Esselâmu aleykum…
Konu : On Sahih Hadisi Şerif 47 (461- 470)
461- “ (Hz.) Fatıma benim bir parçamdır, onun canını sıkan (öfkelenmesine neden olan) benim canımı sıkmış olur.” ( Faydul kadir hadis no 5833 )
462- “ Kişinin fitnesine (cenabı Allah tarafından denetime tabi tutulmasına yani imtihan edilmesine) neden olan unsurlar: Ailesi, malı, nefsi, çocuğu ve komşusudur. Bunlar oruç, namaz, sadaka, iyiyi emretme, kötülükten alıkoymakla ancak bertaraf edilebilir.” ( Faydul kadir hadis no 5839 )
463-“Cennetten 4 nehir fışkırmıştır, Fırat, Nil Seyhan ve Ceyhan nehirleridir.” (Faydul kadir hadis no 584 )
464- “ Ben Mekke de iken evimin çatısı yarıldı. Cibril (Cebrail a.s.) oradan indi ve göğsümü açtı sonra zemzem ile yıkadı. Sonra altın leğen dolusu hikmet ve imanı göğsüme boşalttı. Sonra göğsümü kapadı. Sonra elimi tuttu dünyanın semasına beraber yükseldik. Sonra dünyanın semasına geldiğimizde Cibril dünya semasının kapıcısına aç dedi. Dedi ki: Kim bu? Dedi ki: Ben Cibril. Dedi ki: Yanında kimse var mı? Dedi ki: Evet yanımda Muhammed (s.a.v.) var. Dedi ki: O çağırıldı mı? Dedi evet ve kapı açıldı. Dünyanın semasına girince orada bir adam belirdi. Sağında karaltılar, solunda da karaltılar vardı. Sağındakilere bakınca adam gülüyordu, solundakilere bakınca adam ağlıyordu, adam dedi ki: Merhaba ey Salih oğlu Salih peygamber. Dedim ki: Ya Cibril kim bu adam? Dedi ki: Bu Âdem’dir (a.s.) , sağındaki ve solundaki karaltılar onun (Nesilleri) çocuklarının ruhlarıdır. Sağındakiler Cennet ehlidir, solundaki karaltılar ise ateş ehlidir. Sağındakilere bakınca güler, solundakilere bakınca da ağlar. Sonra Cibril ile beraber ikinci semaya çıktık, kapıcısına aç dedi. Birinci semadaki olay tekrarlandı ve açtı. İdris’e (a.s.) uğradığımda dedi ki: Merhaba ey Salih peygamber Salih kardeş. Dedim ki: Kim bu? Dedi ki: Bu İdris. Sonra (Hz.) Musa’ya uğradık dedi ki: Merhaba ey Salih peygamber Salih kardeş. Dedim ki: Kim bu? Dedi ki: Bu Musa. Sonra (Hz.) İsa’ya uğradık. Dedi ki: Merhaba ey Salih peygamber Salih kardeş. Dedim ki: Kim bu? Dedi ki: Meryem oğlu İsa. Sonra (Hz.) İbrahim’e uğradık. Dedi ki: Merhaba Salih oğlu Salih peygamber. Dedim ki: Kim bu? Dedi ki: Bu İbrahim. Sonra beni en yüksek müstevaya çıkardı (Sidretul muntehaya). Orada kalemlerin levhalara kaderlerin yazı cızırtılarını işittim. Allah c.c. bana ve ümmetime elli vakit namazı farz kıldı. Bu emirle geri döndüm, (Hz.) Musa’ya uğradım. Musa dedi ki: Ümmetine Allah’ın neyi farz kıldı? Dedim ki: Onlara elli vakit namaz farz kıldı. Musa bana dedi ki: Allah’ına tekrar dön, ümmetinin buna gücü yetmez. Allah’ıma geri döndüm, yarısını farz kıldı. Musa’ya geri döndüm ve bildirdim, dedi ki: Allah’ına tekrar dön, ümmetinin buna gücü yetmez. Allah’ıma geri döndüm, Dedi ki: Beş vakit her vakite on sevap elli eder, bende söz değişmez. Musa’ya geri döndüm, dedi ki: Allah’ına dön, dedim ki: Artık Rabbimden utandım, sonra Cibril ile birlikte Sidretul Muntahadan ayrıldık çeşitli rengârenk ne olduğunu bilemediğim, anlayamadığım, anlatamayacağım şeyler gördüm, sonra Cennete girdim orada kat kat inciler ve toprağı da misk kokuyordu.” (Faydul kadir hadis no 5845)
(Miraç yolculuğu ile ilgili Kuran’ı Kerim şöyle buyuruyor: “Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescidi Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksa ya götüren Allah, O Gerçekten işitendir görendir.” (İsra süresi 1.âyet) Yukarıdaki âyeti kerimede peygamber s.a.v.’in yolculuğun sadece bir bölümünü, Mescid-i Haram dan (Mekke’den) Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya gidişini buyurmaktadır. Burada anlatıldığı üzere bu yolculuğun gayesi cenabı Allah'ın kuluna bazı ayetlerini göstermek istemesidir. Kuran’ı Kerim bundan başka ayrıntılara girmez fakat biz diğer ayrıntıları hadislerden öğreniyoruz.)
465- “ Âlim ve âbid (Kulluk yapan)arasındaki fark benim ile ashâbım gibidir. Allah, melekler ve semâvat ehli, yeryüzü, hatta yuvasındaki karıncalar, hatta balıklar, insanlara hayırlı ilim öğreten ilim sahibine salavât getirirler.” ( Faydul kadir hadis no 5859 )
(Yüce Allah’ın salavâtı, o kişiye rahmet ve mağfiretidir. Meleklerin salavâtı ise o kişi için Allah’a dua ve istiğfar etmektir.)
466- “Cemaat ile kılınan namaz ile tek kılınan namaz arasında yirmi beş derece üstünlük vardır. Gece ve gündüz melekleri, sabah namazında bir arada toplanırlar.” (Faydul kadir hadis no 5870)
467- “ Cuma günü öyle bir zaman dilimi vardır ki, kulun Allah’tan af dilemesi o vakti bulursa mutlaka af olunur.” ( Faydul kadir hadis no 5914 )
468-“ Cennette, hiçbir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği, hiçbir kalbin hissetmediği güzellikler vardır.” (Faydul kadir hadis no 5920)
(Yukarıdaki 5920 nolu Peygamber s.a.v.’in sahih hadisi şerifinde ve Kuran’ı Kerimdeki âyeti kerimeler ve diğer hadisi şerifler bizlere Cenneti şöyle tarif etmektedir : Cennette, cennet ehli canlarının çektiği her türlü meyveyi yiyebilecekler ve meyve koptuğu anda yerine yenisini hemen oluşacak, giymek istedikleri her türlü inci ve yakutlarla bezenmiş türlü ipeklerden yapılmış çekici güzellikteki elbiselere hemen sahip olabilecekler. Cennette içmek için, bal ırmaklarının, süt ırmaklarının, Cennet şarabı ırmaklarının ve tatlı su ırmaklarının olması. Yeme ve içme sonucunda ne tükürme var ne sümkürme ne idrar ne tuvalet ihtiyacı olmadığı için hiçbir pisliğin oluşmaması. Yenilenin ve içilenin misk gibi kokan bir ter şeklinde hiçbir rahatsızlık vermeden vücuttan atılması. Cennette inşallah yiyeceğimiz meyveler dünyadakilere benzeyecek fakat lezzeti bütünüyle farklı, kıyas edilemeyecek derecede dünyada yediklerimizden lezzetli olacağı buyrulmaktadır. Kuran’ı Kerimdeki bazı âyeti kerimeler şöyledir : “Ki bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir. Beğendikleri meyveler, canlarının çektiği kuş etleri, iri gözlü huriler, saklı inciler gibi yaptıklarına karşılık olarak verilir. Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.” (Vakıa süresi 19. âyetten 25. âyete kadar) Ayrıca cennet ve güzellikleriyle ilgili Kuran’ı Kerimde 150’ye yakın âyeti kerime vardır. Yukarıda yapılan yorumlar ve tariflerin tamamı dünya ölçülerine göredir. Biz cennetteki her türlü nimetin esas tadını yedikten sonra ancak değerlendiririz. Cennette ilâhi gücün ürettiği, cennetteki yiyecek ve içeceklerin tadı ve lezzetiyle dünya yiyecekleri arasında hiçbir şekilde orantı kuramayız. Yukarıdaki hadisi şerifte bizim daha hiç bilmediğiniz, görmediğiniz, hissetmediğimiz güzelliklerin var olduğu buyrulmaktadır. Peygamber s.a.v. sahabeler ile otururken, Cebrail a.s. önüne bir tabak cennet üzümü koymuş Peygamber s.a.v. eliyle yavaşça itelemiş, bu olay birkaç kez tekrarlanmış sonra sahabeler sormuşlar. Nedir o olay ya rasulullah? Peygamber s.a.v. şöyle yanıtlamış: Canım çok üzüm çekmişti, Cebrail bana bir tabak üzüm getirdi onu yemekten imtina ettim eğer yeseydim, o tat ve lezzet bana dünya meyvelerinden hiç birini yedirtmezdi buyurmuştur. 3765 nolu hadisi şerifte, Peygamber s.a.v.’in cennetteki havuzundan su içen hiç susamaz buyruğu vardır. Peki, dünyamızda içildiğinde hiç susatmayan su var mıdır? Hayır yoktur. Sonuç olarak, biz küçücük aklımızla cennetin güzelliği ve içindekilerin zarafetini, yiyeceklerinin tadını ve lezzetini idrak edecek kapasiteye sahip değiliz. Ancak gördükten sonra ve tattıktan sonra anlayabiliriz. Cenabı Allah görmemizi tatmamızı, Cennet ehli olmamızı Cennette Peygamber efendimiz s.a.v.’e komşu olmamızı nasip etsin.)
469- “ Çörek otunda, ölümden başka her hastalığa şifa vardır.” ( Faydul kadir hadis no 5921 )
(Çekilmiş veya dövülmüş olarak önceden bala karıştırılmış çörek otunu her sabah aç karnına bir kahve kaşığı alan kişi mutlaka şifa bulur veya olası çirkin hastalıklardan Allah’ın izni ile korunur.Arıca ilerideki 7414 nolu hadisi şerif de şöyle buyuruyor : “(Şayet bir bitkiye) Ölüm için şifadır denecek olsaydı, sina mekki otu olurdu.” Söz konusu bitki ise Mekke dağlarında sıkça yetişir.)
470- “ Medine’nin yüksek yerlerinde yetişen hurma aç karına yenirse sihire ve zehirlenmeye karşı şifadır.” ( Faydul kadir hadis no 5955 )
Cenabı Allah Müminleri Kuran’ı Kerimden ve peygamberimiz s.a.v.’in yolundan ayırmasın. Hepimize Dünyanın ve ahiretin güzellikleri nasip etsin. Hepimizi Peygamberimiz s.a.v. e Cennette komşu eylesin.
Sevgiler ve saygılar… Hoşçakalın… Mekkavi…