Beyhakî, Hakim tariki ile Ebu´l-Velid Said b. Mina´nın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Hudeybiye barışını pekiştirip süresini uzatmak için Medine´ye gelen Mekkeliler, işlerini tamamlayıp geri döndüklerinde Rasûlullah (s.a.v.), Mekke´ye gitmek için Müslümanlara emir verdi.
Yola koyuldu. Merrü´z-Zehran´a vardığında Akabe´ye inip konakladı. Toplayıcıları misvak ağacı yemişini toplamaya gönderdi. Ben de Saide: "Toplayacakları şey nedir " diye sordum. O dedi ki: "Misvak ağacının meyvesidir."
Meyve toplamaya gidenler arasında İbn Mesud da vardı. O da onlarla meyve toplamaya gitmişti. Onlardan biri, iyi bir taneyi ele geçirince ağzına atıyordu. Meyve toplamak için ağaca çıkmakta olan İbn Mesud´un bacaklarının inceliğine bakıp gülüyorlardı.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Onun bacaklarının inceliğine mi hayret ediyorsunuz Nefsim kudret elinde bulunan Allah´a yemin ederim ki, onun o iki bacağı, terazide Uhud dağından daha ağır gelir."
İbn Mesud ne devşirdi ise Rasûlullah´a getirdi. Devşirdiği şeylerin en iyilerini de ağzına götürüyordu.
Bunun için de şöyle dedi:
"Benim devşirdiklerim bunlardır. En iyileri de ağzımdadır. Çünkü her devşiricinin eli ağzına gider."
(Beyhâki,Delâlilun Nübüvve,1805)