426 yıllarında Sultan 2.Murat tarafından yaptırılan külliye, yer aldığı semte ismini vermiştir. Fatih, 2. Bayezid ve Kanuni dönemlerinde eklenen şehzade türbeleriyle son halini alan mekan; cami, hamam, imaret, medrese ve türbeden oluşmaktadır. Muradiye Camii: külliyenin en görkemli yapısıdır kemerli giriş bölümü ziyaretçileri büyülemektedir. Mimari açıdan dönemin estetiğini ortaya koyan cami; iki büyük kubbe ve kubbelerin yanındaki iki küçük kubbe ile örtülmüştür.

1790 da yeniden inşa edilen minber ve mihraplar rokoko tarzıdır. Muradiye Camii’nin eyvan kemerinde ve mihrabın solunda firuze renginde çiniler yer almaktadır. Caminin ahşap giriş kapısı ve kapı kanatları, kabartma işlenmiş yaprak ve çiçek motifleriyle süslenmiştir. Caminin dış cephesinde taş ve tuğla işçilikleri göze çarpar
Külliyede yer alan türbeler İstanbul’daki Eyüp Sultan ve Semerkant’taki Şah Zinde türbeleriyle Türk-İslam Dünyası’nın en önemli türbelerindendir Kanuni Sultan Süleyman’ın Konya’da öldürttüğü oğlu Şehzade Mustafa, Sultan Mehmed’in Napoli’de sürgünde ölen oğlu Cem Sultan, Sultan Selim’in boğdurttuğu kardeşi Şehzade Ahmet gibi talihsiz şehzadeleri barındırmasından ötürü ünlü şair Ahmet Hamdi Tanpınar’ın deyimiyle “sabrın acı meyvesi” olarak adlandırılır. Burada ; Gülşah Hatun , Hatuniye Sultan , Mükrime Hatun Gülruh Sultan , Şirin Hatun ve Ebe Hatun Türbesi de yer almaktadır.

Muradiye Hamamı: Uzun yıllar Muradiye semtinin temizlik ihtiyacına hizmet veren Muradiye Hamamı, bir dönem kapansa da restorasyonla eski işlevine döndürülmesi planlanmaktadır. Hamamın girişi doğudan olup soğukluk bölümü tuğla kubbe ile örülüdür. Sıcaklığı iki eyvandan oluşan hamamın ılıklığa girilen güney kapısı vardır.
Muradiye İmareti: Sultan 2. Bayezid tarafından yolculara ve yoksullara sıcak yemek sağlamak amacıyla yaptırılmıştır. Muradiye Camii’nin kuzeydoğusundaki imaretin girişinde geniş bir kapı ve beş adet yuvarlak kemerli pencere bulunur. Dikdörtgen salonunda şömine, fırın ve su kaynağı bulunan imaret; günümüzde Osmanlı mutfağına ait lezzetler sunan bir restorandır

Muradiye Medresesi: Günümüzde sağlık tesisidir Bursa’nın en güzel medresesi olarak kabul edilen medrese; 1425 te inşa edilmiştir. Zamanında öğrencilerin konaklaması için bir avlu etrafında sıralanmış 16 küçük odadan oluşan medrese; 1951 e kadar harabe olarak kalmış, sonra sağlık bakanlığınca restore edilerek dispanser ve sağlık müzesi olarak kullanılmıştır.
Çevrimdışı
Acemi Üye
*
20
mesajlar
13
konular
20
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2021
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#26
13-08-2021, Saat:12:14 PM
Ellerinize sağlık paylaşımınız için çok teşekkürler.
BEHÇET_KEMAL_ÇAĞLAR


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi