Irak üçe bölünmeyecek. Dörde bölünecek. Hark Adası da dahil olmak üzere, Basra ve yakın civarını, BAE misali küçük bir petro-dolar ülkesi haline getirecekler.
Tabi biz etrafımızı tahlil ederken, Türkiyemizdeki gelişmeler ile daha yakından ilgilenmeliyiz. Diğer bir ifade ile, etrafımızdaki gelişmeleri, Türkiyemiz üzerinde oynanan oyunları daha net görebilmek için takip etmeliyiz.
Yıllardır söylüyoruz, “İkinci Sevr’e Hayır” diye. Başlı başına bu slogan bile, bir insanı uyandırmak için yeterli olabilmesi lazımdır. Ama nerede! Etrafta o kadar çok parazit var ki, söylediklerimiz anlaşılmasın diye ellerinden gelen her türlü yayını yapıyorlar.
Tabi, buş buşluğunu, kış kışlığını yapacak. Önemli olan bizim yapacaklarımız! Biz ne yapacağız?
Biz, anlatmaya ve milleti uyandırmaya devam edeceğiz.
Bildiğiniz gibi, Osmanlı’yı üç aşamada parçaladılar. Önce ekonomisini çökerttiler sonra kadrolarını tasfiye ettiler. Sonunda da harbe sokarak üzerine çullandılar ve parçaladılar.
Ekonomik çökertme borçlandırma ile başladı ve zamanla Osmalı iç pazarları tamamen yabancıların eline geçti. Pazarları kaybeden Osmanlı’nın idareyi kaybetmesi mukadder oldu.
Bugün, Türkiyemiz de sistematik ve lüzumsuz borçlandırılma ile “ağır borçlu ülke” haline getirildi ve ithal malları neredeyse bütün pazarlarımızı ele geçirdi. Şimdi iş, iç ekonomik yapının tamamen çökmesi ve ülkemizin ekonomik bölgelere ayrılması için bölgelerde ayrı ekonomik uygulamalar yapılması aşamasına geldi.
Gelir İdaresi Kurumu Başkanlığı kanunu geçirilmeden önce bu köşeden çok ifade ettim. AKP Hükümetinin IMF tavsiyeleri doğrultusunda yaptığı uygulamaların, “Duyun-u Umumiye” uygulamalarına tıpatıp benzediğini ifade ettim. Gelir İdaresi Kurumu Başkanlığı yasası geçti ve yürürlüğe de girdi. Şimdi sıra, bölgesel vergi oranları oluşturmaya geldi. Gelir İdaresi bunu açıkça ifade edemez, ama, IMF’nin ardındaki ırkçı emperyalist sermayenin de bekleyecek vakti yok! Bu sebeple IMF, zorlamalara başladı bile.
IMF yaptığı bir açıklamada Türkiye’deki asgari ücreti çok yüksek buldu ve işten çıkarmaların daha da kolaylaştırılmasını istedi. Hükümet bu talimatı nasıl yerine getireceğini düşünürken, şimdi de IMF Türkiye’de “bölgesel asgari ücret” uygulaması istedi.
Bölgesel asgari ücret, peşi sıra, bölgesel vergilendirmeyi getirecek ve ülkemiz ekonomik olarak fiilen farklı bölgelerde farklı ekonomik rejim uygulamaya başlayacaktır. Bu da iç pazara üretim yapanların hareket kabiliyetini sınırlayacaktır. Bütün bunlar da iç üretimin çökmesi, dışarıdan gelecek ithal malların ise daha serbest dolaşımı manasına gelir ki Kapitülasyonlar ile yapılan da aynen bu idi.
Neticede, farklı bölgelerdeki halklar da farklı gelişmeye, farklı düşünmeye, değerlendirmeye ve konuşmaya başlayacaklardır. Bu durum, tek çatı altında toplanan ülkemiz mozayiğinin çözülmeye başlaması anlamına gelir.
Gerisini varın siz düşünün!
Mete Gündoğan
elhmdülillah