You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

ORUCUN MEVSİMİ YOK

ORUCUN MEVSİMİ YOK

Cezalı Üye
ORUCUN MEVSİMİ YOK
[Resim: 734950_26559834.jpg]

Cenâb-ı Hak Ramazan’ın dışında bize oruç tutabilmemiz için öyle aylar, günler sunuyor ki! Yeter ki nefsimize “Bir dur bakalım!” diyebilelim… Recep, Şaban, Şevval, Muharrem, Zilhicce, kazancı bol günlerle dolu. Aylarca beklemeye de gerek yok üstelik; bir haftanın içinde pazartesi ve perşembe var…

Nasrettin Hoca bir gün pazarda zeytin satıyormuş... İki-üç sokak ileride oturan tanıdığı bir kadın gelmiş yanına. “Zeytinin iyi mi hoca?” diye sormuş. Nasrettin Hoca “Tadına bak.” deyince kadın, “Ben orucum.” diye cevap vermiş. Hoca “Madem oruçlusun zeytini al git, parasını sonra verirsin.” demiş ama içine de bir kurt düşüvermiş: “Ramazan değil! Bu ne orucu?” Kadın, “Üç sene önceden kalan borcum vardı da onları tutuyorum.” diye cevap vermiş. Hoca tam zeytinleri veriyormuş ki vazgeçmiş... Kadın şaşkın vaziyette, “Biraz önce al git dedin ne oldu da vazgeçtin Hoca?” diye sormuş. Tabii Nasreddin Hoca’nın cevabı hazır: “Allah’a olan borcunu üç senede veriyorsan bizim borcu kim bilir ne zaman getirirsin.”

Fıkradaki kadın misali oruç borçlarımızı biriktirenlerimiz çok. “Borcum borç! Öderim elbet!” demekle kimse bize malını peşin vermez. Oysa sahip olduğumuz onca nimeti karşılıksız veren bir Rabb’imiz var. Peki O’na (cc) daha fazla yakınlaşmak için vaktinde eda edemediğimiz borçlarımızı ödüyor, dahası nafilelerle ruhumuzu, bedenimizi besliyor muyuz?

Günlük ibadetlerimizi eda ederken kendimizi sadece farzları yerine getirmeye kilitlemek şüphesiz doğru değil. Nafileler, tabiri caizse Allah ile hemdem olabilmek için kula sunulmuş ciddi bir fırsat. Nafile deyince kimimizin aklına farzların haricinde kıldığımız namazlar gelir, kimimizin ise okuduğu Kur’an… Mutlaka daha az da olsa oruç diyenler de çıkacaktır. Fakat ne yazık ki faydalarını ve hikmetlerini saymakla bitiremeyeceğimiz bu ibadeti genellikle sadece Ramazan ayına hapsediyoruz. Oysa bir ayda ruhunda nice değişimlere tanıklık eden insanın, her yönüyle hem bu dünya hem de ahiretteki ‘kurtuluşun vesilesi’ için her önüne çıkan fırsatı kollaması gerekmez mi?

ORUÇLA GÜNLERİMİZİ TAÇLANDIRALIM

Aslına bakarsanız Cenâb-ı Hak Ramazan’ın dışında bize oruç tutabilmemiz için pek çok vakit sunuyor. Mesela Ramazan’a hazırlık mahiyetindeki Recep ve Şaban… Bu mübarek ayları diğerlerinden farklı kılan ise oruç ibadeti. Zira Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) bu kutlu zaman dilimlerinde çok oruç tuttuğunu biliyoruz. Oruca alışan bünyemizle Ramazan’ın ardından gelen Şevval’de de oruca devam ederek Allah Resûlü’nün “Kim oruçla geçirdiği Ramazan ayından sonraki şevval ayında altı gün oruç tutarsa, bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi olur!” müjdesiyle ciddi bir kâr elde edebiliriz.

Recep, Şaban, Ramazan, Şevval derken oruçla taçlanan günlerimizin bereketini yitirmemek gerek. Nitekim insanda sürekli elde ettiği nimetlere karşı bir alışkanlık meydana gelir. Ancak oruç vesilesiyle Rabb’imizin izni olmadan hiçbir nimete elimizi süremediğimizi görürüz. Bir ezanla helâller haram, diğer ezanla haramlar helâl oluverir. Böylece onların değerini anlar ve şükrederiz. Bütün bunlar ise insan için birer terbiye vesilesidir.

Oruç, Allah’ın belki de bedenimize şifrelediği bir

ibadet. Zira insan bu ibadetle kötülüğü emreden nefsine “Bir dur bakalım!” diyebildiği gibi, her şeye malik olmadığını da idrak ediyor. Yani insan oruçla kul olduğunu, sorumluluk taşıdığını, İlahî bir emanet yüklendiğini anlıyor. Öyle ki asıl anlamına baktığımızda oruçta sadece aç kalmak yok. Nefsini aç bırakan kul, aslında ruhunu doyuruyor.

Bu güzel ibadeti devam ettirmenin güzel bir yolu da pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) “Pazartesi ve perşembe günleri ameller (Allah’a) arz olunur. Ben, oruçluyken amellerimin arz olunmasını isterim.” buyuruyor.

Ayrıca Efendimiz, her ayda üç gün oruç tutmayı ve kamerî ayların 13, 14 ve 15’inde bu ibadeti eda etmeyi tavsiye ediyor. Zilhicce’nin ilk günleri bizim için altın fırsatlardan. “Zilhicce’nin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya, bir gecesini ihya etmek de Kadir Gecesi’ni ihya etmeye bedeldir.” hadis-i şerifinden bunu daha iyi anlıyoruz. Muharrem’in ilk on günü, mübarek günlerden. Peygamberimiz, “Farz namazdan sonra en faziletli namaz, gece yarısı kılınan (teheccüd) namazıdır. Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah Teâlâ’nın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur.” buyurarak bu ayda oruç tutmanın ehemmiyetine işaret ediyor.

Oruç ile insan aynı zamanda sabretmeyi öğreniyor. Nefsinin isteklerine belli bir süre aç kalmakla karşı koyan kişi, bu sayede hayatta karşılaşacağı sıkıntılarla mücadele etme yeteneğini geliştirebiliyor. İsteyip de elde edemediği şeyler karşısında sabretmeyi öğreniyor. Zorluklara katlanıyor. Zaten dikkat ederseniz bir şekilde her ayda oruç için ayrılmış günler var… Zira bu öyle bir ibadet ki Cenâb-ı Hak “O doğrudan doğruya benim içindir, onun karşılığını ben vereceğim.” müjdesini veriyor biz kullarına. Günler kısa… Ömrün ise uzun olduğunu kimse söyleyemez. Öyleyse hepimiz heybemize şöyle bir bakıp muhasebemizi yapalım. Kapımız aniden çalınmadan borçlarımızı ödeyelim.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.