Peygamberimiz gece miraç etmiştir. Necip Fâzıl da cezbeli bir gece ehlidir. Mâsivanın insan içinde daha fazla dolaştığı gündüz yapamadığı nefis muhasebesini ancak gecenin sükûtunda yapabildiğine ve derûnunun sesini ancak gece dinleyebildiğine inanır;
“Ne sabahı göreyim ne sabah görüneyim
Gündüzler size kalsın verin karanlıkları
Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim
Örtün üstüme örtün serin karanlıkları”
Gece ehli olarak, Hz. Mevlânâ’nın Divân-ı Kebir’inde geceyle muhabbet ettiği şu mısralar geçmekte;
“Geceyle oturduk dertleştik bu gece
Gecenin saçları siyahtır
Tıpkı sevgilimin gözleri gibi
Gece yanar ben yanar sevgilimin hasretine
Sabah olmasın be dedik şu muhabbetimiz bitmesin
Bilirim aşkını dedim hem de nasıl...
Benim sevgilim dedi yürüdüğü zaman
Yürüdüğü yollarda su arkları vücuda gelir
Yer kendini kendinde tutamaz
Ben nasıl dururum
Nasıl sabahlarım
Ya ben dedim
Ben nasıl uyurum
Geceyle işte böyle dertleştik
Gecenin derdi, benim derdimden de betermiş…
Sabah olmasın dedik yazık, günah bize
Gecenin kalbinde ateş var yanar sabaha dek
Kimse bilmez geceyi Leylâ gibi aşkı yalnız kendisini yakar
Hep karanlıktır hep sessiz
Gece tüm hararetiyle erir
Sabahlara dek…
Dünyanın zamanı bitene kadar
Gece görevini yapacaktı…
O yüzden o erimiş bitmiş halinden telaşlanmadım
Güneş doğunca gece bana selâm verip
İstirahate çekildi
İbrahim Hakkı Hz.lerinin nasihati;
“Âşıklar uyumaz gece hem sen uyuma kim
Gönlün gözüne görüne ey can gecelerde”
Niyazî-i Mısrî Hazretleri de “Her geceyi kâim ol, her gündüzü sâim ol” buyurmuş.
Allah dostlarından Ali bin Bekkâr, “Kırk seneden beri fecrin doğuşundan başka beni üzen bir şey olmamıştır” diyor.
“Eşkıyalıktan evliyalığa” irtifa eden ehl-i gece vasfını haiz Fudayl Bin İyaz Hz. şöyle belirtmiş, “Güneş battığı zaman Rabbimle başbaşa kalacağım için karanlığa seviniyorum. Doğduğunda halkın gelip beni meşgul edeceğinden korktuğumdan ötürü üzülüyorum”
Bir diğer ehl-i gecelerden biri de, “Gece ehli, gecelerinden, oyun ehlinin oyunlarından aldıkları lezzetin daha âlâsını alırlar. Eğer gece olmasaydı dünyada kalmayı sevmezdim” diyen Şam’ın 9. asır mutasavvıflarından Ebu Süleyman ed-Dârânî Hz.leridir.
“Çün gündüz olursun nice ağyar ile gafil
Koy gafleti dildardan utan gecelerde”
(İbrahim Hakkı Hazretleri)